Yerel faşistlerin, mandıracılık ve ticaretteki başarıları yüzünden yıllardır büyük bir kıskançlık duydukları, tefecilik yaptıkları için büyük öfke duydukları, Türkçe konuşmadıkları için sadakatlerini sürekli sorguladıkları Yahudilere karşı harekete geçirilmesi hiç de zor olmadı. Edirne, Kırklareli, Keşan, Çanakkale gibi merkezler başta olmak üzere, Trakya’nın çeşitli bölgelerinde Yahudi cemaatinin önde gelen üyelerine ölüm tehditleri içeren mektuplar gelmeye, halkı Yahudi tüccarları boykot etmeye davet eden bildiriler boy göstermeye başladı. Yahudi cemaati yerel yöneticilere endişelerini aktarıp koruma talep ettiyse de umursayan olmadı.
“Halk isterse beni de kovar”
İlk saldırılar 21 Haziran 1934’te, yaklaşık 1.500 Yahudi’nin yaşadığı Çanakkale’de başladı. Militanlar alışveriş yapılmasını önlemek için Yahudilerin dükkânlarının önünde nöbet tutuyor, bazı evlere, şehri terk etmedikleri takdirde öldürüleceklerine dair tehdit mektupları yolluyorlardı. Sf. 188-189
Tam bu günlerde İran Şahı Rıza Pehlevi ile birlikte yurt gezisinde olan Atatürk, 25 Haziran 1934 sabahı Çanakkale’ye gelmişti. O gün orada bulunan Yakup (Borakas) ziyareti şöyle anlatmıştı:
“Halkın ‘Yaşa, Varol!’ nidaları arasında Atatürk otomobilden indi. Alkışlar devam ediyor, o da halkın ortasında ilerliyordu. Garip bir tesadüf ve talih eseri olarak Atatürk bizim önümüze gelince hafif bir duraklama yaptı. Halka bakıyor ve kalabalığı selamlıyordu.
Tam bu esnada yanımda bulunan ve biraz evvel fısıltı halinde, fakat hararetli konuşan Yahudilerden biri, ileriye doğru yürüdü ve Ata’nın önüne atıldı. Muhafızlar mani olmak istediler. Atatürk:
– Bırakın gelsin! Dedi.
Bu Musevi vatandaş, Atatürk’ün önünde ellerini açtı, omuzlarını yukarıya kaldırarak:
-Paşam, bizi kovuyorlar. Biz ne yapacağız? Dedi.
Atatürk bu şekilde önüne atılan bu adamın ne demek istediğini ve kim olduğunu derhal anlamıştı. Buna rağmen sordu:
-Sen kimsin?
-Ben Paşam, Çanakkale Musevilerinden Avram Palto.
-Sizi kim kovuyor? Hükümet mi? Kanun mu? Polis mi? Jandarma mı? Bana söyle! Dedi.
Musevi vatandaş durakladı, şaşaladı. Biraz sonra kendini toparlayarak cevap verdi:
-Hayır, Paşa’m halk kovuyor.
Atatürk, bu adamın yüzüne dikkatle baktı, gülümsedi ve:
-Halk isterse beni de kovar! Dedi ve yürüdü.”
Rejimin en etkili adamının ağzından bu sözleri duyan Yahudiler, 25 Haziran 1934 tarihinden itibaren Çanakkale ve Gelibolu’yu terk etmeye başladılar. Alelacele gitmek zorunda kaldıkları için, mal ve mülklerini değerinin çok altında fiyatlarda elden çıkarmak zorunda kalmışlardı. Sf.189, 190
Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler ve İsyanlar) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 189, 190) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın