Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: İnançlar, Mezhepler

  • Tanrı öldü, uzun sürense cenazeyi kaldırma süreci. Radikal Müslümanlar 21. yüzyılı tam olarak kavrayamadıklarından liberalizm açısından gerçek bir tehdit oluşturamıyor, etrafımızda gelişen yeni teknolojilerin yarattığı görülmemiş tehlikeler ve fırsatlar hakkında kayda değer bir fikir geliştiremiyorlar. Sf. 281 Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı…

  • Demokratik seçimler yalnızca dini inanç ya da ulusal efsaneler gibi belli ortaklıkları paylaşan toplumlarda uygulanabilir. Seçimler temelde anlaşan insanlar arasındaki anlaşmazlıkları çözmek için bir yöntem olarak kullanılabilir. Sf. 262 Muhalif kampların sonuçlara saygı duymak için bir gerekçesi olmadığı bu gibi durumlarda, demokratik seçimler hiçbir derde devâ olamayacaktır. Sf. 263 Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir…

  • Hümanizm üç temel kola ayrılır. Ortodoks inanç, her bireyin kendine özgü bir iç sesi ve asla tekrar edilemeyecek deneyimleri olduğuna inanır. Sf. 260 Özgürlüğe yaptığı vurgu nedeniyle hümanizmin Ortodoks kolu “liberal hümanizm” ya da basitçe “liberalizm” olarak da bilinir. Sf. 260 19. ve 20. yüzyıllarda hümanizm hızla toplumsal destek ve siyasi güç kazandıkça birbirinden tamamen…

  • Bilim insanları yaklaşan tufanı durduramasa bile, en kötü ihtimalle, geride kalan milyarları boğulmaya terk ederek zenginlere yüksek teknolojili bir Nuh’un gemisi yapabilirler. Son teknoloji ürünü Nuh’un gemisine duyulan bu inanç, hâlihazırda insan türünün ve tüm ekosistemin karşısındaki en büyük tehdit olabilir. Öteki dünyada bir cennet olduğuna inanan insanlara nükleer silahların verilmemesi gerektiği gibi küresel ekolojinin…

  • 1600’lerde Kahire’ye ya da İstanbul’a seyahat ettiğinizde çok kültürlü ve hoşgörülü metropollerle karşılaşırdınız; Sünniler, Şiiler, Ortodoks Hıristiyanlar, Katolikler, Ermeniler, Kiptiler, Yahudiler, hatta zaman zaman Hindular bile görece uyum içinde hep birlikte yaşarlardı. Osmanlı İmparatorluğu dini sebeplerle ayrımcılık yapsa ve aralarında kendilerince çatışmalar yaşansa da Avrupa’yla karşılaştırıldığında özgürlüklerle dolu bir cennetti. Sf. 208, 209 Alıntı; Homo…

  • Örneğin Davud muhtemelen MÖ 1000 yıllarında yaşamıştır ama Eski Ahit’in beşinci kitabı olan Tesniye’nin yaklaşık MÖ 620’de Yehuda Kralı Yoşiyahu’nun sarayında, kralın otoritesini güçlendirmek amacıyla bir propaganda aracı olarak kaleme alındığı kabul edilir. Eski Ahit’in üçüncü kitabı olan Levililer ise çok daha geç bir tarihte bir araya getirilmiştir, MÖ 500’den önce derlenmiş olması mümkün değildir.…

  • Her dinin müritleri kendi inançlarının tek doğru olduğuna inanırlar. Herhalde yalnızca tek bir dinin müritleri haklı. Sf. 194 Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 194) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsanlar inanmayı bıraktığı anda buharlaşacak tek şey para değildir. Aynı şey yasalar, tanrılar, hatta koca koca imparatorluklar için de geçerlidir. Dünyayı şekillendirenler bir bakmışsınız bir anda yok olmuşlar. Akdeniz Havzası’nın bir zamanlar en kıymetli tanrıları olan Zeus ve Hera, bugün kimse onlara inanmadığı için artık tarihsel birer figürdür. İnsan ırkını topyekûn ortadan kaldırabilecek Sovyetler Birliği…

  • Ruhu da benzer bir kader bekliyordu. Binlerce yıl boyunca insanlar tüm davranışlarımızı ve kararlarımızı ruhun şekillendirdiğine inanıyordu. Ancak ruhun varlığını destekleyen hiçbir kanıt bulunmazken, başka teorilerin güç kazanmasıyla birlikte yaşambilimleri ruh kavramını da tarihin tozlu sayfalarına gönderdi. Pek çok biyolog ve doktor kişisel olarak hâlâ ruhun varlığına inanıyor olabilir ama bilimsel bir yayında bu inancını…

  • Evrim teorisi, basit ve net bir esasa, en uyumlu olanın hayatta kalması ilkesine dayanır. Oysa görelilik kuramı ve kuantum mekaniği bir şeyin yoktan var olabileceğini, zamanın ve uzayın bükülebileceğini ya da bir kedinin aynı anda hem hayatta hem de ölü olabileceğini savunur. Sağduyumuzla dalga geçmesine rağmen kimse masum ilkokul çocuklarını bu rezil fikirlerden korumaya çalışmıyor.…

  • 2012’deki Gallup anketine göre ABD’de nüfusun yalnızca yüzde 15’i Homo sapiens’’in herhangi ilahi bir etki olmadan doğal seçilimle evrimleştiğine inanıyor; yüzde 32’si insanların milyonlarca yıl içinde erken yaşam formlarından günümüze evrimleştiğini ancak tüm bu sürecin tanrı tarafından yönetildiği inancını sürdürüyor; yüzde 46’sıysa İncil’de anlatıldığı gibi tanrının geçtiğimiz 10 bin yılda insanlara günümüzdeki hâlini verdiğini düşünüyor.…

  • Bilim insanları Homo sapiens’i on binlerce tuhaf deneye tabi tutup, kalbimizin her köşesine, beynimizin her kıvrımına bakmalarına rağmen, bu zamana değin büyülü bir özellik tespit edemediler. Tıpkı inekler gibi Sapiens’in de ruhu olduğuna dair tek bir kanıt bile mevcut değil. Sf. 112 Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan…

  • Teizm Tanrı adına geleneksel tarımı, hümanizmse insan adına modern endüstriyel tarımı meşrulaştırır. Endüstriyel tarım insanların ihtiyaçlarını, arzularını ve taleplerini kutsarken diğer her şeyi görmezden gelir. Endüstriyel tarım insan doğasının kutsallığına sahip olmayan hayvanlarla aslında hiç ilgilenmez. Modern bilim ve teknoloji insanlara antik tanrılardan çok daha büyük güç sağlayınca da tanrı bir işlerine yaramaz. Bilim de…

  • Tarım Devrimi teist dinlerin doğmasına neden olurken Bilimsel Devrim de tanrıların yerine insanların geçtiği hümanist dinleri yarattı. Teist dinler Yunancada tanrı anlamına gelen theos’a taparken hümanistler insana taparlar. Liberalizm, komünizm ve Nazizm gibi hümanist dinlerin temelinde, Homo sapiens’in evreni anlamlandıran ve ona hükmeden özgün ve kutsal özüne duyulan inanç yatar. Sf. 108, 109 Alıntı; Homo…

  • Bu nedenle Eski Ahit’te tanrı asla ölümden sonra cezalandırmaktan bahsetmez, ödüller vaat etmez. İsrailoğulları’na, “[…] Size bildirdiğim buyruklara iyice kulak verirseniz […] ülkenize ilk ve son yağmuru vaktinde yağdıracağım. Öyle ki tahılınızı, yeni şarabınızı, zeytinyağınızı toplayasınız. Tarlalarda hayvanlarınız için ot sağlayacağım, siz de yiyip doyacaksınız. Sakının, ayartılıp yoldan çıkmayasınız; başka ilahlara tapmayasınız, önlerinde eğilmeyesiniz! Öyle…

  • Siborg mühendisliği bunu bir adım öteye taşıyarak organik bedeni organik olmayan biyonik eller, yapay gözler ya da kan dolaşımımızda seyrederek sorunlarımıza teşhis koyup hasarları onaracak nanorobotlar gibi araçlarla birleştirecek. Böylesi bir siborg, herhangi organik bir bedenin hayal bile edemeyeceği kabiliyetlere sahip olacaktır. Sf.56 Öte yandan bir siborg, aynı anda birden fazla yerde var olabilir. Siborg…

  • Genlerimiz, hormonlarımız ve sinir hücrelerimizdeki görece küçük değişiklikler, taştan kesici aletler yapmanın ötesine geçemeyen Homo erectus’u uzay gemisi ve bilgisayarlar üreten Homo sapiens’e dönüştürmeye yetti de arttı bile. DNA’mız, hormon sistemimiz ve beyin yapımızdaki birkaç minik değişiklikle neler ortaya çıkabileceğini kim bilebilir? Biyomühendislik doğal seçilimin bütün hünerini sergilemesini sabırla beklemeyecektir. Biyomühendisler eski Sapiens bedeninin genetik…

  • İnsanları tanrı mertebesine yükseltmek muhtemel üç şekilde ilerleyebilir: Biyoloji mühendisliği, siborg mühendisliği ve organik olmayan varlıkların mühendisliği. Sf. 55 Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 55) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hazzın ve ölümsüzlüğün peşinde koşan insanlık, sahiden de tanrılar katına yükselmeye çalışıyor. Sadece ilahi olduğu için değil, yaşlılık ve ıstırabın üstesinden gelebilmesi, biyolojik temelleri üzerinde tanrısal bir kontrol edinmesini gerektirdiği için. Sf. 55 Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf.…

  • 18. yüzyılın sonunda İngiliz düşünür Jeremy Bentham, en yüce değerin “çoğunluğun mutluluğu” olduğunu belirterek devletin, piyasanın ve bilimsel camianın varlığının kayda değer tek amacının küresel mutluluğu artırmak olması gerektiğini savunmuştur. Siyasetçiler barışı sağlamalı, girişimciler refahı artırmalı ve bilim insanları kralların, devletin ya da tanrının şanı için değil, siz ve benim gibiler daha mutlu bir hayat…