Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Medya, Propaganda

  • 8 Aralık 1923 tarihinde İsmet Paşa Britanya Hükümeti’nin Ağa Han mektubu ile ilgili çalışmaları hakkında Meclis’te bir konuşma yaptı. İsmet Paşa meşhur Hıyanet-i Vataniye Kanunu uyarınca konuyu soruşturmak üzere bir İstiklal Mahkemesi’nin kurulmasını önerdi ve mahkemenin kuruluşu, 156 kişinin katıldığı oylamada 22 çekimser oyla kabul edildi. Sf. 312 Cebelitarık Milletvekili İhsan (Eryavuz) Bey reisliğindeki mahkeme…

  • Temmuz 1924’te, Türk-Ermeni Teâlî Cemiyeti’nin Lozan Barış Antlaşması uyarınca, yurtdışındaki Ermenilerin ülkeye dönüşünü sağlamak için Ankara Hükümeti’ne bir başvuru yaptığı haberleri Adana’daki yerel gazeteler tarafından sert şekilde eleştirildi. Bu haberleri fırsat bilen Tevhid-i Efkâr gazetesi bir muhabirini Patrikhane’ye göndererek Ermenilerin sadakatini sorgulamaya kalkıştı. Gazeteye göre eğer Ermeniler sadakatlerini ispat etmek istiyorlarsa “Ermeniler Türk Oğlu Türk’üz”…

  • Bırakın halkı, dönemin Sadrazamı Said Halim Paşa bile “Sarıkamış’ın felaketini çok sonra haber aldığını” söyleyecekti. Çünkü İttihat ve Terakki, savaş aleyhine yayınları önlemek için hükümetin resmî gazetesi sayılan Tanin haricindeki bütün gazeteleri kapatmıştı. Askerî sansür ancak 11 Haziran 1918’de kaldırıldı. Fakat Sarıkamış konusundaki sansür ancak 1921 yılında kırıldı. 9. Kolordu Kurmay Başkanı Yarbay Köprülü Şerif…

  • 24 Nisan 1915 günü, yabancı basından ve kaçan esirlerden, Sarıkamış faciasının aslını öğrenen halkı yatıştırmak için gazetelerde; Ermenilerin düşmanla ittifak yapıp orduyu arkadan vurduğuna dair yazılar boy göstermişti. Bu konuda başı çeken Tarih Mecmuasını çıkaran Albay Seyfi’nin de içinde bulunduğu gizli komite bir karar aldı ve İstanbul’daki Ermeni cemaatinin önde gelenlerinden oluşan 235 kişilik ilk…

  • İlk iş de muhaliflere baskıyı artırmak oldu. 14 Nisan 1909 tarihli Serseriler ve Zanlı Kişilerle İlgili Kanun ile kişisel özgürlükler zaten büyük ölçüde kısıtlanmıştı. 25 Nisan I909’da ilan edilen sıkıyönetim 15 Temmuz’a kadar sürdü. Bu arada bir dizi yasaklayıcı kanun çıkarıldı. Bunlardan 17 Haziran 1909 tarihli İçtimaat-ı Umumiye Kanunu ile protesto toplantıları ve gösterileri yapmak…

  • Amid Selahaddin’in eline geçtiğinde kentte 1.040.000 kitap olan bir kütüphane vardı. Bu kitapların bir kısmı 70 deve ile Mısır’a taşınmıştır. Alıntı; Bizimkiler XI (Cengiz Han) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 14) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türk geleneğinde dış düşmana karşı casus kullanmak vardı. Ama kendi halkına karşı bu hiç düşünülmemişti. Buna karşılık Sasani ve sonra İslam geleneğinde düşman kadar dost da izleniyordu. Türkler bunu bilmediklerinden yönetimi ele geçirince, iç istihbaratı da yok ediyorlardı. Türk hükümdarlarının bu tutumu zamane tarihçileri tarafından yönetim bilmezlik olarak değerlendiriliyordu. Selçuklularda iç istihbaratın yerleşmesi Melik-Şah’la birlikte…

  • Bu dönemde, kâğıt yapımı iyice gelişmiştir, baskı icat edilmiştir. Matbaanın icat edilmesiyle birlikte kitap ticareti hızla gelişti. Matbaayı hızla geliştiren Çinliler resim basmak için tahta bloklar hazırladılar. Bu baskı bloklarını bir sanat eseri olarak hazırlıyorlardı. Örneğin bitkilerin tür listelerini yaptılar ve bitkilerin resimlerini içeren eserler bastılar. Kâğıt Yapımı tıpkısının aynısıydı. 868 tarihinde, Buda sutraları yani…

  • Beşinci Fasıl: Türklerin Hukuku Âmmesi; Türklerin Genel Hukuku Madde 75: (Özgün hali) Hiçbir kimse mensup olduğu din, mezhep, tarikat ve felsefî içtihadından dolayı muaheze edilemez. Asayiş, âdabı muaşereti umumiye ve kavanine mugayir olmamak üzere her türlü âyinler serbesttir. Madde 75: (Değişik: 5/2/1937 – 3115 S. Kanun/md. 8) Hiçbir kimse mensup olduğu felsefî içtihad (görüş, bakış…

  • Şeyh Sâîd’in cesedinin üzerinde fuhuş sineması açtılar, içki fabrikası yaptılar. Zilan Deresi’nden su yerine kan aktığını, Palu halkının Murat Nehri suyunun kırmızı akması karşısında donup kaldığını bilenler, bu bölgenin merkezi olan Amed’de içki fabrikası açılmasının ne anlama geldiğini çok iyi bilirler. Yine Bediüzzaman Sâîd-i Nursî’nin ölüsüne yapılan işkenceler, dirisine yapılanlardan kat be kat daha fazladır.…

  • Hareketin başlangıcında Fethi Okyar, bu meseleye biraz daha ılımlı kaktığı için, Mustafa Kemal Atatürk’ün emri ile istifa ettirilip onun yerine sürekli olarak “biz hocaları ortadan kaldırmadıkça, hiçbir şey yapamayız” diyen asker kökenli İsmet İnönü, kabinenin başına getirildi. Takrir-i Sükûn kanunu çıkarılarak Şark İstiklal Mahkemeleri kuruldu. Ayrıca hareketin bastırılabilmesi için, oradaki şeyhleri elde etme amacıyla, kendi…

  • Burada insanlar okusaydı, şu veya bu zümre yasaklasa, matbaayı kurdurmasa bile, nasıl cam geliyor, kumaş geliyorsa, Venedik’te basılıp Türkçe kitap da gelirdi.  Alıntı; Son İmparatorluk Osmanlı – İlber Ortaylı, (Timaş yayınları 2. Baskı Kasım 2006 – Sf. 123) kitabından birebir alınmıştır.

  • David Rockefeller Haziran 1991’de kendilerine destek veren bazı büyük basın kurumlarına teşekkür ederek şunları söylüyor: “.. Bizi kırk yılı aşkın bir süredir destekledikleri için müteşekkiriz. Bu yıllar boyunca halkın denetimine maruz kalmış olsaydık, dünya ile ilgili tasarımızı asla geliştiremezdik. Fakat şu anda dünya, Dünya Hükümetine doğru ilerlemek için, daha donanımlı ve hazırdır. Entelektüel bir seçkinin…

  • ..bana gelen bazı mektuplarda Hüseyin Cahit’le diğer bir muharririn, British Council’den yedişer bin İngiliz Lirası aldıklarının rivayet olunduğunu, …  Peyami Safa’nın neşrettiği bir makalenin sonunda şu fıkralar ibret ile okunmuştu: “Herkes gibi kendisi de bilir ki yabancı bir memleketten para aldığı en çok söylenen muharrir, bizzat Hüseyin Cahit Yalçın’dır.”  Alıntı; Harp Hatıralarım I (Birinci Cihan…

  • La Vieille France, 21 Ekim 1920 tarihli sayısında, içinde aşağıdaki paragrafın bulunduğu son derece önemli bir Rusça doküman yayınladı.  “Siyon Bilginlerinin Protokolleri” ile Haham Raeichhorn’un 1869 yılında Prag’da hahambaşı Simeon-ben-Ihuda’nın cenaze töreninde mezarı başında yaptığı konuşması arasında çarpıcı benzerlikler var.  Bu konuşmayı yayınlayan Readcliffe, bunu açığa vurduğu için bedelini hayatıyla ödemişti.  Reichhorn’un konuşmasını Readcliffe’e aktaran…

  • Basın halkın düşüncelerini derhal yeni meselelere çevirecektir.  (Halkı daima yeni şeyler aramaya biz alıştırmadık mı?)  Tartışmak üzere ortaya çıktığı konular hakkında en ufak bir fikir sahibi olmadıklarını dahi anlayamayan beyinsizler, kendilerini bu konulara atacaklardır.  Siyasi meseleler, asırlardan beri onları yaratan ve yönetenlerden başkası için ulaşılması imkânsız meselelerdir.  Sf.226 Biz, halk kitleleri ne durumda olduklarını anlamasınlar…

  • Liberal olarak anılan herkes, fiilen değilse bile fikren anarşisttir.  Hepsi de “özgürlük” hayalinin peşinde, yalnızca muhalefet etmiş olmak için muhalefet ederek kargaşa yaratıyor ve kuralları çiğniyorlar.  Sf. 221  Üçüncü sıraya, kendi kendimize muhalefet edeceğimiz yayın organlarımızı koyacağız.  Bunlardan en az bir tanesi bizimle taban tabana zıt bir görüntü sergileyecek ve gerçek muhaliflerimiz, bu sahte muhalefeti…

  • Basın genelde tatsız, haksız ve yalancıdır.  Halkın büyük kısmı basının gerçekte hangi amaçlara hizmet ettiğine dair en ufak bir fikre sahip değildir.  Sf. 219  Eğer biz şimdiden, Yahudi olmayanların hepsinin, dünyada olup bitenlere burunlarının üzerine yerleştirdiğimiz gözlüklerin renkli camlarından bakmalarını sağlayabilecek kadar zihinlerini ele geçirdiysek, eğer şimdiden Yahudi olmayan avanakların devlet sırrı dedikleri şeylere ulaşmamızı…

  • Yahudi olmayanların sanayisini tamamen çökertmek için, aralarında geliştirdiğimiz “lüks”ü spekülasyonun yardımına çağıracağız.  Çünkü lükse olan hırslı talepleri, her şeylerini yutup bitirecektir.  İşçi ücretlerini artıracağız, ancak bu işçilere hiçbir yarar sağlamayacak.  Çünkü aynı zamanda temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarını da artıracağız ve bunun sebebinin tarım ve hayvancılıktaki gerileme olduğunu iddia edeceğiz.  İşçi sınıfını anarşi ve sarhoşlukla tanıştırırken,…

  • Yönetimimizin temel amaçları şunlardır: Toplumun dimağını eleştirilerle zayıflatmak, direnç yaratan planlı ciddi düşüncelerden uzaklaştırmak, boş nutukların sahte çatışmaları ile düşüncelerini başka taraflara yönlendirmek. Kamuoyunu avucumuzun içine almak için her görüşten fikirleri, diğer görüşleri yalanlayacak şekilde karşı karşıya getirmeli ve Yahudi olmayanların kafalarını karıştırarak siyasi konularda hiçbir şekilde fikir sahibi olmamalarının en iyi şey olduğu sonucuna…