Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Yalçın Küçük

  • Goethe’nin ünlü, “bir dil bilen, hiçbir dil bilmiyordur” sözü Sf. 123 Alıntı; Tarihçe – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık, Ocak 1997 – Sf. 123) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ülkemizdeki pisliğin dibinde en saldırgan, en kan içici, en sömürgen, en ahlaksız, en kumarbaz, en cahil üç sektör var; pisliği üreten, tekstil, inşaat ve turizm sektörüdür. Sf. 119 Şimdi başlığını veriyorum Bir “TİT sendikacılığın son bulduğu alandır. İki, Tit te bilgiye gerek yoktur. Üç Tit, orospu ahlakının alanıdır. Dört; Son zamanlarda “dünya evine giren, bütün…

  • Şimdi daha açık yazıyorum: Sovyet Komünist Partisi, Aybar’a, Behice Boran’a ve bu arada bana, hiçbir zaman güvenmemiştir. Bizleri, kendi senaryoları için, hiçbir zaman esnek bulmamıştır; şimdi ben, sadece pek de haksız olmadıklarını söyleyebiliyorum. Sf. 107 Alıntı; Tarihçe – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık, Ocak 1997 – Sf. 107) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tip Dördüncü Kongresi Kürtlük kararını aldığı yıl, Güney’de Mustafa Barzani ile Bağdat arasında bir ön anlaşma imzalanıyor; bu anlaşmaya göre, Bağdat, Kürtler’e “otonomi” vermeyi resmen kabul ediyor. Bu kabul ve bu ön anlaşma da Kürt tarihinde ayrı bir öneme sahiptir; yalnız “otonomi” sözcüğü, Ankara ve Tahran için bir kâbus anlamına da geliyor. Bu kâbusun etkisi…

  • Aybar devrildi. Behice Boran Genel Başkan, Kürt kökenli Sait Çiltaş Genel Sekreter yapıldı ve 1970 yılı sonunda, Dördüncü Kongresi’nde ünlü “Kürt Halkı Vardır” kararını aldı. O zaman Mehdi Zana ve Kemal Burkay örneği Kürtler ile beraberdik; bu karar, Kürtler üzerinde bütün yabancı gözlemcilerin kabul ettiği gibi, Kürtlük tarihinde çok önemlidir. Sonunda Türkiye İşçi Partisi kapatılmıştır.…

  • 1967 yılında Demirel, Türkiye’yi Amerika’dan bir milim uzaklaştırmak karşılığında, Sovyetler Birliği’nden, Türkiye İşçi Partisi’nin kellesini istiyordu. Çünkü 1965 Seçimi, Demirel’i başbakan yaparken on beş isimsizi de, “Tip milletvekili” olarak meclise gönderiyordu; “biz” her kademede Tipliler Türkiye’de Başbakan’a “morrison” diyor ve Demirel’i başbakan olmakla birlikte, ülkeyi yönetemez hale getiriyorduk. Şimdi nasıl Netanyahu Erbakan bunalıyorsa, o zaman…

  • İhanet, kötülüklerin güvenilen eller tarafından yapılmasıdır. Hain, sadece “kalleş” değildir; hain, kendi içinizden çıkan kalleş’tir. İhanet, öldürülmeniz değildir; yakınınızın sizi öldürmesidir. Hain, güven kazanmış katildir. Bu nedenle ve tarifine uygun olarak, Madam Çiller, Netanyahu Erbakan ve Morrison Süleyman, kesinlikle hain değiller. Hain değiller, ancak ihanet için gereklidirler. Sf. 103 Alıntı; Tarihçe – Yalçın Küçük, (Akış…

  • Bunlara bir de şunu ekliyorum: “Ülkemizin bütün büyük hainleri benim eski arkadaşlarımdır.” Bunu tiksinerek yeniden yazıyorum. İnönüler, Çetinler, Karayalçınlar, Baykallar, yakın ya da uzak benim eski yaranım, çenelerine kadar pisliğin ve cinayetlerin içindedir. Sf. 98 Alıntı; Tarihçe – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık, Ocak 1997 – Sf. 98) kitabından birebir alınmıştır.

  • Vatikan arşivlerine inmedim, ancak çok ciddi kaynaklarda buldum, Vatikan, on beşinci yüzyılda, Anadolu’da çift dinli olgusunu kabul ediyor. Her cuma camiye giden, orucunu tutan, görüntüsü Müslüman, ancak gece geç vakit, evinde gizli İncil’ini okuyanları Hristiyan olarak kabul ediyor ve bunlara  “kripto Hristiyan” adını veriyor. Şu günlerde Iran uygarlığıyla boğuşuyorum, çeşitli kaynaklar, bir zamanlar Anadolu’da bir yanı…

  • Dünya korsanları içinde en çok, kitaplarımı izinsiz olarak basıp kendi hesaplarına satanları seviyorum. Sf. 72 Alıntı; Tarihçe – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık, Ocak 1997 – Sf. 72) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (2022); 2006 yılının baharında, Eskişehir Anadolu Üniversitesinin Anadolu Oteli’nde Yalçın Küçük Hoca’m ile tanıştık, konferans için gelmişti, memuriyet yıllarımda okuduğum kitaplarını hep ikinci…

  • Çalıştırılmayan kafa ise insana değil, kasaba gereklidir. Sf. 71 Alıntı; Tarihçe – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık, Ocak 1997 – Sf. 71) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bunu anlatmayı pek seviyorum, Abdülhak Hamit ile ilgilidir; “Şair-i Azam”, ilk karısının ölümü üzerine; makber’i yazarak, in­sanlarımıza büyük bir ağıt bırakmakla birlikte arka arkaya evlen­mekten de geri kalmıyor. Sonuncusu, gayr-i müslim’den Lüsyen Hanım’dır, çapkınlığı hep anlatılıyor, ama dedikodular çok yükselince, ailenin ileri gelenleri Şair-i Azâm’a duyurmak istiyor­lar; kızgınlığından çok korkuyorlar, ancak Şair-i Azam, çok soğukkanlı…

  • Sultan Üçüncü Selim’den bu yana, yobazların elinde yiten bütün yiğitlerimizin vasiyetlerini üzerimde duyuyorum. Bunların arasında, 70’li yıllarda Yürüyüş’te yanımda çalışan Latif Can ve kendisiyle yedi genç arkadaşımın vasiyetleriyle de yanıyorum. Latifin yüzü ne kadar aydınlıktı ve galiba, bir çalışmamı bu yedi yiğidimize ithaf etmiştim; ülkücü faşistler bir gün, Bahçelievler’de telle boğdular. Boğan örgütün başında, son…

  • Neden mi? Bir açık nedeni var; Türk Devleti’ni yöneten “en Kemalist” yöneticiler, Kemalizm’in bittiğini görüyorlar ve gitmek istedikleri her yere, bu nedenle, Kemalizm’le değil, tarikatlarla sefer düzenliyorlar. Bu herkesin göremediği ve bizim gördüğümüz bir gerçektir; Med-Tv’deki son açık oturumda, Başkan Apo’nun, “Türk Devleti’nin Refah’a muhtaç ve mahkûm olduğu” yönündeki saptamasını da bu cümlede anlamak gerekiyor. …

  • Tarih bütün toplumların bir tür içten patlamalı motor olduğunu anlatıyor. Osmanlı mede­ni yasası olan Mecelle ise “sıkışırsa genişler” kuralını getiriyor. Türkiye’ye, “beş Humeyni şiddetinde”, ancak tamı tamına anti-humeynist yönde bir patlama geliyor. Mezarlıkların boşaltılması gerekiyor, almayacağa benziyor; İstanbul Boğazı’nın üstü yine cesetlerle örtülü görünüyor. Tarih söylüyor ve ben tarih düşüyo­rum. Sf. 62 Alıntı; Tarihçe –…

  • Bütün dinler, insandan Tanrı’yı çıkardılar. Bizim işimiz, Tanrı’yı insanlaştırmak’tır. Bütün dinler Tanrı’yı gök’e çıkarmak için insanı tükettiler. Bizim işimiz, Tanrı soyutlamasını, insanı çoğaltarak tüketmek’tir. Sf. 52 Alıntı; Tarihçe – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık, Ocak 1997 – Sf. 52) kitabından birebir alınmıştır.

  • Saptamalarım önemli mi? Sonuçları, çok önemli ve çok kanlıdır. Bir: Yobazlar, bunu biliyorlar ve Kürt sorununu kesinlikle çözmezler. Bu toplumda, sosyalist mücadele ve Kürt Yükselişi olduğu sürece yobazlara yer açılıyor ve bunu biliyorlar. İki: Şimdi sosyalist kanadımız zayıftır ve Kürt Mücadelesi bittiği anda, yobazların tasfiye edileceği kesindir. Çok kanlı bir biçimde, İkinci Mahmut’un yeniçeri güruhunu…

  • Yasalarımızı unutmamak durumundayız: yobazlık, ülkemizde devletin ve generallerin politikasıdır. Kemalizm’in bir ideoloji olarak bitmişliği en çok generallerin gizli tarihinde yazılıdır. Bu yüzden sosyalizmi ve Kürt mücadelesini durdurmak için, yobazlığa muhtaçtır. Şimdi generallerin sorunu, yobazlığın, kendinden bağımsız ve kendi adına “iş” yapmaya kalkmasıdır. Sf. 40 Alıntı; Tarihçe – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık, Ocak 1997 – Sf.…

  • Bir: Herkes İngilizce öğrenirken, Eşref Paşa, 1960 yılların­da, Goethe Enstitüsü’ne Almanca öğrenmeye gönderiliyor. İki: Eşref Bitlis, Türk Kurmay Akademisi’nden sonra Alman Akade­misi’ni de bitiriyor. Üç: Normali iki yıldır, dört yıl Komando Tu­gay Komutanlığı’nı yapıyor. Dört: İmset’in, istihbarat kaynak­ları da kullanılarak yazılan, “The PKK” kitabının 201. sayfasında, “Bitlis, a succassful commande in the Turkish armedforces, was…

  • Ayrıntıları Avrupa’da “Dirilişin Öyküsü” ve ülkede “Kürt Bahçesi’nde Sözleşi” adıyla yayınlanan kitapta yer alan, Turgut Özal-Eşref Bitlis formülü var. Bu formüle göre, Türkiye’nin güney sınırı karakollarla donatılacak, ayrıca Barzani peşmergeleri dolar üzerinden maaşa bağlanacak, mücadele güney sınırının güneyine kaydırılacak; buna karşılık, güney sınırının kuzeyindeki Kürtlere mümkün olduğu kadar insanca davranılacak; bu formül gerçekleşmiyor ve Eşref…