Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
about
Kategori: Şiddet
-
“17. Fırat garbındaki vilayetlerimizin bazı aksamında dağınık bir yerleşmiş olan Kürtlerin Kürtçe konuşmaları behemehâl men edilmeli ve kız mekteplerine ehemmiyet verilerek kadınların Türkçe konuşmaları temin edilmelidir.” Sf. 430 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 430) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bu mektuplardan sonra hükümet askeri operasyon yapılması önerisini uygun buldu ve aynı yılın sonbaharında ordu yöreye karşı saldırıya geçti. 1926 harekâtında olduğu gibi Kürtler oldukça başarılı bir direniş gösterdiler. Askeri birlikler girebildikleri yerleşim birimlerini ateşe verip yağma ve talana girişirken, kendileri de önemli kayıplar vermekten kurtulamadılar. Kışın yaklaşması üzerine operasyon her zamanki gibi yakılıp yıkılmış…
-
Olay şu: 1930 yılında, Erzincan’da bulunan Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak, Başbakan İsmet İnönü’ye iki mektup yazıyor. Mektuplarında, Kürtlerin bölgedeki varlıklarından ve Kürtçenin konuşulan hâkim dil olmasından duyduğu rahatsızlığı dile getiren Genelkurmay Başkanı, önlem alınmadığı takdirde “tehlike”nin daha da büyüyeceğini söylüyor. Önlem olarak önerdiği ise askeri operasyon ve sürgündür. Devleti yönetenlerin Kürt halkına karşı sahip…
-
Cephe Komutanı Muğlalı, yayınladığı bildiride güdülen amacı ifade ederken: ‘‘Şimdiye kadar melunca hareketlere devam eden, canavarlığın ve haydutluğun timsali olan Koçuşağı aşiretinin tedip ve tenkiline kesin surette karar verilmiştir,” diyordu. Aynı komutanın, 28 Kasım tarihli bildirisinde ise şu sözlere rastlanmaktadır: “Öteden beri Dersim’in yenik olmayan aşireti ve milli kahramanları adını taşıyan Koçuşağı haydutlarını,..” “Aziz vatanımızın…
-
Başbakanlık ve devlet başkanlığı da yapmış olan Celal Bayar, Qoçgîrî başkaldırısı ile ilgili olarak şöyle diyor: “… Dersimlilerin, Kürtlük hesabına en idealistleri Koçgiri’de toplandılar, teşkilat yaptılar. Sivil, asker bütün kuvvetleriyle oraya toplandılar. Orada mühim bir kuvvet teşekkül etti. Koçgiri’de isyan çıktı. (…) Koçgiri bence diğer isyanların hepsinden mühimdir. Yunanlılara karşı durmak için nasıl tedbir alıyor…
-
Bu koşullarda başlayan Qoçgiri başkaldırısı, bilindiği gibi, Dersim’den beklenen ve önceden kararlaştırılan desteğin gelmemesi ve öteki bazı olumsuz koşullar nedeniyle başarıya ulaşamadı. Esasında Diyab Ağa, Meço Ağa, Kango Oğlu Ahmet Ramiz ve Binbaşı Haşan Hayri’nin Ankara ile uzlaşarak milletvekilliğini kabul etmeleri, Dersim’de tereddüt ve bölünmeye neden olmuş, daha önce kararlaştırılmış olan programın tam olarak uygulanması…
-
Baytar Nuri’nin kaleminden aktaralım: “Programımız şu idi: İlk önce Dersim’de Kürdistan istiklali ilan edilecek, Hozat’ta Kürdistan bayrağı çekilecek, Kürt milli kuvveti Erzincan, Elaziz ve Malatya istikametlerinden Sivas’a doğru hareket ederek Ankara hükümetinden resmen Kürdistan istiklalinin tanınmasını isteyecekti. Türkler bu isteği kabul edeceklerdi, çünkü isteğimiz silah kuvvetiyle desteklenmiş olacaktı. Meço ve Diyab ağaların Dersim mebusu olarak…
-
Örneğin, 1908 Harekâtına katılan Tuğgeneral Ziya Yergök, anılarında bu harekâtı anlatırken, söz konusu keyfî yakıp yıkmanın hangi ölçülere vardırıldığını ortaya koyan ilginç bilgiler veriyor. “…Tabur komutanı Kurmay Başkanıyla birlikte Karataş’ı yakmaya gittiler. Biraz sonra sağımızdaki sırtın arkasından dumanlar yükselmeye başladı…” (…) “… Düşman, aşılması çok güç olan Balıkan Kalesini terk ederek çekilmiş, onların terk ettiği…
-
Soldaki kitap Osmanlı dönemine ait bir Kur’an, sağdaki kütük ve balta ise yine o dönemde kullanılmış olan kafa kesme aletiydi. Meğer Osmanlı görevlileri Hıristiyan Bulgarları yakalayıp imamın huzuruna getiriyor ve “İşte Kur’an, işte balta. Kur’an’a el basıp Müslüman mı olmak istiyorsun yoksa başının bu balta ile uçurulmasını mı?” diye soruyorlarmış. Müslüman olmayı kabul eden o…
-
İslam’ın yayılması döneminde, işgalcilerin yerli halklara karşı davranış tarzını ya da ilişkilerini üç ayrı başlık altında özetleyebiliriz: 1.Bahsi geçen halkları kılıç zoruyla Müslümanlaştırmak, 2.Müslümanlaştırılamayanları katletmek, 3. Her şeye rağmen herkesi Müslümanlaştırmanın ya da katletmenin mümkün olmadığı veya yöneticilerin bunu kendi çıkarlarına uygun görmedikleri durumlarda ise bir yolunu bulup onlarla uzlaşmaya varmak. Sf. 110 Mewali, Ali…
-
İslam’ın yayılması döneminde, işgalcilerin yerli halklara karşı davranış tarzını ya da ilişkilerini üç ayrı başlık altında özetleyebiliriz: 1.Bahsi geçen halkları kılıç zoruyla Müslümanlaştırmak, 2.Müslümanlaştırılamayanları katletmek, 3. Her şeye rağmen herkesi Müslümanlaştırmanın ya da katletmenin mümkün olmadığı veya yöneticilerin bunu kendi çıkarlarına uygun görmedikleri durumlarda ise bir yolunu bulup onlarla uzlaşmaya varmak. Sf.110 Mewali, Ali taraftarı…
-
Sırf “Tanrı öyle dedi” diye öldürmekten sakınan insanların oldukça rahatsız edici ve tehlikeli bir tarafı vardır. Bu insanları merhamet değil itaat yönlendirir ve bu insanlar tanrılarının kâfirleri, cadıları, zina yapanları ya da yabancıları öldürmeyi emrettiğine inanmaya başlarlarsa ne yaparlar kim bilir. s.192, 193 Alıntı; 21.Yüzyıl İçin 21 Ders – Yuval Noah Harari, Çeviri; Selin Siral,…
-
Önce öfkeye ve nefrete kapılmadan cinayet işleyen çok çıkmaz. Açgözlülük, kıskançlık, öfke ve nefret gibi duygular hiç hoş değildir. Öfke ya da kıskançlıktan kudururken coşku ve huşuya kapılamazsınız. s.189 Alıntı; 21.Yüzyıl İçin 21 Ders – Yuval Noah Harari, Çeviri; Selin Siral, (Kolektif Kitap Yayınları, 1. Baskı Eylül 2018 – Sf. 189) kitabından birebir alınmıştır.
-
1995 yılında Bosna Sırplarının elinde katil robotlar olsaydı bu vahşetin boyutları büyük ihtimalle azalmaz, aksine daha da artardı. Verilen emirleri uygulamakta bir saniye olsun tereddüt edecek tek bir robot bile çıkmaz ve merhamet, yaptığından iğrenme ya da sadece bezginlik duygularına bağlı olarak tek bir Müslüman çocuğun bile hayatı kurtulmazdı. Böylesi robotlara sahip acımasız bir diktatörün,…
-
Geriye zavallı Bronstein kalmıştı. Kısa süren yaşamı boyunca bu sıra dışı beyin, modern kozmolojinin öncülerinden biri oldu. 1937 Ağustos’unun sıcağında tutuklanıp aylar boyunca işkenceye maruz kaldı. Ardından da göstermelik bir davaya hak kazandı. Beklenen olmuştu: 18 Şubat 1938 tarihinde, hâkimleri (aslında siyasi polis teşkilatının üyeleri) ona idam cezası verdiler. Peki, suçu neydi? Maddenin sonsuzluğunu inkâr…
-
Aubrey, tanıdığı İttihatçıları ise şöyle tarif ediyordu; “Talât güce, sertliğe ve hemen hemen gaddar bir kişiliğe sahipti. Gözlerinde insanlarda nadiren, fakat alacakaranlıktaki hayvanlarda sık sık görülen bir ışıltı vardı.” Sf. 168 Alıntı; İngiliz Derviş (Yeni Türkiye’nin Doğuşu ve Aubrey Herbert) – Mehmet Hasan Bulut, (IQ Kültür Sanat Yayıncılık, Ağustos 2016 – Sf. 168) kitabından birebir…
-
1987’de İranlı hacıların kışkırttığı karışıklık sırasında 402 kişinin ölüp 649’unun yaralanması bütün İslam dünyasında rezalet duygusu yaratmıştır. Sf. 243 Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 243) kitabından birebir alınmıştır.
-
Zulme uğrayan ve hoşgörü isteyen bir mezhebin temsilcisi olarak doğan Kilise, çok geçmeden insanlardan, kendi kanunları ve itikatlarına uymalarını talep etmeye başladı. Sf. 175 Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 175) kitabından birebir alınmıştır.
-
Tanrılara insan kurban etmek pagan dünyasında yaygın bir uygulamaydı. İlk çocuğun, genellikle, anneyi bir çeşit senyörlük hakkının (droit de seigneur) gereği olarak gebe bırakan bir tanrının çocuğu olduğuna inanılırdı. Çocuğu dünyaya getirirken tanrının enerjisi azalırdı, dolayısıyla, bunu yenilemek ve bütün olası manaların dolaşımını sağlamak için ilk çocuk kutsal babasına geri gönderilirdi. Sf. 46 Alıntı; Tanrı’nın…
-
1948 sonbaharında, tek bir genel İdarî kararname ile Stalin ve kültür komiseri Andrei Jdanov, Yahudi kültüründen kalanları ve Sovyetler Birliğindeki toplumsal yaşamlarını ortadan kaldırdı… Tek bir darbede, tüm Yahudi okulları kapatıldı, Yahudi gazetelerinin yayınına son verildi… 450’den fazla Yahudi yazar, sanatçı ve entelektüel yani Sovyetler Birliği’ndeki aydınların kaymak tabakası idam edildi…” Sf. 233, 234 Alıntı;…