Kategori: Yalçın Küçük
-
Çanakkale’deki ünlü söz, “ölmek var dönmek yok”, Esat Paşa tarafından telaffuz edilmiştir. Sf. 259 Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 259) kitabından birebir alınmıştır.
-
Decadans Sendromu, çökme ve köksüzleşmedir. Sf. 242 Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 242) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bu kadar mı, idam edilenlerin bir bölümü yakınıydı ve bir bölümü ise çok yakındır. Albay Arif, “Ayıcı Arif” de derler, belki de ev halkından daha yakındı, görenler hep Mustafa Kemal ile kol kola hatırlıyorlar; hiç beklemiyordu, en son ana kadar en yakın arkadaşının bir şakası sayıyordu, çok neşeliydi, asıldı. Yakınlarını ölüme yollamak; sevgi fakültelerini söndürdüğünü…
-
Ateş adeta avuç içinde büyütülmüştür. Sf. 231 Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 231) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2005); İzmir Suikastı ve Şeyh Sait isyanı söndürülebilir miydi, önlenebilir miydi?
-
Ali İhsan Paşa İtalya’ya çıktı, hızla Ankara’ya geçti, görev aldı ve hızla tasfiye edildi. Sf. 229 Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 229) kitabından birebir alınmıştır.
-
(Dr. Bilal Şimşir’den aktarma;) “İngiltere Savunma Bakanlığı ‘suçlu’ Türkleri yakalatıp cezalandırmak üzere hemen eyleme geçer. 15 Ocak 1919 günü İstanbul, Kahire, Bağdat’taki İngiliz Başkumandanlıklarına şifre telgrafla dokuz Türk komutanın adlanın verir. Cezalandırılmak üzere bunların yakalanmasını ister. Bu Türk komutanlarının adları ve sözümona suçları şöyle sıralanmıştır: “Nuri Paşa: Kafkasya’da eski İslam Ordusu Komutanı. Azerbaycan’a asker sokmak,…
-
Ali İhsan Paşa’ya “Musul Komutanı” da diyebiliriz. Musul’u İngilizlere bırakmamak için kıvranmaktadır; bir direniş peşindedir. Ancak sadece Altıncı Ordu ile bu işi yapamayacağını biliyor; yakında, Halep’te, Yedinci Ordu Komutanı Mustafa Kemal Paşa var, fakat, Mustafa Kemal Paşa, silah bırakma kararı ile birlikte İstanbul’a dönüvermişti, hiç beklemediğini tespit ediyoruz.. Ali İhsan, Mustafa Kemal’in bu aceleciliğini hiç…
-
Çanakkale’de kahraman Esat Paşa’nın da anılarının tamamını yayımlamaya hâlâ cesaret edilemiyor. .. Yakup Şevki’nin anıları da aynı durumdadır. Esat, Gelibolu’da Mustafa Kemal’in komutanı idi, bir zaman “Gelibolu Kahramanı” sayılıyordu. Kemal Paşa’nın önündeki Paşalar, Ankara’ya katılamadılar. Sf. 221 Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 221) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Yakup Şevki Paşa, Hükümeti dinlemiyor, işgalimiz altındaki bölgeden bir tek silah ve mermi ve bir tek buğday tanesi kalmayıncaya kadar, hepsini ’93 hududu gerisine nakil ettiriyor.” Komutan Paşa, Silahları vermemek bir yana, “İngiliz ve Ermenilere karşı mukavemet için, bölgelerde Türk Hükümetleri ve silahlı birlikler kuruyordu.” Sf. 217 “Günün birinde, İstanbul Hükümeti’nden gelen bir emirle, 9.…
-
Kurtuluş mücadeleleri her zaman halk hareketidir ve hiç kimseyi beklememektedir. Mustafa Kemal’i de beklememiştir; Büyük Kurtarıcı bu mücadeleyi bir savaşa çevirmiş ve zafere götürmüştür. Sf. 209 Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 209) kitabından birebir alınmıştır.
-
(Bilal Şimşir’in Malta Sürgünleri adlı kitabından alıntı;) “Yakup Paşa, hükümetin buyruğuna karşı gelemez, direnişe karar veremez. Yalnız, yerli Türklerin savunma hazırlıklarına yardımcı olur. Kars’ta, ordunun çekileceği Ardahan, Artvin, Oltu, Kağızman, Sarıkamış gibi yerlerde Milli Şura Hükümetleri kurulmasını destekler. Bu minyatür hükümetler, Ermenilere karşı kendi başlarının çaresine bakmaya ve bölgesel kurtuluş savaşına hazırlanır. Denilebilir ki, ‘Doğuda…
-
Resmi Tarihte eksiklik varsa mutlaka fazlalık ta olmalıdır. Sf. 209 Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 209) kitabından birebir alınmıştır.
-
Üniversiter düzende en yüksek derece “doktor” olup, “bilen” demektir, Latince “docore” fiilinden geliyor, “doçent”, bildiren, öğreten veya okutan karşılığıdır ve üniversite için gerekli olan da budur profesör sözcüğünün ise hiçbir önemi yoktur ve sadece bir rütbedir, kıdem de diyebiliriz; hal böyle iken bir tıp profesörünün tıpla ilgili olmayan bir gazete yazısında, adının başına “profesör” yazısını…
-
24 Kasım 1924 tarihinde kabul edilen 2587 Sayılı Kanunu ve 1. Maddesini hâlâ kaç kişi biliyor, sormak gereğini duyuyorum ve soruda mutlaka “çok az” cevabı gizlidir, var, bu nedenle buraya aktarıyorum; Kemal Öz adlı Cumhur Reisimize Atatürk soyadı verilmiştir. Sf. 202, 203 Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 200…
-
Din ve ideoloji de huzur vericisidirler; doğayı ve toplumu sistematize etmek, elemanlar arasında bir mantıklı uyum kurabilmek, huzur vermektedir, ideolojinin rahatlatıcı ilacını buradan çıkarıyoruz. İdeoloji sahibi olan insan, iç huzuru olandır; yüzünü gördüğümüzde hemen huzurunu görüyoruz, çünkü iç huzur, dışa varabilendir ve dışa vurmasıyla fark ediyoruz. Şöyle de söyleyebiliriz. Huzur, hazır olanlarla uyum içinde olmaktır;…
-
Irza geçmek, karın yarmak veya canlı canlı uçurumdan atmak veya canlı canlı yakmak Timur’un savaş teknikleri arasındadır. Sf. 197 Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 197) kitabından birebir alınmıştır.
-
Nişapur’un zaptında 1220 yılında, bir milyon 747 bin adem katledilmiştir. Merv’in alınmasında İbn el Esir 700 bin ve Cuveyni ise 1 milyon 300 bin rakamını veriyorlar; bu miktar adem öldürülmüştür. Herat’ın ikinci zaptı: 1 milyon 600 bin cana mil olmuş görünüyor. Bu sayılar bugün için çok büyüktür. Sf. 197 Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük,…
-
Moğol yayılmacılığının da Amerikan emperyalizminin genişlemesinin de temelinde korkuyu silah yapma var. Şimdi Amerikanların bu Mongoloid silahını öğrenenler çıkmaktadır… Anlatılan o ki, “bunlardan sadece biri, bir köye ya da mahalleye girmişti ve orada pek çok insan yaşıyordu”, arka arkaya kesmeye başlamışa, “bir teki bile bu atlıya karşı elini kaldırmamıştı”; korku’nun insanların iradesini felç ettiğini okuyoruz.…
-
İbn Fadlan, Oğuzlar için “bir dine inanmazlar” ve “hiçbir şeye ibadet etmezler” notlarını düşüyordu ve yine göç edenler içinde Müslüman olmayan Oğuzlardan kesinlikle söz ediyordu; demek ki yurtlarında ayıramıyoruz. Sf. 193 Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 193) kitabından birebir alınmıştır.
-
Din planında da benzer bir “özgürlük” görüyoruz, hiç önemsemedikleri kesindir. Olcaytu, çok öğretici bir vaka olarak karşımızda duruyor, vaftiz edildiğini ve Nikola adı verildiğini biliyoruz, sonra Budist ve daha sonra da Müslüman oluyor, aslında hangisi oluyor, pek de söyleyemiyoruz. Dine, birleştiren ya da bağlayan bir ideoloji olarak hiç bakmıyorlar, hâlbuki din budur ve bu yoksa…