Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: İsmet İnönü

  • Mustafa Kemal Paşa, neden bu beceriksiz ve mütereddit adamı tutuyor?  Bari Fevzi Paşa’yı Cephe Kumandanı yapsana?  “-İcabında yine kendisi kumandayı eline almak için” cevabını verdi ve güldü; (1) Alıntı; Harp Hatıralarım V (İstiklâl Harbi ve Gizli Cihetleri) – Ali İhsan Sâbis, (Nehir Yayınları, 1991 – Sf. 345) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1) (2008); Bu…

  • İsmet Paşa odaya geldi.  Dedikodu mevzuunu kendisine izaha mecbur oldum: İşte Kemalettin Sami Bey, işte Yakup Şevki Paşa, aynı şeyleri duymuşlar; söylüyorlar: Ankara’da kız Muallim Mektebi’nden (N…) isimli bir kızın Çankaya’ya getirilerek orada bazı tecavüzlere uğradığı ortaya yayılmıştır. Sf. 308 …  İsmet Paşa bu lafların yalan ve iftira olduğunu, ismi ileri sürülen kızın Mustafa Kemal…

  • 1921 Ekim ayının son günlerinde Afyonkarahisar tarafında bizimkilerin yaptıkları taarruz, tahmin ettiğim gibi, muvaffakiyetsizliğe müncer olmuş (başarısızlığa dönüşmüş) ve zayıf mevcutlu beş piyade ve üç süvari fırkamız, düşmanın üç piyade fırkası karşısında muvaffak olamayarak geri çekilmeye mecbur kalmışlar ve büyük zayiat vermişlerdi. Sf. 130 Garp cephesi karargâhına mensup birçok subayların ve memurların aileleri karargâh ile…

  • Miralay Refet Bey, Birinci Dünya Harbi’nde Filistin cephesinde, Gazze’de Kolordusuyla muvaffakiyetli muharebeler verirken, Miralay İsmet Bey de Birrüssebi’de Üçüncü Kolordu’nun başında bulunuyordu.  Bu hususta türlü türlü rivayetler vardı.  Bu meseleler hakkında biraz konuştuk. Kolordusunu bırakıp Birrüssebi’deki karargâhından dar kaçmış şayiasını tahlil ettik.  Nihayet Refet Paşa ile veda ederek ayrıldık; ben de yattım.  İsmet Paşa’nın İstanbul’dan…

  • “Varlık Vergisi”nin uygulama merkezi olan İstanbul Defterdarlığı’nda meydana gelen yangında bu konuyla ilgili evrakların yandığı ifade edildiği için cetvellerdeki isimleri tam olarak tespit etmek mümkün olmamıştır.  (Ankara’dan) gönderilen notlar arasında şöyle bir maddeden söz edilir: “Mihver tebaası Yahudiler, muhtekirler (istifçi, vurguncu), Dönmeler; G, M arası bir muameleye tâbi tutulacaklardır”.  Ökte, bunlar için ayrı cetvelin yapılmamış…

  • (Dede Yakup Cemil Anlatıyor;) 1 Ocak 1914 tarihi itibarıyla “Enver Bey”, Harbiye nazırlığına atanarak resmen “Enver Paşa” oldu. Aynı zamanda Başkomutan vekilliği (başkomutan padişahtı) ve Genelkurmay başkanlığını da eline aldı.  Henüz 34 yaşındaydı.  …  Ordu hiç de genç değildi.  80 yaşında binbaşılar, 62 yaşında üsteğmenler, 58 yaşında teğmenler vardı.  Okuma yazma bilmeyen subaylara ağa denirdi. …

  • Ancak, 1942 yılında çıkarılan “Varlık Vergisi” kentteki özellikle Yahudiler’in güç koşullar altında yaşa­ma sürecini başlattı. Ardından İsrail Devleti’nin kurulması ve giderek Yahudilerin de göç almasıyla tarihi sosyal coğrafya değişime uğradı. Tarih boyunca devam eden birliktelikler 20. yüzyılla birlikte sona ermiş oldu. Sf. 90 Alıntı; Anadolu Tarihinde Tire Yahudileri – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık 1.…

  • Mevhibe İnönü’nün kardeşi İsrail’e yerleşmiş. Sf. 364 Alıntı; Yahudilik ve Dönmeler – Yesevizâde Alparslan Yasa, (Özyılmaz Matbaası – Sf. 364) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ancak 23 Aralık 1930’da Asteğmen Kubilay’ın şehit edildiği isyanı teşvik suçundan oğlu Mehmed Ali Erbilî’yle birlikte gözaltı­na alındı. Bir ay sonra İstiklal Mahkemesi baba ile oğul hakkında idam cezası verdi. Yaşı altmış beşten büyük olduğu için Şeyh Esad Erbilî’nin cezası müebbet hapse çevrildi; oğlu Mehmed Ali Erbilî 28 kişiyle birlikte idam edildi. İdam edilen 29…

  • Evet, Marshall Yardımı, ilkokullar, süt tozunu öğrendiler, Amerikan tarımcılarının satamadıkları Cheddar peynirini tattılar. Daha önce Missuri Donanması gelmişti nasıl geldiği Tezlerde var, Truman Doktrini izledi ve Türkiye, Amerikan himayesine girdi, bir tür manda olduk. 1947 yılındadır. 1948 yılında ise Truman, İngiltere’nin muhalefetine rağmen, İsrael Devleti’ni ilan etti. Türkiye’yi himaye etti ve İsrail’de devlet kurdu. Sf.…

  • Kampın ilkini Moda’da kurdular; Moda’ya yakın Kuzguncuk, dün de bugün de Türkiye Yahudilerinin toplandıkları yerdi, Kuzguncuk’u çok seviyorlar, Moda ise Sabatayistlerimizin tercihi oldu. Çok sıkıntı çekmemiş olmalarım temenni ediyorum ve bir bölüğü buradan Aşkale’ye sevk edildiler. Sf. 241 Neden mi, güvendiğim Yahudi otoriteleri, Türkiye Yahudilerini tadat ederken Faik Ökte’yi de zikrediyorlar; bu listede Sabetayistler yer…

  • Yalnız bir mesele daha var neden Aşkale; eğer taş kırmak ve yol yapmak ise, yapılacak yol ve kırılacak taş mı kalmadı, Aşkale çok uzaktadır; üstelik Aşkale‘ye gidenlerin hiç birisinin taş kırıp yol yapmadığını biliyoruz. Evlerde veya otellerde kaldılar, evlerinden uzaktılar, sıkıntı çektiler, ama güven içindeydiler. Sf. 239 Öyle mi, “varlık vergisi faciasını” mı, bizim masalımızda…

  • Otuzlu yıllarda gülen hiçbir resmine rastlamıyoruz. Kemal Paşa’nın pek çok sırrını görünmez mürekkeple yazmaktan geri kalmamış olan Falih Rıfkı, her okuyuşta satırların arasına sıkıştırdığı bir sırrı daha buluyoruz, Paşa Hazretleri’nin kurulu Cumhuriyet’e artık çok uzaktan baktığını da not ediyordu. Paşa, müstağni (doygun, gönlü tok) idi ve heyecan duymuyordu; bunu da, öğreniyoruz. Sf. 60 Güneş dil…

  • İçerde düzleyici olmaya çalışıyordu. Dışarıda en muktedir emperyalizmin yeni lideri, Amerika Birleşik Devletleri’ne bağlanmaya çalışıyordu. İçerde acımasız ve dışarıda etekleyen bir ahlak uyguluyordu; “ahlak” demek hayli zordur, biliyorum. Sf. 55 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 55) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tanrılar mı peygamberleri, yoksa peygamberler mi Tanrıları seçtiler; İnönü, Atatürk’e ve Lenin Marx’a ne kadar muhtaçtılar, sorabiliyorlar. Belki de peygamberler, Tanrısız, kendilerini güvende hissetmiyorlar. Sf. 23 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 23) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu ayrıntılı çalışmaya göre Cumhuriyet döneminde Almanya’dan alınan ilk kredi 31.12.1942 tarihinde 142 milyon 754 bin dolar ya da 197 milyon TL. değerinde “Teslihat Kredisi” oluyor. Bu bilgileri aldığım kapsamlı ve ayrıntılı Devlet Planlama Teşkilâtı çalışmasına göre, Birleşik Krallık Türkiye Cumhuriyeti’ne ilk kez 1938 yılında kredi veriyor. Yaklaşan İkinci Dünya Savaşı’nda Türkiye’yi kendi yanına çekmek…

  • Etatizmin (devletçiliğin) başlaması, Sovyetler Birliği’nden önemli bir yardımın alınmasına rastladı. 1933 yılında İnönü, Moskova’yı resmen ziyaret etti ve sonucunda Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında kapsamlı bir ekonomik anlaşma ortaya çıktı. Rusya, Türkiye’ye 8 milyon dolara özdeş (daha sonra 18 milyon dolara çıkarıldı) faizsiz borç verdi. Bu paranın Türkiye’nin sanayileşme programının gerektirdiği makina ve malzemenin Rusya’dan…

  • Cumhuriyet kurulduğu zaman mevcut olan pek az elektrik üretimi ve dağıtımı belediye santralları şeklinde idi ve yabancılara aitti. Bu santraller çok zorlanmıştı ve çok verimsiz olarak işletiliyordu. Bunlar kamulaştırıldılar. Daha sonra yeni belediye santralları kuruldu. Yerel santralların sayısı 1923 yılında 2 iken 1945 yılında 190’a çıktı ve kurulu kapasite de aynı dönemde 30.000 kilovattan 107…

  • Başbakan İsmet İnönü 1963 yılında Bakanlar kurulunda Kıbrıs bunalımı rahatsızlığını açık bir şekilde dile getirmişti. Ordular yönetmiş, savaşlar kazanmış, Cumhuriyetin kurulmasında rol almış olan İsmet Paşa bu konuda çaresiz kaldığını belirtiyor. “Daha bağımsız ve şahsiyetli dış politika izlenmesini istiyorsunuz. Herkes aynı şeyden bahsediyor. Nasıl yapacağım ben bunu? Karar vereceğim ve işi teknisyenlerime havale edeceğim. Onlar…

  • 4 Temmuz 1948’de Ankara’da yapılan anlaşmayla Amerika’nın “Marshall Planı” yürürlüğe girdi. Türkiye 1948-1952 yılları arasında Marshall Planı çerçevesinde 700.000 dolar dış yardım aldı. Alıntı; Bay Pipo (Bir MİT Görevlisinin Sıradışı Yaşamı; Hiram Abas) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitapçılık 26. Baskı – Sf. 31) kitabından birebir alınmıştır.