Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Türkler, Türkçülük, Orta Asya

  • Teoman’ın hassa alayına kumanda eden oğlu Mete (Mo-tun), boy ve budun ileri gelenlerinin genel onayı ile bir av sırasında babasını ve yakınlarını öldürerek yerine kağan oldu. Mete (210 – 174), Tan-hu (Şan-yü veya Tanju) unvanını aldı. Bundan sonra, Tan-hu unvanı, bir hükümdar unvanı olarak, bozkırda yüzlerce yıl kullanıldı. Bundan 14 asır önce Göktürklerin kurucusu Bumin…

  • O dönemde 300.000 kişilik atlı bir ordu muazzam bir güçtür. Savaşa giden göçebe savaşçıların yanlarında 3 at götürdükleri düşünülürse, 1 milyon atı olan bir ordudan söz ediliyor demektir. Bu kadar çok sayıda atı ne Çin, ne Hindistan ve ne de Avrupa besleyebilir. Bu kadar çok atın, olsa olsa, İran ile Türkiye yaylalarında bir ölçüye kadar…

  • M.Ö. 700 ile 300 arasında Türklerin ataları Altay dağları ve bu dağların yöresinde belirmeye başladılar. M.Ö. 300 yılından sonra ise Güney Sibirya ile Altay sıradağlarının güneyine de geldiler. Türkler o günlere kadar kuzeyde kalmayı tercih etmişlerdi. Önceleri yavaş yavaş, sonra birden gelip Balhaş bozkırlarına ve Tien-Şan dağlarının kuzeyine vardılar. Alıntı; Bizimkiler III (İmparatorluklar) – Evin…

  • Anadolu’nun ilk yerlilerinin üzerine Hattiler gelmişti veya Hattiler Anadolu’nun bilinen ilk yerleşikleriydi. Bunların üzerine Batıdan Hititler geldiler. Hititlerle beraber, akraba kabileler de, Yunan ana karasına giriş yaptılar. Hititler Batıdan gelirken, Doğudan Hurri’ler güneydoğu Anadolu ve Suriye’ye giriş yaptılar. Hatti, Hitit ve Hurri’ler karıştılar. Sebebini tam bilmediğimiz bir nedenle, Ege ve Orta Doğuda büyük bir kargaşa…

  • Hazarlarda, Akhunlar’da kardeşlerin ortak karısı vardır. Kadınlar, ortak koca olan kardeş sayısı kadar başlarında boynuz taşırlar. Hiç kardeşi olmayan tek kocalı kadın bir boynuz taşır. Bu topluca evliliklerde bir çocuğun babasının kim olduğu bilinmez, fakat ana kesinlikle bilinir. Bu nedenle soy ağacı, ana tarafından yürütülür. Atilla’ya giden Bizans elçisi, ölen Bleda’nın karısı tarafından yönetilen bir…

  • Soyun kurutulması, ölüm cezasıyla eş anlamlıdır. Ölüm cezası verilmiş biri kaçarsa ve yakalanamazsa erkek çocukları o ailenin elinden alınır. İbn-i Haldun, bu aile kabile dayanışmasına “Asabiyyet“ der. Kabile haklı veya haksız olduğuna bakmaksızın herhangi bir kabile üyesini korumak için hemen birleşir. Birey, ancak boy’un bir üyesi olarak vardır. Boy’un dışında birey bir hiçtir. Bozkırda karşılaşan…

  • Çok sayıda erkek çocuk olmasına önem verilir. Ve çocuğun babasının kim olduğu konusuna da pek önem verilmez. Döl alma ve cinsel konukseverlik bu nedenle de bir kurum olarak toplumdaki yerini korur. Türk boylarında cinsel özgürlük ve tutucu olmayan yaklaşımlar, hep bu büyük ve kalabalık aile düşüncesinin bir ürünü olsa gerektir. Yine, bu büyük aile olgusunun…

  • Türk beyleri şölen (toy) vermek ve belli sürelerle malını yağmalatmak durumundadır. Osman Gazi, her gelen geçene sofrasını açık tutar. Hanlar, bayram ve düğünlerde, büyük sofralar kurup, yağmalatır. Yunus Emre malın yağmalatılmasını Tanrı aşkının gereği sayar. Türklerde özel birikimi engellemeyi ve toplumsal eşitlik ve dayanışmayı amaçlayan yağma geleneği, o kadar güçlüdür ki, gereği kalmadığı halde yüzyıllar…

  • Orhun yazıtlarında, kağanlar, hiç yendikleri düşmanın arazisini yani yurdunu aldık demezler, budunu aldık derler. Orhun anıtlarında rastlanılan il sözcüğü de, bizim şimdi kullandığımız anlamda değildir. İl sözcüğü, bu gün kullanılan anlamını, asırlar sonra Anadolu’da almıştır. Orhun yazıtlarında İlini aldım demekle, siyasi iktidarına son verdim demek istenir. Savaşta ölen kağanın, oğlunu, karısını, at sürüsünü, servetini aldım…

  • Ölenin karısı ile birlikte gömülmesi âdeti, Germenlerde, İskitlerde ve Slavlarda da vardır. İran-Moğol devleti kurucusu Hülâgü Han, bayramlık elbiseler giymiş güzel kızlarla birlikte gömülür. Cengiz Han, en güzel kırk kızla birlikte öbür dünyaya gider. Kuman (Kıpçak) erkekleri, ölünce yanlarına en sevdikleri cariyelerini alırlar. Kenkol’da bulunan Hun mezarlarında erkek ve kadının birlikte gömüldüğü görülür. Yakutlarda, son…

  • Hunlar elbiseleri parça, parça olana kadar sırtlarından çıkarmazlardı. Cengiz yasası da, elbiselerin yıkanmadan yıpranana kadar giyileceğini belirtir. Tabii bu fakir dönemlere ait bir uygulamadır. Yoksa göçebe imparatorlukların güçlü ve zengin dönemlerinde Türklerin giydikleri giysilerin ihtişamı ve renklerinin güzelliği ve uyumu anlatıla anlatıla bitirilemez. Alıntı; Bizimkiler II (Devletler) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran…

  • Yavuz Selim zamanında doruk noktaya ulaşan mezhepçi yönetim, 1520 yılında tahta geçen Kanunî Sultan Süleyman tarafından devam ettirildi ve Kanunî, saltanatının yedinci yılında kendisine karşı Şiî bir isyanın oluşmasına engel olamadı. 1527 yılında Kalenderoğlu, Yavuz zamanından beri sinmiş olan Şiileri etrafında topladı. Kanunî tarafından idâm edilip dirliği dağıtılan Gırgûm (Kahramanmaraş) Beylerbeyi Dulkadiroğlu Ali Bey taraftarları…

  •  XV. yy’da ve XVI. asrın başlarında, Kürdistan İslâm toprakları, İran – Safevî Şâhlık devletinin egemenliği altındaydı. Yavuz Sultan Selim’in 1512 yılında tahta geçmesiyle beraber Osmanlılar, tamamen bir “siyaset-i şarkîyye” (doğu siyaseti) izlemeye başlamış ve bütün uğraşılarını Doğu üzerinde yoğunlaştırmışlardır. Tahta çıktıktan hemen iki yıl sonra Yavuz Sultan Selim, ilk seferini, mezhebî gerekçelerle İran üzerine yapar.…

  • Yani milliyetçiliğin ilk kateşizmi (1) Mustafa Celaleddin Paşa’nın Les Turcs Anciens et Modernes (Eski ve Modern Türkler) adlı kitabıdır. Alıntı; Son İmparatorluk Osmanlı – İlber Ortaylı, (Timaş yayınları 2. Baskı Kasım 2006 – Sf. 149) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1) (2016); Kateşizm; Hristiyanların dine girenler için kullandıkları soru cevap şeklindeki ilk temel ritüeller kitabı.…

  • Avusturya ve Rusya’ya karşı ayaklanan Macar ve Polonyalı milliyetçiler, bu büyük mücadeleleri sırasında bir ara Macaristan’da 1848’de müstakil bir cumhuriyet ilan etmelerine rağmen, Rusya ve Avusturya ittifakı tarafından bastırılıyorlar ve Devlet-i Âliyyemize sığınıyorlar.  Rusya ve Avusturya bunları geri istiyor.  Biz vermiyoruz.  Ordumuz bile yok, …  Bu insanların bir kısmı dinlerini muhafaza ederek burada kalmıştır; bir…

  • Bilen, tarih okuyan, musikiler dinleyen, Şark’a ve Garib’e açık, kendi emperyal protokolünü kendisi çizen, sarayını buna göre tersimleyen (resmeden, düzenleyen), mütevazı da olsa bir büyük hükümdar vardır.  Ve o, ateşli silahları kullanan bir ordunun başındaki mareşaldir.  Bu da çok önemli;  babası da mareşaldi, dedesi de mareşaldir, büyük dedesi de mareşaldir; fakat Fatih, ateşli silahların kullanıldığı,…

  • Merhum Ömer Lütfi Barkan Hoca’nın Süleymaniye inşaatı defteri üzerinden yaptığı yayından da anlaşılıyor; mesela taşçılık Süryani ve Ermenilere has.  Doğu Anadolu’dan geliyor.  Ayrıca bazıları hiç tahmin etmez ama camcılık, vitray, zücaciye işleri Türklere hastır.  Alıntı; Son İmparatorluk Osmanlı – İlber Ortaylı, (Timaş yayınları 2. Baskı Kasım 2006 – Sf. 48) kitabından birebir alınmıştır.

  • Karaylar Yahudi dinindendir.  Çoğumuz Karaimler de diyoruz.  Bunlar Tevrat’a inanan ve Talmud’u reddeden bir mezheptir; fakat öbür Yahudiler gibi hem Tevrat’ı hem de Talmud’u kabul eden bir Türk grup da vardır; onlara Kırımçaklar denir ve Kırım yarımadasındadırlar. Alıntı; Son İmparatorluk Osmanlı – İlber Ortaylı, (Timaş yayınları 2. Baskı Kasım 2006 – Sf. 32) kitabından birebir…

  • Osmanlı ordusu, Türk ordusu ricat etmeyi bilmez.  Hâlbuki Roma ordusu çok iyi ricat eder.  …  Türk orduları ancak yakın zamanda ricat etme tekniklerini kavramıştır.  Alıntı; Son İmparatorluk Osmanlı – İlber Ortaylı, (Timaş yayınları 2. Baskı Kasım 2006 – Sf. 47) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkçe, bugün Balkanlar’da sanayi ve ticaret dili olarak kullanılıyor. Alıntı; Son İmparatorluk Osmanlı – İlber Ortaylı, (Timaş yayınları 2. Baskı Kasım 2006 – Sf. 11) kitabından birebir alınmıştır.