Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: İslamiyet, Hz. Muhammet

  • “-Adam olmak demektir hocam! Adam olmak! İlk Meclis’te, bir gün, laiklik konuşuluyordu. … din alimlerinden bir arkadaş, kürsüye geldi, alaycı bir tavırla; “Arkadaşlar bir laikliktir gidiyor. Affedersiniz, ben bu laikliğin anlamını anlayamıyorum!” diyor. Riyaset makamında oturan Mustafa Kemal Paşa dayanamamış; “-Adam olmak demektir hocam! Adam olmak!” .. bu cevabı alan mebus arkadaşımız hoca efendi, bir…

  • Harbord Misyonundan üçüncü adam, Tuğgeneral Mosley’dir; görüşmede General Mosley de bulunuyor. Mosley, daha önce değinmiş bulunuyorum, ayrı bir rapor kaleme alıyor, buna göre Mustafa Kemal, Harbord Heyeti ile görüşürken daha önce yabancı devletlerle ilişkilerden yakınıyor ve bunların Türkiye’yi yönetmeye kalktıklarını söylüyor ve daha sonra da, «eğer mandanın verileceği ulus Amerika ise hiç bir güçlük olmayacaktır»…

  • Din, şiddete muhtaç ve şiddet, din’e ihtiyaç duyuyor. Şamanizm ile yola çıkan Türkiye’nin ırkçıları çok hızlı bir biçimde İslâm’a dönüyorlar. Şamanizm’e bağlı kalmak isteyenleri döverek dışarıya atıyorlar. Sf. 433 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 433) kitabından birebir alınmıştır.

  • (ABD Ankara Büyükelçisi) “Grew; ‘…Hükûmet bu olayı kendi yararına kullanmaya hazır ve kararlı idi.’   Duygusuz yabancı, Menemen Olayı sırasında, Yedek Subay Kubilay’ın gereksiz bir telaş ile işi büyüttüğünü, resmi basının ileri sürdüğü gibi, kafasının kopartılıp bir sopaya takıldığı veya kanının içildiği gibi süslemelere inanmamak gerektiğini rapor etti.” Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın…

  • “Korkudandır; Korkan insanın soyutlamasından dinler doğuyor. Tanrı ve şeytan her dinde var, insanoğlunun ilk büyük soyutlamalarından çıkıyor. Tanrı, en soyuttur; resminin yapılamaması, soyut olmasından kaynaklanıyor….   Şeytan, korkunun kaynağını, Tanrı da korkudan kurtulmayı anlatıyor. İlkel insan, bu kadar bir soyutlamaya dayanamadığı için, Tanrı’yı ya da şeytanı ve genellikle her ikisini fetiş’e indiriyor.” Alıntı: Aydın Üzerine…

  • “Korku, aklın durmasıdır.    Aklın durduğu yerde bilgisizlik başlıyor, cehalet çıkıyor.     Öyleyse cehalet dönemi için aklın durması zorunludur. Aklın durması için ise korku gerekiyor.   Korkuyu bilimin içine sokmak gerek; çünkü bilimin düşmanıdır.  Bilen insanı cahilleştirmek için korkutmak zorunludur…. Korku insana özgüdür; insan korkuyor… Hayvanı korkutarak cahilleştirmek mümkün değil; çünkü hayvan hem bilmiyor ve hem de…

  • “Tanrı, bakıştır…    Bilim, bakıştır.     İdeoloji, bakıştır…    Her birisi ayrı ayrı bakış olduğu için Tanrı ile bilim’in yan yana gelmesi mümkün olamıyor. Bilim hep Tanrı’ya karşı geliyor.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 294) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Ahmet Emin Yalman’a Malatya Suikastı Davası’ndaki savcılık iddianamesine göre, homoseksüel olduğu gerekçesi ile Necip Fazıl Kısakürek, Heybeliada’daki Bahriye mektebinden atılıyor… Necip anılarında bunun iftira olduğunu söylüyor. Necip’in İslamcılığı, rejimin izini ve dürtüsü ile başlıyor. Necip bütün ömrü süresince, iktidardakilerin izninin dışında bir adım bile atmıyor.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları…

  • “Kurtuluş Savaşı, belki de bütün savaşlar içinde en renksiz olanıdır; bir ideoloji ile başlamaması bir yana bir ideolojik netlik kazanmasını önlemek için büyük bir titizlik gösteriliyor.    Kurtuluş Savaşı’nın en belirgin ideolojik çizgisi İslamcılıktır.  Köylüler Kurtuluş Savaşı’nda önemli ölçüde uzak durdular.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 90,…

  • “Ali Süavi Kemalizm’in 40’lı yıllarda keşfettiği yenilikçisi. Namık Kemal Londra’da Kur’an’ı matbaada bastırmak isteyince Ali Süavi karşı çıkıyor. Gerekçesi ise, taş baskıda kullanılan mürekkepte domuz yağı bulunması.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 71) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Falih Rıfkı ‘Baş Veren İnkılâpçı’ adlı kitabında ‘İlk Kuvayı Milliye Meclisi Anadolu’da yüzlerce medrese açmıştır ve resim dersini yasaklamıştır.’” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 68) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Kemalizm, dinci ve tekkecidir; daha önceleri kapatmayı düşündüğü yönünde hiçbir işaret ve belgeye rastlanmıyor.    Kemalizm’in tekke düşmanlığı, Şeyh Sait’in rejimi tehdit etmesinden sonrasına rastlıyor.    Kemalizm, ilk fırsatta kapattığı tekkelerle bir sevgi bağı kurmaya başlıyor.     Yunus’u (Yunus Emre) politika sahnesine çıkarıyor.      Yunus, Cengiz istilasının yıkımında yeşermiş bir renksiz ve cansız çiçektir.” Tüm Yunus mensupları hedonist…

  • “Devrim, aynı zamanda olumlu bir bilgi felsefesi yaratma işidir; restorasyon tam bunun tersine düşüyor.    Tüm restorasyon dönemlerinde, din’e ve daha da önemlisi obsküriteye, bilinmezliğe, agnostisizme bir net dönüş var.    Cumhuriyet, İslamcı şair Mehmet Akif’in İstiklâl Marşı ile yürüyor ve kendi restorasyonunun doruk zamanında bir başka İslamcı Şemsettin Günaltay, Başbakanlık koltuğuna oturuyor. (CHP döneminin son başbakanıdır)…

  • “Kemalizm, İslamcılığı içinde barındırıyor.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basım – Sf. 29) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Tasavvuf, esnafın İslamik ideolojisidir.   Esnaf, tasavvufun doğuş zamanlarında okuyan ve kültürlü bir katmandır; tüccar ile birlikte toplumdaki kültür birikiminin taşıyıcıları arasında yer alıyor.   Yunus ise tüm cehaleti ile bir kültürsüzlüğü ve cahilleşme sürecini temsil ediyor. Buna köylüleşme demek daha uygun. Ümmi (okur-yazar olmayan) Yunus, (Kemalizm’in) ihtiyaç duyduğu cahilleşme ve köylüleşmeye cevap veriyor.      Kemalizm ..köycülükle…

  • “Kemalist restorasyon, Kemalist devrimin yarattığı zenginlere, arazi kanunun ilgasından (kaldırılmasından) sonra, yeni Medeni Kanun ile büyük toprak sahipliklerinin tesciline, bu yolla yaratılan büyük toprak sahiplerine, ordu müteahhitlerine, savaş zenginlerine dayandı.   Yunus Emre ile açılan kapıdan Mevlana edebiyatı ile mistisizm ile dinsellik koyulaştırıldı.     Büyük Fransız Devrim’i feodaliteyi kaldırdı; köylüler feodal boyunduruktan kurtarıldı. Ancak Napolyon’dan başlayarak…

  • “Bektaşilikte “Ben ve Tanrı’dan başka bir şey yok” düşüncesi hâkim.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 632) kitabından birebir alınmıştır.

  • BAKKAL’IN YORUMU (1995, 2008): Hoca’ya göre, Birinci Dünya Savaşı’nda yöneticiler İslam ülkelerinin kendilerinden yana cihat edeceklerini zannediyorlar. Bunun hayal kırıklığı laisizmi pompaladı. Müslüman devletlerinin Osmanlı Devleti üzerinde yıkıcı etkileri oldu. Cumhuriyetin ilk on-on beş yılında Musul ve Hatay gibi önemli sınır tartışmaları da laiklik düşüncesine ivme kazandırıyor. Yalçın Küçük’ün bu görüşlerine katılıyorum ancak Laikliğin ivme…

  • “Birinci Tez: Türk gericiliği aydın düşmanlığıyla başlar.  İkinci Tez: Türk aydını, memur olarak doğduğu için, Türk gericiliği bürokrasi düşmanıdır.    Üçüncü Tez: Türk gericiliği Tanzimat düşmanıdır.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 589, 590) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Dine karşı en şiddetli tepkiyi II. Mahmut gösterdi. Bektaşi tekkelerini dağıttı,… Kavuklu mezar taşlarını bile kırdırttı. Kemalizm, din kurumuna değil dinin bazı kurumlarına cephe aldı….  Her iki hareket de hiçbir zaman teorik bir özellik kazanmadı.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 562) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN…