Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Yahudilik, Tevrat

  • 1877’den itibaren Osmanlı İmparatorluğu’nun meclislerinde gayrimüslimler geniş biçimde temsil edilirken, 23 Nisan 1920 tarihinde açılan TBMM’de tek bir gayrimüslim milletvekili yoktu. Birinci Meclis’in 1 Nisan 1923’te kendini feshedip seçimlere gitme kararı aldığı günlerde, 1915’ten beri bozuk olan Türk- Ermeni ilişkilerini düzeltmek için 1922 yılının son günlerinde İstanbul’da kurulan Ermeni Türk Teali (Dostluk) Cemiyeti’nin şeref başkanı,…

  • Trakya Olayları üzerine en kapsamlı araştırmaların sahibi Rıfat N. Bali’ye göre olayların gizli aktörü, ırkçı Türkçülüğün efsanevi lideri Nihal Atsızadır. Edirne Erkek Lisesi’nde, 11 Eylül – 28 Aralık 1933 tarihleri arasında edebiyat öğretmenliği yapan Atsız, ırkçı mecmua Orhun’un yöneticiliğine Edirne’de başlamıştı. Orhun Edirne’de İstanbul’dan daha çok satılıyordu ve Edirne’deki yağma olaylarının liderlerinden Körmutlu İbrahim Ağa…

  • Bir grup lise öğrencisinin Yahudi mahallesindeki evleri taşlamasıyla tırmanan olaylar, taşlamaya silahsız askerlerin ve halkın da katılmasıyla çığırından çıkmış ve 65 ev yağmalanmıştı. Olaylar çarşıya sirayet etmeden bastırılmıştı, ancak çapulcular, Kırklareli hahamı Moşe Fintz’i evinde yakalayıp çırılçıplak soymuşlar ve usturayla sakalını kesmişler, biriktirdiği paralarını almışlar, sokaklarda birkaç genç kızın yüzüklerini çalmak için parmaklarını kesmişler, bir…

  • Edirne’de olaylardan kısa süre önce Yahudi esnaf ve tüccardan vergilerini derhal ödemeleri talep edilmişti. Keşan’daki Yahudi ailelerine şehri terk etmeleri için sadece 24 saat verilmişti. Uzunköprü’deki Yahudiler ise şanslıydı (!) çünkü onlara üç gün süre tanınmıştı. Böylece 100 Yahudi hanesinden 95’i mallarını yok pahasına ellerinden çıkararak şehirden göç etmek zorunda kalmıştı. 2 Temmuz 1934 günü…

  • Yerel faşistlerin, mandıracılık ve ticaretteki başarıları yüzünden yıllardır büyük bir kıskançlık duydukları, tefecilik yaptıkları için büyük öfke duydukları, Türkçe konuşmadıkları için sadakatlerini sürekli sorguladıkları Yahudilere karşı harekete geçirilmesi hiç de zor olmadı. Edirne, Kırklareli, Keşan, Çanakkale gibi merkezler başta olmak üzere, Trakya’nın çeşitli bölgelerinde Yahudi cemaatinin önde gelen üyelerine ölüm tehditleri içeren mektuplar gelmeye, halkı…

  • Olaydan sonra, aynen 1928’de olduğu gibi, ateşli bir “Vatandaş Türkçe Konuş!” kampanyası başlatıldı. Bursa, Diyarbakır, Adana, Ankara, Edirne ve Kırklareli Yahudileri Türkçeyi ‘öz dil’ ilan ettiler, cemaatin mekânlarına “Türkçe konuş!” levhaları astılar. İstanbul’da yaşayan Rum, Ermeni ve Yahudilerden bir grup, Beyoğlu Halkevi’nde bir araya gelip, Türk Dilini Yayma Birliği adı bir cemiyet kuracaklarını açıklamak zorunda…

  • Mesela İttihat ve Terakki’nin aktif üyelerinden Moiz Kohen, Yahudi cemaatine, Yahudilerin kutsal kitabı Tevrat’tan esinlenerek Evâmir-i Aşere (On Emir) adını verdiği şu tavsiyelerde bulunuyordu: I) Adlarını Türkleştir. 2) Türkçe konuş. 3) Havralarda duaların hiç olmazsa bir kısmını Türkçe oku. 4) Mekteplerini Türkleştir. 5) Çocuklarını memleket mekteplerine götür. 6) Memleket işlerine karış. 7) Türklerle düşüp kalk.…

  • Örneğin Edirne’de, “Vatandaş Türkçe Konuş!” levhalarının altına Yahudilere karşı tehdit mesajları da eklendi. Sf. 23 Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler ve İsyanlar) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 23) kitabından birebir alınmıştır.

  • 13 Eylül’de pek çok noktada birden başlayan yangın, o ana kadar denizden esen hâkim rüzgâr imbatın yerini, güney-güneydoğu yönünden esen rüzgârın almasıyla 14 Eylül de batıya doğru yayılmıştı. 15 Eylül’de kontrol alıma alınmış ama ancak 18 Eylül’de söndürülebilmişti. 23 Eylül günü Hisar Camii arkasında yeni bir yangın başlamıştı. Şehrin tekrar güvenli hale gelmesi 30 Eylül’ü…

  • 30 yıl aradan sonra 17 Aralık 1908’de açılan Meclis-i Mebusan’da; 147 Türk, 60 Arap, 27 Arnavut, 26 Rum, 14 Ermeni, 10 Slav ve 4 Yahudi mebus yer aldı. Partilere göre dağılım ise 160 İttihatçı, 20-25 Ahrarcı, 4 Taşnak, 1 Hınçak, 2 Bulgar devrimci, 1 Bulgar Sosyal Demokrat ve 70 bağımsız şeklindeydi. Kısacası Osmanlı İmparatorluğu’nun çok…

  • Herzl, Nordau ve diğer tüm Siyonist önderler, Yahudiliği bir inanç birliği olarak değil, bir ırkın ismi olarak kabul ediyorlardı. Onlara göre Yahudi dini ve Mesih inancı, Yahudilerin rehavete kapılmalarına neden oluyor, devletlerini kurmak için çaba göstermelerini engelliyordu. Nitekim Siyonistlere iki gruptan tepki geldi. Asimilasyoncu Yahudiler; Siyonizm’in boş yere düşman kazanıp rahatlarını bozmaktan başka bir işe…

  • İbn Rüşt’ün Yahudi dünyasındaki en büyük takipçisi Haham Moses ibn Maimon (Musa bin Meymun, Maimonides) (1135 – 1204) dur….  Musa bin Meymun, İbn Rüşt’e benzer şekilde on üç maddelik bir inanç sıralaması yapmıştı. . Tanrı’nın varlığına inanmak. . Tanrı’nın tekliğine inanmak. . Tanrı’nın cisimsiz olduğuna inanmak. . Tanrı’nın ezeli olduğuna inanmak. . Putperestliği yasaklamak. .…

  • Batı Avrupa’yı İbni Rüşt’ün etkilediğini söylemiştik. Endülüs’te astronomi tabloları yapıldı. Bunlar hızla Latinceye çevrildiler. Bitki bilim, insan vücudunu kuvvetlendirecek bilimler, tarım bilimi, hekimlik Doğu’da inişe geçerken, Endülüs’te yükseliyordu. İbni Zühre gibi hekimler, İbni el-Avram, gibi tarım bilimciler, İbni Baytar gibi derman vericiler bu yükselişi taçlandırdılar. Alıntı; Bizimkiler XI (Cengiz Han) – Evin Esmen ve Arda…

  • Oğullarına İsrail, Mikail ve Musa adlarını vermiş olması onun Yahudi dininden olma olasılığı kadar, Hıristiyan dininden olma olasılığını da gündeme getirmektedir. Bu ailenin Yahudi Hazar devleti ile çok yakın temasta olduğu düşünülürse Yahudi olma olasılıkları artmaktadır. Selçuk oğullarından Mikail ise oğullarına Çağrı ve Tuğrul gibi Türk adları vermiştir. Alıntı; Bizimkiler VIII (Müslüman Türkler) – Evin…

  • Hazar başkentinde bulunan yedi yargıç da ikisi Müslüman, ikisi Yahudi, ikisi Hıristiyan, birisi Rusların ve Şaman dinindekilerin davasına bakmak için seçilmiş görevlilerdi. Onuncu yüzyılın başlarında, Hazar Hanlığı adil ve geniş görüşlü yönetim biçimiyle bir masal ülkesiydi.   Alıntı; Bizimkiler VIII (Müslüman Türkler) – Evin Esmen Kısakürek ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 6)…

  • Kabbala öğretisine göre Tanrı bütün Kâinatı 10 Sefirot ile yaratmıştır. Bu on sayı veya sefira yahut ta sefirutların sayısı değişemez. Bir fazla, bir eksik de olamaz toplamı on olmalıdır. Bu on sefira da birbirine 22 yolla bağlanır 22 sayısı da Eski İbrani alfabesindeki harf sayısıdır. Dolayısıyla her harfin de bir içsel – sembolik anlamı vardır.…

  • Söylencelere göre Yahudilerin meşhur sırlar kitabı Kabbala da ilk defa bu dönemde yazılmıştı. (MS 150-500)  Yahudilerin bildiği sırlardan bahsedilirken, Âdem’in Sırlar Kitabı (veya İşaretler Kitabı), Raziel’in Kitabı, Enuş’un Kitabı, Süleyman’ın Anahtarı, Aziz Abramel’in kitabı gibi orijinalliği ve varlığı şüphe götüren kitaplardan bahsedilir. Söylencelere göre Yahudilere büyü sanatında yol gösteren kitaplar bu kitaplardır. Yahudi büyü kitaplarından…

  • Hadrianus, bu sefer Yahudi problemini kökünden çözmeye kararlıydı. Kararını verdi: Yahudiler ülkelerinden atılacaklardı. Bu politikanın bir devamı olarak Kudüs yerle bir edildi. Molozların üzerine “Aelia Capitolina“ adlı yeni bir kent kuruldu. Eski kentten geriye, çoktan yıkılarak yerle bir edilmiş olan Süleyman tapınağının ufak bir duvar parçası kalmıştı. Kente girmesi yasak olan Yahudiler, senede bir gün…

  • M.S. 136 yılında, Yahudi topraklarında, kendini Mesih olarak tanıtan Bar-Koşba’nın önayak olduğu ayaklanma Romalılara karşı başladı. Bar-Koşba’nın liderlik yeteneği çok fazlaydı, etrafına nerede ise tüm Kudüs ve çevresindeki Yahudileri topladı. Toplanmış olan savaşçı sayısının 50.000 den fazla olduğu sanılmaktadır. Bu sayı yaklaşık 4 Roma lejyonu eder (yardımcı birliklerle birlikte). Bir ara Romalılar yenildi, bağımsız bir…

  • Hıristiyanlar, Tevrat’ı dikkate almadıkları için, M.S. 80 yılında sinagoglardan resmen kovuldular. Bu sıralar, Hıristiyanlar, Yahudiler gibi davranıyor, Tanrıyı düşünüp, ona ibadet etmeyi sürdürüyorlardı. Kiliseleri sinagoglara benziyordu, kendi aralarında Hahamların yaptığı gibi, sürekli tartışıyorlardı. Sıfır yıllarında, pek çok insan Yahudiliği benimsemiş ve Yahudi nüfus hızla artmıştı. Ama M.S. 70 yıllarına gelindiğinde, Yahudi ayaklanması, Roma ile Yahudilerin…