Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Siyaset

  • “Sivil Toplum Komisyonu: Kürt sorunu, devleti paylaşma yani devleti federe haline getirecek bir çözüm şeklinde olmayacak. Kürtler bu devlet içinde kendini sivil toplum olarak örgütleyecekler. İlk defa size söylüyorum, toplumu sivil hale getirerek devleti çözüme zorlayacağız. MHP, ırkçılık falan bunlar hep engeldir. Sivil sahayı hem demokratikleştirip hem güçlendirerek bu milliyetçi tantanayı boşa çıkaracağız. Devletin bir…

  • Uluslararası Af Örgütü’nün yıllık olarak yayınladığı raporlara göre hükümetler, gerçekleştirdikleri devlet terörünün birçoğu olmadan muhtemelen hayatta kalamazlardı. Terör, antik devletlerin yanı sıra endüstri devletlerinde de bir güç aracı gibi sıradandır ve devletler için karmaşık olduğu kadar toplumlar için eşsiz değildir. Sf. 125 Alıntı; Hasta Toplumlar (İlkel Düzen Efsanesine Bir Meydan Okuyuş) – Robert B. Edgerton,…

  • 1840 yılı Manchester, İngiltere’de erkekler için ortalama ölüm yaşı; 38, tacirler için 20 ve vasıfsız işçiler için 17 idi. 1860’larda Sheffield’da daha yüksek sınıflı insanlar yaklaşık 50 yıl yaşıyorken, daha düşük sınıflı insanlar ortalama 30 yılın altında yaşıyordu. 1901 yılında tüm İngiltere için ortalama yaşam beklentisi üst sınıflar için 60 ve en düşük sınıflar için…

  • Etnik merkeziyetçiliğin kökleri insan aklının temel davranışlarında yer almaktadır; yabancılardan korkmak ve onlara şüpheyle yaklaşmak. Sf. 83 Alıntı; Hasta Toplumlar (İlkel Düzen Efsanesine Bir Meydan Okuyuş) – Robert B. Edgerton, Ç; Harun Turgut (Berbat bir çeviri), (Buzdağı Yayınevi,  3. Baskı, Şubat 2016 – Sf. 83) kitabından birebir alınmıştır.

  • Obama Rejimi ise, Partiya Karkeran Kürdistan’ı terörist örgütler listesinden çıkarma kararı almak üzeredir ve bu durumda merkezi Mezopotamya’da konuşlandırılmalarını bekleyebiliriz. Öyleyse, Washington’un Kemalize Kürtler’e, Barzani Kürtlerinden daha çok güvenmeye başladığı belli olmuştur ve normal karşılıyorum. Böylece “silah bırakma” davası, tarihe kavuşmak zorundadır. Sf. 289 Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım,…

  • Yalnız ordu, kendisini yobazlaştırmadan yobazizmi uygulaması imkânsızdır. Silivri’de de görmek imkânı buldum, subaylar ve paşaların çoğu mutaassıp ve hatta yobazdırlar. Artık gardırop modernistleri de diyebiliriz. Özel kuvvetler ve jandarma ise “Türk-İslam” Sentezi’ndedirler. Sf. 282 Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 282) kitabından birebir alınmıştır.

  • Akif de, en başta şapkadan kaçtı, dönmedi, gelip öldürülmedi, Kahire’ye sığındı, hastalıktan ölüm teşhisi konunca geldi ve cenazesine, Cumhuriyet’ten bir bekçi dahi katılmadı, kısa hikâyesi budur. Kemalist Cumhuriyet Akif i ne şair ne de adam sayıyordu; asıl adı “Ragif’, bir şapka ve Kemalizm kaçkınıdır. Refik Halit Karay’ın yakın akrabası olduğu da kitaplarımda vardır. Karaim ya…

  • Bürokrasi ve ordunun devşirme ve yeniçerilik yoluyla ihtida etmiş (Müslümanlığa dönmüş) Hıristiyanlara açılması, yerli Hıristiyan unsurlar ile göçebe unsurları bir bütünlük oluşturmak üzere birleştiriyordu. II. Murad zamanına gelindiğinde artık devlet makamları önemli ölçüde Hıristiyan unsurların eline geçmiş bulunuyordu. Taner Timur’un bu yapı ve durum üzerine yorumu şöyleydi: “Burada şu kadarını söyleyelim ki, Osmanlılar Balkanları fethederken,…

  • Osmanlılar yağmadan vergiye geçmeye ve dolayısıyla uyrukların güvenliğini temin etmeye, Hıristiyanlar ise şehirlerdeki ve köylerdeki üretimlerini koruyabilmek adına Osmanlı yönetimini tanımaya ve hatta o yönetime çeşitli yollarla katılmaya muhtaçlardı. Hıristiyanların orduya alınmaları sürecinin ilk örnekleri de yine bu yıllarda ya da hemen sonrasındadır. Gelibolu’daki ilerleme de ancak bu toplumsal doku uyuşmasından sonra mümkün hale gelecektir.…

  • Gibbons’ın Bitinya’daki yeni oluşuma ve Osmanlıya ilişkin tezi Türk tarihçilerinin tam tersi olmakla şöyleydi: “… bir medeniyeti tahrip eden bir Asyalı ırkın coşkun istilası mevzu-u bahis değildir. Belki, bizim meşgul olduğumuz yeni bir ırkın doğduğu yerde mevcut unsurların kaynaşmasından müteşekkil bir ırkın tarihidir.” Gibbons Osmanlı’yı tek başına Asyalı göçebelerden müteşekkil bir kitle olarak görmüyordu; Gibbons’ın…

  • Babai Ayaklanması tarih sahnesine iki “babanın” yönetimi altında çıkar. Bu babaların isimleri Baba İlyas ve onun halifesi Baba İshak olarak biliniyor. Ayaklanan kitleyi ise yerli Hıristiyanların yanında, heteredoks Türkmenler oluştururlar. İsyan oldukça geniş bir bölgeyi etkisi altına alır; Rum Selçuklu düzeni üzerindeki yıkıcılığıyla da Anadolu’ya ilerleyen Moğolların yolu üzerindeki taşları temizler. Anadolu’yu kasıp kavuran ve…

  • İran her zaman imanı eriten bir unsur olarak görülmeye devam etmişti. Osmanlıda ulemanın şeriat yanlısı olanlarının İran’a bakışını gösteren bir ifadeyi burada tekrar edebiliriz: “Her kim okur Farisi, gider dinin yarısı.” Türkler ise, İslam’ı İranlılardan öğrenmişlerdi; herhalde daha baştan dinlerinin yarısını kaybetmiş olarak Anadolu topraklarına giriyor ve Anadolu’yu yurt tutuyorlardı. Ernst Werner’in daha önce aktardığımız…

  • Profesör Louis Bazin’den aktararak, Pachymere ve Nicephoras Gregoras’ın kroniklerinde ısrarla ve tutarlı olarak Osman’ın ismini “Atman” ya da “Ataman” olarak yazdıklarını; ismini Hellenize ettikleri hallerde ise “Atumanos” ya da “Atumanes” haline çevirdiklerini kaydetmektedir. Küçük, Osman formülasyonunun daha sonra, Dukas’ta ortaya çıktığı ve ancak 16. yüzyılda yerleştiği bilgisini de veriyor. Başka deyişle, Osmanlının kuruluşunu kayıtlara geçiren…

  • Napolyon, büyük ve görkemli dini törenler düzenlemesi ile ünlü idi. “Bir din seçmek zorunda kalsaydım, tanrım, evrensel bir yaşam verici olarak güneş olurdu.” .. onun sözüdür; ama Fransız devriminin sloganlarını fetihleriyle Avrupa’ya taşıyan bu hırslı general ve daha sonra imparator, hâkimiyeti altındaki topraklarda, ünlü büyük törenlerini güneş için değil, inanmadığı Katoliklerin Tanrısı için düzenliyordu. “Din…

  • Doğa durumunda adalet ve ahlakın bulunmadığını savunan Hobbes, devlet/ yasayı ve özel mülkiyeti de ahlakın temelinde görme eğilimdedir. Şu anlamda öyledir, mülkiyet hakkının yasa ile güvence altına alınmadığı, insanlar birbirlerinin can ve mal güvenliğini güvence altına alan yasalar üzerinde uzlaşmadığı sürece, Hobbes’a göre ahlaksızlık da ahlak da yoktur. Demek ki, devlet/yasa ile mülkiyet hakkını, akıl…

  • Hobbes, insanın, doğası gereği çıkarlarının esiri olduğunu kabul etti; ancak özel çıkarın hâkim olduğu bir toplumun insanın çıkarına olmadığını da teslim eden Hobbes oldu. Hobbes’a göre, doğru kullanıldığında, iradenin de temelini oluşturan aklın görebildiği işte budur. Hobbes, her toplumun temelinde bir sözleşme olduğunu savundu; bu, düzenin “ilahi” olduğunu söyleyen Kiliseye karşı, her toplumsal düzenin insan…

  • Machiavelli’nin ulus-devletinin de, “silahsız peygamberlerin başarısızlığa mahkûm olduğu” saptamasının da, feodal dönemin azılı ve en acımasız egemeni Kilise için “şeytan işi” olduğundan kuşku duyamayız. Sf. 88 Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 88) kitabından birebir alınmıştır.

  • Doktor Barış Erman’ın çalışması pek açıklayıcıdır ve çok kısa aktarmalar yapmak istiyorum. Mucid Jakobs’a göre, “düşman ceza hukukunun özelliklerinden biri, bakışını gelecekteki fiillere yöneltmesi ve toplumun tehlikeli failden korunma amacını gütmesi nedeniyle, failin kişi olmaktan çıkarılması sonucunu öngörmesidir.” Peki, bunlar kimler mi, “vatan hainleri, teröristler”, ayrıca, “hukuk düzeninin diğer ilkel düşmanları” böyle sayabiliyoruz. Bunlar “düşman”…

  • İsmail Canbolat nazırlık yapmıştı, İzmir İstiklal Mahkemesinde sürgün cezası aldı ve hapishanede “10 yıl sürgünü hak etmiyorum” yollu bağırıp çağırıyordu, o sırada mübaşir dolaşıyor ve “itirazı olan var mı” diyerek koğuş koğuş adam topluyordu. Koğuş arkadaşları Canbolat’ı tutmaya çalıştılar, suçsuzdu, kendine güveniyordu, itiraz ederse beraat edeceğine inanıyordu, önleyemediler. Gitti, bu kez idama mahkûm ettiler ve…

  • Bu nedenle, diyebiliriz, halklar despotları değiştirmeyi başarsalar da, despotizmi ortadan kaldırmayı ve meşruti, anayasalı demek istiyorum, bir monarşi ile değiştirmeyi bilemediler. Sf. 49 Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 49) kitabından birebir alınmıştır.