Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Medya, Propaganda

  • Haziran 1933 İstanbul’a gelen BMM Başkanı Kâzım Özalp, Afyon Mebusu Ali Çetinkaya, Sinop Mebusu Recep Zühtü, Gaziantep Mebusu Ali Kılıç beyler hemen burada bulunan Cevdet Kerim İncedayı (CHP İstanbul yetkilisi) ile buluşup, bir meclis kurarak Kâzım Karabekir Paşa’nın, basılıp ta ertesi günü kitapçılara dağıtılmak üzere ciltlenmekte olan … İstiklâl Harbimizin Esasları adlı kitabını imhaya (yok…

  • “4 Haziran 1933 gecesi, ..100 polis, Kâzım Karabekir’in Erenköy’deki köşkünü basıyor. .. Ellerinde hiçbir emir ya da belge yok. ..90 klasör yazı ve evrak alıyorlar. ..Paşa’nın kitabının beş nüshasını soruyorlar, Paşa da Eşinin onları ocakta yaktığını söylüyor. .. Ertesi gün Paşa, Savcılığa dilekçe vererek alınan evraklarının geri verilmesini istedi. Feridun Kandemir de Emniyet’e alındı ve…

  • Halk Partisi’nin bir numaralı gazetesi durumundaki Siirt Mebusu Mahmut Bey’in Milliyet Gazetesinde 14 Mart 1933 Salı günü, Ankaralının Defteri isimli bir yazı dizisi başladı; “-…İstiklâl Harbi’ne ait olayların halâ gerçeğini bilmemekliğin iki önemli sebebi vardır. Biri; yapanların şimdiye kadar bir şey yazmamış olması, ikincisi; yazıcılarımızın da yapanlardan gerçeği öğrenmek için bir şey sormamalarıdır.”           Kâzım…

  • Ağaoğlu Ahmet Bey Hatıralarında, İstanbul CHP İl Başkanı, Cevdet Kerim İncedayı, Serbest Partiyi irtica ile ihanetle itham ediyordu.  Necmettin Sadak Bey ise gazetesinde, Fethi Bey’e hitaben; “-Muhalefet yapmak için kaç para aldın?” diye yazıyordu. Bakanlıklar ve resmi daireler; onlar artık kelimenin tam anlamıyla, seferber hale getirilmiş ve yapılan seçimlerde her türlü ölçü ve kanun sınırını…

  • “Yakup Kadri’ye (Karaosmanoğlu) verdiğim cevapta; “Aramızdaki fark şudur; Ben inandım, sen inanmadın. Ben inandığımın cezasını çekiyorum, sen de küfürün ödülünü alıyorsun!” demiştim. … 8 Eylül 1930 akşamı Gazi Paşa etrafında toplanan Halkçı Parti (CHP) ileri gelenleri, Halk Partisi’nin çok tehlikeli bir duruma düştüğünü, bunu önlemek için hiç olmazsa kamuoyuna, CHP’ye bağlılıklarını açık bir biçimde ilan…

  • “-… engizisyon devrinden sonra, medeni ve hür dünyada ve bilhassa hakimiyeti halka dayanan bir demokrasi ve cumhuriyette, kimse fikir ve mesleğinden (ideolojisinden) dolayı muhatap ve sorumlu olmamıştır. ..Ben mesleğimin (Siyasi görüş ve ideolojimin) de tetkik (incelenme) ve tahlil (araştırma) edilmesinden çekinmem; Cumhuriyetçi değil miyim? Laik değil miyim? Yenilenme aşığı değil miyim? Demokrasi savunucusu değil miyim?…

  • (Hüseyin Cahit İstiklal Mahkemesinde;) “- … hiçbir suç teşkil etmeyen makalelerimden dolayı, beni itham olmuş görmesi Türk Cumhuriyetinin adliye tarihine öyle elim bir örnek olarak kayıt etmek olur ki, tarihi bir mahkeme gördüğünü açıklayan yüce mahkemenizin tarihin huzuruna elinde böyle bir kararla çıkmaktan sakınacağından şüphem yoktur. Herhalde böyle bir muhakemede ben, hâkim olmaktansa, mahkûm durumunda…

  • (27 Temmuz 1955’de Halkçı Gazete’de, Hüseyin Cahit Bey’in “Atatürk Devri” isimli hatıraları yayınlanıyor bu yazıda anlattığına göre; Çorum’dan dönüşte İsmet Paşa’ya uğrayıp onunla uzlaşıyor:)  “-Güçlü bir kalem, ateş püskürerek yazıyordu, öyle bir sırada bizi nereye doğru götürdüğünü bilemediğimiz bu güçlü kalemi serbest bırakamazdık. Fakat artık geçmiş silinmiştir. İstediğiniz gibi çalışabilirsiniz, hiçbir husumete (düşmanlığa) maruz değilsiniz.”…

  • (Tanin’i kapatmak Hüseyin Cahit’in aklından geçiyor ama sonra okuyucuya, bunu yapamayacağını düşünüyor. Son köşe yazısında şunları yazıyor;) “Tanin, bundan sonra sadece haber gazetesi olarak yaşamak girişiminde bulunacaktır…. Eğer siz almazsanız bu gazete batar, dolayısı ile Tanin sizin ellerinizle kapatılmış olur.” diyor. (1) (Bu arada Terakkiperver Partinin evrakları, Ankara İstiklâl Mahkemesince incelemeye alınıyor, çünkü Şeyh Sait…

  • İsmet Paşa’nın ilk işi alelacele hazırlattığı Takriri Sükûn Kanunu’nu (susturma kararları kanunu) BMM’ne vermek oldu. Bu kanun üç maddeden ibaretti. Kanunun amacını belirten birinci madde şöyleydi; “-Gericiliğe ve isyana ve memleketin sosyal düzenini, huzur ve sükûnunu ve emniyet ve asayişini bozmaya sebep bütün örgüt, tahrikçi, teşvik eden, teşebbüsat (yeltenen) ve yayını, hükümet, Cumhurbaşkanının onayı ile…

  • Recep Peker Meclis’te konuşuyor;   “-… İstanbul Gazetelerinin memlekette ne kadar kurum ve makamlar varsa hepsini tahrike geçtiklerini görüyorum. Genç Olayı’nın (Şeyh Sait İsyanının) en birinci müsebbibi (sebebi) bunlardır. … ve hepsi saralı salgıları ile yalnız tahrip ediyorlar. İşte biz bu yılan yuvalarını tahrip (harap etmek) etmek ve susturmak azmindeyiz. Bu yılanlar, bu zehirli yuvalar,…

  • (1) .. Bu sırada Kozan Mebusu Ali Saip Bey .. Basına gem vurulmasını sağlayacak bir yasa tasarısını teklif etti.  Hüseyin Cahit’in Tanin’deki tepkisi; “-Şu sırada kamuoyu, iki partinin programını inceleme ve karşılaştırmak ile meşgul olduğu bir zamanda, Halk Partisi tarafından böyle hürriyetperverlikle değil, sıradan bir muhafazakârlıkla bile açıklanamayan gerici ve baskıcı bir kanun tasarısının ortaya…

  • (Muhalefetten bunalan CHF, doğal ayrımlara, Türkçülüğe yöneliyor. Türkçülüğün sözcülüğünü de Falih Rıfkı Atay yapıyor. Hüseyin Cahit Yalçın ona cevap veriyor:)   “..yayınların şekline göre tüm CHF’nin kanaati ve mesleği (siyasi anlayışı, ideolojisi) olarak şunları kabule zorlanıyorum. Teşkilatı Esasiye Kanunu (anayasa) Türkiye hudutları dâhilinde yaşayan bütün vatandaşlara Türk demiştir. Fakat bu zahiri (görünür) bir şeydir. Gayri…

  • “-…günahı ve kusuru pek çok, basit bir vatandaşım. Yüce heyetiniz nasıl bir partinin intikam aleti değilse, … şefkat mahkemesi de olmasın. Sizden merhamet ve hoşgörü istemiyorum. Sadece adalet istiyorum.” “Çünkü bu, hem benim namusumu kurtarmaya yeter hem de memleketimin.”       “Hiçbir davada, kişisel selamet (esenlik, kurtuluş) ile vatanın şerefini koruma düşüncesi bu kadar kuvvetle…

  • (Lütfü Fikri Bey, İstanbul Baro Başkanı, 10 Kasım 1923’de Tanin Gazetesinde yazıyor; Hilafetin kaldırılacağı veya halifenin istifa edeceği dedikodusu ortaya yayılınca, Hilafet’in elimizde bir hazine olduğunu söyleyerek, kaldırılmasına karşı çıkıyor. 11 Kasım’da da Hüseyin Cahit yazıyor;)  “-Hilafet elimizden giderse, beş on milyonluk Türkiye Devletinin, İslam Alemi içerisinde hiç bir önemi kalmayacağını, Avrupa siyaseti gözünde de…

  • “…İsmet Paşanın seciyesinde (karakterinde) pek çabuk alevlenen, vehimli ve kindar bir zaaf (zayıflık) fark edilmesi, herkeste hayal kırıklığı doğurabilecek mahiyettedir.” Alıntı: Siyasi Dargınlıklar II – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Serisi 1955 – Sf. 95) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Hüseyin Cahit;) “O zamanlarda İngiltere Başbakanı Lord Gurzon, Lordlar Kamarasında verdiği bir nutukta; Boğazlardan yalnız tüccar gemilerinin geçmesi hakkını elde edebilmek ümit ettiği halde, harp gemilerine de boğazları açık tutmayı başardığını söylemiştir.   İsmet Paşa .. parti görüşmelerinde, önce Lord Gurzon’un bu beyanatını duydum, fakat aslı elime geçmedi diye başlıyor. Sonra da, ‘İngiliz Başbakanı aldandım diyecek…

  • (Hüseyin Cahit Lozan’a, gazetesi Tanin için haber almaya gitmiş ve baştan sona kadar o görüşmeleri izlemiş. Dr. Rıza Nur ile araları iyi olmadığından olsa gerek, önceleri pek takdir ettiği İsmet Paşa’yı, Rıza Nur’un etkisiyle hatalar yapmakla suçlamaya başlıyor.   Rıza Nur Bey ise, Hüseyin Cahit’in Heyet ile görüşmesini yasaklıyor. Hüseyin Cahit Tanin’de yazdığı yazısında bu davranışı…

  • 30 Ekim 1923 Tanin Gazetesi; “Yaşasın Cumhuriyet! … Cumhuriyet’in sahiden yaşamasını istiyorsak şunu bilmeliyiz ki, cumhuriyet, alkışlarla, dualarla, şenliklerle yaşamaz. Cumhuriyet ancak iyi idare ile ona lâyık olmakla yaşar. Cumhuriyet bir tılsım değildir, Ali Fethi Bey, Bundan sonra hükûmet olabilir, iş görebilir, demiş. Bu çok basit, çok ilkel ve çocukça bir muhakemedir. Bundan önce de…

  • Mebuslar Lozan’a …, her türlü vasıflara sahip olduklarına kanaat getirdikleri üç isim üzerinde durdular. Rauf (Orbay), Yusuf Kemal (Tengirşek) ve Dr. Rıza Nur Beyler. Mustafa Kemal Paşa ise kimseye beli etmemekle beraber, farklı düşüncede idi; Her halde, harbi başarı ile yaptığı gibi, sulhu da en iyi yapabilecek askerdir, düşüncesi ile olmalı, İsmet veya Fevzi Paşaları…