Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: İnançlar, Mezhepler

  • Birisine fiziksel olarak dokunmak bir zihin genişlemesidir; onun da aynı karşılığı vermesi bir geribildirim döngüsü yaratır. Genişlemiş zihnin evrimle ortaya çıkan ilk biçimi dildi; dilin erişim alanı yazıyla daha da genişledi, ardından aynı sonucu veren matbaa, basılı kitaplar ve gazeteler geldi. Yakın dönemde radyo, televizyon ve özellikle internet, beyni üst büyüklüğe taşınmış ve zihnin bütün…

  • Bizler, anlamlı kalıplar bulma ve onlara amaçlı özne yükleme eğiliminin doğuştan yön verdiği doğaüstücü varlıklarız. Sf. 119 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 119) kitabından birebir alınmıştır. BİLGİ BAKKALI (2023); Türker Kılıç; “Dini köktenciliğin beyindeki bağlantısallık merkezlerini çalışan önemli bir araştırma yayınlandı.…

  • İnançlılar rastlantısallıkta daha büyük anlam bulurlar. Sf. 106 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 106) kitabından birebir alınmıştır.

  • Boş inanca dayalı ritüellerin düzeyi, belirsizlik düzeyiyle birlikte yükselir. “Şans ve tesadüfi kaza unsurlarının, umut ile korku arasında duygusal etkileşimin geniş ve kapsamlı bir alan bulduğu durumlarda büyüyü görürüz,” diye açıklar Malinovvski. “Uğraşın kesin ve güvenilir olduğu, rasyonel yöntemlerle ve teknolojik süreçlerle sıkıca denetlendiği durumlarda büyü görmeyiz. Dahası, tehlike unsurunun bariz olduğu durumlarda büyüyle karşılaşırız.”…

  • Aslında, normal-ötesi ve doğaüstü olaylar konusunda kendilerini “kuşkucu” sayan insanlar genelde içsel kontrol odağı bakımından, duyu ötesi algı, tinselcilik, ruh göçü ve mistik deneyim konusunda “inançlı” olduklarını belirten insanlar ise genelde dışsal kontrol odağı bakımından yüksek düzeye varırlar. Sf. 103 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı…

  • İnsanlarda ensest tabusu açısından bir tür tersine mühürleme görülebilir. Çocukluğun kritik döneminde sıkı yakınlık içinde büyüyen iki kişinin yetişkinlikte birbirlerini cinsel bakımdan çekici bulma olasılıkları düşüktür. Evrim bir pratik kuralı kafamıza programlamıştır: Birlikte büyüdüğün kişilerle cinsel ilişkiye girme; çünkü onlar büyük olasılıkla kardeşlerindir ve bu yüzden genetik olarak sana benzerler. Sf. 91 Alıntı; İnanan Beyin…

  • Her türlü öğrenmeyi nasıl ki ortadan kaldıramazsak, boş inanca dayalı öğrenmeyi de ortadan kaldıramayız. Doğru kalıp tanımanın hayatta kalmamızı sağlamasına karşın, yanlış kalıp tanıma mutlak ölmemize yol açmaz; bu yüzden kalıpsal-yaklaşım fenomeni doğal seçilimin savurma sürecine ayak diremiştir. Sağ kalmak ve üremek açısından bağlantılar kurmak zorunda olmamız nedeniyle, doğal seçilim bütün bağlantı kurma stratejilerini, hatta…

  • Bir inanca bağlandıktan sonra, insanlar ne kadar akıllı olurlarsa, inançlarını rasyonelleştirmede o ölçüde ustalaşırlar. Bundan çıkan sonuç şudur: Akıllı insanlar saçma şeylere inanırlar; çünkü akıldışı sebeplerle vardıkları inançları savunmada hünerli olurlar. Sf. 55 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 55) kitabından birebir…

  • İnandığınız şey, gördüğünüz şeydir. Etiket davranıştır. Teori, verileri kalıba döker. Kavramlar, algıları belirler. İnanca bağlı gerçekçilik budur. Sf. 37 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 37) kitabından birebir alınmıştır.

  • Beyin bir inanç motorudur. Duyular aracılığıyla beyne akan duyusal veriler doğal olarak kalıplar aramaya ve ardından bulduğu kalıplara anlam katmaya başlar. İlk sürece hem anlamlı, hem de anlamsız verilerde anlamlı kalıplar bulma eğilimi anlamında kalıpsal-yaklaşım diyorum. İkinci sürece ise kalıplara anlam, amaç ve özne katma eğilimi anlamında öznesel yaklaşım diyorum. Bundan kaçınamayız. Beynimiz dünyamızdaki noktaları…

  • Doğru olmasını istediğimiz şey ile gerçekten doğru olan şey arasındaki farkı nasıl anlayabiliriz? Bunun cevabı bilimdir. İnançların sağlam bulgulara ve ampirik verilere dayandırılmasının beklendiği bilim çağında yaşıyoruz. Peki, o halde neden birçok insan çoğu bilim insanının inanılmaz saydığı şeylere inanıyor? Sf.14 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2.…

  • Gerçeğin orada bir yerde olduğuna inanmasına inanıyorum; ama gerçek seyrek olarak apaçıktır ve hiç de basit değildir. Duygular temelinde inanmak istediğim şey ile bulgular temelinde inanmam gereken şey, her zaman çakışmaz. Bir kuşkucu olmamın sebebi; inanmak istememem değil, bilmek istememdir. Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı…

  • Dataizm içi boş kehanetlerden ibaret değildir. Her din gibi uygulanabilir buyrukları vardır. Bir Dataist her şeyden önce daha fazla kitle iletişim aracına bağlanarak veri akışını olabildiğince artırmalı ve bunun sonucu olarak olabildiğince çok bilgi üretmeli ve tüketmelidir. Tıpkı diğer başarılı dinler gibi, Dataizm de misyonerdir. Dataizm’in ikinci buyruğu her şeyin, hatta bu devasa ağa bağlanmak…

  • Bu dinin en yüce değeriyse “bilgi akışı”. Eğer yaşam bilginin devinimiyse ve biz yaşamın iyi olduğuna inanıyorsak, o halde evrendeki bilgi akışını artırmamız, derinleştirmemiz ve yaymamız gerekir. Sf. 397 Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 353, 354) kitabından birebir…

  • Dataizm iki farklı bilimsel akımın yarattığı büyük sarsıntının kesişiminden doğdu. Charles Darwin’in Türlerin Kökeni’ni yayımlamasından yüz elli yıl sonra; yaşambilimleri, organizmaları biyokimyasal algoritmalar olarak değerlendirmeye başladı. Bu büyük gelişmeyle eş zamanlı olarak, Turing Makinesi’nin üzerinden geçen seksen yılın ardından, bilgisayar bilimciler gittikçe karmaşıklaşan algoritmalar yaratmayı başardı. Bu iki önemli gelişmeyi birleştiren Dataizm, aynı matematik kanunlarının…

  • Bu durum, siyasette “Şehitlerimizin Kanı Boşa Dökülmedi” olarak karşımıza çıkar. İtalya 1915’te İtilaf Devletlerinin yanında I. Dünya Savaşı’na katılır ve amacının Avusturya-Macaristan İmparatorluğu tarafından “haksızca” alıkonulmuş iki “İtalyan” bölgesi olan Trento ve Trieste’yi “özgürleştirmek” olduğunu ilan eder. İtalyan siyasetçiler parlamentoda ateşli konuşmalar yaparken, tarihi düzelteceklerine ve antik Roma’nın ihtişamlı günlerine döneceklerine ant içerler. Yüz binlerce…

  • Tüm bu hayallere yürekten inanan Don Quijote bir gün gerçek bir insana saldırıp onu öldürürse ne olur diye düşünür Borges. İnsanlık hâline dair temel bir soru yöneltir: Anlatıcı benliğimiz tarafından örülen tüm bu masallar bir gün kendimize ya da etrafımızdakilere korkunç acılar çektirirse ne olur? Sf. 312 Borges’e göre üç olasılık vardır. İlk ihtimalde gerçek…

  • Geçtiğimiz yüzyılda bilim insanları Sapiens’in kara kutusunun kapağını araladı ve orada ne ruh, ne özgür irade, ne de “benlik” bulamadı, aynı fiziksel ve kimyasal yasalara tabi genler, hormonlar ve nöronlar gerçekliğin geri kalanına hükmediyordu. Sf. 294 Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık…

  • Yüzyıl önce zamanın ruhunu yakalayabilen sosyalizm, sonrasında yeni teknolojilere ayak uyduramadı. Leonid Brejnev ve Fidel Castro, Marks ve Lenin’in buhar makineleri çağında ürettikleri fikirlere tutunmayı sürdürerek bilgisayarların ve biyoteknolojinin gücünü kavrayamadılar. Liberaller ise bilgi çağına daha iyi uyum sağladı. Sf. 287 Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur…

  • Pek çok toplum ne olduğunu anlayamadığından ilerleme trenini kaçırdı. Dayananda’nın Hindistan’ı ve Mehdi’nin Sudan’ı buhar makineleri yerine Tanrı’yla meşgul olmaya devam ederken sanayileşmiş İngiltere tarafından işgal edilip sömürgeleştirildiler. Sf. 286 Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 286) kitabından birebir…