Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Yalçın Küçük
-
Fahişelere özel ilgisi var, fahişe Pyrallis’e pek tutkun olduğu kayıtlıdır; genelev imarına ehemmiyet veriyor ve fahişeleri bir başka planda da unutmuyor. Hazine iflas edince ve müsadere ile kumar yolları aşırı ölçüde kullanılınca, vasıtalı vergilere dayanıyordu; bunlar arasında hamalların günlük kazançlarının sekizde birini ve fahişelerin de her gün bir vizitenin ücretini Caligula’ya verme mecburiyeti yer almaktadır.…
-
Babalara oğulların, oğullara babaların idamını seyrettirmeyi seviyordu; hasta olduğunu söyleyerek mazeret bildiren babaya bir tahtırevan veya sedye gönderiyordu. Oğlu idam edilen senatörleri akşam ziyafete çağırıyor ve güldürmek için şakalar yapıyordu. Bu ziyafetlerde çok zaman senatör eş veya kızlarını, herkesin önünde muayene edip birisini alıp gidiyor ve bir süre sonra döndüğünde, geri getirdiği kadın veya kızın…
-
Asil bir baba-oğul Augustus’a esir düşmüştü, ikisinden birisine yaşam bağışlamıştı, seçimi baba-oğula bırakmıştı, baba ölümü seçti, yaşamı oğluna bıraktı ve idam edildi, ama Şefin daha sonra oğlun da intihar etmesine “izin verdiğini öğreniyoruz; her iki töreni de seyrettiği kayıtlıdır. Sf. 87 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 –…
-
Burada Montesquieu’yü hatırlamak yerindedir; Montesquieu, üçe ayırdığı devlet türlerinden, monarşinin onur’a, demokrasinin erdem’e ve despotizmin de korku’ya dayandığını yazmıştır, demokrasi ya da hürriyet düzeni ile korku, birbirinin zıddı olmaktadır. Korku’nun bireyi köleleştirdiği kesindir; feodalitede, insanların, kendiliğinden ve isteyerek, ayrıca bir törenle, köleliğe geçtiklerine işaret etmiştim. Sf. 78 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz…
-
Hayâsız idi ve hayâsızlıkta hiçbir sınır bilmiyordu; sarayında yapılan bir nikâh töreni bitince, genç gelin için, “o benim karım” diyebiliyordu. Başkasının eşini almaya, Augustus-usülü evlilik dendiğini not etmiştim, ancak, Augustus, Tiberius’un babasına, eşi Livia’yı boşamasını söylemiş ve öylece evlenmişti. Senatörler, Caligula’nın bulunduğu yerlere eşlerini ve kızlarını getirmekten korkmaya başladılar; istediğini o anda alıp bir arka…
-
Ana-İmparatoriçe’nin, bu amaçla, oğlu Neron’u ayarttığı ve yatağına aldığı rivayeti var. Doğru mu, Agrippina’nın erkek kardeşi Caligula ile de cinsel ilişkide olduğu hep ileri sürülmüştür. Ancak, bunlar, herhalde bir noktaya kadar etkili olabildiler, sonunda Neron’un Agrippina’dan bıktığı ve annesini öldürttüğü hep malumdur, not ettiğimi hatırlıyorum. Burası Roma’dır. Demek ki Roma’da ensest ilişkinin herhalde kötü sayıldığına…
-
Caligula imparator oluşunu kutlama törenlerine, imparatorluğunun ilk iki-üç ayında, 160 insanı kurban ettiği kayıtlıdır. Daha sonraki zamanlarında, oyunlarda, vahşi hayvanlara atılan küçük hayvanların pahalanması nedeniyle, toplanmış yoksullar ile mahkûmların kullanıldığı hep aktarıldığına göre, 160 kurbanın çoğunun yoksul ve/veya tutuklu olduklarını tahmin edebiliyoruz. Diğeri, Senatör Publus Afranius Potitus ise, Caligula yaşarsa intihar edeceğini söylemişti; iyileşti ve…
-
Despotizm ile irtica el eledir. Birisi varsa diğeri mutlaka oradadır; Augustian dönemin incelemesinden bunu çıkarıyoruz. Şunu görüyoruz, halka dayalı rejimler, eninde-sonunda akılcıdırlar ve ayrıca geniş tabanı var; ulûhiyet’e ihtiyaç duymamaktadırlar. Şöyle de söyleyebiliriz, cumhuriyet ile sofuluk birbirinin düşmanıdırlar. Sf. 87 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf.…
-
Doğu dendiğinde o zamanda akla ilk önce Antakya geliyor, İmparatorluk’un Roma ve İskenderiye ile birlikte üç büyük kentinden birisi idi, ayrıca Hristiyanlık’ın ilk kutsal kentidir; “hristianoy” sözü, “Christ Taraftarı”, daha sonra “christian” sözü, ilk kez Antakya’da kullanılmaya başlanmıştı. Hristiyanların bir Yahudilik hizbi olmaktan kurtulmaya başlamaları ve evlerde ibadetten “kilise” aşamasına geçmeleri de Antalya’da çıktı. Germanicus,…
-
Yönetimde hasta veya kaçık varsa, demokrasi asla yoktur ve bunu araştırıyoruz. Sf. 25 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 25) kitabından birebir alınmıştır.
-
Profesör Barrett’in çalışmasının alt başlığı, “corruption of power” idi ve bu başlık, Lord Acton un, “power tends to cor- rupt and absolute power corrupts absolutely” teoremini çağrıştırıyor; bunu, Türkçe’de, “iktidar bozar, mutlak iktidar mutlaka bozar” şeklinde anlıyoruz. Sf. 24 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 24)…
-
Yaşamak mı, hep öğrenmek’tir ve öğrenmenin sevinci başka hiçbir yerde yoktur. O kadar öyle ki, Stefan Zweig, “öğrenmenin sevinci kalmadı” notunu yazdı ve intihar etti ve bende her gün bu sevinç yükselmektedir. Sf. 11 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 11) kitabından birebir alınmıştır.
-
İnsanlığın bütününü hedef almayan hiçbir kurtarıcı, kurtarıcı değildir. Sf. 172 Alıntı; Tarihçe – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık, Ocak 1997 – Sf. 172) kitabından birebir alınmıştır.
-
Ben kesinlikle demokrat değilim ve bana demokrat denmesini en büyük küfür sayıyorum; ben, özgürlükçüyüm, ben ortakçıyım, ben katılımcıyım, ben halkçıyım, ben kesinlikle demokrat değilim, ben devrimciyim. Ben aydınım ve ben sosyalist olmaya çalışıyorum. Ben demokrat değilim ve ben devrimciyim. Hiçbir demokrat, devrimci değildir. Sf. 127 Alıntı; Tarihçe – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık, Ocak 1997 –…
-
Felsefe ile şaka’nın bir ilişkisi var mı? Belki de “şaka”, şiddeti olmayan felsefe denemesidir. Belki de bu nedenle, ben, şiddetli eyleme dönüşmeyen faaliyetlerimde, yazı ve konuşmalarımda, “şaka” öğesini çok kullanıyorum; bir de, gülmenin insan yüzüne dans etmek ve inanmak ile birlikte, en çok yakışan üç renk olduğuna inanıyorum. Sf.125 Alıntı; Tarihçe – Yalçın Küçük, (Akış…
-
Farsça Nasrettin’in, Türkçe Nasrettin’den çok daha felsefi oluşuna hem şaşırıyorum ve hem de, bunu önemli buluyorum. Bu, bize, Türklere, ,dilimize ve devrimlerimize bir yeni kapı’dır. Şimdiye kadar dilimiz ve devrimlerimiz, büyük ölçüde, felsefesiz kalmıştır. Alıntı; Tarihçe – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık, Ocak 1997 – Sf. 123) kitabından birebir alınmıştır.