Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Medya, Propaganda

  • 15. Asrın sonlarında ve 16. asırda, Yahudiler tarafından İstanbul, İzmir, Edirne ve Selanik’te kurulan matbaalarda yalnız İbranice eserler basılmıştır.” Matbaanın girişi öyle sanıldığı kadar geç olmamış anlaşılan.        1510-1520 Yılları arasında İstanbul’da Avrupa’dan ithal edilen sekiz matbaa daha kuruluyor. Bunu 1512 yılında Selanik, 1519 yılında Halep, 1554 yılında Edirne, 1605 yılında Şam’da kurulan matbaalar izliyor.…

  • “Türk diline ve özellikle düz yazıya önemli bir gelişmişlik getiren, cümle kuruluşunu genişleterek dilin anlatım gücünü arttıran Hüseyin Cahit’tir. (Hüseyin Cahit Yalçın’ın “Edebiyat Anıları” adlı eserinden alıntı:) “… Rauf’un, benim bu yalnızlığımız, doğrusunu isterseniz, bilgisizliğimizden ileri geliyordu. Cenap’ın (Cenap Şahabettin) Arapçasını, Fikret’in kelime hazinesini bize veriniz, bak neler yazardık. En bilgisizi Rauf ile bendim. Bundan…

  • “Yavuz ve Kanuni zamanlarında İstanbul’da matbaa vardı. Yahudi ve Ermenilerde var.    İstanbul’a matbaa girmesine ferman var; Türkçe ve Arapça kitap basımına izin yok. … Ulema ayrıcalıklı bir sınıf olduğu için; Yer yer kast özelliği gösteren ve kendi çıkarlarını kıskançlıkla koruyan bir sınıf.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985…

  • “Tv seyretmenin bir kayıp olduğunu, bir devrimci veya sosyalistin bu lükse sahip olmadığını anlatmak gerek. Televizyonun boykot edilmesini savunmuyorum. DPT’de iken bizler televizyonun Türkiye’ye sokulmasına karşı çıktık.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 126, 127) kitabından birebir alınmıştır.

  • BAKKAL’IN NOTU (1995): Nazım Hikmet, Memleketimizden İnsan Manzaraları şiirinde Gazeteci Ali Kemal’in öldürülüşünü anlatıyor. BAKKAL’IN NOTU (2022): Ali Kemal günümüzde (2022) İngiltere’nin başbakanı olan Boris Johnson’ın dedesidir. Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 65) kitabından notlar alınmıştır.

  • (İkinci Meclis’in İlk Gizli Celsesi 20 Eylül 1923’de Yapılmış. 8 Aralık 1923 Tarihli Bu Celsede İstanbul’daki Basın Muhalefeti İçin bir İstiklâl Mahkemesi Kurulması Görüşülüyor:) İsmet Paşa Hazretleri (Başvekil) (Edirne); “Huzzarı kiram (hazır bulunan kerem sahipleri anlamında bir hitap)  çarşamba günü  İstanbul’un iki gazetesinde intişar eden (neşredilen, yayımlanan) iki mektubu görmüşlerdir..” (Bu mektuplar Gazi ve İsmet’e…

  • (18 Nisan 1921 günü Erzurum’da çıkan Albayrak gazetesindeki yayınlar hakkında gizli celse görüşmeleri:) Hüseyin Avni Bey (Erzurum);“… Bence özgür yayınlardan değerli yazı yoktur. . Şahıslar, fertler kesinlikle hâkim (egemen) olamaz. Kanun hâkimdir.” Alıntı: TBMM Gizli Celse Zabıtları II – (İş Bankası Yayın No:267 – Sf. 38, 39) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Türkiye’de yılda ancak 25 adet eser basılıyormuş. Yeni yazı ile gazeteler her gün bir miktar daha az satılıyormuş.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi,1967- Sf. 1749) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “24 Haziran 1931 tarihli Milliyet geldi. Falih Rıfkı hükümete muhalefetin dal-budak saldığını söylüyor ve “Bu millet nankördür. Dumlupınar’ı, Lozan’ı unuttu!” diyor. 26 Haziran tarihli Milliyet’te de muhalif gazetelere açıkça “alçak!” diyor.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf. 1721) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu…

  • “8 Kânunusani (Ocak) 1831 İstanbul’dan mektup aldım. Maarif Bakanlığı Matbaa-i Amire’ye (devlet matbaası amirliğine)emir vermiş, ne kadar eski yazı ile yazılmış kitap varsa hepsini yaktırmış. Mahmut Kaşgâri ve benzeri kitaplar orada idi.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1673) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu…

  • “Şeyh Sait’in vakasından sonra, Kürdistan daima isyan içinde idi. Hükûmet bunu halktan gizliyor, gazetelere de yazdırmazdı. Meğerse olaydan bir yıl sonra, büyük çapta bir tarama hareketi de yapmışlarmış. .. Fakat bu tarama çok başarılı olamamış. Kürtlerin sadece hayvanlarını almışlar, köylerini yakmışlar. Bu ne vahşi tedbirlerdir? Bu bir tedbir değil, eşkıyalıktan ibarettir.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım…

  • “Mahmut Siirt Paris’te Mustafa Kemal lehinde biz yazı yazmıştı. La Presse gazetesi 09.09.1928 sayısında bir makale ile cevap vermiş. “Biz senin Mustafa Kemal’ini biliriz. Doğuda onun gibi acımasız firavun nadir hüküm sürmüştür. Cumhuriyet bizdedir, sizdeki değil. Teessüf olunan budur ki, bu zulümde milletinizde yükselen bir tek ses yok. .. Bir memlekette ki başına Hükümetin istediğini…

  • “Mustafa Kemal bir Fransız yazarına açıklamada bulunmuş, demiş ki; “Benim şakam yoktur. Şimdi beraber yemek yediğim en iyi arkadaşımı, sofradan darağacına yollarım.” Fransız bunu burada yayınladı.”” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1472) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “Yunus Nadi İstanbul’da bir Rum’a ait büyük bir bina ve makineleri (matbaa makineleri) ucuza kapattı. İki yüz bin liralık malı, sekiz-on bin liraya aldı. Hatta makinelerin değerini Matbaa-i Amire mürettipleri (harfleri dizenler, editörler) ve makinecilerle birlikte takdir etmişler: “Dört bin yazın!” demişler. Reddetmişler. Sonra zorla baskı yaptırmışlar. Bunu bana Matbaa-i Amire’deki bu adamlar anlattılar. O…

  • “Ankara’daki Hâkimiyet-i Milliye’nin başına Falih Rıfkı’yı (Atay) koydu. İstanbul’da Ahmet Emin’in (Yalman, Sabetayist) elinden Sabahçı Mihran’ın matbaasını aldı. Milliyet adında bir gazete çıkardı. Bunun başına da Siirt Mebusu yaptığı Kürt Mahmut’u koydu. Ruşen Eşref (Ünaydın) Yakup Kadri (Karaosmanoğlu) ve Yahya Kemal de (Beyatlı) yazardı. .. Yahya Kemal’i severdim, kendisine nasihat ettim, “yapma ileri atılma, çirkin…

  • “Benden önce Berlin’deki Eden Palas oteline Mazhar Müfit, Çolak İbrahim ve Konya Mebusu Vefik gelmişler. Yavuz’un (Zırhlı savaş gemisi)tamirini bir şirkete vermek istemişler. Şirketten bir rüşvet almak için de kararlaştırmışlar. Fakat otelde Rüşvetin aralarında bölüşümü için kavga dövüş etmişler, rezalet olmuş. .. Bizim halılardan Almanya % 500 gümrük alıyormuş. Yunus Nadi Ankara’daki Alman Büyükelçiliği’nden, 150…

  • “Mebuslar, Salih Bozok ve Kılıç Ali takımına “silahşorlar” adını koydular…..  Hüseyin Cahit (Yalçın, muhalif gazeteci, ilginç adam.): “İrsi (soydan gelen) hükümdar yerine, zorla Cumhurbaşkanlığına çıkmış bir zorba, Cumhurbaşkanı adını taşıyan bir müstebit (zalim), keyfince idare-i hükümet eder. Bir hükümeti mutlak gibi keyif ve hevesinden başka bir kanun tanımaz!” diyor. .. İsviçre de İstibdat ve diktatörlüğe…

  • “Tanin, Ağahan’ın demecini yayınlayınca, İsmet küplere bindi. Bir İstiklâl Mahkemesi oluşturup, Topçu İhsan’ın Başkanlığı altında İstanbul’a gönderildiler. İstanbul’a gideceğim, İsmet’e veda ettim. Ben orada iken Topçu İhsan geldi: “Gidiyorum Paşa Hazretleri, ne emirleriniz var?” dedi. … İsmet; “Bak İhsan. Hüseyin Cahit’i asıp bu işi bitirmeli.” dedi.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ…

  • “Bir gün Mustafa Kemal’in yanına gittim. İlk laf olarak dedi; “Tanin’i okudun mu?”  “Hayır ne var?” dedim. “Yine Cahit şahlanmış” durdu durdu “Şimdi anlıyorum insan nasıl diktatör olurmuş?” …Mustafa Kemal’in müthiş ve eşsiz bir zalim olmasında o zamanki basının, bilhassa Hüseyin Cahit’in büyük sorumluluğu vardır. Fakat Mustafa Kemal yaratılış olarak diktatördür.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım…

  • Ankara’da bir de “Yenigün” gazetesi var. Yunus Nadi’nin. Daima Mustafa Kemal’in lehinde, fakat bu sıra bazen aleyhinde yazıyor.  ..Bir gün Mustafa Kemal’e Yunus Nadi’nin aleyhinde yazmasından bahsettim. Mustafa Kemal dedi ki; “-Ha o böyle bir mahlûktur. Aldığı yetmez. Arada avucu kaşınır, o zaman aleyhte yazar. Onu ben anlarım.. Yani bir-iki bin lira sıkıştırırım, lehte yazar.…