Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
recent posts
- NURİ DERSİMİ, “MİLLETLER CEMİYETİ UMUMİ KÂTİPLİĞİNE” BAŞVURUDA BULUNDU
- DERSİMLİLER LİDERLERİNİ PUSUYA DÜŞÜRÜP ÖLDÜRMÜŞLER
- DERSİM’DEKİ İLK ASKERİ BİRLİĞİN KOMUTANI ELAZIĞ’IN MIĞI KÖYÜNDEN VE ALEVİ
- DERSİM HAREKÂTI NEDEN 1937 YILINDA YAPILDI
- “CUMHURİYETİN KAHREDİCİ ORDULARI TARAFINDAN MAHVEDİLECEKSİNİZ”
about
Kategori: İsmet İnönü
-
Yine aynı gün, hava kuvvetlerine bağlı uçaklarla Dersim’de Türkçe ve Kürtçe olarak hazırlanmış bir bildiri dağıtıldı. Bildirinin bir yerinde şöyle deniliyordu: “… Aksi takdirde yani dediklerimizi yapmazsanız her tarafınızı sarmış bulunuyoruz. Cumhuriyetin kahredici orduları tarafından mahvedileceksiniz. Cumhuriyet hükümetinin bu son şefkat ve merhametini bildiren bu bildirisini 24 saat çoluk ve çocuğunuzla beraber okuyun, düşünün ve…
-
Not: Paraya acımaksızın içlerinden çok adam kazanıp kullanmaya çalışmak lazımdır. Aslı gibidir. Sf. 446 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 445) kitabından birebir alınmıştır.
-
4 Mayıs 1937 günü, Ankara hükümeti Dersim’de yapılacak askeri harekât ile ilgili olarak “Çok gizlidir” kaydıyla aşağıdaki kararı aldı. Bakanlar Kurulu toplantısına bizzat Mustafa Kemal başkanlık etmiş, ayrıca Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak da yer almıştı. “Gayet Gizlidir” ibareli ve “Tunceli Tenkil Harekâtına Dair Karar” ismiyle bilinen kararın tam metni şöyledir: Başvekâlet Kararlar Müdürlüğü Sayı: Son…
-
Söz konusu yasaların çıkartılması, bölgede sıkıyönetim ilan edilmesi ve öteki hazırlıkların tamamlanmasından sonra, Mustafa Kemal, 1936 yılında, TBMM’nin açılışını yaparken yaptığı konuşmada, Dersim sorununu ülkenin en önemli sorunu olarak ilan etti ve mutlaka çözülmesi gerektiğini belirtti. “Ebedi Şef,” çözümle neyi kastettiğini ise şu sözlerle dile getiriyordu: “Dâhili işlerimizden en mühim bir safha varsa o da…
-
Dersim’i adeta yok etme çaba ve hazırlıkları sürerken, devlet 1934 yılında, Türk olmayan halkların sindirilmeleri ve varlıklarının sona erdirilmesi yönünde kapsamlı yeni bir yasa çıkardı. Bu, 2510 sayılı Mecburi iskân Kanunu idi. Baştan sona kadar ırkçı esaslar üzerinde şekillendirilmiş olan yasada, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içeresinde yaşayanlar açıkça “hakiki Türk soyundan olan/olmayan.” “Türk kültürüne bağlı olan/olmayan”…
-
Görevi gereği, Dersim’le en yakından ilgilenenlerden biri olan Mareşal Fevzi Çakmak, hazırladığı raporda, Dersimliler için “Dersim halkı cahildir, haydutluk ruhuna sahiptir.” dedikten sonra, atılmasını istediği önlemleri sıralıyor. Genelkurmay Başkanı, Dersim’den sürülmesini istediği aile ve aşiretlere ilişkin geniş bir liste de sunduktan sonra öteki önerilerini sunuyor: Bu önerilerden bazıları şöyle: Yerli memurların çıkarılması (yani bölge dışına…
-
“17. Fırat garbındaki vilayetlerimizin bazı aksamında dağınık bir yerleşmiş olan Kürtlerin Kürtçe konuşmaları behemehâl men edilmeli ve kız mekteplerine ehemmiyet verilerek kadınların Türkçe konuşmaları temin edilmelidir.” Sf. 430 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 430) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bu mektuplardan sonra hükümet askeri operasyon yapılması önerisini uygun buldu ve aynı yılın sonbaharında ordu yöreye karşı saldırıya geçti. 1926 harekâtında olduğu gibi Kürtler oldukça başarılı bir direniş gösterdiler. Askeri birlikler girebildikleri yerleşim birimlerini ateşe verip yağma ve talana girişirken, kendileri de önemli kayıplar vermekten kurtulamadılar. Kışın yaklaşması üzerine operasyon her zamanki gibi yakılıp yıkılmış…
-
Olay şu: 1930 yılında, Erzincan’da bulunan Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak, Başbakan İsmet İnönü’ye iki mektup yazıyor. Mektuplarında, Kürtlerin bölgedeki varlıklarından ve Kürtçenin konuşulan hâkim dil olmasından duyduğu rahatsızlığı dile getiren Genelkurmay Başkanı, önlem alınmadığı takdirde “tehlike”nin daha da büyüyeceğini söylüyor. Önlem olarak önerdiği ise askeri operasyon ve sürgündür. Devleti yönetenlerin Kürt halkına karşı sahip…
-
Dersim’in de bağlı bulunduğu Elazığ Valisi Ali Cemal’di. Dersimliler gibi Alevi inancına sahip olan Ali Cemal, raporunda özetle, “… Baskılar son bulur ve şuurlu bir şekilde hareket edilirse Dersimliler, Cumhuriyetin çok sadık ve fedakar hadimleri olabilirler., ” “Dersimliler öldürülmekten, göç ettirilmekten korkuyorlar…” diyordu. Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı…
-
Örneğin, 1908 Harekâtına katılan Tuğgeneral Ziya Yergök, anılarında bu harekâtı anlatırken, söz konusu keyfî yakıp yıkmanın hangi ölçülere vardırıldığını ortaya koyan ilginç bilgiler veriyor. “…Tabur komutanı Kurmay Başkanıyla birlikte Karataş’ı yakmaya gittiler. Biraz sonra sağımızdaki sırtın arkasından dumanlar yükselmeye başladı…” (…) “… Düşman, aşılması çok güç olan Balıkan Kalesini terk ederek çekilmiş, onların terk ettiği…
-
38 Tertelesi’nde sağ kalan bir tanığın şu anlatımı son derece çarpıcıdır: “Köyümüzde yaklaşık, on hane Ermeni komşumuz vardı. Bizi toplayıp katletmeye götürdüklerinde onları bizden ayırıp bir dereye götürdüler. Büyüklerimiz onları neden ayırdıklarını sordular. Yüzbaşı ‘Gâvur kanı Müslüman kanına karışmasın’ dedi. Sonra onları da, bizi de kırdılar ” Sf. 17 Alıntı; Keşiş’in Torunları (Dersimli Ermeniler) Birinci…
-
1924 Anayasasıyla yasal çerçeveyi, 1925 Şark Islahat Planı’yla ise siyasal ve toplumsal amaçlarını belirlediler. Başbakan İsmet İnönü, bunu şöyle formüle etmiştir: “Vatan toprağı üzerinde yaşayan herkesi Türk ve Türkçü yapacağız. Türk ve Türkçülüğü kabul etmeyenleri sistemli biçimde kesip atacağız.” Sf. 16 Alıntı; Keşiş’in Torunları (Dersimli Ermeniler) Birinci Kitap – Kâzım Gündoğan, (Ayrıntı Yayınları, 1. Basım,…
-
Kurtuluş Savaşı, askeri açıdan, “easy” bir savaştır ve Batı Anadolu’da kolay savaştır. Yunanilerin hücum gücü ve savaş kabiliyetleri yoktu. Bir kez, keşfe çıkmış bir müfrezeleri, Eskişehir’e kadar gelmişti, İnönü’ye vardılar; oradan dönerken bir çoban görüyor, “kaçıyorlar tutun ha” diye haber ediyor, çığırmıştır. Bizim tarafın haberdar oluşu böyledir ve sonra bu da talihi tersine bükme sayıldı…
-
Dokunmadıkları bir tek ezan kaldı, Türkçe söyleniyordu, “Tanrı uludur, Muhammed Allah’ın kulu” ve bunu Arapçalaştırma işini, Demokrat Parti iktidarına bıraktılar. Ve Bayar-Menderes iktidarının ilk işi budur; yalnız, artık chp genel başkanı İsmet İnönü, oylamada, cehepe grubunu serbest bırakıyordu, reddedenler çok azdılar ve çoğu ezanın Arapçaya çevrilmesi lehinde oy kullandılar. Sf. 122 Alıntı; Ansiklopedi I, Çıkış…
-
Tan Olayı, Türkiye’de komünist tehlikesi olduğu konusunda İngiliz ve Amerikan yöneticilerini uyarmak için düzenlendi. Zincirli Hürriyet Olayı, Truman Doktrinini haklı göstermek için planlandı. Solcu Profesörler Olayı, Marshall Planı’ndan önemli bir pay almak için sahneye kondu. Şubat 1948: CHP’nin İlkokullara Din Dersi Ve İlahiyat Fakültesi Kararı 2 Nisan 1948: Solcu Profesörler Üniversite’den Çıkarıldı 4 Ocak 1949:…
-
Belki de şu yeterlidir, Şemsettin Günaltay’ın hitabesinin bir bölümü şudur: ”İlk mekteplerde din dersleri okutturmaya başlayan Hükümet’in başkanıyım. Bu memlekette, Müslümanların namazlarını öğretmek, ölüklerini yıkamak için imam-hatip kursları açan bir Hükümet’in başkanıyım. Bu memlekette, Müslümanlığın yüksek esaslarını öğretmek için İlahiyat Fakültesi açan bir Hükümet’in başkanıyım.” Demek ki, 1949 yılının ortasına geldiğimizde, artık ilkokullara din dersi…
-
Yunus Emre, bir ümmi ve bir sufi idi, Horasan’dan geldiğine inanılıyor, İbranîyet etkilidir. Hurufi olduğunu söyleyebiliriz, Kabalaya çok yakındır. 2009 yılında dizeleri, İbrani dilinde ve İsrael’de yayınlandı ve felsefesi ile Musevilik arasında bağlar kuruldu. Güçlü bağlar var. Şu açıklayıcı notları eklemek durumundayım. Ümmi, Arabî “üm”, aslı “um”, ana sözcüğünden geliyor, “ümmi”, anadan ya da anadan…
-
Haklarında idam cezası verilen isyanın önderi konumundaki on bir kişi, 18 Kasım 1937’de Elazığ’ın Buğday Meydanı’nda şafağa karşı asıldılar. 1936 yılı içinde sürdürülen harekât, isyanın lideri konumundaki Alişer’in öldürülmesi ve Seyit Rıza’nın da idam edilmesiyle son bulmasına karşın tedip harekâtına 1938 yılında da devam edilmesi kararlaştırıldı. Amaç, Kürt hareketini bir daha kıpırdayamayacak hale getirmekti. Askeri…