Kategori: Yalçın Küçük
-
“Hag ha – Kaves” Kuzu Bayramı ekleniyor; her yılın Mart ayının 22. Gününde doğanın canlandığı bir zamanda Sabetayistlerin, yakın çiftlerin bir araya geldiği ve eğlendikten sonra “Mum Söndürüldüğü” iddiası var. Doğru veya yanlış, önemli olan Yahudi dinsel otoritelerinin bunu doğru kabul etmeleridir. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 127) kitabından…
-
“Bilge” adı ise İbranicedir, “sevinç” anlamına geliyor. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 131) kitabından birebir alınmıştır.
-
İbrani İsimler Sözlüğü, “Aylin”, “Eileen” biçiminde kayıtla Helen’e yakın olduğuna işaret etmektedir. Sabatayistlerin kızlarına isim koyarken “Elçin” adına özel bir eğilim belirttiklerini de görüyoruz. Alçin ve Elçin Moğollarda bir isim olmaktadır. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 121) kitabından birebir alınmıştır.
-
Yahudilerde, isimlerde seks ayrımı çok zayıftır; çoğu iki cinse de konabiliyor. (Fikret, Süreyya, Ayhan, Hikmet vs.) Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 119) kitabından birebir alınmıştır.
-
Her dönme, birisi yaşadığı sosyete ve diğeri kendi sosyetesinde kullanılmak üzere iki isme sahip olmak zorundadır. Bu kural bütün dönmeler için geçerlidir. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 119) kitabından birebir alınmıştır.
-
Sabatay Sevi Yahudiliği liberalize etti. Ölümden kurtulmak için Müslüman olduğunu söyledi; Mehmet efendi oldu. Sf. 118 İsmail ve Aişa Sabatayist dönmelerin hâlâ en sevdikleri isimler arasındadır. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 118) kitabından birebir alınmıştır.
-
Milas’tan ise dünyanın her yanına yayılan büyük Yahudiler çıkmıştır, Türk Yahudiliğinin tarihini yazan ve bir ara Milletvekili de olan Avram Galante de Milaslı bir aileden geliyordu. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 116) kitabından birebir alınmıştır.
-
Sabatayizm on yedinci yüzyılda Osmanlı kenti İzmir’de ortaya çıkan ve en büyük gelişmesini yine bir Osmanlı kenti olan Selanik’te yaşayan, Yahudilik işinde bir Mesih Hareketi idi. Başlangıcı İslam’a dönüşle ilgili hiçbir iz taşımıyordu; Mesih olduğunu iddia eden ve bir süre öylece kabul edilen Sabatay Sevi, idam ile İslâm arasında tercih yapmak zorunda kalınca, ikincisini seçti…
-
Yahudileri ikiye ayırmak esastır; bir tarafta Aşkenazi Yahudileri var, Aşkenazi veya eskenazi de deniliyorlar ve bu daha yaygındır. Büyük Britanya, Fransa, Almanya, Polonya ve Rusya Yahudileri Eskenazi kategorisine giriyorlar ve Yidiş ana dilleridir. İspanya, Portekiz, Kuzey Afrika, İtalya ve Ortadoğu Yahudileri ise Seferad adını alıyorlar ve konuştukları dile Ladino deniyor. …. Türkiye’ye gelmeden “Arabize” idiler.…
-
Pamuk ve Kemal, dünya Yahudiliğinin Türkiye’den çıkan büyük yıldızlarıdır. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 8) kitabından birebir alınmıştır.
-
Avrupa’da “Kralın dini halkın dinidir.” İlkesi geçerli idi. Türk – Moğol dünyasında hep tam tersi ilke geçerli olmuştur; pek çok Moğol Hânı İslâm’a geçmiş, yalnız halkın dini olmadığı için geri dönmüştür. İkinci Mehmet’e kadar Osmanlı halkı pek büyük ölçüde gayrimüslim idi. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 107) kitabından birebir…
-
Mehmet’in (Fatih) diğer oğlu Beyazid’in, adının Abayezid veya Ebuyezid olması gerekmektedir; doğru söylenişi Beyazid değil, “Bayezid” olmalıdır. Yezid’in babası anlamındadır. Demek Fatih Mehmet, çocuklarına isim koyarken İslâmik ortodoksinin dışına çıkmakta ve hatta Müslüman dünyayı rahatsız edici isimleri çekmekten çekinmemektedir. Bir oğlu da Cem. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 106)…
-
Erol adının Türkiye Yahudileri arasında çok yaygın olduğuna tanıklık etmektedir. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 102) kitabından birebir alınmıştır.
-
Rıfat Bali, Amerika Birleşik Devletlerinin Ankara Büyükelçiliğini “Yahudi İstasyonu” olarak niteliyor; İkinci Dünya Savaşı sırasındaki Büyükelçi Steinhart’ın, öncekiler, O. Straus, A. Elkus, ve H. Morgenthau’nun da hep Yahudi olduklarını ortaya çıkartıyor. .. Abromowitz ve Grossman’ı da ekleyebiliriz. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 102) kitabından birebir alınmıştır.
-
Sabatay Sevi’nin on sekiz emrinden biri ise Türkler ve aynı anlama gelmek üzere Müslümanlarla evliliği kesinlikle yasaklamaktadır. Sf. 101 Sabah, Vatan, Yeni Asır Sabatayistlerin İzmir’de kurdukları gazeteler. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 101) kitabından birebir alınmıştır.
-
Türkiye Yahudilerinin bu isme eğilimini bir sır olmaktan çıkartmaktadır ve nerede ise öz isimleri sayıyorlar. Sf. 98 İbranice “b” ve “v” aynı sese işaret ediyorlar, dolayısı ile “Avram” ve “Abram” yazılışları aynıdır. Arabi, İbrani ve Türkçe isimler; sınırlı seçki; ARABİ İBRANİ TÜRKÎ Bin Ben Oğlu/ Zade Abu/ Ebu Avi Babası/ Reis Abd/ Abdi Abdi/Avdi/ Obadish …
-
Batı dünyasında hemen hemen her yerde Türkoloji, Yahudi kökenli öğretim üyelerinin elindedir. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 97) kitabından birebir alınmıştır.
-
“man” veya “men”, “ar” veya “er” türünden, Yahudilerin ve özellikle eşkanazilerin isim yapmada sık sık kullandıkları bir ektir; bir anlamı “yapan” oluyor ve Bezmen böylece tam bir Yahudi sözcük olmaktadır. Sf. 93 Diasporada isim ve soy isim yapmak için, bir İbranî isminden mümkünse tek heceli bir sözcükten hareket etmek bir kural olarak karşımıza çıkıyor. ……
-
Eğer bana, yazma amaçlarım sorulursa, verebileceğim cevapların başında “doğru” yu yazmanın kendi hâlinde de doğru olduğu, düşüncesini sayabiliyorum; bu çıkarsız bir tutumdur. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 92) kitabından birebir alınmıştır.
-
Diasporada yaşayanların iki ismi olmaktadır; birisine “gentile” isim deniyor, Musevî olmayan anlamındadır ve bir de İbranî isim olması zorunludur. Sf. 90 Osmanlı’da tutsak alınan Hristiyan çocuklarına da baba adı olarak “Abdullah” yazılıyordu, mezar taşına da. Fatih’in annesinin babasının adı da Abdullah olarak yazıyordu, demek tutsak bir cariyenin oğludur. Bu, Osmanlının ilk dönemlerinde Yeniçerilerin tümünün baba…