Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Şiddet

  • Hitler’in gözü dönmüş biçimde “Polonya’yı topraklarına katma” arzusunu hatırlayacak yaştayım. Hitler, Almanya’yı Çeklerin “teröründen” ve Polonyalıların “saldırganlığından” korumak, “kanserli doku” olan Yahudileri ortadan kaldırmak, pazarlık masasında güce boyun eğdirmek, boyun eğmeyenleri ise barış isteyemeyecek hale getirmekten söz ediyordu. Sf. 316 Alıntı; Terörizm Kültürü – Noam Chomsky, Çeviri; Zeynep Nur Ayanoğlu (çok kötü), (İnkılap Yayınları,  1.…

  • Ünlü hukuk yorumcusu ve insan hakları savunucusu Anthony Lewis, “masum sivilleri” öldürmenin münasip olduğunu, “aksi takdirde katil devletlerin karşılık görmekten korkmayacağını” kaydetmiştir. Şüphe yok ki “ulvi idealizmimiz” sivillerin elimizden sağ kurtulmasına olanak verecek kadar ulvi değildir. Sf. 10 Alıntı; Terörizm Kültürü – Noam Chomsky, Çeviri; Zeynep Nur Ayanoğlu (çok kötü), (İnkılap Yayınları,  1. Baskı 2019…

  • Acaba şiddeti ve öldürmeyi bunca doğallaştıran nedir? Benim görebildiğim ana nedenlerden biri, kitle iletişim araçlarının sorumsuzca kullanılması: insan öldürmeyi ve dövüşmeyi yaşamın doğal bir parçası olarak, sıradan bir davranış, bazan da kahramanlaştıran bir davranış biçimi olarak sunulmasıdır. Başka önemli bir etken, internet oyunları – örneğin oynayan kişinin öldürdüğü insan kadar puan alması (!) ve sanal…

  • Eylemde sınır tanımamanın örnekleridir şiddet eylemleri. Şiddete kurbanı açısından baktığımızda da şiddet hep yaşama hakkının ihlalidir, yaşama hakkının şu veya bu anlamda ihlali. Belki de bunun için bazı şiddet eylemlerine ‘insanlığa karşı suç’ adı verilmiştir. Ama öyle şiddet eylemleri vardır ki, kişinin kendisine de yönelir. Canlı bombalar buna örnektir. Birilerini yok ederken, kendilerini de yok…

  • Ne var ki şiddet eylemlerini gerçekleştiren herkes, bunları başkasına zarar verme niyetiyle yapmayabilir. Ama zarar vereceğini bilse de, bu, o anda onun için fark yaratmaz, yani bunun farkına varmanın o an etkisi pek olmaz. Bir şiddet eylemi zarar verme amacıyla yapıldığı zaman ise “vahşet” dediğimiz eylemlerle karşılaşıyoruz. Vahşet, şiddet eylemlerinin bilinçli gerçekleştirilmesidir. Bu iki noktayı…

  • Şiddetin hastalık belirtisi olduğunu söylemek, önemli ölçüde doğru olsa da, kolay bir cevaptır. Şiddet eylemde sınır tanımamanın en çarpıcı görünümüdür. Korkunun, bencilliğin, gururun endirekt tepkisidir. Etik cehaletin belirtisi olarak da düşünülebilir. Şiddet ancak insanlarda görülür. “Şiddet hayvansal yanımızla ilgilidir” deniyor. Ama hayvanların yaptıkları şiddet değildir. Onlar belirli uyarıcılara cevap veriyorlar. Şiddet dediğimiz şey insanlara özgüdür.…

  • Şiddetle savaşmak ancak dolaylı olarak, şiddet kullanmaya ihtiyaç duymayacak insanlar yetiştirmekle olur, diye düşünüyorum. Sf. 162 Alıntı; Ahlak, Etik ve Etikler – İoanna Kuçuradi, (TFK Türkiye Felsefe Kurumu Yayınları,  1. Baskı 2019 – Sf. 162) kitabından birebir alınmıştır.

  • Montreal’de “Şiddet ve Birlikte Varolma” başlıklı bir konferans düzenlenmişti. Bu konferansa katılan Fransız biyolog Dr. Karli, konferansın “Şiddet hayvansal yanımızda kökenleri bulunan bir kader midir? Yoksa özgürlüğümüzün bir sonucu mudur?” başlıklı oturumunda, ekibinin 10 yıllık bir araştırmasının sonuçlarını bir bildiri olarak sundu. Bu sonuçlara göre şiddetin doğuştan olmadığını söyledi. Bu nokta çok önemlidir, çünkü şiddetin…

  • Kişinin onurunun korunması ifadesi ise, yaşayan insanların etik bir korunmasının düşünüldüğü izlemini veriyor: örneğin kişilere yapılan biyolojik müdahalelerle (Vietnam’a gönderilen bazı Amerikalı askerlere yapıldığı söylenen müdahaleler gibi) ortaya çıkan davranış değişikliklerini akla getiriyor. Ne var ki bu son durumda zedelenen onur, davranışı değişen kişinin onuru değil, müdahaleyi yapanın onuru -ve böyle davranışlarda bulunan insanlar var…

  • Adı, Margaret Sanger (1879-1966)… Aktivist hemşire… Dünyada “kadın hakları mücadelesi veren kadın” olarak tanınıyor. ABD’de neyin mücadelesini verdi: -Doğum kontrol… (Bu terimin mucidi) -Kürtaj hakkı… Kilise’nin “günahkâr” suçlamasına rağmen geri adım atmadı. Sf. 383, 384 1921 yılında şunu yazdı: “Aksine, günümüzün en adi problemi, zihinsel ve fiziksel açıdan kusurlu olanların aşırı doğurganlığını sınırlamak ve caydırmaktır.…

  • Teoloji, her dönemde “Procuste”ün yatağı olmuştur. Bu haydut, bu yatağa yabancıları yatırırdı; ayakları yataktan uzun olursa keserdi. Üzerine yatmak zorunda bıraktığı kimsenin ayakları yataktan kısa olursa, atlarla çektirerek ayaklarını uzatırdı. Sf. 396, 397 Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928,  (Kaynak Yayınları,  12 basım 2018 – Sf. 396, 397) kitabından birebir…

  • Mme Roland siyasetgâha, yani kafası yere düşürülmek üzere “giyotin’e götürülürken, “O Liberte que de crimes out ete conmis â ton nom”, yani, “Ey özgürlük! Senin adına ne kadar cinayet işlendi!” diye bağırmıştı. Din adına işlenen cinayetler ise, özgürlük adına işlenen cinayetlerden yüz binlerce kez çoktur. Engizisyon başkanı Torquemada’nın diri diri ateşe attırıp yaktığı insanların sayısı…

  • Tercüman Ahmet Cevdet’in dipnotu; Ünlü şaki Çakırcalı, çok mümin ve sofuydu. Yolcuları, köyleri her soydukça ve soyulanlardan direnenleri her katlettikçe, hep yanında bulunan imamının arkasında avanesiyle birlikte namaz kılar ve işlediği cinayetlerin affını Tanrı’dan sağladığına tümüyle inanmış ve rahatlamış olarak, lanetli sanatına devam ederdi. Bizim edebiyatı müceddidimiz Şinasi Efendi de, “Nuri rahmet neye güldürmeye ruhi…

  • Dinin en çok önem verdiği yoksulluk, akıl yoksulluğudur. Her dinin esas erdemi, yani din göstericilerinin en çok işlerine yarayan erdem, imandır. İman, Tanrısallığın tercümanlarının yararı olan şeye incelemeden körü körüne inandıran sınırsız bir bönlükten ibarettir. Bu erdemin yardımıyla, rahipler, doğrunun ve batılın, iyiliğin ve kötülüğün hakemi oldular; yarar sağlamak için, gerektiğinde cinayetler işletmek, onlar için…

  • Evet, kendi yalnızlık köşesinde yaşayan azizler yararsızdır. Azizlerin âlem içinde, halk arasında yaşayanlarıysa, çoğunlukla tehlikelidir. Sf. 318 Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928,  (Kaynak Yayınları,  12 basım 2018 – Sf. 318) kitabından birebir alınmıştır.

  • Din, kan dökücülüğü meşrulaştırarak acımasızlık dizginini gevşetir ve ilahi amaçlar için gerekli olabileceğini öğreterek cinayeti mubah kılar. Pascal der ki, “İnsan, kötülüğü, yanlış bir vicdan ilkesiyle yaptığı zaman olduğu kadar, hiçbir zaman tam bir zevkle yapmaz.” Halkın kan dökücülük dizginini gevşeten ve en kara cinayetlerini gözünde haklı gösteren bir din kadar tehlikeli bir şey yoktur.…

  • Usivû (Yusufan) aşiret reisi Kamer Ağa, önceleri direneceğine dair yemin etmiş olanlardan biriydi. Ancak sonraları bundan vazgeçti. Buna rağmen oğlu Findiq Axa Sey Riza ile birlikte asıldı. Onunla ilgili türkünün bir dörtlüğü şöyledir: Sf. 493 Oğlunun asılmasından sonra da Kamer Ağa’nın hükümetle arası bozulmuyor, tersine daha da “düzeliyor.” Kamer Ağa, askeri birliklere elinden gelen her…

  • Ankara’daki diplomatik çevreler içerisinde olacakları görenler vardı. Örneğin, dönemin Avusturya Başkonsolosu, Winter, ülkesinin Dışişleri Bakanlığına yazdığı mektupta konuya ilişkin endişelerini şu sözlerle dile getirmişti: “1925 isyanı ve Şeyh Sait’in idamından sonra da ülkenin doğusunda sürekli karışıklıklara yol açan Kürt sorununu tümden ortadan kaldırmak için baskı önlemlerinin en kısa zamanda uygulanacağı söyleniyor. Güvenilir Türk kaynaklarından edindiğim…

  • 1938’de Başbakan olan Celal Bayar ise Dersim katliamını şu cümlelerle itiraf ediyor: “Atatürk benim yüzüme baktı. ‘Ne olacak?’ dedi. ‘Anlıyorum, orada emniyet tesis edilecek. Ne olursa olsun bana hitap edecekler. Hükümet reisi benim’. ‘Anlıyorum efendim bana hitap edişinizin manasını’ dedim. Atatürk ‘Mesuliyeti üzerime alıyorum, vuracağız Dersimi’ dedi ve vurduk.” Bu olay, Murat nehri üzerinde yapılmış…

  • 10 Eylül 1937 tarihli “Tan”da Ahmet Emin Yalman Sabiha Hanım’ın Dersim’deki kahramanlıkları! Üzerine bir yazı kaleme almış. “Askerlik. Kadın Vatandaş” başlıklı yazının bir yerinde, Sabiha Hanım Dersimlilerle ilgili düşüncelerini şu şekilde ifade ediyor: Manevralarda Sabiha Gökçen ile konuşurken bu nokta üzerinde durdum ve sordum: -Fiili hareketler esnasında canlı insanlar üzerine bomba attığınız zaman acımak duygulan,…