Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Mustafa Kemal Paşa

  • Bu sırada Türkiye’de «gazeteci» Price, daha sonra anılarını «Extra-Special Correspondent» olarak yayınlıyor; Paşa’nın Price ile görüşmesi sırasında Refet Paşa hazırmış. Paşa, bir tanığa göre, Anadolu’da Büyük Britanya adına vali olmayı öneriyor. Büyük Britanya’nın İstanbul’daki yetkilileri, Kemal Paşa’nın bu önerisini önemli bulmuyorlar, elçilik baş tercümanı, bir anlamda siyasi komiseri Ryan’ın da Kemal Paşa’yı olumlu ya da…

  • Bilim, mikro olan ile makro olan, en küçük olanla, evren’in iç içe algılanmasından çıkıyor; evrenin yasalarını formüle eden Newton’un limit kavramını geliştirerek türev yöntemine ulaşması rastlantı olmamalıdır. Bu, bir, ikincisi, bilim bir tartı işidir; bilimsel yenilik, ağırlıkları değiştirme anlamına geliyor. Tarih araştırmalarında bilimsel yenilik, daha önce önemsizi önemli, önemliyi önemsiz yapma süreciyle realize oluyor. Kars…

  • İzmir’in işgaline kadar kurtuluş hareketinin başlamasında, pek az istisna dışında, Ermeni tehdidi, tek motor durumundadır. Türkler ve Kürtler, yaşadıkları yerlerde bir Ermeni Devleti kurulmasından ve Ermeni egemenliği altında yaşamaktan ölümcül bir korku duyuyorlar. İzmir’in işgali buna bir de Helen egemenliği altında yaşama korkusunu ekliyor; böylece çaresizlik içinde kurtuluş mücadelesi eğilimlerini artırıyor. Sf. 360 Alıntı; Türkiye…

  • Gelibolu’da Liman ve Enver Paşalardan daha büyük bir kahramanlık göstererek tarihin akışını çevirdiği iddia edilen Kemal Bey’e, Büyük Britanya’nın önemli bir kızgınlık göstererek ve hatta tutuklayıp Malta’ya göndererek, Enver’in kıskanarak önlediği ileri sürülen madalyayı, ters bir biçimde, vermiş olması gerekiyor. Tarih bir tutarlılık yazımıdır. Tutarlılık, eğer Gelibolu’da Büyük Britanya’nın bir büyük oyununu kişisel müdahale ve…

  • Üç örnek, Kutülamare Kahramanı Halil, Teşkilat-ı Mahsusa’dan Hacı Sami ve Altıncı Ordu Komutanı Ali İhsan Sabis örnekleri,, Kemal Paşa’dan daha önde, daha radikal, daha parlak hiç bir kimsenin Kurtuluş Mücadelesine katılmasına izin verilmediğini ortaya çıkarıyor. Sf. 348, 349 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 348, 349)…

  • İnsan, aklıyla görüyor. Tarihin falsifikasyonu, insanın görmesini önlemek içindir. Bu, insanın aklını bozmakla mümkün olabiliyor. Kemal Paşa’nın kendisine son derece güvensiz bir komutan ve daha sonradan politikacı olduğunu görmekte çok geciktim. Körlük, bozulmuş tarihin ağır bombardımanından kaynaklanıyor. Güvensiz, uzlaşmacıdır. Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 324)…

  • Bu koalisyon sonuç vermeyince, İstanbul da, Vahdettin, Damat Ferit ile bir üçlü oluşturmaya çalışıyor. Hürriyet ve İtilaf Partisi ile Büyük Britanya temsilcilerinin desteğini sağlamayı başarıyor. Samsun’a gönderilmesi bu koalisyonun sonucu oluyor. Sf. 325 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 325) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kemal Paşa Tarihi, tutarlılığını ölümle sağlayan bir yazımdır. Düşünce ve söz planlarıyla kendi kişisel tarihinde tutarlılık olmayan bir yaşamı tutarlı yapabilmek, tutarsızlığın işaretlerini, politik, tarihsel ve fiziksel olarak ortadan kaldırmakla mümkün olabiliyor. Kemal Paşa Tarihi, yapılır ve yazılırken, tutarsızlığa tanıklık yapacak canlılıklar üzerinden silindir geçirilmesi ve yeni tutarlılığa tanıklık edeceklerin bulunması zorunlu oluyor. Bu, Kemal…

  • Kemal’in, Vahdettin’e güven vermesini, İngiliz işgal kuvvetlerinin Kemal’i kendilerinin adamı sayacak kadar güvenmelerini, İtalyanların Ege bölgesinde Grek yayılmasını kendileri adına durduracak komutan olarak Kemal’i görmelerini hep ama hep Kemal’in, çıkmak için hazırlandığı Kurtuluş yolu için yaptığını anlatmaya çalışıyorlar. Sf. 329 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf.…

  • Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda, pek az ayrığıyla, Doğu’daki bütün milli demokratik devrimciler, mandacıdır. Manda’yı kurtuluş kabul ediyor. Mustafa Kemal, mandacıdır. Kürt liderlerinin pek büyük çoğunluğu mandacıdır. Ermeni liderlerinin nerede ise tümüne yakını mandacıdır. Arap liderlerinin, küçük bir azınlık hariç, tümü mandadan yanadır. Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarında Doğu’ya manda egemendir. Doğu’da manda ne ise Batıda «Wilson…

  • Harbord Misyonundan üçüncü adam, Tuğgeneral Mosley’dir; görüşmede General Mosley de bulunuyor. Mosley, daha önce değinmiş bulunuyorum, ayrı bir rapor kaleme alıyor, buna göre Mustafa Kemal, Harbord Heyeti ile görüşürken daha önce yabancı devletlerle ilişkilerden yakınıyor ve bunların Türkiye’yi yönetmeye kalktıklarını söylüyor ve daha sonra da, «eğer mandanın verileceği ulus Amerika ise hiç bir güçlük olmayacaktır»…

  • General Harbord başkanlığındaki kurul, Washington’a mandanın kabulü lehinde açık bir tavsiyede bulunmuyor. Türkiye Ermenistan’da Ermenilerin bir bölümünün evlerine döndüğüne, mülklerini yeniden edinmeye başladıklarına, hatta bir bölümünün geçmiş zaman için kira bile almaya başladıklarına işaret ediliyor; ancak açıkça felaket dolu bir tablo çiziliyor. Bunu şu cümleler izliyor: Harbord Raporu’nda belli bir Türk düşmanlığı görmüyorum; Türk köylülerinin…

  • Mustafa Kemal, Doğu’ya bir direnişi örgütlemek için değil başlayan direnişi bastırmak için gönderiliyor. Sf. 246 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 246) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bunu Vahdettin’in, Ferit’in ve Büyük Britanya’nın da saptamış olduğu kesindir; Büyük Britanya, pek çok asker ve sivil seçkini Malta’ya sürerken Kemal Paşa’nın İstanbul’da ve Pera Palas’ta günlerini geçirmesine karışmıyor. Sf. 247 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 247) kitabından birebir alınmıştır.

  • Orgeneral Fahrettin Altay, yıllar sonra ve Kemal Paşa öldükten sonra, yayınladığı anılarında bile Kemal korkusundan kurtulamıyor. Sf. 88 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 88) kitabından birebir alınmıştır.

  • Nitekim Fahrettin Paşa da satırların arasından bunları yazmış bulunuyor. Anılarının bir yerinde şunlar var: Liman Paşa “dürbünle yere yatmış ileriyi seyrederken Mustafa Kemal’den gelen bir raporu kendisine okumuştum. Raporda, ‘düşman bu gece denize dökülecektir’ deniyordu. Gözlerinin yaşardığını gördüm, Almanca Allaha şükürler olsun derken de hayli heyecanlanmıştı.” Kemal Bey’in düşmanı denize dökmeden haber verdiğini, daha sonra…

  • Moorehead’ın yazdıklarından aktarmayı sürdürüyorum; Bu monoğrafi de, daha önce geliştirdiğim düşünceleri destekliyor; sınırlı bir Anzak kuvvetlerine karşı Kemal’in nerede ise bütün beşinci ordunun ihtiyatlarını, izin almadan, kullandığı ve bütün hareketi tehlikeye attığı, açıklıkla yazılıyor. Komuta yerinden ayrılması ve tekrar dönüşü de söz konusu ediliyor; “bu hareket sona erinceye kadar cephesini bir daha hiç terk etmedi”…

  • Bu, birinci mekân ve birinci zamandır; emperyalist donanmanın 18 Mart 1915 tarihinde durdurulmasında Kemal’in hiç bir rolü bulunmuyor. Başka bir mekânda ve başka bir zamanda gerçekleşiyor. Küçümsenmemesi gerekiyor; ancak bu hücumun başarısızlıkla sonuçlanacağı önceden büyük bir ihtimal olarak biliniyor ve daha sonraki değerlendirmeler böyle bir hücumu sadece çılgınlık olarak nitelendiriyorlar. İkinci mekân ve zaman başka…

  • Asıl savaş Gelibolu Yarım Adası’ndadır; bu nedenle bütün Batılı kaynak ve araştırmalar açısından bu savaşın adı, «Çanakkale» değil «Gelibolu» çıkartması oluyor. Ne yazık, televizyon teknolojisinin ilerlemesi nedeniyle daha kolay anlaşılabilecek ve anlatılabilecek bir bozucu mekanizma ile Gelibolu Savaşı, yalnızca ve yalnızca anlaşılmaz bir biçimde yazılıyor. Gelibolu Savaşı’ndaki emirlerin pek çoğunu Başkomutan Vekili Enver veriyor; komutan…

  • Birbirinden mekân ve zaman itibariyle ayrı iki çatışmayı birbirine karıştırdıktan sonra bir ordu komutanını, iki kolordu komutanını, pek çok tümen komutanını bir kenara atarak bütün mücadeleyi ihtiyat tümeni komutanı olarak bu savaşa katılan Kemal Bey’in adına yazabilmek için yalnızca tarihin falsifikasyonu yeterli olmayabilir; aynı zamanda aklı bozmak zorunludur. Akıl ise bütündür, bozulma tekil olgularla sınırlı…