Kategori: Osmanlı Devleti
-
Hain’in tarifinde iki netlik vazgeçilmez oluyor; birincisi, kendisine güvenilmesi gerekiyor. Her hain güvenilen insanlar arasından çıkıyor. İkincisi; hainin kesinlikle kendisine güvenenlerin karşısında taraf ve iş birliği ve çıkar alışverişinde olması gerekiyor; Osmanlı tarihinde pek böylelerine rastlamadım. Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 51) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Rum”, Arapça Roma’yı gösteriyor. “Rumi” sözcüğü tamı tamına “Romalı” anlamına geliyor; “Musevi” sözcüğünün Musa’ya ait, Musa’ya bağlı anlamına gelmesi türündendir. “Hakkâri” de böyle bir sözcüktür; Hakkar aşiretine ait olduğunu gösteriyor. Hakkarlar, Kürtler arasında en asil aşiretlerden birisi sayılıyor. “Bize” Rum derler. Bu topraklarda kötüleme ya da övme anlamında, hangi anlamda olursa olsun, “Rum” sözcüğü kullanıldığında…
-
Rum xayine, baxte wi tune. Rum haindir, güven olmaz. Bu bir Kürt atasözüdür. Buradaki “Rum” sözcüğü tamı tamına “bizi”, biz Türkleri anlatıyor. Sf.33 Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 33) kitabından birebir alınmıştır.
-
Padişah namına (adına) İstanbul’dan gelen Reşit Bey’le görüşüldü. Reşit Bey Padişahın bizimle beraber olduğunu, bizim için her şeyi yapacağını, “Kendisini namussuzca aldatmış olan Mustafa Kemal’i tanımamamızı” istiyordu. Bu şartı kabul edersek, bir hafta içinde Bekir Sami Bey’i Paşa yapacak ve bir hafta sonra Ferikliğe yükseltecek ve bütün Anadolu kuvvetlerinin Başkumandanlığına getirecekti. Bekir Sami Bey’in şahsına…
-
Harbin sonlarına doğru, Mehmetçikleri yaşla değil, kiloyla askere alıyorlardı. Kırk beş kilo gelen askerdi. Bu çocukta bu yöntemle on beş yaşında askere alınmıştı. Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı II – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 10) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (2009) “Hey on beşli on beşli” türküsüne sebep olan olay. Babam da…
-
Anadolu’da şekavet, yani Milli Mücadele yaptığımız için on kişi ile birlikte idama mahkûm oldum. Bu on kişi şunlardır; Mustafa Kemal, Kâzım Karabekir, Rauf Orbay, Bekir Sami, Ali Fuat, Refet Bele, Kâzım, Cami, Ethem, Selahattin. Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı II – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 37) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (2022):…
-
Albay Bekir Sami; “-İzmir cephesine gideceğim. Yunanlılara harp ilan edeceğim ve hükümete isyan edeceğim. Gider misin? Giderim!” Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı II – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 48) kitabından birebir alınmıştır.
-
Tabur Kumandanı Cemil Batumlu vatanperver bir ittihatçıydı. Bir gün beni çağırdı; “Yarın seninle beraber Meclis’e gideceğiz, sivil elbiseni giy, cebine birkaç bomba koy, yanında iki tabanca olacak. Ertesi gün öğlen üstü Meclis binasına geldik. Enver Paşa bizim binbaşıyı görünce yanımıza geldi… dedi ki; Cemil Bey, bugün Meclis’ten güvenoyu isteyeceğiz, oysa çeşitli gürültüler çıkacaktır. Biz güven…
-
Halil Paşa’nın bana anlattığına göre; 4 Ağustos 1914 tarihinde, Osmanlı İmparatorluğu Büyük Seferberlik ilan edince o tarihte Meclisi Mebusan Reisi Menteşe Mebusu Halil Bey’in başkanlığında İstanbul Merkez Komutanı Binbaşı Halil’in (Halil Paşa) bulunduğu bir kurul, Hükûmet adına Ermeni Patrikliğine giderek şunu söylemişlerdir; “Osmanlı İmparatorluğu bir Cihan Savaşına girmek üzeredir. Bu devletimiz için olmak ya da…
-
İngiliz Orduları Kut’ül Amare’de kuşatılmış, 27 Nisan 1916 günü Tausend ve Halil Paşa iki tarafın hatları arasında, Dicle üzerinde buluştular, görüştüler. İngiliz Generali vereceği parayı üç milyona çıkardı. Halil Paşa kayıtsız şartsız teslim teklifinde bulundu. Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı I – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 9) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU…
-
(ÖNSÖZ: Yüzbaşı Selahattin Yurtoğlu’nun oğlu Dr. Cengiz Yurtoğlu İlhan Selçuk’u arayarak babasının anılarından bahsediyor. Babası Yüzbaşı Selahattin, Kemal Tahir’in Yorgun Savaşçı romanındaki Cehennem Cemil’in arkadaşı. Bu anılar 1894 ile 4 Nisan 1921 yıllarını kapsıyor. Ve Selahattin Yurtoğlu bu anılarını neden yazdığını şöyle anlatıyor) ” …yakın tarihi okuduğunuz zaman anlayacaksınız ki; yüz yıl önce sonu felaketle…
-
Enver Bey iki derece terfi ederek Enver Paşa oldu ve Harbiye Nazırı oldu. O tarihte 35 yaşındaydı. Makama geçer geçmez ne kadar ihtiyar Paşa ve yaşlı subay varsa emekliye sevk etti. Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı I – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 91) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bizler, Bizans – Osmanlı tarihinin mirasçılarıyız. Bizler Roma Türk geleneğinin sahipleriyiz. Bizans – Osmanlı geleneğinde üç sınıf var; Mülkiye, ilmiye, seyfiye. Birbirlerinden usulleri ve giyimleriyle ayrılırlar. Ben bu mirasın sahibiyim. Geliştirmeye çalışırım, geriye götürülmesini, kolaylıkla kabul etmem. Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 626) kitabından birebir alınmıştır.
-
Eğer nota bilmek veya bir enstrümana hâkim olmak, kültürlü aydının girdilerinden birisi ise ve yalnızca bu göstergeye bakarak, üstelik modern okullardaki müzik derslerini de göz önünde tutarak, bundan yüzyıl önceki Türk aydın kadınının bugünkü aydın Türk kadınından daha kültürlü olduğunu söyleyebiliyorum. Sf. 523 Alıntı; Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ocak 1985 –…
-
C. Hill; “1558 ve 1688 arasında ebeveynlerden birisini cellatların elinde kaybetmemiş tek İngiliz hükümdarı birinci Charles idi. O da büyük annesinin akıbetine uğradı.” Hill önemli bir tarihçi ve şu bilgileri veriyor; “Bizim dönemimizde (1530-1730) İngiltere tüm Avrupa’da siyasal şiddetiyle ünlüydü.” Şiddet ise çelişkinin bir ürünü olarak ortaya çıkıyor. Gelişme de her zaman çelişkinin bir ürünü…
-
Ben aydını, çeşitli düşüncelerin değil, çeşitli eylemlerin ürünü olarak ele alıyorum. 1840 yıllarında Tercüme Odası kuruluyor. Türkiye’nin ilk büyük aydınları, Namık Kemal, Şinasi ve diğerleri hep tercüme odasında yetişiyor. Tercüme odasından doğan aydın için Türkiye’yi yabancılardan öğrenmek bir alışkanlık oluyor. Yeniçeriliğin kalkması hem Tanzimat diktatoryasını uygulayan aydınları ve hem de karşıtlarını .. müttefiksiz bırakır. Müttefik…
-
Osmanlının en parlak bilim adamı ya da devlet adamlarından önemli bir bölümünün aslında tüccarlar olduğu bilinir. Sf. 115 Alıntı; Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ocak 1985, – Sf. 115) kitabından birebir alınmıştır.
-
1621 yılında Parlamentoya verilen bir dilekçede Lancashire’in yünlü dokumacıları şöyle bir rekabetten yakındılar: «Küçük funda ve çalılar üzerinde büyüyen toprak meyvesi olup, bu Krallığa, İzmir, Kıbrıs, Akra ve Sidon’dan Türkiye Tüccarları tarafından getirilen, ancak genellikle pamuk yünü denilen» bir hammaddenin kullanılmaya başlamasından yakındılar. Sf. 253 Alıntı; Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ocak…
-
Orta çağ ve modern çağların başlarında, yünlü dokuma sanayiinde şapın önemi konusunda hiç bir kuşku kalmaması gerekli. Çünkü bu önemin anlaşılması yünlü dokuma sanayiinin öneminin anlaşılmasına yardım edecek. Avrupa, Grande Industrie ya da Great industry dediği ve bütün ekonomisine damgasını vuran yünlü sanayiinin bir inputu nedeniyle Türklerin elindeki Anadolu’ya çok insafsız bir biçimde bağımlı oluyor.…
-
Marks ve Engels, günlük yazılarında Türkofil olarak görünüyorlar. Hep Osmanlı devletinden yana bir tutum alıyorlar. Şu nedenle; Marks ve Engels Rus Çarlarının despotluğundan tiksiniyorlar. Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 203) kitabından birebir alınmıştır.