Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Siyaset

  • Sonuçta, söz konusu iddianın sahiplerinden bazıları, Kürtlere duydukları tepkiyi o derece ileriye götürdüler ve halen de götürüyorlar ki, Türk devleti asıl hedef olmaktan çıkıp ikinci plana düşüyor. Baş tehlike, “kur” diye adlandırılan Kürtler ve onların örgütleridir. Dersimliler tarafından oluşturulmuş kimi dernek yönetimlerinin, kendilerini Kürt olarak görenleri derneklerde barındırmak istememeleri ve yine bu anlayışta olanların üyelik…

  • Elbet, ileride Kürdistan kurulduğunda, resmi dili Kurmancca olacak tarzında tekçi ve yanlış görüşte olanlar var ama bunların da söylendiği tarzda Kırmanccayı yasaklamak gibi bir tavır içerisinde olmadıkları göz önündedir. Sf. 541 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 541) kitabından birebir alınmıştır.

  • Öyle sanıyorum ki “Zazalar Kürt değiller” tezinin, Türkiye’de ilk kez devlet tarafından ortaya atıldığı ve devletin bugün hala da aynı konuyu canlı tutabilmek için ciddi çaba harcadığı herhangi bir kuşkuya yer bırakmayacak derecede açıktır. Sf. 526 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 526) kitabından birebir…

  • 1960’lardan sonra illegal faaliyet gösteren iki Kürt partisi vardı. Bu partilerin en üst düzey yöneticileri yani Genel Sekreterleri, Kırmancca ya da Zazaca konuşan Kürtlerdi. Bunlar; KDP Genel Sekreteri Sait Elçi ile Faik Bucak, TKDP Genel Sekreteri Sait Kırmızıtoprak idiler. Bilindiği gibi Sait Elçi Çewlîg (Bingöl), Sait Kırmızıtoprak Dersim, Faik Bucak ise Sewrege (Siverek)’nin Kirmanc (Zaza)…

  • 1922-23 yıllarında bir grup Kürt yurtseveri tarafından “Azadi” olarak da tanımlanan “Civata Xweserıya Kurd” (Kürt İstiklal Cemiyeti) isminde gizli bir örgüt kurulmuştu. Kimi kaynaklara göre parti ilk kongresini 1925 yılı başında yaptı. Kongre, hareketin liderliğini Şeyh Said’e verdi ve örgütünün önüne üç acil görev koydu, bu görevler: 1- Kurtuluş için silahlı bir başkaldırının gerçekleştirilmesi, 2-…

  • Nitekim daha sonraki yıllarda Kemalist ve Nazist ideologlar, iki sistemin benzerliğini sık sık dile getirecek, bizzat Hitler, Mustafa Kemal’den çok şey öğrendiğini itiraf edecek ve onu kendisi için bir öğretmen olarak lanse edecekti. Sf. 523 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 523) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir asimilasyon politikasına sahip olsa da, Osmanlı imparatorluğu bu alanda Türkiye Cumhuriyetinden daha ileri ve toleranslı bir politikaya sahipti. Osmanlı’da herhangi bir halkın, dini inancın ya da ülkenin adı yasaklı değildi. Bu yüzden de resmi kayıt ve belgelerde Kürt ve Kürdistan terimlerine rastlama bakımından herhangi bir sıkıntı söz konusu değil. Sf. 512 Alıntı; Dersim Merkezli…

  • Sıdıka Hanım’ın anlattığına göre, Okullar Genel Müdürü Nurettin Boyman kendisini yanına çağırıp görev verirken “Sen Türk misyoneri olarak yatılıları üzülmeyeceksin, Atatürk’ün isteği bu…” diyor. Sıdıka Hanım devamla Genel Müdür’ün söylediklerini şu cümlelerle dile getiriyor: ‘Atatürk, bu dağ köylerinde bütün yoksunlukların Türkçe bilmemekten ileri geldiğini söylemiş, bunu isyan sebeplerinden biri olarak görmüştü. Onun için Türkçenin bu…

  • 1938’de Başbakan olan Celal Bayar ise Dersim katliamını şu cümlelerle itiraf ediyor: “Atatürk benim yüzüme baktı. ‘Ne olacak?’ dedi. ‘Anlıyorum, orada emniyet tesis edilecek. Ne olursa olsun bana hitap edecekler. Hükümet reisi benim’. ‘Anlıyorum efendim bana hitap edişinizin manasını’ dedim. Atatürk ‘Mesuliyeti üzerime alıyorum, vuracağız Dersimi’ dedi ve vurduk.” Bu olay, Murat nehri üzerinde yapılmış…

  • Yedi Dersim Kürtünün idam edilmelerinden sonra, Başbakan İsmet İnönü yaptığı açıklamada şöyle diyordu: ‘‘Dersim meselesini ortadan kaldırdık, son verdik. Dersim müşkilesinden kurtulduk. Dersim’i her türlü askeri harekâtlarla temizledik” Sf. 454 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 454) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu arada Elaziz’deki dava kısa sürede sonuçlandı ve Sey Riza, oğlu Reşik Usen’in de aralarında bulunduğu 6 kişi ile birlikte Elazığ’da idam edildi. Sf. 452 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 452) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu arada 11 Eylül günü Suriye’ye geçmiş olan Baytar Nuri başta İngiltere, Fransa ve ABD olmak üzere çeşitli ülkelerin Dışişleri Bakanlıklarına yazılı başvurularda bulunarak Dersim’de Kürt halkının karşı karşıya bulunduğu tehlikeye dikkatlerini çekmek istedi. Tabi öteki başvurular gibi bundan da herhangi bir sonuç çıkmadı. Devletlerarası ilişkiler, karşılıklı kirli çıkarlar, bir kez daha dünyanın yoksul bir…

  • Almanya’da Hitler rejimi hüküm sürüyordu. Dünya bir savaşa doğru gidiyor ve ittifaklar da buna göre şekilleniyordu. O koşullarda da uluslararası arenada herhangi bir gücün Kürtlere destek vermesi ve bu yüzden de Türkiye ile arasını bozması söz konusu olmazdı. Sf. 447 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 –…

  • Yine aynı gün, hava kuvvetlerine bağlı uçaklarla Dersim’de Türkçe ve Kürtçe olarak hazırlanmış bir bildiri dağıtıldı. Bildirinin bir yerinde şöyle deniliyordu: “… Aksi takdirde yani dediklerimizi yapmazsanız her tarafınızı sarmış bulunuyoruz. Cumhuriyetin kahredici orduları tarafından mahvedileceksiniz. Cumhuriyet hükümetinin bu son şefkat ve merhametini bildiren bu bildirisini 24 saat çoluk ve çocuğunuzla beraber okuyun, düşünün ve…

  • Not: Paraya acımaksızın içlerinden çok adam kazanıp kullanmaya çalışmak lazımdır. Aslı gibidir. Sf. 446 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 445) kitabından birebir alınmıştır.

  • 4 Mayıs 1937 günü, Ankara hükümeti Dersim’de yapılacak askeri harekât ile ilgili olarak “Çok gizlidir” kaydıyla aşağıdaki kararı aldı. Bakanlar Kurulu toplantısına bizzat Mustafa Kemal başkanlık etmiş, ayrıca Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak da yer almıştı. “Gayet Gizlidir” ibareli ve “Tunceli Tenkil Harekâtına Dair Karar” ismiyle bilinen kararın tam metni şöyledir: Başvekâlet Kararlar Müdürlüğü Sayı: Son…

  • Söz konusu yasaların çıkartılması, bölgede sıkıyönetim ilan edilmesi ve öteki hazırlıkların tamamlanmasından sonra, Mustafa Kemal, 1936 yılında, TBMM’nin açılışını yaparken yaptığı konuşmada, Dersim sorununu ülkenin en önemli sorunu olarak ilan etti ve mutlaka çözülmesi gerektiğini belirtti. “Ebedi Şef,” çözümle neyi kastettiğini ise şu sözlerle dile getiriyordu: “Dâhili işlerimizden en mühim bir safha varsa o da…

  • Dersim’i adeta yok etme çaba ve hazırlıkları sürerken, devlet 1934 yılında, Türk olmayan halkların sindirilmeleri ve varlıklarının sona erdirilmesi yönünde kapsamlı yeni bir yasa çıkardı. Bu, 2510 sayılı Mecburi iskân Kanunu idi. Baştan sona kadar ırkçı esaslar üzerinde şekillendirilmiş olan yasada, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içeresinde yaşayanlar açıkça “hakiki Türk soyundan olan/olmayan.” “Türk kültürüne bağlı olan/olmayan”…

  • Görevi gereği, Dersim’le en yakından ilgilenenlerden biri olan Mareşal Fevzi Çakmak, hazırladığı raporda, Dersimliler için “Dersim halkı cahildir, haydutluk ruhuna sahiptir.” dedikten sonra, atılmasını istediği önlemleri sıralıyor. Genelkurmay Başkanı, Dersim’den sürülmesini istediği aile ve aşiretlere ilişkin geniş bir liste de sunduktan sonra öteki önerilerini sunuyor: Bu önerilerden bazıları şöyle: Yerli memurların çıkarılması (yani bölge dışına…

  • Gizli belgelerde, Dersim sorunu Kürt sorununun bir parçası olarak görülür ve “çıbanın” temelinden sökülüp atılması hazırlıkları sürdürülürken, kamuoyuna yönelik propaganda çalışmalarında, Dersimlilerin öz be öz Türk oldukları, dillerinin de biraz Farsça karışmış Türkçeden başka bir şey olmadığı sürekli tekrarlanan bir konuydu. 1930’lu yılların yarısından itibaren, yazılı basında bu işin başını çeken yayınlardan biri, Elazığ’da basılmakta…