Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Osmanlı Devleti

  • Ancak Galatasaray Lisesi’nde rejim karşıtları örgütleniyordu, aralarından birçoğu Vitali ve arkadaşı Kile Abravanel gibi İsrail oğullarındandı. Sf. 64 Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken) – Brigitte Peskine, Ç; Elâ Güntekin, (İnkilâp Kitapevi, 2005 – Sf. 64) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ceneviz Mahallesi’ne gelince Yüksekkaldırım’ın basamaklarından aşağı indik. Sayısız koltuk meyhanesi olan bu sokak öyle dikti ki, hiçbir araba oradan geçemezdi, eşek yerine kullanılan Türk hamallar iki büklüm, sırtlarında yükleriyle sabahtan akşama kadar bu yolu inip çıkıyorlardı. Sf. 59 Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken) – Brigitte Peskine, Ç; Elâ Güntekin, (İnkilâp Kitapevi, 2005 –…

  • 1860’da kurulan Alliance Israelite Universelle’in misyonu, Doğu cemaatlarını Batı’daki kardeşlerimizi utandıran bir az gelişmişlikten kurtarmaktı. Bu kapsamlı program olmasaydı cahil kalırdım: Alliance’tan önce, Konstantinopolis’te kızlara eğitim vermek kimsenin aklından geçmemişti. Sf. 45 Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken) – Brigitte Peskine, Ç; Elâ Güntekin, (İnkilâp Kitapevi, 2005 – Sf. 45) kitabından birebir alınmıştır.

  • Durumun suçluları Rumlar ve Ermenilerdi. Yahudilerle birlikte ticaret ve finans sektörünü paylaşıyorlardı. Sayıları daha fazlaydı, iç çekişmelerle daha az bölünmüşlerdi, pazarlarımızı yavaş yavaş kemiriyorlardı. Sf. 40 Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken) – Brigitte Peskine, Ç; Elâ Güntekin, (İnkilâp Kitapevi, 2005 – Sf. 40) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sokakta reayadan biri, kaldırımları Müslümanlara bırakmak zorunda olan ikinci sınıf bir vatandaş olduğunu nasıl düşünebilirdim? Diğer Yahudiler, Rumlar ve Ermeniler gibi, babamın yüksek evler yaptırmaya, ata binmeye ve silah taşımaya izni olmadığını bilmiyordum. Kimsenin önünde eğildiğini, insanların önünde küçüldüğünü, yapılan hakareti köle gibi kabul ettiğini görmemiştim. Sf. 33 Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken)…

  • Ağabeyim Babıâli’nin uyanacağına inanıyordu, çeşitli cemaatlerin anlaşması olasılığına; “Yakında, diyordu, Rum, Yahudi, Ermeni kalmayacak, yalnızca Türkler olacak. Din özel bir konu, kişiye özel bir alan olacak. Yasa hepimiz İçin bir olacak. Bizim Yasamız değil, Yasa.” Sf. 31 Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken) – Brigitte Peskine, Ç; Elâ Güntekin, (İnkilâp Kitapevi, 2005 – Sf.…

  • Bu beyler tütün içer, tespih çeker, annemin yere bakarak getirdiği mezeleri tadar, rakı içerlerdi. Politika konuşurlardı, El Tiempo gazetesinin makalelerini yorumlar tutucu hahamlardan, Rumlardan ve Ermenilerden yakınalardı,, daha nadir olarak da Türklerden ticari bilgi alışverişinde bulunurlardı… Sf. 19 Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken) – Brigitte Peskine, Ç; Elâ Güntekin, (İnkilâp Kitapevi, 2005 –…

  • Sabatayizm’de beşik “kertmesi”, Osmanî’de “beşik uleması” meşhur idi. Osmanî’de, seçilmiş ailelerin mahdumları (çocukları), daha beşikte iken müderris (profesör) tayin ile bunlar, Sf. 585 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 585) kitabından birebir alınmıştır.

  • İspanya’da Yahudilere uygulanan ilk büyük katliam 1392 tarihinde oldu; çıkmaya başladılar ve dağıldılar, her tarafa gidiyorlardı. Türkiye’ye de geldiler ve bu tarihte Osmanlı emirliğinde dini tahakküm yoktu ve özellikle Yıldırım’ın yenilmesiyle başlayan iç savaş döneminde, nerede ise bir no man’s land izlenimi veriyordu, çıktılar. Hiç kimse davet etmedi, ihtiyaç da yoktu ve bunlara ya “avdeti”…

  • “İbranicede Türkiye’ye, “Türkiye Memleketi” dendiği gibi “İsmail Memleketi” de denir. 1326’da Sultan Orhan, Bursa’yı ele geçirdiği vakit, orada bir Musevi Cemaati bulmuştur. 1416’da Şeyh Bedrettin’in sosyal devrimine katılarak İslamiyet’i kabul eden Torlak Kemal adında Musevi, Manisalı idi. 1521 yılında Rodos Adası, Kanuni Sultan Süleyman zamanında Türklerin eline düşmüş, esir edilen ve zorla Hıristiyanlığı kabul eden…

  • Cantacasin; Torlakilerden çok kalabalık bir din olarak söz etmektedir. Buradan ve bütün kayıtlardan “Torlaki” adında bir tarikat veya din olduğunu çıkarıyoruz; ancak, “Torlak” sözcüğünün bir “acemi” veya “yeni yetme” anlamı da var. Yeni din değiştirenlere ve hatta din değiştirdiklerinden şüphe duyulanlara da “Torlak” deniyordu, öyleyse bu sözcük, “Torlaki”, her ikisini birlikte anlatıyor mu, yeni Dönmelerin…

  • Ricaut, Büyük Britanya’nın İstanbul Büyükelçisi’nin maiyetinde, XVII. yüzyılın tam ortasında Türkiye’ye gelmiş ve çok dikkatli bir etüt bırakmıştır, bunun bilinmediğini söyleyemeyiz. Buradan bir paragraf aktarıyorum, “Burada bir örnek vermekle yetineceğim”, Ricaut böyle başlıyor ve şöyle sürdürüyor. “Türklerin beşinci Padişahı Sultan Mehmet’in kardeşi Musa Çelebi’nin ölümünü takiben İznik’e sürülen Şeyh Bedrettin, yardımcısı Mustafa ile ikinci bir…

  • Neşrî, “rivayet olunur ki, Bayezid Han’ın yedi oğlu vardı, hepsi cariyeden idi” demekle, Ertuğrul, Mustafa, Süleyman, Mehmet, İsa, Musa, Kasım’ı, sa­yıyordu. Sf. 255 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 255) kitabından birebir alınmıştır.

  • İkincisi Abayezid’in, 1396 yılında, artık bizim “Niğbolu” dediğimiz yerde, Haçlı kuvvetlerini yenmesidir; pek çok Hıristiyan prensi telef oldu, bazıları esir ve eşleri cariye düştüler. Hıristiyan tarihleri bu­na “son” Haçlı Seferi demektedir, Aslında Hıristiyanlık, 1347 tarihin­de başlayan Büyük Veba ile çekiciliğini yitiriyordu; insanlar, belalara karşı kendilerini koruyamayan papalardan ve taptıkları Tanrı’nın dininden soğuma eğilimindedirler. Abayezid’in zaferi,…

  • Fransızca “juif sözcüğünün, Yahudi demektir, aslının “cıf-ıd” olduğunun ileri sürüldüğünü, başka bir yerde, not etmiştim. Cıfıd Çarşısı, küçümseme değil, Yahudi Pazarı, anlamına geli­yor. Bizdeki “civ-elek” ya da “civ-oğlu”, soyadlarını Yahudi-soylu olarak anlayabiliriz. Kırım’da Sela-ı Cıfıd var, Yahudi Kalesi, oluyor ve “Sela”, Kale ya da “Kaya” karşılığıdır, tekrarlıyorum. Sf. 252 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük,…

  • Yunus Emre’nin bir tarikat mensubu olduğu gerçeğinin üstü hep örtülüyordu; bu bir “sol tarikat” marife­tidir öte yamaçta, yirmili yılların başında, Moskova’da Doğu Üniversitesi’nde tahsil görmüş bir Nâzım Hikmet, Hurufî Bedrettin’e materyalizm yükleyebiliyordu, Profesör A. Yaşar Ocak, “Geniş çapta eski İran dinlerinin kalıntılarını, Hıris­tiyanlık. Kabbalizm ve Neoplatonizm’e ait inanç ve telakkileri mistik bir karak­terle birleştirerek Esterabad’da…

  • Bu tarihten itibaren Türkiye Yahudiliğinin yeraltına geçiş dönemi başla­maktadır. Sf. 195 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 195) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bektaşilerin hâlâ, Mahmut’un türbesinin önünden geçerken tükürdükleri rivayet edilmektedir. Sf. 195 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 195) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yeniçerilik bir sermaye sınıfı olmuştu, bütün yeniliklerin karşısına çıkıyordu, silahlı kuvvetlerin sermaye sınıfı olmasının tehlikeleri ve olumsuzluk­ları, belki de yeniçerilik kadar, hiçbir yerde açık ve büyük değildi; bunun altının yeteri kadar çizilmemiş olmasını bir eksiklik sayabiliyoruz. Yeniçerili­ğin iki bağının da üstü örtülmese bile, aydınlatılmadığına tanıklık ediyoruz; tefeciler finanse ediyordu ve tefeciler de Yahudi sarraflarıydı. Mahmut-u…

  • 1-Talat Paşa 1909-1910 2-Faik Süleyman Paşa 1910-1912 3-Miralay Doktor Mehmet Ali Baba 1912~1913 4-Faik Süleyman Paşa 1915 – 1916 5-Maliye Nazırı Cavit Bey 1916-1918 6-Doktor Rıza Tevfik Bölükbaşı 1918 -1920 7-Fuat Hulusi Demirelli 1920-1921 8-Doktor Besim Ömer Paşa 1921 – 1924 9-Servet Yesari 1924-1925 10-Doktor Fikret Takıyettin 1925-1927 11-Edip Servet 1927-1930 12-Servet Yesari 1930-1930 13-Prof.…