Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Osmanlı Devleti
-
Dönmelerin, Eski Çağın Bakküs âyinlerinin bir devamı olarak, “Kuzu Bayramı” ismiyle her 22 Adar günü mumsöndü âyini yaptıkları, artık bizzat kendi itiraf ve ifşaatlarıyla da, kati olarak bilenmektedir. Sf. 267, 268 1910‘da, iki Dönme genci, beraber tahsil yaptıkları Yahudi arkadaşlarına bu çeşit âyinlerin halen de mevcut olduğunu söylemişlerdir. İzmir’e yerleşmiş bir doktor, 1942’de İsrail’den gelen…
-
1616 yılında İzmir’de doğmuş, 1676 güzünde sürgün olarak bulunduğu Arnavutluk’un Dulcigno (veya Ulcini) şehrinde ölmüştür. 1666 yılında zahiren (görünürde) Müslümanlığı kabul edince Mehmet Aziz Efendi ismini almıştır, Sabatay Sevi, gayet kuvvetli bir haham terbiyesi almış. Talmud’a vakıf ve Kabbala’ya dalmış birisiydi, 1665’de Gazali Natan’ın Sabatay Sevi’yi Mehdi (“Messie” Mesih) ilan etmesinden sonra hareketi Filistin, Yemen…
-
“Türkiye’de Musevi veya Ortodoks Yahudilerinden başka bir de Dönmeler veya Sabatay yahut gizli Yahudiler vardır. Bunlar 1900’lerde, bilhassa İstanbul, Selânik, İzmir, Edirne ile muhtelif Balkan ve Ege şehirlerine dağılmış olarak 50 bin kişi civarındaydılar. O zaman Selanik’te 20 bin dönmenin yaşadığını kat’î olarak biliyoruz. Zaten Selânik dört asır boyunca dünyanın belki yegâne Yahudi şehriydi. Değişik…
-
İ.S. 1492: ispanyadan Yahudilerin sürülmesi (Onlardan çoğu ikinci Beyazıt zamanında Osmanlı İmparatorluğuna iltica ederek Adalar denizi sahili. Bursa ve İstanbul civarına yerleştirilmişlerdir). İ.S. 1491: Portekiz’den Yahudilerin sürülmesi (İçlerinden bir kısmı “Yeni Hıristiyanlar» adıyla. Bordeaux’ya geldiler). İ.S. 1536: Charles-Quint bir kısım Yahudilere Marracanlara Felemenk’te oturmak hakkı verdi. İ.S. 1538: Polonya Diyet Meclisi Yahudilerin haklarını kısıtlayan bazı…
-
Gülhane hattı şerifi 1839’da ve hattı hümayun 1856 da İsrailliler Osmanlı İmparatorluğu’nun bütün vatandaşlarıyla ve teb’alarla eşit hakları kabul ediyordu. Sf. 91 Alıntı; Yahudilik ve Dönmeler – Yesevizâde Alparslan Yasa, (Özyılmaz Matbaası – Sf. 91) kitabından birebir alınmıştır.
-
Sultan I. Ahmed’in, “Kızılbaşlar, yabancı elçiler ve Yahudilerin esir satın alamayacakları” şeklindeki buyruğunu nasıl analiz etmemiz gerekiyor; Saray’daki Yahudi lobisine duyulan öfkenin devam ettiğine mi? Hadi gelin bir de “komplo teorisi” üretelim: Sabetayist hareketin Osmanlı’ya başkaldırısının altında yatan, Saray’daki Yahudi lobisinin tekrar gücü ele geçirme planı olabilir mi? Yoksa kendisine başkaldıran Sabetay Sevi’ye Osmanlı’nın hoşgörüsünü…
-
Feramerz, yani Molla Hüsrev Efendi, 1460’ta Fatih Sultan Mehmed tarafından şeyhülislamlığa atandı. Ve yirmi yıl bu görevde kaldı. Sf. 332 Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 332) kitabından birebir alınmıştır.
-
Hayatizâde’nin diğer oğlu Hekimbaşı Mehmed Emin Efendi (?-1748), Osmanlı tarihinde bir ilki gerçekleştirecek; hekimbaşılıktan şeyhülislamlığa gelen ilk kişi olacaktı. 5 Nisan 1746’da Osmanlı Devleti’nin altmış beşinci şeyhülislamı olacaktı. Fakat görevinde 6 ay 20 gün kalabilecek, azledilecekti. Mekke kadılığını isteyecek, Sultan I. Mahmud isteğini olumlu karşılayacak, ama Mekke’ye giderken yolda vefat edecekti. Moşe ben Rafael Abravanel,…
-
Sabetay Sevi’nin torunu olduğunu söyleyen Ilgaz Zorlu’yu dinleyelim: “(Sabetayistlerin) Masonluk ve Melamîliğe karşı gösterdikleri ilgi bizleri şaşırtmamalıdır. Nitekim adı geçen organizasyonlarda üst kademelere kadar gelmeleri de bunun bir örneğidir. Melamilerin Sabetay Sevi’nin fikirdaşı olan Niyazi Mısrî’ye karşı duydukları ilgiyle beraber Sabetaycılar bu tarikata intisap etmeye başladılar. Melamîlik’e Yalılar bölgesindeki evini tekke haline getirerek maddî destek…
-
Mihaylo Miço Latoş, 1806 yılında Hırvatistan’da Plaşki’de, levazım çavuşu Sırp bir baba ile Polonyalı bir anneden doğdu. Matematik ve resimde çok başarılı olduğu için öğretmenleri tarafından Avusturya İmparatorluğu Harp Okulu’na burslu öğrenci olarak gönderildi. Dört yıl eğitim aldığı harp okulundan kaçarak, 1826’da Osmanlı topraklarına sığındı, iki yıl çeşitli işlerde çalıştıktan sonra, İstanbul’da yeni açılan askerî…
-
Halifebaba Turgut Koca İttihatçıları: “Bektaşiler”, “Masonlar”, “Melamiler” ve “Mason-Bektaşiler” başlıkları altında toplamıştı. Bizi ilgilendiren, listenin “Mason-Bektaşiler bölümü; bakın Halifebaba Turgut Koca’ya göre İttihatçıların içinde kimler “mason- Bektaşi’ydi? “Enver Paşa, Ali Fethi (Okyar), Kazım (Karabekir) Paşa, Şeyhülislam Musa Kâzım Efendi, Salah (Cimcoz) Bey, Ethem Ruhi (Balkan), Dr. Miralay Mehmed Ali Bey, İhsan Namık Bey, Ahmed Bedevi…
-
Özetle, kına yakmadan, nazardan korunmaya; adak olarak horoz kesmekten, muska yazmaya; ağza tükürmekten, sünnete; gelin hamamından, lohusa yatağına kadar bugün Anadolu’daki birçok örf ve âdet Yahudilerde de vardı!.. Bektaşilikteki “takiye” anlayışı Sabetayistlerin zaten yaşam zorunluluğuydu. Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 278) kitabından…
-
Peki, niye böyleydi? Kabaladaki Mesih inancı gereği Sabetay Sevi’nin “ahlaksız bir ortam yaratması”; fahişeyle evlenmesi inanılmayacak olaylar değildir aslında. Çünkü Mesih’ten önce toplum o kadar ahlaksız olacak ve çürüme yaşayacaktı ki, Mesih geldiğinde bunların hepsini düzeltecekti! Daha önce de basite indirgeyerek yazdım; Mesih Hz. İsa’yı örnek gösterdim: Domuz yenmiyorsa, Mesih gelince yenecektir. Sünnetliyse, Mesih gelince…
-
Bu birlikteliğin itici gücü Sabetayistler miydi?.. Bektaşî, mason ve Sabetayistlerin ortak noktası, değişmez ritüeli “sır” saklamak, sırla dolu hayatı sürdürmekti. Bektaşîlik, Sabetayistlik ve masonluk; üçü de “sırlar cemiyetiydi; gizliliği kurumsallaştırmışlardı. 1666’dan sonra Sabetayistlik; 1738’de Papa XII. Clemens’in yasaklamasıyla masonluk ve 1826’dan sonra Bektaşîlik varlıklarını hep “gizli cemiyet” olarak sürdürmek zorunda kaldılar. Toplanmaları, törenleri, simgeleri hep…
-
Mezar taşları bile kırıldı. Bektaşîlerin “takiye” yapıp diğer tarikatlara sızmasını önlemek için, her tarikat mensubunun kendisine mahsus kıyafet giymesi mecburiyeti getirildi. Tekkelerin malvarlıkları Nakşibendîlere nakledildi. Hacıbektaş’taki dergâhın başına bile Nakşibendî şeyhi Kayserili Mehmed Said Efendi getirildi; dergâhtaki caminin adı Nakşibendî Camii yapıldı. Amaç, Bektaşîleri Sünnî yapmaktı. Sf. 246 Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II)…
-
Sultan II. Mahmud nasıl Yeniçeri Ocağı’nı gözden çıkardıysa, yeniçeriler de Sultan Mahmud’u tahttan indirmeyi tartışıyorlardı. Ancak II. Mahmud’u öldürürlerse Saray’da yerine oturacak erkek yoktu. Bu nedenle kimi yeniçeri “II. Mahmud’un kız kardeşi Esma Sultan’ı padişah yapalım” önerisi getirdi. Ama kabul görmedi. Hayır, Esma Sultan’a kadın olduğu için değil, çapkın olduğu için kimi yeniçeriler karşı çıkmıştı!…
-
Yeniçeri Ocağı klasik biçimini XV. yüzyılda aldı; XVI. yüzyılda gücünün doruğuna ulaştı. Askerlik dışında bir iş yapmaları yasak olduğu için seferlerde elde ettikleri ganimetleri, paraları bezirgan/tüccar Yahudiler aracılığıyla işletiyorlardı. Tatsız olaylar da olmuyor değildi, örneğin, III. Murad döneminde, kendilerini kandırdıklarını düşündükleri Yahudilere karşı ayaklandılar; bazı zengin Yahudiler ile III. Murad’ın baş kadını Safiye Sultan’ın yakın…
-
Sonuçta, Talat Paşa, Mithat Şükrü Bleda, Cavid Bey, Dr. Rıza Tevfik, Nesim Mazelyah, David J. Kohen, Osman Adil, Âsim, Misel Noradunkyan, Mehmed Galib ve Mehmed Arif’e masonluğun en büyük rütbesi 33. derece verilerek, Türkiye Yüksek Şûrası kuruldu. İstanbul Tokatlıyan Oteli’nde yapılan ilk toplantıda, amir-i hakim-i âzamlığa (en saygıdeğer üstatlığa) Prens Aziz Hasan Paşa; yardımcılığına da…
-
Gariptir, Hasan Âli Yücel başta olmak üzere birçok aydını ‘‘Türk” olmamakla itham eden, alnına Hitler’inkine benzer bir perçem bırakan, ırkçı-milliyetçi Nihal Atsız’ın kendisi bir “dönme”ydi! Bunu devletin resmî belgesi diyordu. Eylül 1944 tarihli, “Turancıların Muhakemeleri Hakkında Örfî İdare Komutanlığının İlk Duruşmalara Ait Raporu” bakın ne diyordu: ‘Menfi ruhlu olan bu maznun (Nihal Atsız), 1905 senesinde…
-
Şeyhülislam Musa Kâzım Efendi, yaşamı boyunca, mason olduğunu hep reddetti. Ama gelin görün ki, Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası’nın resmî Internet sayfasında, mason olduğu yazılıdır. Ayrıca koca bir de fotoğrafı vardır. Ben bugüne kadar pek kaynaklarda görememiştim, fotoğrafı olan bir diğer mason şeyhülislam ise İzzeddin Efendi’ymiş! Listede adı olan bir diğer mason da,…