Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Hukuk

  • Başlangıçta süresi iki yıl olan bu İstiklal Mahkemeleri 4 Mart 1929’da hukuken sona erdiler ancak 31 Temmuz 1932’de çıkarılan İstiklal Mahkemeleri Kanunu ve ekleri, 1949 yılına kadar yürürlükte kaldı. Böylece İstiklal Mahkemeleri, tüm Tek Partili Dönem boyunca, rejim muhaliflerinin korkulu rüyası olmaya devam etti. Sf. 359 Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) –…

  • Zaten Mustafa Kemal daha 16/17 Ocak 1923’te İzmit Kasrı’ndaki basın toplantısında “İnkılâbın kanunu mevcut kanunlar üstündedir” diyerek, rotayı göstermişti. Hâkimler ile savcı arasındaki anlaşmazlık, “gerekirse kanunların üzerine çıkarız” görüşünün üstün gelmesiyle sonuçlandı. Sf. 354 Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 354) kitabından…

  • Şark İstiklal Mahkemesi’nin en genç üyesi Avni Bey, hatıralarında şöyle yazmıştı: “İstiklal Mahkemesi reisi ve azaları arasında normal bir münasebetin kurulduğunu görmek nasip olmadı. Herkesin kendine göre bir politikası, kendine göre bir hukuk anlayışı vardı. Heyet-i hâkime karar için bir odaya toplandıkları zaman, sık sık görüş ayrılıkları kendini gösterir, kavgalar başlar, bazen tabancalar çekilirdi.” Sf.…

  • 1793’te Fransa’da kurulan olağanüstü yetkilere sahip İstiklal Mahkemesi’nden esinlenilerek ’İstiklal Mahkemeleri‘ kuruldu. Mahkemelere en büyük itiraz, İkinci gurubun lideri Erzurum Milletvekili Hüseyin Avni Bey’den geldi. İstiklal Mahkemeleri, kanunla kuruldukları için hukuki idi ancak yargılama usulleri acısından hukuk dışıydılar, Çünkü üyeleri Meclis içinden seçiliyordu ama savcı hariç üyeleri hukukçu değildi. Kapılarının üstünde ‘İstiklal Mahkemesi Mücadelesinde Yalnız…

  • Dâhiliye Vekili Ferid Bey, Yusuf Bey’in endişe etmemesini, çünkü listeyi yaparken belli prensiplere sadık kaldıklarını açıkladı. Ancak Yusuf Bey’in ısrar etmesi üzerine patlayıverdi: “Efendim, prensip diye ne istiyorsunuz? Hain, hain[dir]. Ne prensibi? Yalnız hıyanetin vecih (yolu) ve nevi (türü) itibariyle ancak tasnif kabil (sınıflandırmak mümkün) olur. Yoksa prensip nedir?” Elbette bu cevaptan sonra Yusuf Bey’de…

  • Lozan’da sadece sayı tespit edilmişti. Listeye kimlerin konulacağına daha sonra karar verilecekti. Yani suçtan listeye değil, listeden suça gidilecekti. Sf. 323, 324 Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 323, 324) kitabından birebir alınmıştır.

  • 13 Temmuz’da Enver, Talat, Cemal Paşalar ile 13 kişi ölüm cezasına çarptırıldıktan bir süre sonra davalar durdu. İdama mahkûm edilenlerden sadece ikisi Erzincan Jandarma Komutanı ‘Hayran Baba’ lakaplı Hafız Abdullah Avni Bey 22 Temmuz 1920’de, Urfa Mutasarrıfı Nusret Bey ise 5 Ağustos 1920 de idam edildi. Gelişmelere bakınca Malta sürgünleri bu anlamda fırtınadan uzaklaşmışlardı. Sf.24,…

  • İlk ceza, Boğazlıyan Kaymakamı (daha sonra Yozgat Mutasarrıf Vekili) Kemal Bey’e verildi. 10 Nisan 1919’da idam sehpasına çıkarken “Sevgili Vatandaşlarım! Ben bir Türk memuruyum, Aldığım emri yerine getirdim. Vazifemi yaptığıma vicdanım emindir!” diyen Kemal Bey, böylece asıl suçluların kimler olduğuna dair tarihe not düşmüştü. Ancak cenaze töreni İstanbul’da büyük bir İttihatçı gösterisine neden oldu. Sf.…

  • Başını Britanya ve ABD’nin çektiği uluslararası ağır baskıların yanı sıra içeriden gelen baskılar da ciddiydi; Peyam-ı Sabah, Hadisat, İleri, Alemdar,  Yeni İstanbul, İkdam, Yeni Gazete ve Zaman gibi İTC karşıtı gazetelerin yürüttüğü kampanyaların yanı sıra, 10 Ekim l918 de yeniden açılan Meclis-i Mebusan’ın ilk oturumlarından birinde İTC kökenli Trabzon Milletvekili Mehmet Hafız Bey’in savaş ve…

  • Akçam’ın tespitine göre, Dr. Sevag Çilingiryan’la birlikte Vahan Kehyayan, Artin Bogosyan, Taniyel Çıbukyaryan ve Onnik Magazacıyan adlı sürgünler de öldürülmüştü. Cinayeti İttihat Terakkinin Çankırı Kâtibi Mesulü olan Cemal Oğuz’un azmettirdiği Kürt Alo Çetesi’nin işlediği anlaşılmıştı. Bu kişiler hakkında soruşturma yapılmış ancak yargılamaya gerek duyulmamıştı. Sf. 250 1918 Mondros Mütarekesi’nden sonra İtilaf Devletleri’nin zorlamasıyla kurulan ve…

  • İlk iş de muhaliflere baskıyı artırmak oldu. 14 Nisan 1909 tarihli Serseriler ve Zanlı Kişilerle İlgili Kanun ile kişisel özgürlükler zaten büyük ölçüde kısıtlanmıştı. 25 Nisan I909’da ilan edilen sıkıyönetim 15 Temmuz’a kadar sürdü. Bu arada bir dizi yasaklayıcı kanun çıkarıldı. Bunlardan 17 Haziran 1909 tarihli İçtimaat-ı Umumiye Kanunu ile protesto toplantıları ve gösterileri yapmak…

  • Mesudî ve İbn Fadlan’a dayanılarak, bu tarihlerde, Oğuz boylarında servet farklılaşmasının başlamış olduğu ancak kabile demokrasisi kurumlarının hala yaşamakta devam ettiği söylenebilinir. Aralarındaki kararları tartışarak alır, problemleri tartışarak çözerlerdi. Herkes katılmadan karar almazlardı. Bir kişinin muhalefeti bile alınacak kararı bozardı. Fakir ve zengine bakmadan herkesin bir oy hakkı vardı ve hiçbir oy daha kıymetli değildi.…

  • Oğuzlar ticaret de yapıyorlardı. İranlı tüccarlarla kâr ortaklıkları kurarlar, kervanlara hayvan satarlardı. Ayrıca hayvanlarını kentlere götürerek de satarlardı. İbn Faldan bir Oğuz boyuna koyun satın almaya gelen İranlı bir tüccar ile ilgili ilginç bir hikâye anlatır. İran’da oğlancılık yaygındır. Buna karşılık Oğuz töresine göre de bu suçu işleyenler ölümle cezalandırılırlar. İranlı tüccar, evine konuk olduğu…

  • 624 yılında, Müslümanlar, Bedir’de bir Mekke kervanını bastılar ve soydular. Müslümanlar, Kureyş’in ana damarına, yapılan ticarete saldırıyorlardı. Ve böylece, parasızlık sorunlarını çözüyorlardı. Peygamber, amcası Hamza’yı, Kureyş konvoylarını soymaya yolladı. Arap yarımadasında, savaşların durduğu kutsal ayda bile soygunlar devam etti. Gelen ganimetler, başlangıçta, mescitte, büyük küçük, özgür köle, kadın erkek tüm Müslümanlara eşit dağıtılıyordu. Ama devletin…

  • Roma, Akdeniz’in en uygar ve iktisaden en gelişmiş yerlerini fethetmişti. Buralarda, üretim, İtalya’da olduğundan daha örgütlü ve daha kaliteliydi. Roma, bu kaliteli insanları ve el emeğini, Roma’da toplamanın veya Roma hizmetinde kullanmanın yolunu bulmuştu. Bu yol, köleleştirmekti. Köle, doğuştan olunurdu, borç ödenemediği için olunurdu, terk edilen çocuklar ve kaçırılan çocuklar ve yetişkinler köle kaynakları idi,…

  • Altıncı Fasıl: Mevaddı Müteferrika Vilâyat, Vilayetler İle İlgili Maddeler; Madde 89: Türkiye coğrafi vaziyet ve iktisadi münasebet noktai nazarından vilâyetlere, vilâyetler kazalara, kazalar nahiyelere münkasimdir (bölünmüştür, taksim edilmiştir) ve nahiyeler de kasaba ve köylerden terekküp eder (oluşur).  Madde 90: Vilâyetlerle şehir, kasaba ve köyler hükmî şahsiyeti haizdir.  Madde 91: Vilâyetler umuru tevsii mezuniyet ve tefriki…

  • Beşinci Fasıl: Türklerin Hukuku Âmmesi; Türklerin Genel Hukuku Madde 75: (Özgün hali) Hiçbir kimse mensup olduğu din, mezhep, tarikat ve felsefî içtihadından dolayı muaheze edilemez. Asayiş, âdabı muaşereti umumiye ve kavanine mugayir olmamak üzere her türlü âyinler serbesttir. Madde 75: (Değişik: 5/2/1937 – 3115 S. Kanun/md. 8) Hiçbir kimse mensup olduğu felsefî içtihad (görüş, bakış…

  • Beşinci Fasıl: Türklerin Hukuku Âmmesi; (Türklerin genel hukuku) Madde 68: Her Türk hür doğar, hür yaşar. Hürriyet, başkasına muzır olmıyacak her türlü tasarrufatta bulunmaktır.  Hukuku tabiiyeden olan hürriyetin herkes için hududu başkalarının hududu hürriyetidir. Bu hudut ancak kanun marifetiyle tesbit ve tâyin edilir. Madde 69: Türkler kanun nazarında müsavi ve bilâistisna kanuna riayetle mükelleftirler. Her…

  • Divanı Âli; Yüce Divan Madde 61: (Özgün hali) Vazifelerinden mümbais hususatta İcra Vekilleriyle Şûrayı Devlet ve Mahkemei Temyiz rüesa ve âzasını ve Başmüddeiumumiyi muhakeme etmek üzere bir (Divanı Âli) teşkil edilir. Madde 61: f1. (İlk Değişiklik: 5/2/1937 – 3115 S. Kanun/md. 6) Vazifelerinden münbais hususatta İcra Vekilleri ile siyasî müsteşarları ve Şurayı Devlet ve Temyiz…

  • Dördüncü Fasıl: Kuvvei Kazaiye, Yargı Gücü Madde 53: Mahkemelerin teşkilâtı, vazife ve salâhiyetleri kanunla muayyendir (belirlenmiştir). Madde 54: Hâkimler bilcümle dâvaların muhakemesinde ve hükmünde müstakil ve her türlü müdahalâttan âzâde olup ancak kanunun hükmüne tabidirler. Mahkemelerin mukarreratını Türkiye Büyük Millet Meclisi ve İcra Vekilleri Heyeti hiçbir veçhile tebdil (ortadan kaldırma) ve tağyir (değiştirme) ve tehir…