Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Kürtler

  • Kürtler silahlarını indirip yanımıza oturdular. Peynir yapmasını pek bilmediklerinden ve de peynir onlarda çok pahalı olduğundan bizim ekmeğimizi ve peynirimizi aldılar. Sf. 29  Alıntı; Dersim (Seyahatname) – Antranik, Ermeniceden Çeviren; Payline Tomasyan, (Aras Yayıncılık, Kasım 2012, Sf. 29) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir keresinde II. Şah Hüseyin Beg tanıdık bir Kürt’e on tane kuzu ile bir mektup verir, bunları Erzincan’a götürüp, 4. Ordu komutanı Müşir Paşaya teslim etmesini tembihler. Kuzularla mektubu teslim alan Kürt, Erzincan’a doğru yola çıkar. İlk günü uzun zamandır uzak kaldığı köyüne varır, istirahat etmek için evine gider; koyunlardan birini keser, yaptığı hırsızlıktan kâğıdın…

  • Doğuya doğru yöneldik. Van’ın Edremit bağları sağ tarafımızda kaldı. Üç saatte Zekvin adlı sarp belden geçtik ve Zekvin köyünde konakladık. Üç yüz hâneli, bir kiliseli köydür. Vergisi Van kulu kalemlerine bağlıdır ki defterdar tarafından alınır. Buradan yine doğuya doğru üç saat giderek Verk dağında «Venk Verk» denilen kiliseye geldik. O diyarda kiliselere «Venk» derler. Bu…

  • Van’ın azil kabul etmeyen idare merkezleri; Hükümet benderi Hakkâri: Van’ın kıble tarafında Vustan, Şatak, Eşir Çolemerek kalelerinden ibaret bir hanlıktır. Kırk yedi bin askere sahiptir. Hepsi tıraşlı, heybetli, korkunç görünüşlü yiğit kimselerdir. Sadece çenelerinde Felemenkliler gibi azıcık sakalları vardır. Brabaş, Potkali, Ahmalıh Kazağı gibi, alınlarında saçları bulunur. Başları kazan kadar vardır. Çoğunun kulakları halkalıdır. Her…

  • Van Gölü’nün şekli: Makdisî tarihinde anlatıldığına göre, Nemrut, Allahlık iddiası ile dünyayı gezerek bütün usta ve dağdelenleri toplayıp, kırk yılda bir Nemrut seddi (1) yaptırmış ki, temelinden tepesine işçiler her taşı yedi günde ancak çıkarırlarmış. Sf. 514 Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi IV – Mehmet Zilli Oğlu Evliya Çelebi, Sadeleştiren; Tevfik Temelkuran ve Necati Aktaş, Hazırlayan;…

  • Bitlis Hân’ı toprağında eski bir handır. Yanında başka hiçbir imâret yoktur. Hattâ hayır sahibi merhum Hüsrev Paşa, bu handan tâ Van deryasına varıncaya ve yine bu handan tâ Bitlis şehrine gelinceye kadar, hanın sağ ve solunda, tam üç saatlik Rahova (Rahva) sahrası içinde, içi boş kemerler yaptırmış. Kış mevsiminde bütün tüccar gezginler ve çiftçiler bu…

  • Kürdistan: Makdisî tarihine göre, Tufan’dan sonra ilk kurulan bu Cudi şehridir. Sonra Sencar kalesi ve sonra da bu Meyyâfarikîn kalesi yapılmıştır. Amma Cudi şehri sahibi, Hazret-i Nuh ümmetinden Melik Kördum’dur. Altı yüz yıl yaşamıştır. Kürdistan diyarlarını dolaşıp bu Meyyâfarikîn’e gelmiş, su ve havasından hoşlanarak burada yerleşmiştir. Çocukları ve soyu gayet çok olup İbrî ve Acem…

  • Şu da gariptir: Bu Kürtlerin çevresine bir çizgi çizsen, o çizginin dışına çıkmaları imkânsızdır. Ancak biri gelip o yuvarlak çizginin bir tarafını bozarsa o çizgiden dışarı çıkar! Yoksa o çizginin içinde öleceğini bilse dışarı çıkmaz. Bu diyarda bir köpek doğursa şenlik yaparlar. Bir siyah köpek ölse, soğan suyu ile yıkayıp kefenleyerek ahlıya vahlıya köpek mezarlığına…

  • Kadınlarının elbiseleri topuklarına iner. Tam bir sene karınlarında çocuğu taşımayınca doğurmazlar. Çocuklarına önce siyah köpek sütü verirler. Bunların ülkelerinde bir köpeğe bir taş atsan, o taşı atana aman zaman vermeyip öldürürler. Zira büyük küçük hepsinin de evlerinde beşer onar köpekleri vardır. Yemeği önce köpeğe verirler. Onu doyurduktan sonra kendileri yerler. Köpekleri ile birlikte yatarlar. Bin…

  • Halkın çoğu kısa boylu, başları kele yakın, boyunları yok gibi, sanki başları hemen omuzdan bitmiştir. Amma omuzları geniş, göğüsleri enli, kemerleri kalın, pazıları ve baldırları boğun, ayakları geniştir. Gerçi Ferhad gibi güçlüdürler amma iyi ata binemezler. Gözleri siyah ve yuvarlak, kaşları gayet gürdür. Bunlara diğer Kürt’ler «sekiz bıyıklı» derler. Zira ikisi bıyığı, ikisi kaşı, ikisi…

  • Saçlı Kürtlerinin durumu: Sencar’ın bir tarafına Saçlı Dağı denmesinin sebebi, bütün halkının kadın gibi fitil fitil saçlı olmasıdır. Gayet pis ve pinti bir toplumdur. Başlarında bit ve pire yuva yapmıştır. Elbiseleri alaca sof, şâl ve şapkedendir. Kuşakları ipekten olup, sarıkları da alaca serbend ve ipektir. Ayaklarına pöçüklü, palsandi, sadisî hezârî, kepkepli ve kuyruklu pabuçlar giyerler;…

  • Bu hamamların hepsi şehrin çöpleri ile ısıtılır. Gayet sıcak olurlar. Değme adamın bir saatten fazla bu hamamlarda durmaya gücü yetmez. Rum’da odun ile hamamı bu derece kızdırmak kabil değildir. Hamamda çöp yakmanın bir faydası daha var ki, şehir içinde zerre kadar çöp kalmaz. Hepsi zenbil zenbil hamama taşınır ve yakılıp yok edilir. Şehir sokaklarında ve…

  • Hesapsız sevimli ve beğenilen gençler vardır ki güzel yüzlülük, letafet ve iyi huylulukta eşsiz olup, güzel görünüşlü, peri yüzlü, ay yüzlü gençlerdir. Doğu bölgesi olduğundan, kullandıkları kelimeleri açık seçik konuşurlar. Âşıkların gönülleri hayat bulur. Her cümbüş ve hareketleri, yürüyüş ve duruşları insanı hayrette bırakır. Hepsi zarif ve nükteci gençlerdir. Bu Diyarbekir’de öyle yetenekli şairler var…

  • Diyarbekir’in Osmanlı sancakları şunlardır: Harput, Ergani, Siverek, Nuseybin, Hısn-ı Keyf, Çemişkezek, Siird, Meyyâfârikin, Akçakale, Habur ve Sancar. Diyarbekir sancağı paşanın hükümet merkezidir. Bu sancakların hâkimi hep Osmanlı beyleridir.Yurdluk ve Ocaklık sancakları şunlardır: Sağman, Kulp, Mihrâniye, Tercil, Atak, Pertek, Çapakçur, Çermik. Bunlar kanun üzere ocaklık iken, beyleri çocuksuz olarak öldüğünden Osmanlı sancağı olmuşlardır.Amid eyâletindeki hükümetler şunlardır:…

  • Mahalleleri: Yetmiş İslâm, yedi de Ermeni mahallesi vardır. Kıpti ve Yahudi’si yoktur. Bütün evleri kâgirdir. İki katlısı azdır. Çoğu tek katlıdır. Çünkü kışı şiddetli ve açık havası pek az olduğundan, on bir ay kar yağdığı çok görülmüştür. Sf. 546 Halkının yüz rengi: Ahâlisi Türk, Kürd, Türkmen ve Ermeni’dir. Gök – Dolak Acemler de var. Sağlam…

  • On üç sancağı vardır. Defterdarı, defter kethüdası, defter emîni, çavuşlar kethüdası, emîni ve kâtibi, alaybeyisi, çeribaşısı ve timar defterdarı vardır. Sancakları şunlardır: Adilcevaz, Erciş, Muş, Bargiri, Gerger, Kisanı, Zeryiki, Siirt, Hani, Ağakisi, Ekrad, Beni Kator, Bayezid Kalesi, Berdu ve Ahlat. Bu eyâlete bağlı Abbasoğlularından Belkıs Hânı, Hakkâri hâkimi, Mahmudî hâkimi, Pinyaniş hâkimi eyâletlerinde timar ve…

  • On dokuz sancağı vardır. Beş hükümettir. Bu sancakların on biri Osmanlı malıdır. Ve öteki Osmanlı şehirleri gibi idare olunur. Sekizi Kürt beyleri tarafından idare edilir ki, Selim Hân fethettiği zaman kendilerine yurtluk ve ocaklık olarak hediye etmiştir. Tayin ve azilleri kendilerine aittir. Öldükleri takdirde sancakları eyâlet valisinin emri ile çocuklarına verilir. Başkasına verilemez. Akrabaları olursa,…

  • “T.C. 58. Hükümet Başbakanı Sayın Abdullah Gül’e; Öncelikle şahsınızda AK Parti Hükümeti’nin ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.” Sf. 136 “Aynı biçimde “Kürt meselesi, PKK bitmiş, olanları yabancılar körüklemektedir” vb. yaklaşımların da sorunu daha da ağırlaşmış bir ortama yol açtıracağı özenle görülmelidir. Aksi halde önceki parti ve hükümetlerin başına gelenlerin AK Parti ve Hükümeti’nin başına gelmesi de…

  • “1993’de gazeteci Hasan Cemal yanıma geldi. Bana İsmet Sezgin’den ‘Üslubunu düzeltsin, hükümetin söylediklerini de fazla hesaba almasın’ şeklindeki notunu getirdi.. Özal’ın ölümünden sonra Semra Hanım’a başsağlığı mesajı gönderdim. Sağlığında benim için söylediği ‘Söyleyin ona yaptığın her şey yanlış değildir’ bu söz beni çok etkiledi” Sf. 131 Alıntı; Musa’nın Gül’ü – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları 6.…

  • “Ben bu gezileri yapmadan önce, şimdi senin oturduğun koltukta (eliyle koltuğa vurarak) ABD Dışişleri Bakanı Powel oturuyordu. Onunla 2 sayfalık 9 maddelik bir plan üzerinde anlaştık. Ama ben her yaptığımı kalkıp anlatamam ki…” Gül’ün işte o “anlatamadığı” ve bizim 23 Şubat 2004 tarihli yazımızda bir bölümünü Yeniçağ okurlarıyla paylaştığımız “gizli işler” in bugüne kadar birçok…