Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Medya, Propaganda

  • Şimdi yeni bir dalga ile karşılaşıyoruz; “Alican”, “Aslı”, “Baran”, Berke, “Burak”, “Çağan”, “Ebru”, “Eda”, “Ege”, Elif, “Eylül”, “İzel”, “Irmak”, Keremcan, “Kerimcan”, “Nehir”, “Nil”, “Tuba”, “Su”, Yağmur adları bastırılmaktadır; matbuat ve televizyon ile “diziler” bu ve bu tür adların propagandasını yapıyorlar. Bu da sadece küçük bir seçkidir, “atıl” veya “eser” ve benzerlerini ekleyebiliyoruz; bir hücum var.…

  • Bombalı paketlerin ilk adresi Malatya Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu’nun eviydi. Fendoğlu, 12 Nisan günü kendisine gönderilen bombalı paketi açarken, gelini Hanife Fendoğlu ve iki torunuyla birlikte parçalanarak yaşamını yitirdi. Fendoğlu’nun solcular tarafından öldürüldüğü propagandasıyla halk galeyana getirildi ve Alevilerin evleri yakıldı, dükkânları yağmalandı. Olayın üzerinden 20 yıl geçtikten sonra gerçek ortaya çıktı; o gün Malatya’da…

  • (6-7 Eylül 1955 İstanbul Olayları) Başbakan Adnan Menderes de 12 Eylül günü Meclis kürsüsünde olayın komünistlerin kışkırtması olduğunu açıkladı! Sf. 82 Bu özel mahkemelerin (Beyoğlu Özel Mahkemesi) iddianamelerinde 1.886 kişi tahrip, 1.622 kişi hırsızlık. 595 kişi yağma, 333 kişi tahrik, 21 kişi kundaklama ve 3 kişi dini kurumlara saldırmakla suçlandı. Tutuklananlar ayrıca yabancı devletlere karşı…

  • Askerlik Vazifesi kitabını incelemiş olan tarihçi Hasan Ünder’e göre kitabın önemlice bir bölümü, Goltz Paşa’nın 1884’te II. Abdülhamid tarafından Millet-i Müsellaha adıyla Osmanlıcaya çevrilen Das Volk in Waffen adlı kitabından adeta kopya edilmişti. Ünder, kopya paragrafları sayfa sayfa tespit etmişti. Aslında bu normaldi; çünkü “kitapla bizzat alakadar olan” Mustafa Kemal, Selanik’te kıdemli kolağası (yüzbaşı) iken…

  • Mart 1932 – Mart 1933 tarihleri arasında ABD’nin Ankara Büyükelçisi olarak görev yapan Charles H. Sherrill, Mustafa Kemal’le yaptığı görüşmelerin bazı bölümlerini 1934 yılında yayımlanan A Years Embbassy to Mustafa Kemal adlı kitapta toplamıştı. Sherrill kitabının 199-203 üncü sayfalarında, Mustafa Kemal’in dine bakışını şöyle anlatmıştı: [Gazi’nin] “Din konusundaki şahsi görüşleri hususunda söylediklerinin tamamına burada yer…

  • Lâyık Cumhuriyetçi İşçi ve Çiftçi Fırkası (LCİÇF) ise, o sıralarda 35 yaşında olan gözü kara gazeteci Arif Oruç’un girişimiydi. Arif Oruç, Milli Mücadele sırasında Eskişehir’de, ‘Çerkes’ Ethem’in desteğiyle Yeni Dünya adlı ‘komünist’ gazeteyi yayımladığı için mimlenmiş, Haziran 1926’da Mustafa Kemal’e İzmir’de yapılan suikast girişiminden dolayı yargılanmış ama beraat etmişti. 1930’da Serbest Fırka’ya girip, gazetesi Yarın…

  • 17 Eylül’de ‘tenkil’ harekâtının bittiği ilan edildi, ancak bombardıman Kasıma kadar sürdü. İsviçre’den alınan 10 milyon frank harekâta harcanmıştı. İki ay sonra da, 98 günlük Serbest Fırka deneyimine son verildi. Sf. 41 Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler ve İsyanlar) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 41) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eşi Sabiha Hanım’la birlikte sahibi olduğu Resimli Ay dergisinde yürüttüğü demokrasi ve özgürlük mücadelesi ile Ankara’nın ve bizzat Mustafa Kemal’in tepkisini çekmiş olan Zekeriya Bey, ayrıca komünist olarak da tanınıyordu. O günlerde Resimli Ay’ın en önemli temalarından biri Millî Mücadele’nin sadece birkaç kahraman liderin değil, işçisinden köylüsüne, memurundan askerine, kadınından gencine tüm halkın eseri olduğu…

  • “Mütareke Basını” Sekizinci grupta İtilaf Kuvvetleriyle işbirliği yapan 13 polis vardı. Dokuzuncu grupta Millî Mücadele sırasında İşgal Kuvvetleriyle birlikte davranan ya da Kemalist güçlere destek vermeyen 13 gazeteci (en ünlüleri Mevlanzade Rıfat Bey, Said Molla, Refik Halid, Refii Cevad, Ömer Fevzi) vardı. Bir başka ünlü ‘hain’ gazeteci Ali Kemal, 5 Kasım 1922’de İzmit’te ‘Sakallı’ Nureddin…

  • 8 Aralık 1923 tarihinde İsmet Paşa Britanya Hükümeti’nin Ağa Han mektubu ile ilgili çalışmaları hakkında Meclis’te bir konuşma yaptı. İsmet Paşa meşhur Hıyanet-i Vataniye Kanunu uyarınca konuyu soruşturmak üzere bir İstiklal Mahkemesi’nin kurulmasını önerdi ve mahkemenin kuruluşu, 156 kişinin katıldığı oylamada 22 çekimser oyla kabul edildi. Sf. 312 Cebelitarık Milletvekili İhsan (Eryavuz) Bey reisliğindeki mahkeme…

  • Temmuz 1924’te, Türk-Ermeni Teâlî Cemiyeti’nin Lozan Barış Antlaşması uyarınca, yurtdışındaki Ermenilerin ülkeye dönüşünü sağlamak için Ankara Hükümeti’ne bir başvuru yaptığı haberleri Adana’daki yerel gazeteler tarafından sert şekilde eleştirildi. Bu haberleri fırsat bilen Tevhid-i Efkâr gazetesi bir muhabirini Patrikhane’ye göndererek Ermenilerin sadakatini sorgulamaya kalkıştı. Gazeteye göre eğer Ermeniler sadakatlerini ispat etmek istiyorlarsa “Ermeniler Türk Oğlu Türk’üz”…

  • Bırakın halkı, dönemin Sadrazamı Said Halim Paşa bile “Sarıkamış’ın felaketini çok sonra haber aldığını” söyleyecekti. Çünkü İttihat ve Terakki, savaş aleyhine yayınları önlemek için hükümetin resmî gazetesi sayılan Tanin haricindeki bütün gazeteleri kapatmıştı. Askerî sansür ancak 11 Haziran 1918’de kaldırıldı. Fakat Sarıkamış konusundaki sansür ancak 1921 yılında kırıldı. 9. Kolordu Kurmay Başkanı Yarbay Köprülü Şerif…

  • 24 Nisan 1915 günü, yabancı basından ve kaçan esirlerden, Sarıkamış faciasının aslını öğrenen halkı yatıştırmak için gazetelerde; Ermenilerin düşmanla ittifak yapıp orduyu arkadan vurduğuna dair yazılar boy göstermişti. Bu konuda başı çeken Tarih Mecmuasını çıkaran Albay Seyfi’nin de içinde bulunduğu gizli komite bir karar aldı ve İstanbul’daki Ermeni cemaatinin önde gelenlerinden oluşan 235 kişilik ilk…

  • İlk iş de muhaliflere baskıyı artırmak oldu. 14 Nisan 1909 tarihli Serseriler ve Zanlı Kişilerle İlgili Kanun ile kişisel özgürlükler zaten büyük ölçüde kısıtlanmıştı. 25 Nisan I909’da ilan edilen sıkıyönetim 15 Temmuz’a kadar sürdü. Bu arada bir dizi yasaklayıcı kanun çıkarıldı. Bunlardan 17 Haziran 1909 tarihli İçtimaat-ı Umumiye Kanunu ile protesto toplantıları ve gösterileri yapmak…

  • Amid Selahaddin’in eline geçtiğinde kentte 1.040.000 kitap olan bir kütüphane vardı. Bu kitapların bir kısmı 70 deve ile Mısır’a taşınmıştır. Alıntı; Bizimkiler XI (Cengiz Han) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 14) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türk geleneğinde dış düşmana karşı casus kullanmak vardı. Ama kendi halkına karşı bu hiç düşünülmemişti. Buna karşılık Sasani ve sonra İslam geleneğinde düşman kadar dost da izleniyordu. Türkler bunu bilmediklerinden yönetimi ele geçirince, iç istihbaratı da yok ediyorlardı. Türk hükümdarlarının bu tutumu zamane tarihçileri tarafından yönetim bilmezlik olarak değerlendiriliyordu. Selçuklularda iç istihbaratın yerleşmesi Melik-Şah’la birlikte…

  • Bu dönemde, kâğıt yapımı iyice gelişmiştir, baskı icat edilmiştir. Matbaanın icat edilmesiyle birlikte kitap ticareti hızla gelişti. Matbaayı hızla geliştiren Çinliler resim basmak için tahta bloklar hazırladılar. Bu baskı bloklarını bir sanat eseri olarak hazırlıyorlardı. Örneğin bitkilerin tür listelerini yaptılar ve bitkilerin resimlerini içeren eserler bastılar. Kâğıt Yapımı tıpkısının aynısıydı. 868 tarihinde, Buda sutraları yani…

  • Beşinci Fasıl: Türklerin Hukuku Âmmesi; Türklerin Genel Hukuku Madde 75: (Özgün hali) Hiçbir kimse mensup olduğu din, mezhep, tarikat ve felsefî içtihadından dolayı muaheze edilemez. Asayiş, âdabı muaşereti umumiye ve kavanine mugayir olmamak üzere her türlü âyinler serbesttir. Madde 75: (Değişik: 5/2/1937 – 3115 S. Kanun/md. 8) Hiçbir kimse mensup olduğu felsefî içtihad (görüş, bakış…

  • Şeyh Sâîd’in cesedinin üzerinde fuhuş sineması açtılar, içki fabrikası yaptılar. Zilan Deresi’nden su yerine kan aktığını, Palu halkının Murat Nehri suyunun kırmızı akması karşısında donup kaldığını bilenler, bu bölgenin merkezi olan Amed’de içki fabrikası açılmasının ne anlama geldiğini çok iyi bilirler. Yine Bediüzzaman Sâîd-i Nursî’nin ölüsüne yapılan işkenceler, dirisine yapılanlardan kat be kat daha fazladır.…

  • Hareketin başlangıcında Fethi Okyar, bu meseleye biraz daha ılımlı kaktığı için, Mustafa Kemal Atatürk’ün emri ile istifa ettirilip onun yerine sürekli olarak “biz hocaları ortadan kaldırmadıkça, hiçbir şey yapamayız” diyen asker kökenli İsmet İnönü, kabinenin başına getirildi. Takrir-i Sükûn kanunu çıkarılarak Şark İstiklal Mahkemeleri kuruldu. Ayrıca hareketin bastırılabilmesi için, oradaki şeyhleri elde etme amacıyla, kendi…