Kategori: Mustafa Kemal Paşa
-
Cibranlı Halit Bey ile Yusuf Ziya derhal yakalanıyorlar ve bir daha özgürlüklerine kavuşamadan kurşuna diziliyorlar. Bu durumda liderlik, Şeyh Sait’e geçiyor; Sait, hiç hazırlığı olmadığı bir alanda büyük sorumluluklar yüklenmek zorunda kalıyor. İhsan Nuri ve arkadaşlarının hareketinden sonra Halit ve Yusuf Ziya, sonradan serbest bırakılan Hacı Musa’nın yakalanmasına karşın Şeyh’in tutuklanmamasını ilginç buluyorum; Şeyh’e Askeri…
-
Şiddet, uygulayıcısını da değiştiriyor; Kemal’in, liderlik için bir birikiminin olmaması, İttihatçı örgütlerin ortadan kaldırılmamış olması, Kemal Paşa’nın olağanüstü kişisel güvensizliği, buna eklenen ve buna bağlı sevgisizliği, Cumhuriyetin, teorik sığlığıyla karşılaştırılmayacak yoğunlukta bir şiddet uygulamasıyla ortaya çıkışını sağlıyor. Bu çıkışta Mustafa Kemal’in de değiştiğini düşünüyorum ve asılanlar, ya da yurt dışına çıkarılanlar, kendiliğinden çıkanlardan dönmeleri engellenenler…
-
Bilinen bir görüşü bir tez olarak sunmak istiyorum: Dikta, diktatörü de değiştiren bir süreçtir. Sf. 655 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 655) kitabından birebir alınmıştır.
-
Kıstırılmışlık kompleksi ile abartma, üstelik olumsuz yönde abartma, aynı kişiliğin iki görüntüsüdür; Kemal Paşa ile ilgili bütün anılar, içkiye düşkünlüğü üzerinde yoğunlaşıyor. Sürekli ve fazla içki, sarhoşluk düzeyinde alkol, alanda, hep tehlikeler içinde yaşayan ve son derece kötümser bir ruh hali yaratıyor; bu hal devamlıdır. Sf. 663 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük,…
-
Bin Dokuz Yüz Yirmi Yedide, Türkiye, üzerine her sözün yazılabileceği bir düz tahtadır. İdeoloji, birikmiş şiddettir. Egemen ideolojinin eşiğinde şiddet vardır. Yeni imaj, mutlaka şiddetle kakılıyor. Sf. 630 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 630) kitabından birebir alınmıştır.
-
Gerçek, Mustafa Kemal’in pozisyon değiştirmede, sadakat ve benzeri türden hiç bir kaygıyı kendisine bir engel yapmamasında aranmalıdır; bu, birinci noktadır. Büyük Britanya işgal kuvvetlerinin onayı ile geldiği Doğu’da yepyeni bir durumla karşılaşıyor; işgalciler onaylarını geri alıyorlar ve Kemal’in İstanbul’a çağrılmasında ısrar ediyorlar. Muhtemelen Malta’ya gönderecekler; tam bu sırada, bir Amerikan ittifakı ihtimali beliriyor. İstanbul’da Wilson…
-
Yalnız bir sorun var; Sivas Kongresi delegeleri, manda sözcüğünü sevmiyorlar ve bu sözcükten çekiniyorlar. Bunun üzerinde tartışmalar oluyor; Rauf’un yazdıklarına göre, mektup-raporundan sonra Sivas’a gelen Vasıf, “manda”nın isminden korkmayalım, isterseniz buna ‘müzaheret’ diyelim» diyor; sözlüklerde «müzaheret» yardım anlamına geliyor. Sf. 422 Sivas’taki Milli Kongre’nin açıklamalarında, Kemal‘in açıklama ve taahhütlerinde geçen, Eski Türkçe ile «yardım», manda’yı…
-
Türkiye mandası fikri, Türkler’in istemesinden ve daha doğrusu yalvarmasından doğuyor; Sivas Milli Kongre’si de, kendisine yapılan bir manda önerisini kabul edip etmemeyi tartışmıyor. Tam tersine, kendisine önerilmemiş olan bir mandaya davetiye çıkarıyor. Sf. 429 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 429) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bir noktayı vurgulamak durumundayım: Kemal’in kişiliği güvenilir görünmüyor, sadakati bulunmuyor, Büyük Britanya’dan ve Vahdettin’den umutlar alıyor ve bunlara umutlar veriyor, fakat eninde-sonunda kurtuluş hareketinin dışında kalamıyor. Hırsının, cesareti ve yeteneğinden daha büyük olduğunu sanıyorum; kurtuluş hareketini, kendisine rakip olabilecek bütün imkânlardan uzak tutuyor. Güçleri zayıflatıyor ve ufku daraltıyor. Ancak, kurtuluş hareketinin içinde kalıyor. Tezi yazıyorum:…
-
Fakat Mustafa Kemal Paşa, hâlâ kendisini güvenli hissetmiyor; Kongre Başkanlığı koltuğuna üniforması ve hiç bırakamadığı Vahdettin’in onursal yaverlik kordonu ile çıkınca, Gümüşhane Delegesi Zeki Bey, «Paşa, evvela arkanızdaki elbisenizi ve göğsünüzdeki kordonunuzu çıkarın da, sonra riyasete başlayın, tahakkümden korkuyoruz» diye bağırıyor; Kemal Paşa, o geceden sonra sivil giyinmeye başlıyor. Erzurum Kongresi, Mustafa Kemal’in yükselen çizgisini…
-
Sivas Kongresi, Amerikan mandasını kabul ile bir de davetiye çıkarıyor. Bu, Kemal Paşa’nın, tarihsel olarak geçici olduğu belirlenen bir yeni koalisyon değişikliğidir; büyük devletlerden Büyük Britanya’dan ayrılarak Amerika Birleşik Devletleri’ne yaklaşıyor. Ayrıca Mustafa Kemal’in Sivas’taki Milli Kongre’de manda düşüncesine karşı bir tek söz söylemediği de kesindir. Sivas’ta delegelerden sadece Osman Nuri ve Ahmet Nuri, manda…
-
Ancak hem Dursunoğlu’nun yazdıkları ve hem de incelemeye açtığım belgeler, Minber Gazetesi’nin finansmanı, Kemal’in para karşısındaki tutumunun da yeniden ve ayrıntılı olarak incelenmesini gerektirecek türdendir. Buna eklenecek olanlar şunlar: Bazı kaynaklar, Sakarya Zaferi’nden sonra Mustafa Kemal’e bir para ödendiğini ileri sürüyorlar; miktarı üzerinde tartışma olduğundan söz ediliyor. Hintli Müslümanların gönderdikleri paranın tartışması kapanmıyor ve İzmir’de,…
-
Parantezi kapatırken bir tez yazıyorum: Böyle bir Mustafa Kemal anlatmak, Kemalistleri ya geri zekâlı yapmaya çalışmaktır ya da ancak geri zekâlıların Kemalist olabileceğine inanmak oluyor. Sf. 418, 419 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 418, 419) kitabından birebir alınmıştır.
-
Osmanlı Genelkurmay Başkanlığı’nın 7 Mayıs 1919 tarihli «Dokuzuncu Ordu Kıtaatı Müfettişliğine Verilecek Talimat Sureti», Kemal Paşa misyonu için üç önemli görev veriliyor. Bunların ilk ikisi; “a) Mıntıkada (Bölgede) asayiş-i dâhili iade (iç güvenliği iade etme) ve istikrarı ve bu asayişsizliğin esbab-ı hudusunûn (bu asayişsizliğe sebep olan olayların) tespiti” ve “b) Mıntıkada ötede beride müteferrik (bireysel)…
-
Genelkurmay Harp Tarihi Dairesi, Milne’in, Kemal Paşa’nın görevden aldırdığı Yakup Şevki Paşa’nın yerine atanmasını istediği yazının tarihini yayınlamamakta yarar görüyor. Doğrusu çok şaşırtıcı bir durum ortaya çıkıyor; Büyük Britanya emperyalizminin Mısır Kuvvetleri Kumandanı General Allenby, Kemal’i, kendilerine karşı direnen Altıncı Ordu Komutanı Ali İhsan’ın yerine göndermek istiyor. Karadeniz işgal kuvvetleri komutanı da kendilerine direndiği için…
-
Vahdettin’in sübjektif olarak bir hain olduğu düşüncesini taşımıyorum. Londra politikasına yatkındır; ancak Mustafa Kemal’in, bir ara, Vahdettin’den çok daha fazla Londra’ya hizmet sunduğundan da kuşku duymuyorum. Sf. 389 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 389) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bu sırada Türkiye’de «gazeteci» Price, daha sonra anılarını «Extra-Special Correspondent» olarak yayınlıyor; Paşa’nın Price ile görüşmesi sırasında Refet Paşa hazırmış. Paşa, bir tanığa göre, Anadolu’da Büyük Britanya adına vali olmayı öneriyor. Büyük Britanya’nın İstanbul’daki yetkilileri, Kemal Paşa’nın bu önerisini önemli bulmuyorlar, elçilik baş tercümanı, bir anlamda siyasi komiseri Ryan’ın da Kemal Paşa’yı olumlu ya da…
-
Bilim, mikro olan ile makro olan, en küçük olanla, evren’in iç içe algılanmasından çıkıyor; evrenin yasalarını formüle eden Newton’un limit kavramını geliştirerek türev yöntemine ulaşması rastlantı olmamalıdır. Bu, bir, ikincisi, bilim bir tartı işidir; bilimsel yenilik, ağırlıkları değiştirme anlamına geliyor. Tarih araştırmalarında bilimsel yenilik, daha önce önemsizi önemli, önemliyi önemsiz yapma süreciyle realize oluyor. Kars…
-
İzmir’in işgaline kadar kurtuluş hareketinin başlamasında, pek az istisna dışında, Ermeni tehdidi, tek motor durumundadır. Türkler ve Kürtler, yaşadıkları yerlerde bir Ermeni Devleti kurulmasından ve Ermeni egemenliği altında yaşamaktan ölümcül bir korku duyuyorlar. İzmir’in işgali buna bir de Helen egemenliği altında yaşama korkusunu ekliyor; böylece çaresizlik içinde kurtuluş mücadelesi eğilimlerini artırıyor. Sf. 360 Alıntı; Türkiye…
-
Gelibolu’da Liman ve Enver Paşalardan daha büyük bir kahramanlık göstererek tarihin akışını çevirdiği iddia edilen Kemal Bey’e, Büyük Britanya’nın önemli bir kızgınlık göstererek ve hatta tutuklayıp Malta’ya göndererek, Enver’in kıskanarak önlediği ileri sürülen madalyayı, ters bir biçimde, vermiş olması gerekiyor. Tarih bir tutarlılık yazımıdır. Tutarlılık, eğer Gelibolu’da Büyük Britanya’nın bir büyük oyununu kişisel müdahale ve…