Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: İnançlar, Mezhepler

  • İlk Grek filozoflarının sonuncusu, o da bir doğa filozofu olan, Demokritos’tur. Demokritos, M.Ö. 460 ve 370 yılları arasında Ege’nin kuzey kıyılarındaki bir kentte, Abdera’da yaşıyordu. Değişmezlik açısından kendinden önceki filozoflarla aynı görüşteydi. Doğadaki her şey gözle görülemez kadar küçük ve mutlak, hiçbir zaman değişmeyen yapı taşlarından oluşuyordu. Demokritos, bu en ufak parçalara atom dedi. Atom…

  • Çin’de tılsım ve muska kullanımı çok yaygındı. Birçok araştırmacı Çin kadar çok muska ve tılsım kullanan bir halk daha bulmak zordur demiştir. Yolculuklarda korunmak için, ruhlar ve hayaletlerden, hayvanlardan, kötü insanlardan, hastalıklardan korunmak için, akla gelebilecek her türlü kötü etkiden kurtulmak için muskalar vardır. Zenginlik ve mutluluk getirmesi için de tılsımlar, muskalar kullanılır. Alıntı; Bizimkiler…

  • Taoizm, Çin’in M.Ö. VIII. ve V. yy arasındaki bitmez tükenmez savaşlar esnasında feodal prenslere bağlanmak yerine sosyal hayattan tamamen çekilerek, düşünceye ve doğayı incelemeye dalan filozoflar arasında gelişmiştir. …. Taocu büyücü-rahiplerin öncelikleri, ilerde Batılı meslektaşlarının yapacaklarının tersine, altının peşinde olmak değildi. Onlar ölümsüzlüğün peşinde idiler. Vücudun kontrol altına alınmasına, bitkisel ve mineral içerikli maddeler kullanarak…

  • Konfüçyüs siyasi karışıklık içindeki bir ülkede düzeni ve adaleti aradı. İnsan hayatının çok ucuz olduğu bir dönemde insana saygıyı öğütledi. Eğitimin yaygınlaştırılmasını istedi. Yönetici ve bürokratik mevkilere soy ağacına bakarak yapılan atamalar yerine, bu mevkilere bilgili ve yetenekli kişilerin sosyal sınıflarına bakılmaksızın atanması fikrini savundu. Bütün bunlar o devirler için devrim niteliğinde fikirlerdi. Nitekim Üstat…

  • Budizm, Kişisel ıstıraba tevekkül ile katlanılmasını, diğer canlıların ıstıraplarının düşünülmesini, zihnen de olsa bütün canlıların sevinçlerine ve kederlerine ortak olmaya çabalanmasını, iyi olunmasını, merhametli olunmasını, yapılan hakaretlerin bağışlanmasını, başkaları için fedakârlık yapılmasını ister. İnsan, başkalarına yalnız varını yoğunu değil, zamanını, canını ve benliğini de vermelidir. Böyle davranan kimse, ne olursa olsun, gerçek bir Brahman’dır. “Yoksul…

  • Efesli Herakleitos’a göre ise, doğanın en belirgin özelliği değişimdi. M.Ö. 540 ile 480 tarihleri arasında, “her şey akar” diyordu. Her şey hareket etmektedir ve hiçbir şey kalıcı değildir. Bu yüzden “aynı dereye iki kez girmek mümkün değildir.” Ona göre dünyada hep zıtlıklar vardı. Hiç hasta olmamışsak, sağlıklı olmanın anlamını kavrayamayız. Hiç aç kalmamışsak, tok olmanın…

  • Orfeus’un Yunan mitolojisindeki öyküsü şöyledir. Orfeus şarkıları ile tüm doğayı etkilerdi. Karısı Euridike ölünce, buna dayanamadı. Ölüler ülkesi Hades’e gidip, karısını geri istedi. Karısını ona geri vermeyi bir şartla kabul ettiler. Yeryüzüne çıkana kadar, arkasını dönüp, Euridike’ye bakmayacaktı. Orfeus, dayanamadı, karısına baktı. Böylece sevgili karısını sonsuza kadar kaybetti. Orfizme göre ruh ölümsüzdü. Bedende hapsolmuş bulunan…

  • Kenan ülkesinde, kral Süleyman tahttaydı. İbrani Tanrısına gelince, başlangıçta, Şaman nitelikli bir Tanrı olan Sina dağı Tanrısı Yahova, İsrail birliği kurulurken, yavaş yavaş insan nitelikli bir Tanrıya dönüştü. Artık, Yahova, insanınkine benzer organlara, gözlere, kulaklara, ellere, yüreğe ve soluğa sahipti. Düşünce ve duyguları bir insana çok benziyordu. Hakaret görünce çok öfkelenirdi. Çok kıskanç bir tanrıydı.…

  • ”Mısırlılar, ölülere rehberlik ederek, öbür dünyada yapılacak yolculuğa yardımcı olması için, ölüler kitabını yazmışlardır. Ölüler Kitabının, Osiris önünde okunması için yazılmış bölümü şöyledir; “Hiç kimseye kötülük etmedim. Yakınlarımı bahtsızlığa sürüklemedim. Gerçek evinde alçaklık etmedim. Kimseyi gücünün dışında çalıştırmadım. Benim yüzümden kimse korku duymadı, yoksulluk ve acı çekmedi, bahtsız olmadı. Tanrıların kötü gördükleri şeyleri hiç bir…

  • Kenan ülkesine yerleşmeden önceki İsraillilere “Musa’dan önceki İbraniler” denir. İbranilerin, göçebe oldukları zaman kesiti, avcılıktan göçebeliğe geçişin ilk zamanları olduğundan, ailede kadın hâlâ ileri haklara sahipti. Çocuklar analarının klanından sayılırlardı. Bu geleneğin bir kalıntısı olarak, ana, uzun zaman çocuklarının adını seçme hakkını muhafaza etti. Çoğu zaman kadın kendi ailesi ile oturuyor, kocası da arada sırada…

  • Bu tarihlerde, Mısır’da, bundan sonra düşünce hayatını çok etkileyecek olan biri yaşadı. Bu adı Hermes Tut olan bir terziydi. Daha sonra, Hermes Tut’a Yunanlılar Hermes Trismegistus (üç kez bilgin), Yahudiler Honok, Araplar Hermes-ül Heramise diyeceklerdir. Kırk iki yapıtı olduğu söylenen terzinin papirüsleri günümüze ulaşamamıştır. Onun düşüncelerini, öğretisini takip edenler sayesinde, Mısır ve Grek dilinde yazılmış…

  • Öldükten sonra dürüst insanları bekleyen son Sümer’de çözümlenmeden kalmıştır. Çünkü “cennet” Sümer mitolojisine göre ölümsüz tanrıların yeridir. Sümer’de ölümden sonra ödül (cennet) ceza (cehennem) meselesi net olarak çözümlenmemiştir. Ama bu kavramlara doğru gidişin ipuçları vardır. Alıntı; Bizimkiler I (İlkler MÖ 200.000 ile 1800) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 143)…

  • Tanrıça “Nammu”, suyun, dipsiz denizin, her şeye can veren Tanrısıydı. Sümerler, bu arada kanallar, barajlar yaparak bir taraftan suyu yavaş yavaş kontrol altına alıyorlar, bir taraftan da köyler, ilerde kentlere dönüşecek olan kasabalar olarak büyüyorlardı. Tarımın ilerlemesi, iş bölümünün artması, Sümerlerin kozmos üzerinde daha fazla kafa yormasına sebep oldu. Yaşadıkları dünyayı tanımlamak istiyorlardı. Evrenin temel…

  • Materyalizmin felsefi karşıtı olan bu anlayışa “idealizm” diyoruz. Bu yaklaşıma göre insanlığın ve toplumun – ve de sanatın, bilimin, vs.– gelişimini belirleyen maddi süreçler değil fikirlerin gelişimi, insan düşüncesinin mükemmelleşmesi veya yozlaşmasıdır. Örneğin mekaniğin yasalarını ve gezegenlerle gök cisimlerinin hareket yasalarını incelemiş olan Isaac Newton, bu hareketlerin zihin veya düşünceyle belirlendiğini düşünmüyordu. Ama tüm maddeye…

  • Materyalist, sadece fikirler için değil, maddi olguların kendileri için de açıklama arar ve tanrılar ve benzeri doğaötesi müdahale odaklarına değil maddi sebeplere bakar. Bu Marksizm’in çok önemli bir yönü olup, onu kapitalist toplumda yerleşmiş bulunan diğer düşünme yöntemlerinden ve mantıklardan ayırır.       Alıntı; Marksizm, Diyalektik Materyalizm – İnternet (Sf. 2) kitabından birebir alınmıştır.                    

  • Dünyamızın ahenginin arkasında daha “büyük” bir şey olmalıdır. Birçokları bu kavramı “Tanrı” sözcüğüyle tanımlamayı tercih ederler. Bir bilim insanı olarak ben, onu “Büyük bir şey” olarak adlandırıyorum. Gözle görülemez ve diğer duyularımızla da kolayca algılanamaz olmasına karşın, yaşam bilimleri alanında çalıştığım için ben onun varlığının kuvvetle farkındayım. Genetik şifrenin kırılması gerçekten de olağanüstü bir becerinin…

  • Sahte dinin sömürüsü pahasına ‘dindar’ olmaktansa, dinsiz kalmayı tercih edin! Çünkü bu takdirde hiç değilse gerçek dinî bulma ümidiniz canlı kalır. Alıntı; Allah İle Aldatmak – Yaşar Nuri Öztürk, (Yeni Boyut Yayınları 2008 – Sf. ?) kitabından birebir alınmıştır.

  • Arapça koyun yünü, koyun postu anlamına gelen suf sözcüğünden türeyen sûfilik. Alıntı; İslam’da Bilimin Yükselişi ve Çöküşü – Cengiz Özakıncı, (Otopsi Yayınları 2004 – Sf. 369) kitabından birebir alınmıştır.                                                                          

  • Ermişlere tapınmacılık. Alıntı; İslam’da Bilimin Yükselişi ve Çöküşü – Cengiz Özakıncı, (Otopsi Yayınları 2004 – Sf. 369) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ata’nın oğlu Vasıl’ın önderliğinde kurulan Mutezile mezhebi, … Emevilerin koyu karanlık baskıcı yönetimine karşı çıkarak; “Ümmet imamını seçebildiği gibi onu azl edebilir de” görüşünü savunanlarca oluşturulmuştur. Emevilerin kan dökücü, baskıcı, korkunç yönetimi altındaki Müslümanlar arasında, biri katlanıcı boyun eğici sufilik (tasavvuf)  akımı, diğeri akla dayalı, bilimci, başkaldırıcı, Mutezilecilik olmak üzere başlıca iki akım ortaya çıkmıştı……