Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Medya, Propaganda

  • (Hüseyin Cahit İstiklal Mahkemesinde;) “- … hiçbir suç teşkil etmeyen makalelerimden dolayı, beni itham olmuş görmesi Türk Cumhuriyetinin adliye tarihine öyle elim bir örnek olarak kayıt etmek olur ki, tarihi bir mahkeme gördüğünü açıklayan yüce mahkemenizin tarihin huzuruna elinde böyle bir kararla çıkmaktan sakınacağından şüphem yoktur. Herhalde böyle bir muhakemede ben, hâkim olmaktansa, mahkûm durumunda…

  • (27 Temmuz 1955’de Halkçı Gazete’de, Hüseyin Cahit Bey’in “Atatürk Devri” isimli hatıraları yayınlanıyor bu yazıda anlattığına göre; Çorum’dan dönüşte İsmet Paşa’ya uğrayıp onunla uzlaşıyor:)  “-Güçlü bir kalem, ateş püskürerek yazıyordu, öyle bir sırada bizi nereye doğru götürdüğünü bilemediğimiz bu güçlü kalemi serbest bırakamazdık. Fakat artık geçmiş silinmiştir. İstediğiniz gibi çalışabilirsiniz, hiçbir husumete (düşmanlığa) maruz değilsiniz.”…

  • (Tanin’i kapatmak Hüseyin Cahit’in aklından geçiyor ama sonra okuyucuya, bunu yapamayacağını düşünüyor. Son köşe yazısında şunları yazıyor;) “Tanin, bundan sonra sadece haber gazetesi olarak yaşamak girişiminde bulunacaktır…. Eğer siz almazsanız bu gazete batar, dolayısı ile Tanin sizin ellerinizle kapatılmış olur.” diyor. (1) (Bu arada Terakkiperver Partinin evrakları, Ankara İstiklâl Mahkemesince incelemeye alınıyor, çünkü Şeyh Sait…

  • İsmet Paşa’nın ilk işi alelacele hazırlattığı Takriri Sükûn Kanunu’nu (susturma kararları kanunu) BMM’ne vermek oldu. Bu kanun üç maddeden ibaretti. Kanunun amacını belirten birinci madde şöyleydi; “-Gericiliğe ve isyana ve memleketin sosyal düzenini, huzur ve sükûnunu ve emniyet ve asayişini bozmaya sebep bütün örgüt, tahrikçi, teşvik eden, teşebbüsat (yeltenen) ve yayını, hükümet, Cumhurbaşkanının onayı ile…

  • Recep Peker Meclis’te konuşuyor;   “-… İstanbul Gazetelerinin memlekette ne kadar kurum ve makamlar varsa hepsini tahrike geçtiklerini görüyorum. Genç Olayı’nın (Şeyh Sait İsyanının) en birinci müsebbibi (sebebi) bunlardır. … ve hepsi saralı salgıları ile yalnız tahrip ediyorlar. İşte biz bu yılan yuvalarını tahrip (harap etmek) etmek ve susturmak azmindeyiz. Bu yılanlar, bu zehirli yuvalar,…

  • (1) .. Bu sırada Kozan Mebusu Ali Saip Bey .. Basına gem vurulmasını sağlayacak bir yasa tasarısını teklif etti.  Hüseyin Cahit’in Tanin’deki tepkisi; “-Şu sırada kamuoyu, iki partinin programını inceleme ve karşılaştırmak ile meşgul olduğu bir zamanda, Halk Partisi tarafından böyle hürriyetperverlikle değil, sıradan bir muhafazakârlıkla bile açıklanamayan gerici ve baskıcı bir kanun tasarısının ortaya…

  • (Muhalefetten bunalan CHF, doğal ayrımlara, Türkçülüğe yöneliyor. Türkçülüğün sözcülüğünü de Falih Rıfkı Atay yapıyor. Hüseyin Cahit Yalçın ona cevap veriyor:)   “..yayınların şekline göre tüm CHF’nin kanaati ve mesleği (siyasi anlayışı, ideolojisi) olarak şunları kabule zorlanıyorum. Teşkilatı Esasiye Kanunu (anayasa) Türkiye hudutları dâhilinde yaşayan bütün vatandaşlara Türk demiştir. Fakat bu zahiri (görünür) bir şeydir. Gayri…

  • “-…günahı ve kusuru pek çok, basit bir vatandaşım. Yüce heyetiniz nasıl bir partinin intikam aleti değilse, … şefkat mahkemesi de olmasın. Sizden merhamet ve hoşgörü istemiyorum. Sadece adalet istiyorum.” “Çünkü bu, hem benim namusumu kurtarmaya yeter hem de memleketimin.”       “Hiçbir davada, kişisel selamet (esenlik, kurtuluş) ile vatanın şerefini koruma düşüncesi bu kadar kuvvetle…

  • (Lütfü Fikri Bey, İstanbul Baro Başkanı, 10 Kasım 1923’de Tanin Gazetesinde yazıyor; Hilafetin kaldırılacağı veya halifenin istifa edeceği dedikodusu ortaya yayılınca, Hilafet’in elimizde bir hazine olduğunu söyleyerek, kaldırılmasına karşı çıkıyor. 11 Kasım’da da Hüseyin Cahit yazıyor;)  “-Hilafet elimizden giderse, beş on milyonluk Türkiye Devletinin, İslam Alemi içerisinde hiç bir önemi kalmayacağını, Avrupa siyaseti gözünde de…

  • “…İsmet Paşanın seciyesinde (karakterinde) pek çabuk alevlenen, vehimli ve kindar bir zaaf (zayıflık) fark edilmesi, herkeste hayal kırıklığı doğurabilecek mahiyettedir.” Alıntı: Siyasi Dargınlıklar II – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Serisi 1955 – Sf. 95) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Hüseyin Cahit;) “O zamanlarda İngiltere Başbakanı Lord Gurzon, Lordlar Kamarasında verdiği bir nutukta; Boğazlardan yalnız tüccar gemilerinin geçmesi hakkını elde edebilmek ümit ettiği halde, harp gemilerine de boğazları açık tutmayı başardığını söylemiştir.   İsmet Paşa .. parti görüşmelerinde, önce Lord Gurzon’un bu beyanatını duydum, fakat aslı elime geçmedi diye başlıyor. Sonra da, ‘İngiliz Başbakanı aldandım diyecek…

  • (Hüseyin Cahit Lozan’a, gazetesi Tanin için haber almaya gitmiş ve baştan sona kadar o görüşmeleri izlemiş. Dr. Rıza Nur ile araları iyi olmadığından olsa gerek, önceleri pek takdir ettiği İsmet Paşa’yı, Rıza Nur’un etkisiyle hatalar yapmakla suçlamaya başlıyor.   Rıza Nur Bey ise, Hüseyin Cahit’in Heyet ile görüşmesini yasaklıyor. Hüseyin Cahit Tanin’de yazdığı yazısında bu davranışı…

  • 30 Ekim 1923 Tanin Gazetesi; “Yaşasın Cumhuriyet! … Cumhuriyet’in sahiden yaşamasını istiyorsak şunu bilmeliyiz ki, cumhuriyet, alkışlarla, dualarla, şenliklerle yaşamaz. Cumhuriyet ancak iyi idare ile ona lâyık olmakla yaşar. Cumhuriyet bir tılsım değildir, Ali Fethi Bey, Bundan sonra hükûmet olabilir, iş görebilir, demiş. Bu çok basit, çok ilkel ve çocukça bir muhakemedir. Bundan önce de…

  • Mebuslar Lozan’a …, her türlü vasıflara sahip olduklarına kanaat getirdikleri üç isim üzerinde durdular. Rauf (Orbay), Yusuf Kemal (Tengirşek) ve Dr. Rıza Nur Beyler. Mustafa Kemal Paşa ise kimseye beli etmemekle beraber, farklı düşüncede idi; Her halde, harbi başarı ile yaptığı gibi, sulhu da en iyi yapabilecek askerdir, düşüncesi ile olmalı, İsmet veya Fevzi Paşaları…

  • “1935 yılı, Karpiç Lokantası, Mustafa Kemal Ahmet Emin Bey’i masasına çağırttırıyor. Mustafa Kemal Ahmet Emin Bey’i eleştiriyor. Hanımı Rezzan, “Aman Efendim estağfurullah, hiç te böyle düşünmemiştir.” diyor. Atatürk hemen; “Aferin! Çok zeki bir Türk kızı!” diyor.  Ve “Hanımefendi, … hayatınızdan memnun musunuz?” “-Hayır efendim! Memnun değilim. İş başka türlü çıktı, ben gazeteci ile evlendim, hâlbuki…

  • Hüseyin Cahit (Yalçın) Bey, mahkûmiyet yeri olan Çorum’a gitmeden önce, mahkeme heyetini ziyaretle, hakkındaki karardan dolayı şükranlarını sunuyor. Hatta Çankaya’ya giderek ziyaretçi defterini de imzalamış bulunuyordu. Alıntı: İzmir Suikastının İçyüzü II – Feridun Kandemir (Ekicigil Matbaası 1. Baskı 1955 – Sf. 119) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (1995): Hüseyin Cahit gazeteci, aydın adam, İstiklâl Mahkemesi…

  • “Hüseyin Cahit Bey daha önce, Terakkiperver Partinin hükûmet tarafından kapatılması haberini gazetelerinde “Basıldı” diye verişinden dolayı, yine aynı kişilerden kurulu İstiklâl Mahkemesi tarafından ömür boyu sürgün edildiği Çorum’dan getirilmişti.” Alıntı: İzmir Suikastının İçyüzü II – Feridun Kandemir (Ekicigil Matbaası 1. Baskı 1955 – Sf. 70 ile 79 arası) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1995): Türkçeye…

  • Kanun numarası; 5816 Kabul Tarihi; 25.7.1951  Madde 1; Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret eden veya söven kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Atatürk’ü temsil eden heykel, büst ve abideleri veyahut Atatürk’ün kabrini… eden kıran, bozan veya kirleten kimseye bir yıldan beş yıla kadar ağır hapis cezası verilir. Yukarki fıkralarda yazılı suçları işlemeye…

  • 13 Şubat 1925 Piran’da Şeyh Sait İsyanının başlaması 14 Şubat 1925 Ardahan Mebusu Halit Paşa’nın ölümü 17 Şubat 1925 Aşarın kaldırılmasının yasalaşması 28 Şubat 1925 Dini politikaya alet etmenin Hıyanet-i Vataniye Yasası kapsamına alınması   3 Mart 1925 İsmet Paşa’nın başbakan olması ve yeni hükümetini kurması Takrir-i Sükûn Yasasının kabulü  4 Mart 1925 Birisi Ankara’da…

  • İnsan aklıyla görüyor. İnsanı görmez yapmak için gözlerini oymak değil aklını tahrip etmek zorunlu ve gerekli oluyor. Bu, görmek için bakışın zorunlu olması demektir. İnsan, aklıyla bakıyor. Sf. 97 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 97) kitabından birebir alınmıştır.