Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Yalçın Küçük
-
Graetz, Hendek Savaşı’nda, esirlerden, yedi yüz Yahudi’nin bir meydanda öldürüldüğünü ve cesetlerinin ortak mezara atıldığını okuyoruz. Kadınlar ise öldürülmeyip, silah ve at ile trampa ediliyordu; silah ve at getirildiğinde, karşılığında esir bir Yahudi kadın veriliyordu. s.294 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – s.294) kitabından birebir alınmıştır.
-
Diğer Seçme Doğrulamalar Antmen, alp, alpgünay, Babacan, baran, barda, Er, eralp, Ferman, Gül, güler, günay, günşık, İpekçi, işmen, Kaynak, kent, kuzu.. Nevber, Nilli, Növber Oğan, okandan, özbabacan, özbaydar, öztürk.. Paker, pamuk, pekin.. Sağ, san, Seval, Sirmen, Şamlı, Şamlıoğlu, şemsi (efendi), Şensoy.. Talu, tan, Tansu, türkölmez, Tahsin (hasan). Ülgen, ülger, ülkenli, ünlüsoy, ulusoy, Yurtbay, yücesan, yücel,…
-
Halkın “Maviler” ve “Yeşiller” olarak iki hizbe, bölünmesi de bu dönemde başlamasa bile, Justinyen Çağı’nda önem kazanmıştı; bu bölünme sportif olduğu kadar ve daha çok, politik idi. O dönemde politika hipodromda, daha sonra “At Meydanı” denilen şimdiki Sultanahmet alanı ve çevresi, yapılıyordu; “Maviler” yüksek tabakaları ve “Yeşiller” ise yoksulları çağrıştırıyordu, “Mevlevi” vs “Bektaşi” bölünmesine benzetebiliriz.…
-
Filistinli Prokopyus, gelecek hükümdarların, gizli tarih’i bilmemeleri gerektiğini de düşünüyor; çünkü bunlara özenmeleri ihtimali yüksektir. Ekliyor, iktidarda olanların çoğu, seleflerinin basit ve bayağı yollarını taklit etmeye kolaylıkla kayarlar; gizli tarih’i yazmaktaki tereddüdünün arkasında bu yatıyordu. s. 248 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – s. 248) kitabından birebir…
-
Enderunlu Fazıl’dan, “Gösterme halka, giy donun örtüp bacağını, Dil olma gayri kapa kutunun kapağını” Dizelerinde, işte bu manada, kullanılmaktadır. Genelev dilinde de aynı anlamdadır; İrfan Yalçın’ın “Genelevde Yas” nam eserinde, “Yaprak ‘muayeneden’ çıkar çıkmaz, gülümseyerek, ‘beğendi mi kutunu’ diye soruyordu” ifadesi yer alıyor ki, “kutu”, umumhane argosunda, ferç karşılığı olup şüphe kalmamaktadır. Sf. 211 Alıntı;…
-
Saddam, işgalle birlikte bir kahramandır ve kahraman olarak ölmüştür. Ölümü önünde saygıyla eğiliyorum. Sf. 189 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 189) kitabından birebir alınmıştır.
-
Emperyalizm, banka sistemini yönetirdi, kredi sistemini yönetirdi, üsleri vardı, ama emperyalizm, dolaylı olarak yönetiyordu. Kolonyalizmde ise geliyordu ve hem kuklalardan hükümeti vardı ve hem de doğrudan, kabaca, yönetiyordu. Şimdi bu aşamadayız; emperyalizm, sömürgeciliğin aletlerini de kullanmaktadır. Sf. 188 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 188) kitabından…
-
Hiçbir ülkenin matbuat tarihinde böyle bir yalan makinası olduğunu sanmıyorum. Bundan bir önemli sonuç çıkarıyorum; Türkiye Cumhuriyeti, Türkiye’nin büyük zenginlerine fazla büyük ve fazla ileri gelmektedir. Küçültmeye ve karartmaya kararlıdırlar. Aynı yolda ısrar ediyorlar. Artık her birinden daha küçük ve her birinden daha karanlık bir devlet peşindeler. Sf. 185 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın…
-
“Hava kararmadan önce eve girmek zorundaydık. Bizim evin karşısında Müşerref Abla dediğimiz bir komşumuz vardı. Ben beş-altı yaşlarındaydım. Çocuğum ya, küfür ediyorum ona. Beni almış karşısına. Ben küfrettikçe onun hoşuna gidiyor, o da benim popoma vuruyor. O vuruyor, ben küfrediyorum. Babam gelince hemen şikâyet etmiş beni. Bunlardan haberim yoktu tabii. Babam içeri giriyor…” “Alıyor beni…
-
Zayıf ruh halinin olumsuzluklara hiç dayanamadığını ilk kez, Barış Yarkadaş’tan öğrendik; bir gazeteci olarak Erdoğan’ı takip görevi vermişlerdi ve her gün izliyordu. 1991 Genel Seçimlerinde Başkan Erbakan Erdoğan’ı kazanabileceği bir yere koymamıştı, bu milletvekili olamayacağı anlamına geliyordu; bu haberi aldığında Erdoğan’ın ağladığını ve ancak doktor müdahalesi ve iğne yapılması yoluyla kendine geldiğini yazan Barış Yarkadaş’tır.…
-
Tayyip Erdoğan’ın, Washington’da, Yahudi Partisi önünde, “İsrael ile İlişkiler Gelişecek” yemin töreni, Türkiye’de, 11 Aralık 2002 tarihinde yayınlandı. Aynı ayın başında Siirt Milletvekili Fadıl Akgündüz, Meclis’te usûlüne uygun olarak milletvekilliği düşürülmeksizin yakalanıp hapse konmuştu. Hâlbuki bütün parlamentolarda, cürm-ü meşhut hali hariç, yemin etmiş bir milletvekili ancak, Meclis kararı ile Meclis’ten alınabilmektedir. Görüyorduk, Meclis’in kendisini korumaması…
-
Metin Toker; “Kemal Derviş’in Amerika’dan geldiği açıktır da Amerika’dan gönderildiği hususunda ciddi kimselerin ciddi ifadeleri vardır” diyordu. Çağrılmadığı ve gönderildiği konusunda şu anda hiçbir şüphemiz bulunmamaktadır ve gönderenin ve daha doğrusu Dervish’i seçenin ise, IMF birinci başkan yardımcısı Stanley Fischer olduğunu artık biliyoruz. Fischer Amerika’da “Yahudi Partisi” içinde önemli bir figür’dür ve IMF yöneticisi olarak…
-
Kapitalizmde, aktörler küçük ve/veya küçükçe ve çok sayıda oldukları için, komployu düşünemeyiz. Ama feodalitede ve tekeliyet’te, aktörler çok büyük ve çok azlar, komplo esastır. Bu nedenle, tekeliyet’te öldürmek, seçmek’tir veya zehirle ya da hançerle yapılmaktadır. Sf. 146 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 146) kitabından birebir…
-
O halde, beğenmek veya beğenmemek hürriyeti var, ancak, “cumhuriyet” varsa, kamusal işlerin yürütülmesinde yavaşlık şarttır. Ve işlerin daha hızlı yürütülmesinde ve ölçeklerin büyütülmesinde, hiçbir zaman, erdem bulamıyoruz. “Küçük her zaman güzeldir”, demeyi sürdürüyoruz ve tabii sürdürüyorum. Sf. 132 Cumhuriyet, neden çöktü? Montesquieu’nün cevabı çok kısadır; Roma çabuk büyüdü. Gerçi Roma büyümek için kuruldu ve yasaları…
-
Edebiyat sevenlerden, henüz, despot çıkmamıştır. Bunu, tersine de çevirebiliyoruz, edebiyatı reddeden, bir Caligula’dır. Sf. 120 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 120) kitabından birebir alınmıştır.
-
Kadın’a, anlam yüklenmeden koşmak, öldürmek’tir. Anlam’sız sarılmak, boğmaktır ve çok sarılmak çabuk öldürmek, demek’tir. Daha geriye gitmiyorum, Caligula bir hedonist idi ve Roma kadınsız kalmıştır. Sf. 115 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 115) kitabından birebir alınmıştır.