Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Siyaset
-
Bu mektuplardan sonra hükümet askeri operasyon yapılması önerisini uygun buldu ve aynı yılın sonbaharında ordu yöreye karşı saldırıya geçti. 1926 harekâtında olduğu gibi Kürtler oldukça başarılı bir direniş gösterdiler. Askeri birlikler girebildikleri yerleşim birimlerini ateşe verip yağma ve talana girişirken, kendileri de önemli kayıplar vermekten kurtulamadılar. Kışın yaklaşması üzerine operasyon her zamanki gibi yakılıp yıkılmış…
-
Olay şu: 1930 yılında, Erzincan’da bulunan Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak, Başbakan İsmet İnönü’ye iki mektup yazıyor. Mektuplarında, Kürtlerin bölgedeki varlıklarından ve Kürtçenin konuşulan hâkim dil olmasından duyduğu rahatsızlığı dile getiren Genelkurmay Başkanı, önlem alınmadığı takdirde “tehlike”nin daha da büyüyeceğini söylüyor. Önlem olarak önerdiği ise askeri operasyon ve sürgündür. Devleti yönetenlerin Kürt halkına karşı sahip…
-
Aynı dönemde, Mülkiye Müfettişi Hamdi Bey ise aynı konuda hazırladığı raporda Ali Cemal’in tam karşıtı görüşler savunuyor ve şöyle söylüyordu: “Yaptığım temasların bende hâsıl ettiği izlenime göre, Dersim gittikçe Kürtleşiyor, ülküleşiyor ve dolayısıyla tehlike büyüyor…” “Dersim, Cumhuriyet Hükümeti için bir çıbandır. Bu çıban üzerinde kesin bir ameliye yapmak ve elim ihtimalleri önlemek, memleket selâmeti bakımından…
-
Dersim’in de bağlı bulunduğu Elazığ Valisi Ali Cemal’di. Dersimliler gibi Alevi inancına sahip olan Ali Cemal, raporunda özetle, “… Baskılar son bulur ve şuurlu bir şekilde hareket edilirse Dersimliler, Cumhuriyetin çok sadık ve fedakar hadimleri olabilirler., ” “Dersimliler öldürülmekten, göç ettirilmekten korkuyorlar…” diyordu. Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı…
-
Cephe Komutanı Muğlalı, yayınladığı bildiride güdülen amacı ifade ederken: ‘‘Şimdiye kadar melunca hareketlere devam eden, canavarlığın ve haydutluğun timsali olan Koçuşağı aşiretinin tedip ve tenkiline kesin surette karar verilmiştir,” diyordu. Aynı komutanın, 28 Kasım tarihli bildirisinde ise şu sözlere rastlanmaktadır: “Öteden beri Dersim’in yenik olmayan aşireti ve milli kahramanları adını taşıyan Koçuşağı haydutlarını,..” “Aziz vatanımızın…
-
Sey Rıza mektubun altına bir kaç kelime yazdı ve Kalan aşiret reisi Ali Ağaya yolladı. Sey Rıza notunda: “Sabahleyin haber salındı, halk toplandı ve Sey Rıza’yı kızağa bindirerek Xaçeliye köyüne gittik. O gece Xaçeliye’de kaldık. Yine aynı gece, çevreden insanlar toplandılar. Silahı olanlar bir araya geldiler. Ertesi gün sabahleyin Sey Rıza’yı tekrar kızağa bindirdik, Hozat’ın…
-
Yine ayaklanma öncesinde Sovyetlerden yardım istenmesi söz konusu olduğunda, öteki şeyhler, “komünistlerle ilişki kurmak günahtır,” düşüncesiyle karşı çıkarken Şeyh Sait, “düşmanı yenilgiye uğratabilmek için gerekirse komünistlerden de yardım alınır,” tezini savunmuş ve böylece Sovyet yetkilileriyle görüşmelerde bulunmak üzere çalışmalara başlanmıştı. Sf. 420 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim…
-
Elbet Şeyh Sait dindar biriydi ama onun kadar, hatta ondan da fazla politikti. Siyasi çalışmalarında, dini duyguları her koşul altında her şeyin önüne koymadığını, tersine bu konuda hayli toleranslı davrandığını ve yurtseverliği önde tuttuğunu ortaya koyacak yeterli bilgiye sahibiz. Örneğin, onun en önde gelen danışmanı Fehmi’ye Bilal’di. Fehmi dindar bir insan değildi, ateist olarak biliniyor,…
-
Öte yandan, Dersimliler sadece Mustafa Kemal hareketine destek vermedikleri, yeni kurulan devlete sempati duymadıkları için değil, ondan önceki dönemlere ilişkin tutum ve davranışları nedeniyle de Ankara yönetiminin düşmanlığını kazanmışlardı. Türkiye Cumhuriyeti yönetimi için Dersim bir baş ağrısı, bir tehlikeydi. Neden? 1.Dersimliler yüzyıllarca boyun eğmemiş, Osmanlı otoritesini kabul etmemişlerdi, 2.Onlar, Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlının Dersim’deki…
-
Örneğin, 1908 Harekâtına katılan Tuğgeneral Ziya Yergök, anılarında bu harekâtı anlatırken, söz konusu keyfî yakıp yıkmanın hangi ölçülere vardırıldığını ortaya koyan ilginç bilgiler veriyor. “…Tabur komutanı Kurmay Başkanıyla birlikte Karataş’ı yakmaya gittiler. Biraz sonra sağımızdaki sırtın arkasından dumanlar yükselmeye başladı…” (…) “… Düşman, aşılması çok güç olan Balıkan Kalesini terk ederek çekilmiş, onların terk ettiği…
-
Hıristiyanlar kilise tarafından kaydedildikleri için sayıları bellidir, biliniyor. Ancak yörenin, sayıca iki büyük halkından biri olan Kürtlerin durumu öyle değil. Kürtler, yüzyıllardan beri, yabancı olarak gördükleri devletlerle ilişkilerini en alt düzeyde tutmak, vergi vermemek ve askere gitmemek gibi nedenlerle resmi kayıtlara geçmekten sürekli kaçınan bir halktır. Kaçak yaşama, bir bakıma onlar için bir yaşam tarzı…
-
Türk ordu birlikleriyle Qoçgîrî bölgesi Alevi Kürtleri arasında beklenen yoğun çatışmalar başladı. Bu, Alevi Kürtlerin Mustafa Kemal yönetimine karşı gerçekleştirdiği ilk ulusal direnişti. M. Nuri Dersimi (Baytar Nuri) Kürdistan Tarihinde Dersim Tarihi adlı çalışmasında “Koçgiri Kürt İstiklal Savaşı” başlığı altında detaylı olarak bu olay üzerinde, duruyor. Aynı olay hakkında geniş bilgi verenlerden biri de Erzincan…
-
Ankara-Dersim ilişkisini aktaran dönemin canlı tanıklarından Baytar Nuri, Mustafa Kemal’in başlangıçta Qoçgîrîli Alişan Bey ile kendisine milletvekilliği önerdiğini ama kendilerinin bunu kabul etmediklerini söylüyor. Mustafa Kemal’in, o sıralarda Milletvekilliği önerisinde bulunduğu kişiler arasında Sey Riza ile Qocan/Qocu (Türkçeleştirilmişi: Koç Uşağı) aşireti reisi ünlü idare Ivrayîm Axa da vardı. Ne var ki Dersim’de oldukça güçlü konuma…
-
1937 yılında Şeyh Sait’in kardeşi Şeyh Abdullah, Dersim’e destek vermek üzere Suriye’den Türkiye’ye geçiş yaptı ve bir ihbar sonucu, 30’dan fazla arkadaşıyla birlikte Bismil’de katledildi. Buna karşın Malatyalı Doğan Dede, at sırtında köy köy dolaştı, Ankara yönetiminin propagandasını yaptı, Dersim’de yapılanları haklı göstermeye çalıştı. İşte size biri şeyh ya da Sünni bir din adamı ve…
-
Ama Cem Vakfı gibileri için ise Mustafa Kemal baş tacıdır. Alevileri yok sayan, onların ibadet yerlerini kapatan, büyük bir kesiminin dillerini, kültürlerini yasaklayan ve kendilerine 1938 gibi bir insanlık trajedisini yaşatan bir politikacının fotoğrafını asmak ve o fotoğraf altında ibadet etmek, Alevilerin en çok çürümüş yanını ya da kanayan yarasını gösteren bir aynadır. Mustafa Kemal’in…
-
Alt-üst kimlik yerine ikame edilmesi gereken doğru terimler “ortak kimlik-ayrı kimlik” olmalıdır. “Ortak kimlik” konusundaki temel iki koşuldan biri, söz konusu kimliğin, onu kullanan kesimleri objektif olarak temsil edebilir durumda olmasıdır. Sf. 332 Ortak kimlik sahibi olabilmenin ikinci koşulu ise bu kimliklerin taraflarca gönüllü olarak kabul edilmesidir. Böyle olduğu içindir ki İsveçliler, Norveçliler ve Danimarkalılar…
-
Ciddi kaynaklar: ‘Horasan bölgesinde Ali Partisinin (Şiası) bulunmadığını ve yeni bir partinin hükümeti devirme hazırlığı yaptığını yazarlar. Peki, Ali partisinin bulunmayıp, yepyeni bir partinin doğduğu; ya da türlü çeşitli siyasi akımların cirit attığı bu hareketin adını koyma zamanı gelmedi mi? Bu, Alevilik düşüncesinin örgütsel alana yansımasından başka nedir ki? Bulut bu noktada “Ebu Müslim, “mehdilik,…
-
Toplumsal mücadelede değişmez bir kural vardır. Eğer iktidardaki bir gücü hedef alarak işbaşından uzaklaştırmayı düşünüyorsanız, bu işi neden yapmak istediğinizi sizden yana olmasını istediğiniz çevrelere inandırıcı bir tarzda açıklamanız gerekir. Bu da yetmez, yerine neyi koymak istediğinizi de aynı netlikle ortaya koymalısınız. Bunu yapmadığınız zaman birilerinin sizi desteklemesi ve fedakârlığa katlanması için fazla bir neden…
-
Diyelim ki Türkçe sözlerle şarkı söyleyen bir Ermeni, Yunan ya da Kürt hem Ermenice, Rumca ve Kürtçe olan tekstleri hem de kendi halk müziklerinin melodisini Türkçeye kazandırıyordu. Türkçe, en çok da bürokrasinin bulunduğu kent ve ilçe merkezlerinde etkinliğini sürekli arttırmaktaydı. Osmanlı imparatorluğunun büyümesi ve Hıristiyan Avrupa’nın içlerine doğru ilerlemesi, onu daha sistematik ve etkin bir…
-
Türk tarihi üzerine ciddi çalışmaları bulunan Sorbon Üniversitesi İslam Tarihi Profesörü Claude Cahen’in şu belirlemesi bu bakımdan dikkat çekicidir: “… On dördüncü yüzyılın ikinci yarısında bir kişinin Hristiyanlara ters düşen etkinliklerde bulunduğundan söz edilmesi, orta Anadolu’nun bütün yörelerinde bu dine bağlı kişilerin yaşamakta olduğunu ve Konstantinopolis’teki Patrikliğin bu uzak yörelerde bile bazı ilişkileri bulunduğunu göstermektedir.…