Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Medya, Propaganda
-
“1935 yılı, Karpiç Lokantası, Mustafa Kemal Ahmet Emin Bey’i masasına çağırttırıyor. Mustafa Kemal Ahmet Emin Bey’i eleştiriyor. Hanımı Rezzan, “Aman Efendim estağfurullah, hiç te böyle düşünmemiştir.” diyor. Atatürk hemen; “Aferin! Çok zeki bir Türk kızı!” diyor. Ve “Hanımefendi, … hayatınızdan memnun musunuz?” “-Hayır efendim! Memnun değilim. İş başka türlü çıktı, ben gazeteci ile evlendim, hâlbuki…
-
Hüseyin Cahit (Yalçın) Bey, mahkûmiyet yeri olan Çorum’a gitmeden önce, mahkeme heyetini ziyaretle, hakkındaki karardan dolayı şükranlarını sunuyor. Hatta Çankaya’ya giderek ziyaretçi defterini de imzalamış bulunuyordu. Alıntı: İzmir Suikastının İçyüzü II – Feridun Kandemir (Ekicigil Matbaası 1. Baskı 1955 – Sf. 119) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (1995): Hüseyin Cahit gazeteci, aydın adam, İstiklâl Mahkemesi…
-
“Hüseyin Cahit Bey daha önce, Terakkiperver Partinin hükûmet tarafından kapatılması haberini gazetelerinde “Basıldı” diye verişinden dolayı, yine aynı kişilerden kurulu İstiklâl Mahkemesi tarafından ömür boyu sürgün edildiği Çorum’dan getirilmişti.” Alıntı: İzmir Suikastının İçyüzü II – Feridun Kandemir (Ekicigil Matbaası 1. Baskı 1955 – Sf. 70 ile 79 arası) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1995): Türkçeye…
-
Kanun numarası; 5816 Kabul Tarihi; 25.7.1951 Madde 1; Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret eden veya söven kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Atatürk’ü temsil eden heykel, büst ve abideleri veyahut Atatürk’ün kabrini… eden kıran, bozan veya kirleten kimseye bir yıldan beş yıla kadar ağır hapis cezası verilir. Yukarki fıkralarda yazılı suçları işlemeye…
-
13 Şubat 1925 Piran’da Şeyh Sait İsyanının başlaması 14 Şubat 1925 Ardahan Mebusu Halit Paşa’nın ölümü 17 Şubat 1925 Aşarın kaldırılmasının yasalaşması 28 Şubat 1925 Dini politikaya alet etmenin Hıyanet-i Vataniye Yasası kapsamına alınması 3 Mart 1925 İsmet Paşa’nın başbakan olması ve yeni hükümetini kurması Takrir-i Sükûn Yasasının kabulü 4 Mart 1925 Birisi Ankara’da…
-
İnsan aklıyla görüyor. İnsanı görmez yapmak için gözlerini oymak değil aklını tahrip etmek zorunlu ve gerekli oluyor. Bu, görmek için bakışın zorunlu olması demektir. İnsan, aklıyla bakıyor. Sf. 97 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 97) kitabından birebir alınmıştır.
-
İnsanın doğru bilgi edinmeye yatkın olduğunu ve bilgiyi tartarak karar verme yeteneğine sahip bulunduğunu düşünmek, insanı Tanrı’dan ayırmaktır. Tarihte en çok on sekizinci yüz yılda ateizmin yayılması bir rastlantı sayılmamalıdır; kendi kendine doğru bilgi edinebileceğine ve bunu kullanabileceğine inanan bir insanın Tanrı’ya inanması için bir gereksinimi kalmıyor. Sf. 22 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V –…
-
Kitle iletişim araçları büyük bir şiddetle yirminci yüz yıl insanına aşırı kaygılar ve giderek büyük korkular yüklüyor. Sf. 21 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 21) kitabından birebir alınmıştır.
-
Kaynağa esir düşmek bir gazetecinin ölümüdür. İntiharıdır. Haince ölümüdür. Bugün Türkiye basınında sayılamayacak kadar çok haber kaynağına esir düşmüş makale, fıkra yazarı ile muhabir var. Bunlar, benim gözümde, rüşvet alan kamu görevlisinden daha onursuzdur. Çünkü bunlar, kamuoyunu yavaş yavaş kandırıyorlar. Yavaş yavaş zehirliyorlar. Ayrıca tüm basını zehirliyorlar. Basını bitiriyorlar. Sf. 25 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler…
-
“1931 Yılı Ağustos ayında Cumhuriyet gazetesi, “Vatan haini Arif (Gazeteci Arif Oruç) dün iki gençten dayak yedi” başlığı ile çıkıyor. Son Posta ise Eylül ayında “Yarın (Gazetesinin) sahibi, (Arif Oruç’tan alınan son haber) lokanta açmaya karar verdi” başlığı ile çıkıyor.” Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 613) kitabından…
-
“12 Temmuz 1947 Türk – ABD yardım Antlaşması imzalanıyor. Antlaşma; “Türk Hükümeti, Türkiye’nin hürriyetini ve bağımsızlığını korumak için, ihtiyacı olan güvenlik kuvvetlerinin takviyesini temin ve aynı zamanda ekonomisinin istikrarını muhafazada devam maksadıyla Birleşik Devletler Hükümeti’nin yardımını istediğinden” diyerek başlıyor. Bir de Misyon Şefi geliyor, emperyalizmden kurtarılmış olan Gazi’nin Ülkesine ABD’nin Ankara Büyükelçisi Edwin Wilson oluyor. …
-
“ABD Filosu İstanbul’da ve Cumhuriyet Gazetesi başyazarı Nadir Nadi; “Türk topraklarının ve istikbalinin garantisi” diyor. Ne büyük bir utanç!” Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 247) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Türkiye, İstanbul’a gelen İngiltere’nin Akdeniz filosunu karşılamanın sevincini yaşıyor. İngilizlerin Filo Komutanı Amiral Field krallar gibi karşılanıyor, Ankara’da Gazi’ye gidiyor, onuruna balo veriliyor ve gazeteler günlerce yazıyor. Hatta 1929’un fakir Türkiye’sinde Akşam Gazetesi; “Her halde bu sene yersizlik yüzünden, bütün baloların tertip heyetleri müşkül vaziyettedir (zor durumdadır) ve İstanbul’da birkaç bin kişi istiap edecek (alacak)…
-
15 Aralık 1925’de ABD Büyükelçisi Amiral Bristol ülkesine gizli bir rapor gönderiyor; ‘Hüseyin Cahit Bey’in son zamanlarda 9.000 liraya güzel bir Berlıet otomobil aldığı bana bildirildi. Bunun 6500 lirasını peşin olarak ödedi, geri kalanını gazetelerindeki ve başka yerel gazetelerdeki reklamlarla karşılayacak.’ ‘Suphi Nuri Bey, Celal Nuri (İeri) Bey’in kardeşidir. Babaları Nuri Bey, şimdi biraz yumuşamış…
-
“Bilal Şimşir’in “İngiliz Belgeleriyle Türkiye’de Kürt Sorunu-1975” eserinden; “Daha 1924 yazında doğudaki Kürtlerin her türlü hazırlığı yapıp harekete geçmeye hazır bir duruma geldikleri, planlarını görüşmek üzere İngiliz elçiliği ile temasa geçmek istedikleri ve bu isteğin Türkiye’deki İngiliz Elçiliği tarafından reddedildiği.” belirtiliyor. Ancak İsyan başlar başlamaz, Türk basınının, ayaklanmada “İngiliz parmağı olduğu yolunda Ankara çevrelerindeki kanıyı”…
-
“Ahmet Emin Yalman, Terakkiperver Fırkaya girmediği halde Adnan Adıvar, Ali Fuat Cebesoy ve Rauf Orbay ile dost oluşu onu Elazığ İstiklâl Mahkemesine yolluyor. Mahkeme Başkanı Mazhar Müfit Kansu’ya bir daha gazetecilik yapmayacağı sözünü vererek serbest bırakılıyor. Hükûmet kapatılan gazetesini açmıyor. Ahmet Emin de başka gazete çıkarmıyor, bir ara sıkıntı ile “Yabancı gazetelere yazı yazmamı, gazetecilik…
-
“Bu arada Mustafa Kemal Paşa’nın bana tarihsiz olarak gönderdiği mektubundan bahsedeceğim. Mustafa Kemal Paşa bu mektubunda “Muhterem Ethem Beyefendi!” diye başlıyor, sonunu “Muhterem Yoldaş!” diye bitiriyordu. Paşa’nın mektubu şöyle idi; “… Yalnız şurasını bildirmek gerekir ki, Üçüncü Enternasyonale bağlı Ankara’da bir genel merkez kuruldu. Bu Cemiyeti Merkeziye’ye ben, sen ve Refet Bey dahi alındık. Yeni…
-
“Aydın, bir toplumun belleğidir. Günlük yazı yazan gazeteci ise kıt bir mizahla günlük olgulara mantık içermeye çalışan eksik bir aklı temsil ediyor.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 520) kitabından birebir alınmıştır.