Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Osmanlı Devleti

  • 1865, ilk anayasamızı yazacak olan “Yeni Osmanlılar”  cemiyetinin kurulduğu tarihtir.  Kendisi de bu cemiyetin üyelerinden birisi olan Ebuzziya Tevfik, cemiyetin kuruluşunda ilginç bir noktaya dikkatimizi çeker.  …  Toplantılarda yanlarına aldıkları birkaç kitap vardır.  Bunlardan birisi, Karbonari İnkılap Cemiyeti hakkındadır..  Sf. 143  …  Karbonari “kömürcüler” demektir.  19. yüzyıl İtalya’sında kurulan gizli devrimci örgütlere bu adın verilmesi,…

  • Abdülhamid, kakma ve süsüleme işlerindeki maharetinin yanı sıra usta bir marangozdu da.  Kemal Tahir’in babası da marangozhanenin müdürlerindendi. Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 98) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ermeni tedhişçilerinin hesabı şuydu: Suikast başarılı olsaydı, arkasından Beyoğlu’nda patlamalar bir birini takip edecek, kargaşalık çıkacak, bunu dış güçlerin müdahalesi izleyecek ve Doğu’da bağımsız bir Ermeni Devleti kurulmasının ilk adımları böylece atılmış olacaktı.  Sf. 139  …  yargılama sonucu içlerinde Jorris’in de bulunduğu 11 kişi idama, 46 kişi de çeşitli cezalara çarptırılmışlardı.  Ya sonra?  Sonrası daha…

  • Nihal Atsız o dönemde Peyami Safa’nın Abdülhamid’i çok ağır bir dille tenkit ettiği yazısına yine ağır bir üslupta cevap vermek suretiyle ilk büyük karşı atağı gerçekleştirir.  “Abdülhamid Kızıl Sultan değil, Gök Hakan’ıdır” tezini… Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 125 ile 127 arası) kitabından birebir alınmıştır.…

  •  Açe’de, Somali’de, Zengibar’da vs. hutbeler yakın zamanlara kadar Sultan Hamid adına okutuluyordu.  …  1880 sonrası iktidar döneminde gazeteler, dergiler, kitaplar, telgraflar, kısaca basın-yayın ve haberleşme araçları denetime, hatta sansüre tabi tutulmuştu.  Gazetelerin üzerine “Görülmüştür” kaydı düşülürdü. Sf. 125 …  Ancak bu baskılar siyasi yazılar ve ihtilal gibi haberler için geçerliydi.  …  İngiltere Dışişleri Bakanı Müsteşarı…

  • Musul petrolleri için 6 Nisan 1889’da, Bağdat petrolleri için de 21 Eylül 1898’de çıkarılan irade-i seniyyeye (ikincil emir, tanrı emrinden sonra gelen ikinci sırdaki emir yani padişah emrine) göre, her ikisi de Hazine-i Hassa’ya devredilerek, yabancı müdahalesine kapatılması amaçlanmıştı.  Bir işgal durumunda dahi bunlara özel mülk oldukları için dokunulmayacağı düşünülüyordu.  Ama İngiltere’ydi bu.  Kuralı kendisi…

  • Ayşe Sultan; babasının alafranga müziği, alaturka musikiye tercih ettiğine bilhassa dikkat çekmektedir.  …  Sarayda bir kızlar bandosu olduğunu biliyor muydunuz?  Bu bando, önce III. Selim, sonra Abdülmecid döneminden itibaren harem dairesinde kurulmuş ve Donizetti biraderlerin küçüğünün kurup yönettiği bu ufak bando, tamamen harem mensuplarından teşekkül etmiştir.  Sf.  96    ..  Kızlar Bandosu, Sultan Abdülhamid tahttan indikten…

  • Hacı Ârif Bey, günün birinde Sultan’ın eserlerini dinleme arzusunu sert bir ifadeyle geri çevirmiş, “Sanatta irade-i hümayun geçmez” diyerek protesto etmiş ve Abdülhamid’in kalbini kırmıştır.  Osman Zeki Üngör (1880- 1958) Mızıkayı Hümayun’un son patronu (kumandanı) değil miydi?  Düşünün, İstiklal Marşı’mızın bestesini, Yıldız Sarayı’nda Sultan Abdülhamid’in himayesinde kurulan müzik okulunda yetişmiş bir bestekâra borçluyuz. Alıntı; Abdülhamid’in…

  • Yahudi asıllı casusu -Türkolog Arminius Vambery,…. (1) Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 69) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2008); Dipnottan: Abdülhamid Devri ve İngiliz Ajanı Yahudi Vambery 

  • Modern kütüphaneciliğimizin babası:  Kütüphaneciliğimizin modern anlamdaki kurucusunun Abdülhamid olduğu…  Matbaa (Matbuat) Kanunu’ndaki sansür maddesinin yorumu neticesinde vardığımız sonuç şu ki, matbaa açmanın, kitap telifinin devlet tarafından teşvik edildiğini görüyoruz.  Kontrol edip te bu olur veya olmaz demiyor, aynı zamanda bunlarda uygun gördüğüne maddi imkân sağlanıyor.  Ya devlet alıp bastırıyor veya basımına yardım ediyor.  Basılmış nüshaları…

  • 1894’de vuku bulan büyük İstanbul depreminde…  Depremden sonra II. Abdülhamid’in fahri reisliğinde bir yardım komisyonu kurulmuş, ilk yardımı da padişah kendisi yapmış (100 lira).  Şehzadeler ve diğer geçmiş padişahlar için 500 lira daha yardım yapan Abdülhamit, ileriki günlerde 5.000 lira daha yardımda bulunmuştur.  İlginç olan nokta, bu son yardımın 2.000 lirasının “eğitim gören öğrencilere” verilmesi…

  • Abdülhamit iktidarının ilk 14 yılında (1876-1890) basılan 4 bin kitaptan sadece 200 kadar dinle ilgili olup 1.000 civarında bilim ve fenle ilgili ve ondan biraz daha fazla edebi kitap neşredilmiştir. Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 56) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kazâ’nın (yargının) icra’dan (yürütmeden) ayrılması, daha açık tabirle siyasi iktidarın asla mahkemelere karışmaması bir Tanzimat ilkesi olduğu için, bu prensibe, hem de kusursuz şekilde uydu. (Yılmaz Öztuna, “Sultan Hamid Adliyesi”)  Saltanatı süresince sadece 11 kişinin -onlar da adi suçlulardı- idam hükmünü onaylamış olan Abdülhamid Han, özellikle siyasi suçluları affediyor, bu da Adliye ile arasını açıyordu. …

  • Sultan Abdülhamit, düşmesi an meselesi olan başkentin Anadolu’ya, Bursa’ya nakledileceği haberi kendisine verilince, “Bizans İmparatoru Konstantin kadar da mı olamadık?” demiş …  “Konstantin teslim olmaktansa çarpışarak ölmeyi tercih etmişti.  Onun kadar da mı cesaretimiz kalmadı? Bana bir tüfek verin, tek başıma düşmanla savaşmaya hazırım. Hiçbir yere gitmiyorum.”   Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk…

  • Enver Paşa Mersinli Cemal Paşa’ya; “Bizim bütün günahımız Sultan Hamid’i anlamamak ve Siyonizm’e alet olmaktır.” Sf. 157, 158 Alıntı; Farmasonlar – Cevat Rifat Atilhan, (Aykurt Neşriyat 1963 – Sf. 157, 158) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mısır’da Hahambaşılık yapmış Hayım Naum İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Gurzon ile Mustafa Kemal arasında aracılık yapıyor ve 1922 yılında Lozan’daki delegelerimize şunları teklif ediyor; 1-Hilâfetin lağvı. 2-Osmanlı Hanedanının vatandan kovulması, mal ve mülklerinin müsadere edilmesi. 3-Türkiye ile diğer bütün Müslüman ülkeler arasındaki ilişkilerin kesinlikle kesilmesi. 4-Şer’i ve adli bütün kanunların laiklik esasına göre değiştirilmesi. Sf.…

  • Meşrik-i Âzamlık Mason Localarının birleştiği makam. 9.7.1909’da İskoç tarikatından gelen davetiye ile Galata’da Yahudi David Kohen’in yazıhanesinde toplanıp Türkiye Meşrik-i Âzamlığı’nın kurulmasına karar verilmiş, başına da Talat Bey Üstad-i Âzam olarak getirilmiştir. Sf. 126 Alıntı; Farmasonlar – Cevat Rifat Atilhan, (Aykurt Neşriyat 1963 – Sf. 126) kitabından birebir alınmıştır.

  • 13 Ağustos 1911 İsviçre Bazel’de Siyonist Kongresinin reisi Bezirgân Wolkon konuşuyor; “ .. Yahudilere karşı büyük nefret izhar olunuyor. Tek ümidimiz Türkiye’dedir. Bir gün gelip de hâlimizde bir salâh görülecek olursa bunun Türkiye sâyesinde olacağına şüphe yoktur. .. Zâten Türkler öteden beri Yahudiler hakkında hayırhah davranmışlardır. ..  Türkiye için yurtsuz Yahudiler kadar sadık muhacir bulunamaz.…

  • Müslüman adıyla Mehmet Aziz Efendi diye tanınan Sabetay Sevi’nin ölümünden sonra onun taraftarları – ki bunlar 200-300 aile idi – Selânik’te toplanmışlardı. Avrupa’nın çeşitli yerlerinden gelenler de bunların arasına katıldı. Bir süre sonra Sabetay’ın Ülgün’de kaldığı son karısı Ayşe (Asıl adı Yohebed) de ailesiyle birlikte oraya geldi. Yohebed’in babası Yusuf Filosof, Selanik’teki ünlü bir haham…

  • Mesih’e o kadar bağlanmış olan bu zavallılar birdenbire inançlarından vazgeçemezlerdi. İçlerinden çoğu ona gene de inanmakta devam etti. Din kitaplarını çok iyi bilen Gazze’li Nathan, onların kıyısında bucağında karanlık bazı sözler bulup çıkardı ve bunları dilediği gibi tefsir ederek, yeni bir tez ortaya attı: “Mesih’in Yahudiler dışındaki milletlerin arasına girmesi ve onlarda da saklı olan…