Kategori: Siyaset
-
Öte yandan “kapitalizmin Kâbe’si” ABD’de 36 milyon Amerikalı parasızlıktan sokaklarda yatıyor. Ama mortgage krizi nedeniyle de 36 milyon ev boş duruyor! Sf. 114 Alıntı; Kara Kutu (Yüzleşme Vakti) – Soner Yalçın, (Kırmızı Kedi Yayınevi, 1. Basım 2019 – Sf. 114) kitabından birebir alınmıştır.
-
Dünyada en fazla sayıda tıp fakültesi ve hekime sahip Hindistan’daki sağlık adaletsizliği neoliberalizmin gerçek yüzüydü! Küresel şirketlerin ilaç ürettirdiği Hindistan’da, nüfusun üçte ikisi ilaca erişememektedir. l950’lerden beri komünistlerin yönetimde olduğu Kerala eyaletinde kamucu sağlık politikaları sonucu durum oldukça farklı, örneğin, Hindistan genelinde bebek ölüm hızı binde 40 iken, Kerala eyaletinde binde 12’ye kadar indirildi. Ortalama…
-
Darbeciler Tıp Fakültesi müfredatını bile değiştirdi. Şöyle: Türkiye Tıp Fakültelerinde ilacın temel taşı “Farmasötik Toksikoloji” adında kürsüler ilk kez 12 Mayıs 1965 tarihinden itibaren kurulmaya başlandı. Darbeciler, ilacın canlılar üzerindeki etkisini konu alan bu dersi ortadan kaldırıp farmakoloji içine hapsetti! Ne diyorlardı: “12 Eylül kardeş kavgasına son vermek için yapıldı!” Şimdi, kurşunla-bombayla değil; gıdayla-ilaçla “toplu…
-
Şili, Arjantin gibi askeri darbe yönetimlerinde görev alan ekonomist isimlerin hemen hepsi Rockefeller bursuyla Şikago Üniversitesinde okudu. Sf. 35 Alıntı; Kara Kutu (Yüzleşme Vakti) – Soner Yalçın, (Kırmızı Kedi Yayınevi, 1. Basım 2019 – Sf. 35) kitabından birebir alınmıştır.
-
Sıradan insanlar için yazmak ya da sıradan insanları bir darbede batıl fikirlerinden kurtarmak iddiasında bulunmak çok delice bir iş olur. Makaleler, okuyanlar, muhakeme edenler için yazılır. Halk hemen hemen hiç okumaz; daha az muhakemede bulunur, daha az düşünür; aklı başında ve sağlam kimseler aydınlanır; kültür ışıkları yavaş yavaş yayılarak zamanla halkın gözlerini etkilemeye başlar. Sf.…
-
İnsanlar ne kadar az muhakemede bulunurlarsa, o kadar kötüdürler. Vahşiler, hükümdarlar, makam sahipleri, halkın ayaktakımı, insanların en kötüleridir. Çünkü insanların en az düşüncede, en az akıl yürütmede bulunanlarıdır. Sofu asla düşünmez ve kendini akıl yürütmekten korur. Bir görüş ileri sürmekten, her inceleme ve araştırmadan korkar, her sultayı izler. Sf. 354, 355 Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali)…
-
Kültler, ağır ve milletlerin çoğunluğu için yıkımdır. Uyruklarının batıl inançlarını sürdürmekte çıkarları olduğunu gören hükümdarlar, istedikleri zaman konuşmak ve milyonlarca uyruğun ihtiras ateşini Tanrı adına alevlendirmek hakkına sahip olan demagogların oluşturduğu ve oluşturabileceği etkiyi iyi düşünmüşler midir? Çoğu kez yaptıkları gibi, bir hükümeti karışıklığa uğratmak konusunda anlaşsalardı, bu kutsal vaizler ne yıkıma sebep olurlardı! Çoğu…
-
Mme Roland siyasetgâha, yani kafası yere düşürülmek üzere “giyotin’e götürülürken, “O Liberte que de crimes out ete conmis â ton nom”, yani, “Ey özgürlük! Senin adına ne kadar cinayet işlendi!” diye bağırmıştı. Din adına işlenen cinayetler ise, özgürlük adına işlenen cinayetlerden yüz binlerce kez çoktur. Engizisyon başkanı Torquemada’nın diri diri ateşe attırıp yaktığı insanların sayısı…
-
Din, kan dökücülüğü meşrulaştırarak acımasızlık dizginini gevşetir ve ilahi amaçlar için gerekli olabileceğini öğreterek cinayeti mubah kılar. Pascal der ki, “İnsan, kötülüğü, yanlış bir vicdan ilkesiyle yaptığı zaman olduğu kadar, hiçbir zaman tam bir zevkle yapmaz.” Halkın kan dökücülük dizginini gevşeten ve en kara cinayetlerini gözünde haklı gösteren bir din kadar tehlikeli bir şey yoktur.…
-
Bütün dinler hoşgörüsüzdür, vicdan özgürlüğünü kabul etmez ve dolayısıyla iyiliğin ve güzelliğin yıkıcısıdır. Hiçbir sofu yoktur ki, kendisinin bağlı bulunduğu mezhepten aşka mezhebe girenleri, yaratılışına göre, ya düşmanlık, nefret ve tiksintiyle ya aşağılayıcı gözle görmesin ya da durumuna acımasın. Sf. 305 Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928, (Kaynak Yayınları, 12…
-
İçtenlikle sofu olan bir hükümdar, devlet için çok tehlikeli bir başkandır. Çok çabuk inanma yeteneği, daralmış bir zekâyı gösterir. Sf. 293 Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928, (Kaynak Yayınları, 12 basım 2018 – Sf. 293) kitabından birebir alınmıştır.
-
Ancak kurnaz, açgözlü ve bozuk ahlaklı yasa koyucular, dünyanın her yerinde milletleri boş masallarla uyutmayı, onlara gerçekleri öğretmekten, akıl ve zihinlerini geliştirmekten, özel ve gerçek nedenlerle erdeme yöneltmekten, onları doğru bir şekilde yönetmekten daha kolay buldular. Sf. 219 Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928, (Kaynak Yayınları, 12 basım 2018 –…
-
Bu kitaptaki karşılığı: “…vatandaşlarına yaptıkları kötülükten dolayı cezalandırıldıkları ya da hor görüldükleri ve bunlara yaptıkları iyilikten dolayı da son derece hak ve adalete uygun olarak ödüllendirildikten zaman, insanlar iyi olacaklardır.” Sf. 37 Bu kitaptaki karşılığı: “…böyle bir gücü, kişisel özelliklerine bakarak bazı insanlara vermesi, inanılır bir şey midir? Mucizeler, Tanrı’nın şerefini yükseltmek, dinin kökeninin Tanrısal…
-
Ey Mastarların, Hazarların, Gölcüklerin, Muratların ülkesi Elazığ, ey bağlarında tat, dağlarında buzlu sular kaynayan yeşil Uluovaların evlatları, ey Tunceli ve Bingöl’ün göklerle yarışan çetin dağları, bağrını bin bir haşeratın kemirdiği boynu bükük ormanları, ey dar zümrüt vadilerin çileli yiğit çobanları ve mert insanları, hepinize gönül dolusu selam, sevgi ve saygılar… Ey saadetinize sevinç, dertlerinize gözyaşı…
-
“Demokrat Parti İdaresi tıpkı müstemleke sahibi memleketlerin yaptıkları gibi, halka bazı maddi nimetler vermeye çalışmış, bir takım imar ve cihazlama hareketlerine atılmıştır. Fakat yine müstemleke idarelerinin yaptığı gibi, kendi iktidarını alabildiğine devam ettirmek ümidiyle Cehalet ve taassubu bir afyon diye kullanmayı, kütlelerin gözlerini açmamaya dikkat etmeği aklına koymuştur. Yani her milli idarenin yapması lazım olduğu…
-
Nihayet trene bindim, Bingöl Valisi Sayın Naci Rollas da trendeydi. Yerleştiğimiz açık vagondu. Herkes bir birini görüyor. Ben Vali Beylerin bölümündeyim. Ortadan laf ediyorlardı gayet laubali, bize bakarak ve yüksek sesle… Bereket versin Vali Beyle eşi arkaları dönük oturmuşlar da küstah bakışları görmüyorlardı. Otobüsteki sözler tekrarlanıyor, kadın hürriyeti, kadın memurlar, kadın mebuslarla alay ediliyordu. Vali…
-
DP GELDİ; “ŞEYHLER, SEYİTLER GERİ GELECEK. CAMİLER TEKKELER AÇILACAK, ŞEHİR KARILARI ÇARŞAF GİYECEK”
Ertesi gün seçim neticeleri belli olmuş, Demokrat Parti kazanmıştı. Genç ayak takımı coşkunca bayram ediyordu. İlk otobüsle Genç’e trene gidiyordum. Otobüste söyleniyorlardı ihtiyarlar: -Şeyhler, seyitler geri gelecek. Camiler tekkeler açılacak, şehir karıları çarşaf giyecek. Gençler: -Karılar dayralarda (dairelerde) çalışmayacak, kız mektepleri kapanacak. Kızların okuması da noli ki. Erkekler dört karı alacak. Karılara “boş” dedin mi…
-
Bu bölgeye gelen valilerden çoğunun halk tarafından verilmiş takma isimleri vardır; “Yağcı Vali” “Kuzucu Vali” “Tavukçu Vali” “Kaburgacı Vali”… Bir de “Gakko (‘) Vali” vardır: Sayın Niyazi Akı. Halkın içine giren, onların şikâyetlerini -saçma da olsa- samimi bir sabırla dinleyen, her köyü ziyaret eden, “hükümet” denilen umacıyı yumuşatıp bu zümrütü ankayı halkın içine ve işine…
-
İki kız geldi. Biri iri yarı, ismi Geyik. Ne hain bakışlı! Saçları karmakarışık. 7 ay dağda, tarağı nerde bulacaklar ki. Sırtında etekleri dizlerine, kolları pazularına kadar parçalanmış, deseni belirsiz bir basma elbisenin sırtı çürüyüp parçalanmış, sağ küreğe yapışık, göğüs kısmının yırtmaçları göbeklerine kadar yırtılmış. Bellerinde birer urgan bağlı. Küçük de aynı. Yalnız elbisenin sırtı sağlam.…
-
Eylül başında Müfettişlikten telefon ettiler. Kurşuna dizilenlerin yasak bölge dağlarına kaçan çocuklarından sekizi yakalanmış, yaşları küçük olanlar Çocuk Esirgeme Kurumu’na verilmiş, ikisinin yaşları büyükmüş, şimdi bize gönderiyorlarmış. Bakımları okulca idare edilecekmiş. Ambar açılana kadar iaşeleri için Müfettişlik 10 Lira gönderiyormuş. Bu kızlar “şerefsiz asilerin çocukları” olduğu için okutulmayacaklar, okul işlerinde kullanacaklarmış. Alıntı; Dağ Çiçeklerim –…