Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Kültür
-
Şoğer Abrahami Tonoyan’ın Tanıklığı (D. 1901, Muş, Vardenis Köyü) “Yaşadığımız ev büyüktü. Bahçemiz yoktu. Evimizde özel bir yer vardı; orda katlanmış yatakları üst üste yığarlardı, yataklar tavana yaklaşırdı. Karyola yoktu. Karanlık bir dünyaydı. Koyun, inek, manda, kısrak beslerdik. Buğday, mercimek, keten ekerdik. On iki mandamız, sekiz ineğimiz, iki yüz koyunumuz vardı. Sabanımız vardı. Beş-altı ev…
-
(Belge 6; V. T. Maevskiy, Van Vilayeti. Askerî-İstatistikî Tasvir, Kafkasya Askerî Bölge Karargâhının Yayını, Tiflis 1901 – Etnografik Deneme – Ermeniler.) Ermeniler, tasarruf yapmak konusunda istisnai ve olağanüstü bir yeteneğe sahiptirler. Öyle ki günlük ihtiyaçlarını minimum düzeye indirmeyi her zaman başarmışlardır. Yeme-içme, giyim-kuşam ve eğlence konularında yeterli servete sahip olsalar bile aşırılığa kaçmaz ve çok…
-
(Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”) Muş’a yeni atanan mutasarrıf konuyla ilgili şöyle konuşmuştu: “Buradaki Ermenilerin nasıl bir halk olduğunu anlayamıyorum. Her şeyden şikâyetçiler. Sadece Kürtlerle Türk yöneticilerinden şikâyetçi olsalar, bunu anlarım, ancak onlar birbirlerine karşı da neredeyse bıçakla saldırıyorlar.” Tarihleri, kendi aralarındaki kavgalara dair örneklerle dolu. Ermeni yazarları…
-
(Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”) Ermenilerin ahlakî özelliklerinden, sağlam aile yapılarından, eğitime olan heveslerinden, dindarlıklarından ve vatanseverliklerinden övgüyle bahsedilmektedir. Seyyahların notlarında Ermenilerin sağlam aile yapılarını anlatan çok sayıda örnek mevcuttur. Sf. 71, 72 Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk…
-
(Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”) İneklerle mandalardan ise daha çok iş gücü olarak yararlanılıyor. Onların sütünden daha az istifade ediliyor. En fazla ise keçi sütü tercih ediliyor. Yaz aylarında otlar o kadar besleyicidir ki, gündüz sağılan bir keçinin sütünden iki tabak yoğurt elde ediliyordu. Süt ürünleri ve sütten…
-
Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu” Köylülerin kıyafetleri konusunda Ermenileri Türklerden ve Kürtlerden ayıran fark daha da azdır. Bölgeye ve döneme göre erkekler, ayaklarına kadar uzanan uzun gömlek veya cüppe, geniş şalvar ve kısa mont giyiyorlar. Seyyahlar, Bitlis ve Muş vadisindeki köylerin büyük bir kısmında yaşayan Ermenilerin Kürt millî…
-
Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu” Küçük Asya (1) bölgesi bu dönemde ekonomik kriz yaşıyor, ülkenin sivil yönetimi, özellikle de adlî yapı çok kötü durumda bulunuyordu. Konsoloslar, adlî müesseselerin prestijinin bu kadar düştüğü ve adlî personelin de bu kadar ahlaksız ve satılık olduğu başka bir dönemin muhtemelen olmadığını kaydetmektedirler:…
-
(Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”) Ermeniler, yalnızca maddî imkânlarını daha da arttırmaya çalışıyor ve bırakın hâkim Müslüman çevrelere zarar vermeyi, onlara faydalı bile oluyorlardı. Çünkü Müslümanlar ticaret ve sanayi gibi alanlara ilgi duymuyor ve bu alanlarda faaliyette bulunmuyorlardı. Türkler de onlara “bizim cici Hristiyan evlatlarımız” diyorlardı. Ermenilerin Kürtlere…
-
Halk inançları bakımından Zazalar, Türk toplulukları ile büyük benzerlikler gösterirler. Esasen Zazaların Türklüğü hususunda en önemli delillerden biri de budur. Bunlardan bir kısmı, Yaşar Kalafat tarafından Bingöl Zazaları arasında tespit edilmiştir: Gece tırnak kesmemek, Eşiğe oturmamak, Çocuğun üzerinden atlamamak, Çocuğun üzerinden bir defa atlanılmış ise tekrar bir defa daha atlamak; aksi halde çocuğun boyunun kısa…
-
Zazalarda da bekâret bezi geleneği vardır. Zazalarda tek kadınla evlilik yaygındır. Boşanma yoktur ve kadınlara büyük saygı gösterilir. Bütün bunlar Orta Asya Türk âdetleri ile yakından alâkalıdır. ABD Harput Konsolosluğu tarafından 10.02.1908 tarihinde hazırlanan raporda Dersim’de boşanmaya müsaade olmadığı bildirilmiştir. Sf. 190 Alıntı; Zazalar ve Türklük (Koç Heykelli Mezarların İzinde) – Ali Rıza Özdemir, (Kripto…
-
Dersim sancağında yaşayan insanların giyim ve kuşamları hakkında H.1310 tarihli Ma’muretü’l Aziz salnamesinde (Elazığ yıllığı) yer alan şu bilgiler oldukça önemlidir: “… Dersim ahalisi ekseriyetle başlarına beyaz veyahut siyah sivri keçe külah geçirir ve üzerine ipekten mensuc siyah puşi veyahut yazma sararlar. Derece-i iktidarlarına göre beyaz bezden yahut yünden şalvar ve arkalarına şabık tabir oluna…
-
Dersim’de, bilhassa Dujik taraflarında çok sayıda Ermeni yaşar. Tamamen özgür ve her türlü vergiden muaf olan bu Ermeniler, Mirakyanlar olarak bilinirler. Nüfusları 7.000 kişiyi bulan Mirakyanlar savaş sırasında, her zaman hazır bekleyen, 3.000 kadar cesur, Kürtler gibi savaş deneyimi olan askere sahiptir. Sf. 131 Kadınlar erkeklerle aynı sofraya oturmaya yeltenmezler, “Yakışık almaz, kadınlar ve kızlar…
-
Dersimliler vicdanlı, merhametli, vazifelerine çok bağlı insanlardır. Güçsüze yardım etmek, fakire acımak, aç olanı doyurmak, üstü başı olmayanı giydirmek ve düşmanı affetmek veya cezalandırmak sevaptır. Sf. 129 Zaman zaman sevdiği kız yüzünden başı belada olan sevgililer olur; çeşidi dini veya siyasi aşılmaz engeller karşısında sevdikleri kızla evlenemez, bu nedenle kaçmak zorunda kalır ve Dersim’e sığınırlar.…
-
Peri’deki tüm zanaatlar, sanat, tüccarlık ve benzeri bütün işler Ermenilerin elindedir. Türk ve Kürtler bu işlerle, yani ticaretle uğraşmazlar (hele Kürtler için bu mucize olurdu); uğraşanı da, genellikle soğan ve sarımsak satar veya helvacı ya da paçacı olur. Eğitim ve gelişmişlikte de yine Ermeniler birinci sıradadır. Ermeniler, genelde bulundukları yerin eğitim düzeyine göre bilgili, akıllı,…
-
Kazasız belasız ulaşamayacağımıza dair bende korku dolu bir önsezi oluştu. Vartan bana, yanımda kıymetli evrak veya para varsa Marhatun’a vermemi hatırlattı; çünkü Dersimli haydutlar kadınlara tepeden tırnağa altın veya elmasla dahi olsalar yanaşmazlardı. Sf. 62 Alıntı; Dersim (Seyahatname) – Antranik, Ermeniceden Çeviren; Payline Tomasyan, (Aras Yayıncılık, Kasım 2012, Sf. 60) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU…
-
Şam sokaklarında sürü sürü keçiler gezer. Her birinin memesinde beşer altışar okka sütü vardır. Tulum gibi sarkıp gezer. Sahibi (Halebüssisül asfar?) diye süt satar. Süt isteyene hemen sağıp verir. Fazlasını yine keçiye verir. Daha Şam’da ne garip şeyler vardır. Defterdar- zâde Mehmed Paşa Vâli iken yaptığı nüfus yazımında 600 bin adam yazılmıştır. Böyle bir adam…
-
Yiyecek ve içecek pazarlarından meyhane, bozahâne gibi yerler ayrı bir semtte kurulmuş olup acâip ve garip seyredilecek yerlerdir. Bütün kefere ve sapıklar buralarda mevcut olup toplam üç yüz kırk aded meyhâne vardır. Her birine yüzer, iki yüzer atlı yolcular konup, içip göçerler, misafir olurlar, dinlenirler. Hem hândırlar, hem meyhânedirler. Ev sahibi kefereler hayâsızca şarap satıp,…
-
Şahlarının ölüsünü yerler. Ateş yaksalar ateşe taparlar. Onun için ölülerini ateşte yakarlar. Ama bunların bir iyi halleri var: Asla yalan söylemezler, yalan nedir bilmezler. Zina, .livata … nedir hiç bilmezler. Bütün kadınları yüzleri açık gezerler. Erkekleri ne kadar çirkinse kadınları o kadar güzeldir. s. 504 Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi VII – Mehmet Zilli Oğlu Evliya…
-
Hatta bir gün Muncak Şah’ın bir oğlu ölmüş onu ateşte kebap ederek yağını ve kanını akıttıktan sonra yemişler. Hem güle oynaya yemişler. Hâkim geçerken beni de sofraya çağırıp: «Gel padişahımın oğlundan sen de yemiş ol» dediler. «Ya adam eti yenir mi?» dedim. Onlar da «Bah yenir, ya biz onun etini yiyoruz ki canı birimizin canına…
-
Kalmuk Kavminin Garip İşi: Bazı Kalmuklar iki yüz ve üç yüz yaşına varıncaya kadar yaşarlar. Kuvvetleri kesilip elden ayaktan düşünce, akrabaları bunu gezdirmekten bıkarlar. İki semiz domuzun kuyruğunu pişirip adamın ağzına birbiri ardı sıra sokarlar ve öldürürler. Şehit oldu derler… Hepsi birbirlerini yerler. Ama kur’aya göre amel edip birbirlerinin leşini ölünce yerler. s. 504 Alıntı;…