Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Şiddet
-
Adnan Menderes hükümetinin tepkisi üzerine Yunanistan, Oktay Engin ve Hasan Uçar’ı 15 Haziran 1956’da serbest bıraktı. Zanlılar 21 Eylül 1956 günü de istihbarat teşkilatı tarafından Türkiye’ye kaçırıldılar. Yunanistan’da bomba davası sonuçlanınca Oktay Engin, azmettirici olarak 3 yıl 6 ay hapis cezası aldı. Yunanistan yargı makamları cezasını çekmesi için Oktay Engin’i istedi fakat Türkiye vermedi. Sf.…
-
İstanbul’daki Rum ve Ermeni aileler 15 Ağustos 1955 sabahı evlerinin kapılarına ve duvarlarına çizilen haç figürüyle uyandılar. Bazılarının evleri de isle yani soba kurumu ile işaretleniyordu. Sf. 77 Karabelen’in yeni görevine başladığı günlerde. 6 Eylül 1955’te DP Milletvekili Mithat Perin’in Ekspres gazetesinde Atatürk’ün Selanik’teki evine bomba atıldığı haberi yayımlandı. İkinci baskıyla manşet yapılan haberin devamında…
-
(6-7 Eylül 1955 İstanbul Olayları) Başbakan Adnan Menderes de 12 Eylül günü Meclis kürsüsünde olayın komünistlerin kışkırtması olduğunu açıkladı! Sf. 82 Bu özel mahkemelerin (Beyoğlu Özel Mahkemesi) iddianamelerinde 1.886 kişi tahrip, 1.622 kişi hırsızlık. 595 kişi yağma, 333 kişi tahrik, 21 kişi kundaklama ve 3 kişi dini kurumlara saldırmakla suçlandı. Tutuklananlar ayrıca yabancı devletlere karşı…
-
Adnan Menderes ve arkadaşlarının yargılandığı Yassıada Mahkemelerinde polisin neden olayları seyrettiğinin cevabı ortaya çıkacaktı. Polise “Hırsızlık ve yangın olayları dışındakilere göz yumun emri verilmişti. Sf. 80 Olaylar sırasında İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde görevli polis memuru Berkan Tümerkan Yassıada’da o geceyi söyle anlattı: “Olaylardan üç saat evvel, yani saat dörtte bize Emniyet Müdürlüğü’nün merkezinden bir emir geldi.…
-
(6-7 Eylül 1955 İstanbul) Yağmalanan yerler sadece ev ve işyerleri değildi. Kilise ve mezarlıklara da zarar verildi. Kilislerin içindeki kutsal eşya ve resimler, haçlar yakıldı. Şişli ve Balıklı’daki Rum-Ortodoks mezarlıklarında da zarar vermek için korkunç yöntemler izlenmişti. Mezar taşlarının parçalanmasıyla yetinilmemiş, mezarlar açılıp içindeki iskeletler yakılmıştı. Şişli Mezarlığı’nda yeni ölmüş Rum vatandaş Nicolas Eliasco’un mezarı…
-
Amerikan askeri yönergelerinin bire bir örnek alındığı yapıya göre Özel Harp Dairesi, üç ana bölümden oluşturuldu: Gayri Nizami Harp, İstikrar Hareketi ve Psikolojik Harp. Bunlardan Gayri Nizami Harp kendi içinde üç farklı birime ayrıldı: gerilla harekâtı, mukavemet hareketi ve kurtarma – kaçırma hareketi. Özel Harp Dairesi’nin eğitimlerdeki başucu kaynağı ise FM-31 koduyla başlayan Amerikan askeri…
-
Müthiş bir gizlilik var. Özel Harpçi olan siviller kesinlikle birbirini tanımıyor. Sadece aynı birimdeki isimler birbirini tanır, o da yalnızca kod adlarıyla… Sf. 52 Özel Harp Dairesinde operasyon ve eylemlerde askerler kadar önemli olan bu siviller, askerlerin Bordo Bereliler adını almasıyla birlikte onlar da Beyaz Kuvvetler diye anılmaya başlandı. Sf. 54 Alıntı; Özel Harp Dairesi…
-
Bu amaçla İzmir Menteş’te ilk Özel Harp Dairesi kampı açıldı. Kampın başına da yine Daniş Karabelen getirildi. Bu kampta Türk ordusundaki ilk paraşüt birliğini oluşturan Daniş Karabelen, aynı kampta ilk özel harp ekibini de yetiştirdi. Sf. 50 Amerika tarafından sağlanan finansla Eğridir Dağ Komando Okulu’nda da özel harpçiler yetiştirilmeye başlandı. Bu yeni özel harp okulunun…
-
Sol hareketlerin “siyasi bir oyunla ya da yıkıcı faaliyetlerle” iktidarı ele geçirebileceğini söyleyen Galula, gizli orduya halkı ayaklanmacılardan yani solculardan ayırmak için teröre yani kontrgerilla operasyonlarına başvurması gerektiğini belirtiyor. Galula, bu operasyonlardan ilkini “şuursuz terörizm” olarak adlandırıyor: “Şuursuz terörizmden maksat, alaka toplamak ve halkın dikkati bir defa çekildikten sonra gizli olarak bulunan taraftarları cezp etmektir.…
-
(Celal Bayar’dan alıntı) “Şimdi, Mareşal [Fevzi Çakmak] Erkân-ı Harbiye Reisi (Genelkurmay Başkanı), ben başbakanım. Atatürk malum (…) Üçümüz Dersim de yapılan büyük ordu manevralarındayız. O sırada biz konuşurken, Dersimlilerin jandarma karakollarımızdan üç dört tanesini bastıkları haberi geldi. Atatürk’le göz göze geldik. Birbirimizi anlıyorduk. Atatürk benim yüzüme baktı. ‘Ne olacak?’ dedi. Anlıyorum, orada emniyet tesis edilecek.…
-
Çağlayangil anlatıyor; “Etrafta hiç kimse yoktu. Ama Seyit Rıza meydan insan doluymuş gibi sessizliğe ve boşluğa bağırdı: “Evladı kerbelayıh. Bihatayıh. Ayıptır. Zulümdür. Cinayettir” dedi. Benim tüylerim diken diken oldu. Bu yaşlı adam rap rap yürüdü. Çingene’yi itti, ipi boynuna geçirdi, sandalyeye ayağı ile tekme vurdu ve kendini astı. Gömüleceği yer türbe olmasın diye cenazesi de…
-
Seyit Rıza ve arkadaşlarının yargılanma ve idamını o sırada Malatya Emniyet Müdürü İhsan Sabri Çağlayangil yürütmüştü. Çağlayangil’e göre, mahkemeler bazen otomobil farlarının ışığında yapılmış; okuma yazma ve Türkçe bilmeyen sanıklara ne iddianame ne avukat verilmiş; idam edebilmek için, yalancı şahitlerin beyanıyla en az 75 yaşında olan Seyit Rıza’nın yaşı 57’ye indirilmiş, oğlunun yaşı da 17’den…
-
Bu endişelerin egemen olduğu bir ortamda, 20-21 Mart 1937 günü, Pah Bucağı ile Kahmut Bucağını birbirine bağlayan Harçik Deresi üzerindeki Darboğaz tahta köprüsü, Seyit Rıza’nın önderliğini yaptığı Demenan ve Haydaranlılar tarafından yıkıldı ve telefon hatları kesildi. Bunun üzerine Ankara uzun süredir planladığı askeri harekâta başlamaya karar verdi. Uçaklardan atılan 4 Mayıs 1937 tarihli bildiride, bölge…
-
İlginçtir, Kılıç Ali anılarında bu iddiayı şöyle diyerek doğrular: “Tuhaf değil mi? Bu suikast olayından birkaç gün önce Afyon Milletvekili Ali Bey’le İstanbul’a gelmiştik ve Tokatlıyan Oteli’nde kalıyorduk Bir sabah Ziya Hurşit geldi. Birinci Melis’teki arkadaşlığımıza dayanarak, yaptığı küçük bazı ticari işleri için benden yardım istedi. İş Bankası’ndan kendisine üç bin liralık kredi verilmesine aracılığımı…
-
İsmet İnönü yıllar sonra şöyle yazacaktı: “Eski Ankara Valisi Abdülkadir, İttihat-Terakki’nin, Meşrutiyetten evvelki fedailerindendir. Askerdir. Bizim sınıftandır. ‘Abdülkadir Antep’ diye tanırız. Son derece enerjik ve kararlı bir adam, Temiz bir adam. Çetin bir ihtilalci, ihtilal arkadaşlarına, ihtilal fikirlerine bağlı. Meşrutiyetten önce, en güç zamanlarda İttihat-Terakki’nin en gözde, en güvenilir fedaisi. Böyle bir adam, Abdülkadir, Millî…
-
Bu tarihten itibaren halkın şapka ile imtihanı başladı. Durumun nezaketini anlayanlar telaşla başlarına koyacak uygun bir başlık arayışına girdiler. Ancak ülkede henüz yeterli sayıda şapka yoktu. Kimi başına kâğıt şapka, kimi kadın şapkası takmak zorunda kalırken namaz kılarken düşmeyen kopçalı kasketler yapmak gerekti. Bazıları şapkaları görünmesin diye şemsiye ile gezdi. “İstanbul’da Şapka Kanunu çıkar çıkmaz…
-
Hücreye döndüklerinde Mersin’de yayımlanan Doğru Söz gazetesi sahibi Ata Çelebi adlı bir komünist genç onlara mahkemelerin çalışma prensiplerini özetledi: “Burası bir cehennemdir, bir salhanedir. İstiklal Mahkemesi’ne getirilenlerin yüzde doksanı öldürülür (…) Eğer mahkeme sizi savunma için bildirilen günden önce çağırırsa, hakkında idam hükmü verilmiş demektir. Süreyi uzatmakta fayda yoktur. Yok, gününde çağrılırsanız, durumunuz şüpheli demektir.”…
-
(Belge; 48 Van’daki Rusya imparatorluğu Konsolos Yardımcısı S. P. Olferyev’in Kafkasya Askerî Bölge Karargâhı’na Gönderdiği 25 Kasım 1912 Tarihli Rapor.) Van ve Bitlis Vilayetlerinin Nüfusu Hakkında İstatistiki Bilgiler Adı geçen vilayetlerin nüfusu ile ilgili benim seleflerimin, Türk yetkililerinin, Fransız ve İngiliz konsoloslarının ve bizzat benim topladığım bilgileri karşılaştırdığımda bu iki vilayetin günümüz nüfusunun tahminen şu…
-
Çünkü milyonlarca kişilik orduya komutanlık eden Çar’ın kalbine korku düşüren ve onu işçilere ve köylülere taviz vermeye zorlayan, kitlelerin öfkeli patlaması değil, bir avuç teröristin bombalarıydı. O ana kadar entelektüel yanları ağır basan unsurların bile 1906’dan sonra bütün enerjilerini, gizli örgütlenmeye ve ‘fedailere’ hasretmelerinde ve 1908’den sonra da buna devam etmelerinde Rusya tecrübesinin rolü büyüktü.…