Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Kültür
-
Sargis Yetaryan’ın Tanıklığı (D. 1907, Afyonkarahisar) Ben Ermenilerin kiliseye gidip diz çöktüklerini, yere eğildiklerini, namaz kılar gibi dua ettiklerini hatırlıyorum. Dini ayinden sonra Türkçe vaaz veriliyor; Hükümete sadık kalmak, Osmanlı İmparatorluğu’nun varlığını sürdürmesine yardımcı olmak ve Vatan’a karşı olan sorumlulukları yerine getirmek için hiçbir fedakârlıktan kaçınmamak gerektiği dile getiriliyordu. Biz Ermeniler Osmanlı sayılıyorduk; Ermeni kadınlar…
-
Veronika Gaspari Berberyan’ın Tanıklığı (D. 1907, Yozgat, Boğazlıyan Köyü) Boşanma yoktu. Kız kaçırma geleneği de vardı; ama herkes papaz tarafından evlendirilmeliydi. Katliama kadar iki kişi Türklerle evlendi. Bir Türk’ün, biri Ermeni, diğeri Türk iki karısı vardı. Adam Ermeni’yle konuşurken yüzünü ekşitiyor, Türk karısıyla konuşurken ise gülümseyerek konuşuyordu. Sf. 538 Deri kaplı büyük bir “Haysmavurq”, Ermenice…
-
Veronika Gaspari Berberyan’ın Tanıklığı (D. 1907, Yozgat, Boğazlıyan Köyü) En büyük sülale Araboğlu Gevorg Ağa’nınkiydi. O, koyun, yün tüccarıydı. Ermeni kuyumcular vardı; her türlü takı imal ediyorlardı: yüzükler, zincirler, bilezikler. Ermenileri iyi yaşıyorlardı. Türkler zavallıydı; yamalı, yırtık pırtık elbiseleri vardı. Mülk sahibi, çiftçi çalıştıran zengin Beyler vardı. Sf. 537 Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının…
-
Veronika Gaspari Berberyan’ın Tanıklığı (D. 1907, Yozgat, Boğazlıyan Köyü) Bizde düğünlerde Türkçe şarkılar söylemeye başlamışlardı. Ermeniler ve Türklerin tarlaları ayrıydı; ama birbirimize karşı hep sevgiyle davranırdık. Ermeni mahallesi daha iyi, daha temizdi ve ıslah olmuştu; ama Türk mahallesi daha karanlıktı; sokakları karmakarışıktı. Sf. 536 Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden…
-
Barunak Hovhannesî Papazyan’ın Tanıklığı (D. 1906, Yozgat, Boğazlı Yan Kasabası) Ermeni kadınlar ise uzun don giyerler; başlarına yazma bağlarlardı. Kızların saçları kalem genişliğinde ince-ince örülür, giysileri açık renk olurdu. Erkeklerin kız seçmeye hakkı yoktu. Ebeveynler seçip, nişan yaparlardı. Erkek kızı görmezdi. Sf. 531 Düğün havası ve oyunu Türk’tü. Köyün içinde, bol su akan bir kaynak…
-
Manvel Sahakyan’ın Tanıklığı (D. 1901, Sebastiya [Sivas], Gürün) Her pazar günü hindi etiyle harisa (keşkek) pişirmek Gürün’de herkes tarafından kabul gören bir gelenekti. Harisayı asla evdekiler yalnız yemezdi; mutlaka yakınlarını yemeğe davet etmeleri gerekirdi. Masanın baş tarafına mutlaka babam otururdu. O, sofrayı kutsar; rakı kadehini kaldırıp içkisini içer, insanlar yemeğe ondan sonra başlardı. Sf. 471…
-
Margarit Sargsi Nacaryan’ın Tanıklığı (D. 1910, Kharberd [Harput]) Babamın adı Sargis Torosyan’dı. Babam Kilikya’da bulunmuş ve Büyük Devletlerin Ermenilere bağımsızlık verecekleri umuduyla Ermeni gönüllülerle birlikte 1918’de savaşmıştır. Köyümüzde pek çok Ermeni evi vardı. Köyümüz gibi zengin bir köy yoktu; suları bol, toprakları geniş, kazancı boldu. Evde yağ, et, ekmek, her şey vardı. Yalnızca sabunla kumaşları…
-
Hakob Manuki Holobikyan’ın Tanıklığı (D. 1902, Kharberd [Harput], Çarsancak, Berri – Peri); Katliam başladığında, bölgemizdeki altmış dört köyün Ermenileri ve merkezimiz Berri (Peri) şehri müreffeh bir durumdaydı. Bizim Berri Şehri’nin 700 hanelik nüfusunun büyük bir kısmı Ermenilerden oluşuyordu; sadece 100 hane Türk vardı; onlar da başka yerlerden gelen insanlardı; yerli değildi. Şehir altı mahalleden oluşuyordu:…
-
Tsirani Rafayeli Matevosyan’ın Tanıklığı. (D. 1900, Kharberd [Harput], Çmşkatsag [Çemişkezek], Mamusa Köyü) Dedem Karapet ağa köyün en zengini idi. Köyümüzün yarısı Rum, yarısı Ermeni idi. Rumların Ermenilerle bağlantısı yoktu. Kürt Hasan bizim hizmetkârımız idi, bir de Kürt beslememiz vardı; birbirleriyle evlendirdik. Onlar bizimle yiyip, içip yaşıyorlardı. Bizim memlekette çok kar gelirdi. Ayda bir ekmek hazırlıyorduk.…
-
Azniv Aslanyan’in Tanıklığı (D.1908 Van, Arcak Bölgesi, Kharakonis Kûyü) Ermeniler, Türkler ve Süryaniler birbirleriyle uyumlu bir şekilde barış içinde yaşıyorlardı. Zanaatkâr olarak marangozlarımız demircilerimiz vardı. Süryaniler arasında zanaatkâr yoktu; onlar ticaretle iştigal ediyorlardı. Türklerin de Ermenilerle ticari ilişkileri vardı. Kürtlerin ise hiç kimseye faydası yoktu; birbirlerini dövüp öldürürlerdi. Sf. 234 Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü…
-
Siranüş Simoni Tütüncüyan’ın Tanıklığı (D. 1906, Van) Osmanlı imparatorluğunda Ermenilere Karşı baskıcı bir siyasetin güdülmediği ve Ermenilerin durumlarının çok iyi olduğu dönemler de olmuştur. Ermeniler Türklerle barış ve huzur içinde yaşayabilirlerdi. Meşrutiyetin ilanından sonra 18-45 yaşlarındaki Ermeni erkeklerini askere almaya başladılar. Birçok Ermeni 50 altın ödeyip askerlik yapmaktan kurtuldu. Ağabeylerimden biri Paris’e gitmeye hazırlanıyordu, diğer…
-
Siranüş Simoni Tütüncüyan’ın Tanıklığı (D. 1906, Van) Ev ve sokak giysilerimiz vardı. Dışarı çıkarken giyinip kuşanırdık ve ben hep “Sen beni sakla bohçada, ben seni saklayayım insan içinde” özdeyişini hatırlıyorum. Annem renkli atlastan yapılmış, eteğine kadar inen kırmızı, mor ve beyaz renkte bluz giyerdi. Annemin kadife bir mantosu vardı. Saçlarını omuzlarına bırakırdı; ama başında yazma…
-
Siranüş Simoni Tütüncüyan’ın Tanıklığı (D. 1906, Van) Bizim orda kayısı iriliğinde kiraz yetişirdi. Kavun ve karpuz dışında meyve boldu Kayısı pırıltılı, lezzetli ve tatlı olurdu. Boş vakitlerimizde meyve bahçelerinde oyun oynar, göl kıyısına yüzmeye giderdik. Kıyı şehre 25 kilometre mesafedeydi. Annem her sabah erkenden arabasıyla gider göle girerdi; ben de onunla birlikte giderdim. Kıyı çok…
-
Siranüş Simoni Tütüncüyan’ın Tanıklığı (D. 1906, Van) “Van’da ilk defa Levon Şant’ın “Eski Tanrılar” oyunu sahnelendi. Annem, babam, beni ve Gurgen’i oyunu seyretmeye götürmediler. Ben ve Gürgen güzel giysilerimizi arabanın içine koyduk ve akşam giyinip onların arkasından gittik. Biletin fiyatı bir altındı. Babam bizi görünce şaşırdı, ama ses çıkarmadı. O piyes Kentronakan Okulunda sahneye kondu.…
-
Siranüş Simoni Tütüncüyan’ın Tanıklığı (D. 1906, Van) “Yedi okulumuz vardı: Ulusal okul Sandıkhtyan Okulu’ydu; ben orda öğrenim gördüm. Yetimhane de vardı. İki yıllık ve dört yıllık yükseköğrenim kurumları da mevcuttu; orda, köy okullarını bitirenler öğrenim görürlerdi. Kentronakan Okulu da vardı. Öğretmen kadrosu çok geniş değildi. Onların çoğu İstanbul’da öğrenim görmüştü. Mesela benim ağabeylerim 7 ve…
-
Siranüş Simoni Tütüncüyan’ın Tanıklığı (D. 1906, Van) “Evimiz iki katlıydı. Her kat 5-6 metre yüksekliğindeydi. Dam düzdü; üstüne kayısı sererdik; kayısının rengi sarı gökyakut rengine çaldığında ağzına koysan dilinin üstünde erirdi. Birinci katta ekmek deposu vardı. Ekmeği iki haftada bir pişirirlerdi. Bitişiğinde kiler vardı. Sırlı kapların içinde yiyecekler muhafaza edilirdi. Üzümü ise asardık. Karşısında mavi…
-
Ağasi Garegini Kankanyan’ın Tanıklığı (D. 1904, Van) “Babam oyma ustası-zanaatkârdı. Yeteneğiyle ün salmıştı. Sipariş veren kişiyi karşısına oturtup gümüş kutu üzerine onun resmini yapabilirdi. Annem, Van Sandukhtyan-Maryamyan Ortaokulu’nda öğretmendi. Van’ın ilk bayan öğretmenlerindendi”. Sf. 201 Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge…
-
Manvel Marutyan’ın Tanıklığı (D. 1901, Van, Berdaşen Köyü) “Annem Fransızca bilirdi. Sesi güzeldi. Bizim Van’ın güzel şarkıları vardı; o şarkıları Komitas yazıya döktü ve Şahmuradyan söyledi. “Dile Yaman”,”Vardın i Batsvi”, “Mokats Mirzari’, “Aleksiyanos”, vs. Van’da dört sesli bir koromuz vardı.” Sf. 197 “Babamın beş erkek kardeşi de kumaş tüccarıydı. Erciş’te büyük bir mağazaları vardı. Babam…
-
Hayrik Manuki Muradyan’ın Tanıklığı (D; 1905 Şatakh (Çatak) Cınuk Köyü) Bizim Varaga Dağı’nın yamacı Van Dağı’nın zirvesindeydi. O dağın kolu aşamalı olarak alçalarak Van gölüne girer. Ermenistan’ın en iyi elması Artamet elmasıdır. Varaga Dağı’nın yamacında gece mum gibi, ışık gibi yanan bir çiçek vardı. Kopartmak için yaklaştığında artık ışık vermezdi. O çiçeğe “siradeğ” “aşk ilacı”…
-
Himavak Boyacıyan’ın Tanıklığı (D. 1902, Bitlis, Khaltik Köyü) “Köyümüz ormanlarla çevriliydi. Yalnız Haç Ormanı’nda ağaç kesmeyi günah sayarlardı. Diğer ormanlarda ağaç keserlerdi. Köyümüz dağın eteklerindeydi. Köyümüzde dokuz doğal kaynak bulunurdu. Sulu tarım için elverişli şartlar yaratan iki deremiz vardı. Köyümüzde 550 Ermeni aile yaşıyordu. Her bir aile 6-7 kişiden oluşurdu; demek ki, yaklaşık 3.000 Ermeni…