Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Osmanlı Devleti
-
7 Eylül 1919 Mustafa Kemal Paşa Recep Zühtü’ye, Ali Galip’in öldürülmesini tembih etmiş. Rauf Bey şiddetle karşı çıktı. Yalnız yakalanıp getirilmesini, zorunluluk olmadıkça adam öldürülmemesi şartını öne sürdü. Ali Fuat Paşa’ya Konya ve Ankara valilerini tutuklayıp bir tarafta alıkoyması yazıldı. Bu eylem başarıyla sonuçlanırsa ülkemizi İngilizlere satan İstanbul Hükümeti beceriksizliği yüzünden düşecek, Sultan Hamit’in bir…
-
14 Ağustos 1919 Mustafa Kemal Paşa’nın evinde toplanıldı. Kirpi-i Natüvan imzasıyla Kalem gazetesinde mizah yazıları yazan ünlü yazar Refik Halit, Hürriyet ve İtilaf Fırkasına girerek İttihat ve Terakki karşıtı birkaç yazı yazmış. Sabah’ın başyazarlığını Ali Kemal’den sonra üstlenen Refik Halit bu arada Posta Telgraf Genel Müdürlüğü’ne de atanmıştı. Kaptan Rauf Bey’in anlattığına göre, bu vatansız…
-
Ülkenin kurtulması için kendi canımızı düşünmenin sırası değildi. Posta Müdürü, Kirpi-i Natüvan (zayıf veya beceriksiz çingene) takma adıyla tanınan ünlü mizah yazarı Refik Halit kalemi ile ününü koruyacak yerde mevki hırsına kapılarak politika yapmaya, hatta İttihatçılara özenerek komiteciliğe (teşkilatçılığa) yeltenmeye başlamış. Tanık ve belgelere dayanarak öğrendiğimize göre Refik Halit, Konya’nın ünlü rüşvetçi valisi Cemal Bey’e…
-
1Temmuz 1919 Harbiye Nâzırı Ferit Paşa’dan Mustafa Kemal Paşa’ya uzun bir şifre var. Padişahımız efendimizle görüş alış-verişi yapmışlar, resmen memuriyet görevinin uzatılması olanağı yokmuş, hava değişimi isteyin diyor. 2 Temmuz 1919 .. Padişahtan da Mustafa Kemal Paşa’ya hava değişimi alması hakkında bir şifre gelmiş, Ferit Paşa’ya olumlu cevap verildi. Sf. 46 Alıntı: Hüsrev Gerede’nin Anıları…
-
Mustafa Kemal Paşa üç gün sonra Sadarete uğradığında Ferit Paşa resmen görüşemediğini itiraf etmiş. Fakat İngilizlere “Mustafa Kemal Paşa sizin şikâyet ettiğiniz konuları göz önüne alacaktır.” dediğini, onların da her türlü ilişkilerde yardımcı olmaya söz verdiklerini söylemiş. Padişah da Mustafa Kemal Paşa’nın doğruluğundan emin olduğunu belirtmiş. Yunanlıların İzmir’i işgalinden, İngilizlerin kendisine karşı cephe aldıkları anlamını…
-
Canik Mutasarrıfı Deli Hamit Bey, İstanbul’dan gelen iki kişiden aldığı bilgiye dayanarak İngilizlerin Kahire’den kovulduklarını, Fransız gemilerinin İstanbul’u ayaklanma halinde terk ettiklerini, İmam Yahya, Seyyid İdris ve İbni Reşid’in Mekke’ye karşı savaşa başladıklarım bildiriyor. Sf. 49 Alıntı: Hüsrev Gerede’nin Anıları (Kurtuluş Savaşı, Atatürk ve Devrimler) – Hüsrev Gerede, Hazırlayan: Sami Önal, (Literatür Yayıncılık, 2. Basım…
-
Mustafa Kemal Paşa, Karabekir Paşa Komutasındaki 15. Kolordu ile Sivas’taki 3. Kolorduya doğrudan doğruya emir verme ve komuta etmek yetkisine sahipti. Alıntı: Hüsrev Gerede’nin Anıları (Kurtuluş Savaşı, Atatürk ve Devrimler) – Hüsrev Gerede, Hazırlayan: Sami Önal, (Literatür Yayıncılık, 2. Basım Kasım 2002 – Sf. 27) kitabından birebir alınmıştır.
-
Judaica’ya (Yahudi Ansiklopedisine) göre, Bayezid’in oğlu Yavuz Selim, Yahudileri daha çok yönetime yaklaştırmıştı. Yahudiler ondan çok yararlanmıştı, Yahudilere çok iyi davrandığını, Judaica, özellikle kaydetmektedir. İslam’dan çıkış olmamasına karşın zorla Müslüman olduğunu söyleyenlerin Yahudiliğe dönmelerine izin verdiği anlaşılmaktadır. Yavuz Selim yeni Sinagogların yapılmasına da müsaade etmişti; .. Yahudi Cemaati ile Saray arasındaki ilişkileri düzenlemek için “Kâhya…
-
Bayezid, sadece Yahudileri kabul etmekle kalmıyor ve aynı zamanda, Romanyot ve Seferad Yahudiler’in, İstanbul’da iktidarının kapılarını da açıyordu. Bayezid’e göre Ferdinand aptal ve kendisi akıllıdır ve bu akılla ki, 1481 -1512 tarihleri arasında, Yahudiler, hem Saray’da ve hem de dışında büyük bir güç olmaya başladılar. Sf. 457 Alıntı: Tekeliyet II (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük – (İthaki…
-
Profesör Doktor Faruk Sümer’in her açıdan eşsiz “Şahıs Adları” çalışmasına bakma cesaretini gösterirsek bir büyük sürpriz ile karşılaşmamız kaçınılmaz olmaktadır. Çünkü bu kaynağa baktığımızda Türk Tarihinde “Mehmet Ali” adını taşıyan hiçbir kimseye rastlamıyoruz. .. Osmanlı dinastisitesinde (hanedanında) Mehmet Ali’ler bir yana tahta oturmuş hiç “ali” görünmüyor ve daha da önemlisi Profesör Sümer “ali” adını da…
-
Büyük keşiflerin, Türklerin İstanbul’u alarak Doğu yollarını kesmeleri üzerine zorunlu hâle geldiği iddiası ciddiyetten uzaktır; bir kez İstanbul’un Fethi sembolikti ve Türkler o zamana kadar yeterli ölçüde ilerlemişti. İkincisi; Türkler hiçbir zaman ticarete engel çıkartmadılar ve kapitülasyonlar vermek te dâhil her yolla özendirmişlerdir. Üçüncüsü asıl zenginliğin Hindistan’da olduğu çok önceden biliniyordu, karayolu hem çok pahalı…
-
Birinci Selim, İdris-i Bitlisi’nin de yardımıyla Kürt iklimini zapt ettiği zaman, buraları yönetmemeyi tercih etmişti. Kürt feodalleriyle bir üst egemenlik üzerinden anlaşıyordu. Anlaşma yazılıdır ve feodal devlette, Lordun vasalları ile yaptıklarından çok daha ayrıntılı olduğunu tespit edebiliyoruz. Hükümdar ya da Hükkâm denilen Kürt prensleri, ayrı ayrı, askerlik ve vergi meselelerinde ve kuşkusuz yargıda egemen oluyorlardı…
-
Montesquieu. .. sıcak iklimlerle despotizmi özdeşleştirmektedir. .. Batı Avrupa misali ılımlı iklime sahip ülkelerde meşruti monarşi ve buna mukabil Arabistan ve iç Asya türünden sıcak iklimli bölgelerde despotizm olacağını netlikle kaydediyor. .. bir ek gözlem olarak anlayabiliyoruz. Sf. 157 Alıntı: Tekeliyet II (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 157) kitabından birebir…
-
“Fransa’nın zaptı kolay fakat yönetimi zor ve Türkiye’nin, Osmanlı demek istiyorum, zaptının zor fakat yönetiminin kolay olduğu” yollu formülü hem hârika hem de dâhiyanedir. Alıntı: Tekeliyet II (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 43 ile 47 arası) kitabından birebir alınmıştır.
-
Moğollarda en büyük şef de, buna imparatorluklarda Cengiz denilmektedir, “Fatih” adı verilen bir asamblede yapılan seçimle belirleniyordu. “Fatih” çalışmamda Osmanlı Sultanlarının da seçimle geldiğini gösterebilmiştim; bir Sultan’ın tahtının belli bir döneminden itibaren başlayan ve muhtemel adayların, şehzadelerin demek istiyorum, öldürülmesi şeklinde devam eden süreç bir Sultan seçimidir. .. Kanlı seçimdir ve seçmenler, partiler şeklinde örgütlenen…
-
Öte yandan Marks, Rus Çarlığını genel bir demokratizasyonun en büyük engellerinden birisi olarak görüyordu; bu nedenle Rusofob ve Türkofil’di (Rusları sevmez ve Türkleri severdi) ve dolayısıyla Rusya’nın büyümesine baraj olabileceği düşüncesiyle Türkiye’yi ve Rusya’yı zayıflatacağı için de Polonyalıları tutuyordu. Sf. 34 Alıntı: Tekeliyet II (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 34)…
-
Artık üç büyük hipotezle karşı karşıyayız; Bir, 1550 – 1600 yılları arasında Türkiye bir Yahudi partisi tarafından yönetiliyordu. Bir Turko – Judaik Devletten söz etmek mümkündür. İki; Modern Cumhuriyet bir rezerv devlet olarak kuruluyordu. Ön – örneğine işaret etmiş bulunuyorum. Üç; XIX yüzyılın başından beri bu topraklarda, kanlı iç çatışmaların bir Yahudi – Hıristiyan boyutu…
-
Osmanlıda ilk bilimsel deneyi yapan çok zaman da pozitivist bilimin kurucusu saydığımız Hoca İshak Efendi ile ilgili olarak Galante’nin açıklamaları çok öğreticidir; “İshak Efendi eski mezhebinden olanlarla hoş geçinerek yardımı esirgememiştir. Yahudilerce “Tershane Hahamı” olarak bilinirdi.” Demektedir. (Avram Galante “Türkler ve Yahudiler” kitabından.) Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 –…
-
Ayrıca, Ermenilerin XX yüzyılın başında kendilerine yapıldığını iddia ettikleri kötülüklerden birinci derecede Yahudilerle Sabatayistleri ve sonra da Kürtleri sorumlu görmeleri ciddiyetle incelenmeyi beklemektedir. Sf. 420 Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 420) kitabından birebir alınmıştır.
-
Her yenilenin, yenenin âdet ve kurumlarına ilgi duyması ve bunların transplantasyonuna eğilim göstermesi doğaldır ve tarih tanıklık ediyor. Fakat biz Türklerde istisnai bir durum da görülüyor; Türkler, Roma’yı dağıtarak Anatolia’ya girmişti, kendisini muzaffer sayabiliyordu; ama yine de Roma kurum ve âdetlerini kopya ettiğini biliyoruz ve bizde, hayranlık ve bununla birlikte gelen aşağılık kompleksi neredeyse bir…