Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Yalçın Küçük

  • Gözün, beynin yerine geçtiği bir Türkiye’deyiz. Sf. 576 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 576) kitabından birebir alınmıştır.

  • Demek ki, camilerin, devlet eliyle, politize edilmeleri, Komünizmle Mücadele Dernekleri ile başlıyordu; Sf. 542 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 542) kitabından birebir alınmıştır.

  • Diplomatlarımız, düşünceli nazik ve aynı zamanda zekâ özürlüdürler. Darwin bize kullanılmayan organların köreldiğini de öğretmişti. Akıllarını kullanmadıkları için akıl-hareket hızını düşürüyorlar ve biz çok hızlı çalışan akla zekâ ve hızı çok düşmüş olana da “zekâ özürlüsü” tabir ediyoruz. Sf. 535 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 535) kitabından birebir alınmıştır.  

  • İsrail’e gönderilen ilk “diplomat” küçük bir skandal olmasa da büyük bir sürprize yol açmıştı; İsyan’ın birinci cildinde var. Türk diplomasisinden gönderilen elçinin, Türkçede “savcı” ve İbrani’de “nebi” veya “nevi”, İsrael Devlet Başkanı‘na prezantasyonu merasimi yapılıyordu, mektup sunulmaktadır. Yanında bir İsrael’li diplomat olması zorunludur ve bizde de öyle oluyor. İsrael’li Devlet Başkanı sormuştu, “Ne kadar zamandan…

  • İspanya’da Yahudilere uygulanan ilk büyük katliam 1392 tarihinde oldu; çıkmaya başladılar ve dağıldılar, her tarafa gidiyorlardı. Türkiye’ye de geldiler ve bu tarihte Osmanlı emirliğinde dini tahakküm yoktu ve özellikle Yıldırım’ın yenilmesiyle başlayan iç savaş döneminde, nerede ise bir no man’s land izlenimi veriyordu, çıktılar. Hiç kimse davet etmedi, ihtiyaç da yoktu ve bunlara ya “avdeti”…

  • Fuller, Türkiye’de daha çok biliniyor ve diğeri de daha çok bilinmeye adaydır. Söyledikleri çok açık; “sol güçlüydü, karşısına İslam’ı çıkardık”, demek ki, bir Washington programı idi ve Tağmaç ve Evren Darbeleri, bu programı uygulamak için yapılıyordu. Sf. 504                           Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 504) kitabından birebir alınmıştır.                                                               

  • Kenan Evren, ülkeyi, Yahudi cemaati ve ülkücülerden devşirme bir tayfa ile yönetiyordu; Evren’in Kemalizm’i işte budur. Fakat dahası da var; bu “imamın oğlu olmakla övünen iyi yetişmemiş general, daha önce haber verdiğim üzere, Erbakan’ı hapse koymakla beraber, ülkeyi, Erbakan’ı çok aşan bir dinselliğe sokmaktan geri kalmıyordu. Bunun için seçilmiştir. Sf. 498, 499 Alıntı; İsyan II…

  • Devamla, buraya, Sovyetler Birliği’nin en iyi diplomatlarından, Dışişleri Bakanı ve Devlet Başkanlığı yapan Gromiko’nun hatıratından bir sayfa alıyorum. Ayrıca bu sayfanın neden bu kadar ihmal edildiğini de bilemiyorum. Kennedy cinayetinden iki ay önce, Washington’da büyükelçi iken, Beyaz Saray’da Kennedy ile yaptığı görüşmeyi ve izlenimlerini yazmaktadır. Bir nokta var, bu görüşmeden kısa bir zaman önce Kennedy…

  • Texas’lı kaba Johnson, Bostonlu entelektüel Kennedy’nin yardımcısı idi, öldürülmesi üzerine, yerine geçmiştir. Demek ki bir cinayet Johnson için talih oluyordu ve bu cinayetin kederli ikliminde tekrar kazanması zor olmadı. Ancak başkanlığının son zamanlarında sivil havaalanlarına inemiyordu, yüzüne tükürülmesinden çekiniyordu ve başka kaygıları da olabilir, sadece askeri havaalanlarına inip kalkabiliyordu. Sf. 493 Alıntı; İsyan II –…

  • 5 Haziran 1967 tarihinde İsrael, “preemptive strike” denilen bir hücumu başlattı, Mısır, Suriye ve Ürdün’ü perişan etti. Sonunda, İsrael, Sina’yı ve Golan Tepelerini eline geçirdi; su imkânları açısından önemli Golan Tepeleri ve stratejik Sina Yarımadası ile Gazze Şeridi artık İsrael’in işgali altındadır. Altı Gün’de dengeler değişmiş ve İsrael Devleti, yaşayabilir olduğunu, en küçük şüpheye yer…

  • Tağmaç Darbesi, İsrael’in art arda Araplara büyük yenilgiler tattırdığı 1967 ve 1973 Savaşları arasındadır. Bu arada, Sovyetler Birliğinde, Sovyetler Birliğini paralize etmeye yönelik “aydın muhalefeti” başlamıştı ve yükseliyordu. Çoğu ve başta Saharov Yahudi idiler. Sf. 486 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 486) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsan dilini sevmezse nasıl insan olur? Sf. 480 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 480) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çok bilenler tutucudur; şimdi en tutucu olan üniversitedir. Amma bizde şu anda bir paradoks var, üniversite en az bilendir ve en tutucudur. Ben bu nedenle ün’e karşıyım. Ün, düşünen insanın ayağına vurulmuş, prangadır, hâlâ öyle görüyorum. Sf. 420 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 420) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ne yaptıysam savaş yaptım; “düşünce eşittir savaş” işte bu benim düşüncemdir. Sf. 417 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 417) kitabından birebir alınmıştır.

  • Halkını sevmek dilini sevmektir. Ve dil, en çok türküde ve şarkıda güzeldir. Sf. 409 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 409) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kabiliyete hiçbir kapı açık değil, bu toplum böyle çöker. Sf. 387 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 387) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bugün Türkiye’de “ünlü” şarkıcıların çoğunu korist bile yapmamak durumundayız. Doğrusu biz müziğimizi bozmaya, Livaneli ile solda başladık, kulakları tahrip ettik ve ortalığı kalpazanlara bıraktık. Köy nedir; herkesin her işi yaptığı ve birikimin reddedildiği yerdir. Şimdi müziğimiz, hiçbir müzik eğitimi almamış ve en fazla karga seslilerin tımarıdır. Sf. 406 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki…

  • Mustafa’yı tanırım, Kürt gazetesi çıkardıkları zamanlarda toplantıya giderdim, militan bir Kürt’tü. Dansı görse, karakola götürür; davulcu bile değilken koreograf saydılar. Rant verdiler ve devlet tarafından desteklediler. Sf. 384 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 384) kitabından birebir alınmıştır.

  • Biz savaştaydık, (1) her tanka, her kariyere, motorize topa bir kılavuz arıyorduk bu Talat’lardan, Akıncılar’dan, kendileri olmayabilir türünden, birer kılavuz aldık. Yüzlerini hatırlıyorum, titriyorlardı, tam hareket edeceğiz, hepsi anlaşmışlar, “Komutanım bir sigara alayım, hemen dönerim” dediler ve bir daha görünmediler. Bunlar kaçak ve kaçakçıdırlar; şimdi de Avrupa’ya kaçmak istiyorlar. Olmadı, yakalandılar. Bunları tanıyorum ve şaşırmıyorum.…

  • Burada asıl soru bu değil, şimdi PKK çok mu önemli? Asıl soru budur. PKK eylemliliğinden dolayı kayıplar, misal olsun, cinnet geçiren polisler nedeniyle günlük kayıplardan daha mı fazla; bir süre unutamaz mıyız? Şöyle de sorabiliriz, artık Türkiye’nin “Kürt Sorunu” PKK mı, yoksa Barzani-Talabani mi? Bir devlet, çıkarlarını bilmek zorundadır. “PKK sorunu”, asıl sorunu unutturmak için…