Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Sağlık, Tıp

  • Japoncada “hastalık zihinden ileri gelir” diye bir özdeyiş vardır. Düşündüklerimiz genlerimizin işleyişini etkiler, hastalanmamıza ya da iyileşmemize yol açar. Hâttâ bâzı bilim insanları, genlerimizin ve işleyişlerinin mutlu bir yaşam sürüp sürmeyeceğimizi belirlediğine bile inanmaktadırlar.   Mutluluğu yöneten genler, herkesin içinde gizlidir, sâdece devreye alınmayı beklerler.   Bilebildiğimiz kadarıyla; genlerimizin yalnızca % 5-10’luk bir bölümü gerçek anlamda çalışmaktadır.…

  • Dolly’nin doğumu gerçekten de tarihsel bir olaydı. Dolly, yetişkin bir koyunun memesinden rasgele alınmış, üretkenliği olmayan bir hücreden, koçun hiçbir katkısı olmaksızın oluşturulmuştu. Bu demektir ki; insan vücudunun herhangi bir yerinden alınacak herhangi bir hücreden genetik kopya üretilmesi, teorik olarak mümkündür. Genel olarak, döllenmiş yumurtanın “birey” olma kabiliyeti vardır. Bu, hücre bölünmesi sonucu bağımsız bir…

  • Genler, hücre bölünmesi ve belirleyici özelliklerin ana babadan çocuğa aktarımını sağlamalarına ek olarak; çok daha dolaysız işlevleri hiç durmaksızın yerine getirirler. Genler, gündelik hayatımızın tahmin ettiğimizden de fazla içindedir.  Bir çocuk için yetmiş trilyon gen kombinasyonu olasılığı vardır. Dolayısıyla, güzel bir kadınla zeki bir adamın evliliğinden her zaman yakışıklı bir dâhi doğmaz.          Bir zamanlar,…

  • Ruhsal travmaların genlerimiz üzerindeki etkileri, diğer bir deyişle, gen ve zihin arasındaki bağlantı, ilgi çekmeye başladı ve bu ilgi gelecekte de sürecek.  Etrafımızdaki dünyada olup biten sayısız olay, böyle bir bağlantının varlığına işaret etmektedir. Örneğin, yaşanan ağır bir şok, kişinin saçlarını bir günde ağartabilmektedir. Bunun aksi bir örnek de, kanser hastalığının son döneminde olan ve…

  • Bilinmezi bilmeye, anlaşılmazı anlamaya çabalamak, insanın doğasında vardır. “Yeni ne var?” sorusu; bilim insanına, evrimleşmenin bilimin kaderi olduğunu anlatan bitmeyen nakaratıdır. Doğamızda var olan bu merak etme hali değişime uğramadığı sürece, bilim de ilerlemeye devam edecektir. Alıntı; Genetik Zekâ (Yaşamın İlahi Sırları) – Kazuo Murakami, (Kozmik Kitaplar, 2008 – Sf. ?) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dünyamızın ahenginin arkasında daha “büyük” bir şey olmalıdır. Birçokları bu kavramı “Tanrı” sözcüğüyle tanımlamayı tercih ederler. Bir bilim insanı olarak ben, onu “Büyük bir şey” olarak adlandırıyorum. Gözle görülemez ve diğer duyularımızla da kolayca algılanamaz olmasına karşın, yaşam bilimleri alanında çalıştığım için ben onun varlığının kuvvetle farkındayım. Genetik şifrenin kırılması gerçekten de olağanüstü bir becerinin…

  • Farklı bir çevreye girmek, iyi genleri harekete geçirmekte ve insanın içindeki gizil gücü serbest bırakmaktadır. Araştırmalar, düşünce tarzımızın genlerimizi harekete geçirebileceğini göstermektedir. Alıntı; Genetik Zekâ (Yaşamın İlahi Sırları) – Kazuo Murakami, (Kozmik Kitaplar, 2008 – Sf. ?) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sizinle paylaşmak istediğim belli başlı iki nokta var. Bunlardan ilki; genlerimizin değişmez olmayıp, çeşitli etkenlere göre değişebildikleri gibi, kayda değer bir keşif. Alıntı; Genetik Zekâ (Yaşamın İlahi Sırları) – Kazuo Murakami, (Kozmik Kitaplar, 2008 – Sf. ?) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sabatay’ın bir Yahudi’nin evinde aşk alemi yaparken Subaşı’nın baskınına uğradığını, Subaşı’yı evinde gören Sabatay’ın sara hastalığına tutulup, ağzından köpüklerin geldiği ve onlarla beraber olan Josef (Yusuf) Çelebi’nin kaçıp gizlendiği; Sf. 245 Sabatay, Sarrafbaşından ve oradaki halktan topladığı yardımlarla yanında karısı Sara ve birçok taraftarı ile El-Ariş yoluyla Kudüs’e dönerken Gazze şehrine uğruyor.  Orada Abraham Benjamen…

  • …onun çocukluğundan beri sık sık sara nöbetleri geçirdiği; bundan dolayı hadislerin ve okuduğu hurafelerin kolayca etkisinde kaldığı da rivayetler arasındadır.  …  Otuz Yıl Savaşlarında (1618-1648) Yahudilerin yaşadığı yerler yakılıp yıkılmıştır.  1648-49 yılında Polonya’da “Chmielnick”in Yahudi katliamı başlamıştır.  Alıntı; Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç Yayınları,  7. Basım Temmuz 2005 – Sf. 218) kitabından…

  • İspanyol asıllı bir Yahudi aileden, 7 Temmuz 1626 yılını gösteren İbranî takvimine göre 5386 senesi, Ab ayının 9’unda İzmir’de doğmuştur.  Sabatay’ın doğduğu ev, İzmir’de “Lambard” sokağındadır.  Mor’lı bir bakkalın çocuğu Mordehay Sivi’nin oğludur. (Dipnot: İbranî takvimi, dünyanın yaradılışını, Hz. İsa’nın doğumundan önce ‘M.Ö. 3760 olarak alır.  Bu gün de aynı takvimi kullanılmaktadır.)  Sf. 211 (Babası)…

  • İlk otomobilin onun izniyle geldiğini.. İlk benzinle çalışan otomobil 1895 yılında, sonradan Basra mebusu olacak Züheyirzade Ahmed Bey tarafından getirtilmiştir.  İtalya’dan.  İlk modern eczanemiz ise yine Abdülhamid döneminde 1880 yılında Halil Hamdi Bey tarafından Zeyrek yokuşunun başında açılmıştır.   Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 259) kitabından…

  • Bedenin en güçsüz olduğu dönemde (elli yaşlarına doğru) ruh en güçlü dönemindedir. Sf. 298 Alıntı; Hazar Sözlüğü – Milorad Paviç, Ç: İsmail Yerguz, Bir paragrafı farklı çevrildiği için dişil basım, (Mitos Yayınları, 2. Baskı Eylül 1966 – Sf. 298) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mesih’e o kadar bağlanmış olan bu zavallılar birdenbire inançlarından vazgeçemezlerdi. İçlerinden çoğu ona gene de inanmakta devam etti. Din kitaplarını çok iyi bilen Gazze’li Nathan, onların kıyısında bucağında karanlık bazı sözler bulup çıkardı ve bunları dilediği gibi tefsir ederek, yeni bir tez ortaya attı: “Mesih’in Yahudiler dışındaki milletlerin arasına girmesi ve onlarda da saklı olan…

  • 1900 yılında İzmir’i ziyaret eden Paul Lindau, Yahudi mahallesinin diğer mahallelere göre daha bakımsız ve düzensiz olduğunu ileri sürmektedir. Türk ve Yahudi mahallelerine göre Rum ve Ermeni mahallelerinin daha göze batıcı olduklarını ifade ederken, özellikle Yahudi mahallesiyle ilgili gözlemlerine geniş bir yer ayırır; Sf. 90           “Yahudi Mahallesi ise en pis ve en huzursuz olanı.…

  • Mizah çelişkiyi görme yeteneğidir. Özellikle gülünçlü çelişkiyi sezebilme işidir. Bu da eleştirinin kaynağı anlamındadır. Bunun için mutlaka zekâ gerekiyor, ama tersi de doğrudur; mizah yapa yapa zekâ gelişiyor. Mizahı kurumuş bir toplum aptallaşmaya mahkumdur.. Aptallar mizah yapamazlar. Mizah yapamayanlar aptallaşırlar. Bu arada eklemek gerekiyor, solcu olamazlar. Sf. 317, 318 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın…

  • Yalnız masallarda esastır, kahramanlarımızın kişilikleri hakkında duyduklarımızı da nakletmemiz isabetlidir; Moorehead, Kemal Faşa Hazretleri için claustrophobia teşhisi koyuyor ki, kuşatılmış ya da kapatılmış olmaktan aşırı korku anlamındadır. Sf. 109 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 109) kitabından birebir alınmıştır.

  • İkincisi Abayezid’in, 1396 yılında, artık bizim “Niğbolu” dediğimiz yerde, Haçlı kuvvetlerini yenmesidir; pek çok Hıristiyan prensi telef oldu, bazıları esir ve eşleri cariye düştüler. Hıristiyan tarihleri bu­na “son” Haçlı Seferi demektedir, Aslında Hıristiyanlık, 1347 tarihin­de başlayan Büyük Veba ile çekiciliğini yitiriyordu; insanlar, belalara karşı kendilerini koruyamayan papalardan ve taptıkları Tanrı’nın dininden soğuma eğilimindedirler. Abayezid’in zaferi,…

  • En güzel insan melez olandır. Sf. 346 Alıntı; Putları Yıkıyorum – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 346) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1591 yılı, Hicri millenium’a denk düşüyordu ki, kıyamet beklentisinin çok yükselmiş olduğunu anlıyoruz, iki uzun ve maliyeti çok yüksek savaşın enflasyonu körüklemiş olması doğaldır. Bunlar bir yana; 1592 yılında, İstanbul, çok büyük bir veba salgını yaşamıştı, yüksek oranda ölüm­ler, yıkım ve yoksulluk, her zaman ahlaksızlığı da beraberinde taşımaktadır; bu ve hemen izleyen dönemde “ahlak” kitaplarının…