Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • İran’da hemen hemen hiç doktor yoktu.  Bu ülkede ilk tıp okulu 1950 yılında açıldı. Afyon her türdeki hastalığa karşı ilaç olarak kullanılıyordu. İranlılar, ilaç olarak kullandıkları bu uyuşturucunun ileride alışkanlık yaratacağını bilmiyorlardı.

    Her iki nedenle, İran halkının büyük bir bölümü afyonkeş olmuştu. Öyle ki, İran hükümeti 1931’de “afyon çekme evleri” kurdu; salgın ülkeyi sarmıştı. Küçük köylerde bile en az on tane afyon çekme evi vardı. Bu durum İran hükümetini kaygılandırıyordu. Sonunda afyonun ekimini ve içimini yasakladılar. Afyonkeşler ihtiyaç duydukları malı karaborsadan ve kaçakçılardan sağlamaya koyuldular. Türkiye, Pakistan ve Afganistan’daki kaçakçılar hiç vakit geçirmeden İran’a afyon ve hintkeneviri “ihraç etmeye” başladılar… Sf. 19

    Alıntı; Behçet Cantürk’ün Anıları – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 15. Baskı Ekim 2005 – Sf. 19) kitabından birebir alınmıştır.

  • İran’da ilginç gelişme

    Tahran hükümeti, 1955 yılında İran toprakları üzerinde haşhaş ekimini yasaklamıştı. Büyük çapta afyon üretilen İran, aynı zamanda bu uyuşturucu maddenin büyük miktarda tüketildiği bir ülkeydi! İranlı afyonkeşler günde 2 ton afyon tüketiyordu.

    O yıllarda Türkiye’de uyuşturucu alışkanlığı hiç yoktu. Bu nedenle komşu İran’ın durumu oldukça şaşırtıcıydı. Sf.18

    Alıntı; Behçet Cantürk’ün Anıları – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 15. Baskı Ekim 2005 – Sf. 18) kitabından birebir alınmıştır.

  • Malatyalılar, İran’a kaçak yollardan afyon ve hintkeneviri götürüyorlardı. Malatyalı Vahdet, arkadaşı Bahri’ye malların nakliyesinde taşıyıcılara ihtiyaçları olduğunu söyledi. İş oldukça kazançlıydı. Liceli Bahri düşünmeden kabul etti.

    Alıntı; Behçet Cantürk’ün Anıları – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 15. Baskı Ekim 2005 – Sf. 10) kitabından birebir alınmıştır.

  • O da herkes gibi farklı kimliklerin bir bileşimiydi: uyuşturucu kaçakçısı, başarılı işadamı, sosyal-demokrat, Ermeni kökenli, Kürt milliyetçisi, “aile” reisi, Türkiyeli… Sf. 10

    Alıntı; Behçet Cantürk’ün Anıları – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 15. Baskı Ekim 2005 – Sf. 10) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mehmet Ali Yaprak dünyanın en büyük coptagon üreticisidir. Coptagonu Kıbrıs’ta üretiyor. Ortağı Kıbrıs’ın iki numaralı devlet adamı D. E. (Başbakan Derviş Eroğlu)  s.276

    Kaçırılma olayı nedeniyle Mehmet Ağar ile M. Ali Yaprak birbirlerine diş bilediler. Mehmet Kasar (Kıvırcık denilir), Mehmet Ağar ile M. Ali Yaprak’ı barıştırdı. Bu işe aracılık edenler Celal Doğan ile Ali Şen’dir. s. 277

    Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – s. 276, 277) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1990 yılındaki Körfez Savaşı’ndan sonra BM kararıyla Irak’a ambargo uygulanması, Türk ekonomisini altüst etmişti. Ambargonun birkaç yıl uygulanacak olması, Türkiye ekonomisinde çok önemli açıklar meydana getirecekti. 

    “Devlet büyükleri” düşündüler ve uyuşturucuya “yol” vermeye karar verdiler. Ancak bu işin yine Kürt ailelerce yapılması, Kürtlerin büyük güç olmaları istenmiyordu. s. 268

    Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – s. 268) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tansu Çiller, başbakanlığı döneminde nereye harcandığı bilinmeyen 500 milyar liraya ilişkin olarak, 22 Mayıs 1996 DYP TBMM grubu toplantısında bakın neler söylüyordu: “Bu sırlar açıklanırsa millet ayağa kalkar, dünya ayağa kalkar. İnsanlar, milletler birbirine düşer. Türkiye çöker, rejim tehdit altına girer. Herkes altında kalır. Halka halka, zincir zincir, o ülkeden buraya, her gün büyüyerek devam eder.” Hiç sormazlar mı: “Peki kardeşim, Türkiye’nin başını bu kadar belaya sokacak, uluslararası bir tertibe kimin adına girdiniz? s. 242

    Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – s. 242) kitabından birebir alınmıştır.

  • Özel harpçi Aderholt ve Secord’un Vietnam Savaşı’ndan tanıdıkları Hava Komando Albay Tom McGrevey, bazı Türklere yakın bir isimdi.

    Çiller ailesinin Amerika’daki The Hampshire Hotel’in müdürüydü.

    Emekli Albay McGrevey, komutanı Richard Secord ile Özer Çiller’i Amerika’da bir kokteylde tanıştırdı.      

    Özel harpçi General Secord bu tanışmadan önce mi, sonra mı bilinmez, 25 adamıyla birlikte, ikisi Bakü’de olmak üzere 4 kampta, Türkiye’den giden gençlere ve Azerîlere özel savaş eğitimi veriyordu.

    Sadece eğitim vermiyor, aynı zamanda da silah satıyordu. s. 238

    “Haydar Aliyev darbesinin tertipçilerinden İçişleri Bakan Yardımcısı Ruşen Cevadov ile Ankara Stad Oteli’nde Mehmet Ağar, Kemal Yılmaz, İbrahim Şahin, Korkut Eken görüşmüşler ve darbeye karar vermişlerdir. s. 239

    Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – s. 238, 239) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ağar’ın imzasının bulunduğu kimlikte, Çatlı’nın fotoğrafının yanında, “Yandaki açık kimliği ve fotoğrafı bulunan Mehmet Özbay, Emniyet Genel Müdürlüğü’nde uzman olarak çalışmakta olup, silah taşımasına izin verilmiştir” deniliyordu. s. 232

    Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – s. 232) kitabından birebir alınmıştır.

  • Başbakan Tansu Çiller, 4 Kasım 1993 tarihinde İstanbul Holiday İnn Oteli’nde ilginç bir açıklama yaptı:       

    “Türkiye, milis hareketi niteliğine dönüşmüş ve yaygınlaşmış bir terör hareketiyle karşı karşıyadır. PKK’nın haraç aldığı işadamları ve sanatçıların isimlerini biliyoruz, hesap soracağız.” s. 230

    Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – s. 230) kitabından birebir alınmıştır.

  • 10 Kasım 1987’de Mehmet Eymür tarafından yazılan “Birinci MİT Raporu” çeşitli yayın organlarını dolaşmış ama kimse yayımlamaya cesaret edememişti. Doğu Perinçek’in genel yayın yönetmeni olduğu 2000’e Doğru dergisinde, 7 Şubat 1988’de yayımlanınca kıyamet koptu.

    Kamuoyunun artık ezbere bildiğini sandığımız bu MİT raporunda, özetle yüze yakın bakan, politikacı, üst rütbeli subay, vali, MİT mensubu, polis şefi vb.nin yeraltı dünyasıyla işbirliği yaptıkları anlatılıyordu. s. 198

    Abas-Eymür ekibi Birinci MİT Raporu’nu yazarken en fazla bilgiyi Tarık Ümit’ten aldılar. Bu olay nedeniyle Hiram Abas, Mehmet Eymür ve Korkut Eken MİT’ten tasfiye edilince de Tarık Ümit, bu üçlüyle ilişkisini kesmedi hiç.

    Gelelim Tank Ümit-Yaşar Öz ilişkisine:

    Tank Ümit’in babası ile Yaşar Öz’ün babası Düzce’den iki yakın arkadaş. Her ikisi de Abaza. s. 206

    Yaşar Öz’ün, Tank Ümit’ten başlayan ilişkiler zincirinin Mehmet Ağar’a kadar ulaştığı, Susurluk’tan sonra ortaya çıktı.

    Bu “operasyon” aynı zamanda, MİT şemsiyesinden çıkmış olan Çatlı’nın artık Emniyet örtüsü altına girmesinin de başlangıcı oluyordu. s. 207

    Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – s. 198 ile 207 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bulunduğu ortamlarda eşim tarikata bile katıldı. Düzenli namazını kılıyordu. Fransa’da daha fazla dinine bağlı oldu. Ben de Fransa’ya gittiğimde öyle bir duyguya kapıldım. Özlemin getirdiği bir şey herhalde.”

    Bu konuda Gökçen Çatlı da bir ekleme yapıyor:

    “1983 senesinde Fransa’nın Poitiers şehrinde yaşıyorduk. Babam orada İslam Derneği kurdu. Ben de Kuran kurslarına gidiyordum.”  s. 172

    Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – s. 172) kitabından birebir alınmıştır.

  • ASALA’nın önde gelen şeflerinden Agop Agopyan, 1988’de Atina’da öldürüldü.

    Agopyan suikastının örgütün iç çekişmelerinden kaynaklandığı öne sürüldü.

    Mihran Mihranvan adıyla da tanınan ve gerçek adının Musullu Bedros Ohannesyan olduğu sanılan Agopyan’ın, MOSSAD tarafından öldürüldüğü de iddia edildi. MİT’in ASALA’ya karşı MOSSAD’la ortak eylemlerinin de olduğu biliniyor.

    “Beyrut’un doğusunda, rakısıyla meşhur Zahle yakınlarındaki Ermeni kamplarına MİT birimlerinin de katıldığı operasyonlar düzenleniyor, önemli ASALA kadrolarının öldürülmesinin yanı sıra, örgüt kayıtları, üyeler, tetikçiler, destekçiler, para kaynaklarının listeleri de ele geçiyor. Ancak bunları ele geçiren MOSSAD oluyor ve bu kayıtların hepsi MİT’e verilmiyor.” s. 166

    Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – s. 166) kitabından birebir alınmıştır.

  • I. Johannes-Paulus’un papalığı otuz üç gün sürdü. 29 Eylül 1978’de öldüğünde, yanında kimse olmadan ölen ilk papa oluyordu. Otopsi yapılmadı. 1975’ten beri doktorluğunu yapmış Profesör Giovanni Rama çağrılmadı. Normal bir ölümle öldüğü açıklandı. Ölüm nedeni ve saati meçhul kaldı, dijitalinle zehirlendiği iddiaları kanıtlanamadı.  . Ama bir şey kanıtlandı: Gladio kendini merak edenleri affetmiyordu. s. 135

    Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – s. 135) kitabından birebir alınmıştır.

  • Gladio adı o tarihlerde henüz bilinmiyordu. Bu karmaşık ilişkilerin arkasında bulunan örgütün adının Gladio olduğunun anlaşılması için 1990 yılını beklemek gerekti.

    İtalyan Savcı Felice Casson, yeraltına gömülü çok sayıda silah deposu buldu ve bunların İtalyan gizli servisinin emrinde olduğunu saptayınca harekete geçti. Başbakan Giulio Andreotti’ye gizli servisin arşivlerini inceleme izni için başvuruda bulundu. Uzun süre yanıt alamayan Savcı Casson, nihayet Temmuz 1990’da bu izni alıp araştırmalarını sürdürünce, bir adı da “Süper NATO” olan, “Gladio”yu keşfetti.

    “Başbakan Andreotti, 29 Kasım 1990’da “Gladio” (Kılıç) adlı bu “devlet çetesi”ni lağvetti ama sorumluluktan kurtulamadı. Meclis’te kurulan, “Sağ Terörizmin Aydınlatılmamış Suikastları Komisyonu”nun önüne çıktı. Konu, eski askeri gizli servis SİFAR (sonradan SİSMİ) mensuplarının veya 1970’li yıllarda pek çok kez patlayıcı madde atılmasında bunlarla işbirliği yapanların; ayrıca soruşturma sırasında ipuçlarının yok edilmesine yardımcı olanların araştırılmasıydı.

    Sol terör örgütü Kızıl Tugaylar’ın Aldo Moro’yu öldürmesi olayının altından da Gladio çıktı. Sonunda İtalyan Devlet Başkanı Francesco Cossiga, “Eğer yasalar çiğnenmişse, suçlu benim’ dedi.

    Derken, NATO’ya bağlı tüm Avrupa ülkelerinde gizli silahlı gruplar örgütlendiği ve gizli cephane depoları oluşturulduğu anlaşıldı. ABD yönetimi, Sovyet Kızıl Ordusu’nun Avrupa’yı işgal edeceği varsayımıyla, NATO üyesi bütün ülkelerde gizli kontrgerilla örgütleri kurmuştu. Bu örgütlenmenin iki ayağı vardı: yerüstünde özel komanda birlikleri, yeraltında “vatanseverlerden oluşan ve kural olarak hiçbir yasaya bağlı olmayan, köylere kadar inen gizli bir örgütlenme. Sf.132

    Brüksel’deki NATO karargâhı olan bu örgütler, birbirinin peşi sıra ortaya çıkarıldı ve sorumluları yargılandı. İtalya’da “Gladio”, Almanya’da “Stay Behind” veya “Gehlen Harekâtı”, Fransa’da “Rüzgâr Gülü”, İngiltere’de “Secret; British Network Revealed”, Belçika’da “SDRA-8” veya “Glaive”, Hollanda’da “NATO Command” veya “O ve 1 Örgütü”, İsviçre’de “P-26”, Avusturya’da “Schwert”, Yunanistan’da “B-8, Sheepskin’’ veya “Kızıl Teke Derisi Örgütü”, Türkiye’de “özel Harp Dairesi” veya “Kontrgerilla” ya da son zamanlarda öne çıkan bir ad “Ergenekon”.

    Konuyla ilgilenen Alman yazar Leo A. Müller, Türkiye’deki “Gladio”yla ilgili olarak şunları yazdı:

    “Türk Gladio şubesi, ülkenin NATO’ya geçişinden bir yıl sonra kuruldu, örgüt ilk başlarda ‘anti-terör örgütü’ olarak adlandırılıyordu ve Amerikan askerî misyonuna (Jussmat) yuvalanmıştı.

    Türk gladyatörler yirmi yıldan beri ülkede terör ve işkenceye katılıyor işkenceye katılıyor. Türk gerilla örgütü, gizli NATO görevi içinde faaliyet gösteren en vahşi ve en kanlı birliklerden biriydi. Gizli örgüt 1970’li yıllarda ülkedeki güvensizlik ortamını yaratan terör saldırılarını yönetmiş ve askerî darbeye doğrudan katılmıştı. Türk gladyatörlerin finansmanı açıkça Amerikan yardımından sağlanmıştı. Türk Gladio örgütü, 1970’li yıllarda pek çok aydın ve işçi önderini katleden faşist Bozkurtlar’ın saflarından toplanmıştır.” Sf.133

    Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – Sf. 132, 133) kitabından birebir alınmıştır.

  • Calvi masonik bir biçimde öldürülmüştü. Boynuna geçirilen halata mason düğümü atılmıştı; cepleri mason sembolleriyle doldurulmuştu, hatta cinayet yeri bile simgesel özellikler taşıyordu. Calvi’nin cesedinin bulunduğu köprünün adı Blackfriairs, İngilizcede “siyah cüppeli keşiş” anlamına gelmekteydi, Calvi’nin bağlı bulunduğu İngiliz locasının adı da Blackfriairs’ti.

    Gladio, infaza imzasını atmıştı. Sf. 130

    XIX. yüzyılda kurulup sonradan yok olan “Propaganda Due” (P2) Mason Locası, 1966 yılında İtalya Büyük Şark Locası’nın o zamanki “üstadı âzâmı” Giordino Gamberihi’nin emriyle yeniden kurulmuştu. Locayı kurmakla da üstat Licio Gelli görevlendirilmişti. Sf.130

    Gelli’nin ilginç olduğu kadar karanlık bir geçmişi vardı. Alman SS’lerine katılmış, Nazilerle birlikte savaşmış, hem KGB’ye, hem CIA’ya çalışmıştı. Sf. 130

    Zirvede son iki isim, Vatikan’daki Papa’nın yanı başına yerleştirmişlerdi: P2’nin Vatikan’daki baş temsilcisi, Amerikan asıllı Kardinal Paul Casimir Mercinkus ve Vatikan’ın malî danışmanı, kara para uzmanı, Güney Amerika’daki diktatörlüklerin finansörü Michele Sindona. Sf. 131

    Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – Sf. 130, 131) kitabından birebir alınmıştır.

  • Alman istihbarat örgütüyle ilişkilerini Dr. Kannapin adında bir Alman aracılığıyla kurmuştu.

    Dr. Kannapin, Alman CDU (Hıristiyan-Demokrat Birliği) partisine mensup bir siyasetçiydi ve Alman istihbarat örgütü BND’nin eski ajanlarından biriydi. Enver Altaylı’nın Almanya’da yakın ilişki içinde olduğu kişilerden biri de, Türkeş’in çok eski dostlarından olan CIA görevlisi Ruzi Nazar’dı. Altaylı, Kannapin de Ruzi Nazar’a olan yakınlığıyla tanımıştı.

    E. Altaylı gibi Özbekistan kökenli olan Ruzi Nazar, 1941’de Kızıl Ordu’dan kaçıp Nazilere katıldı. Daha sonra da Nazi ordusunda ünlü Türkistan Birliği’ni kurdu. Sf.118

    1950’li yılların başında, Amerika’nın Sesi radyosu için program hazırladığı Münih’te, CIA ajanı Paul Henze’yle tanıştı. Henze ile Nazar, 1959’da Türkiye’nin Amerikan Büyükelçiliği’nde birlikte görev yaparlarken, Albay Türkeş’le sıkı bağ kurdular. Ruzi Nazar 1971’de Türkiye’den ayrıldı ve 1974’te Bonn’daki Amerikan Elçiliği’nde görevlendirildi. O zamanlardan beri MHP’li militanların Alman resmî makamları tarafından himayesini sağlıyordu. Sf.119

    Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – Sf. 118, 119) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çatlı yurtdışına kaçarken, birçok eylemde aktif olarak yer aldığı Türkiye’de; 1974’ten 12 Eylül 1980’e kadar 2.109’u sol, 1.286’sı sağ görüşten olmak üzere toplam 5.388 vatandaş yaşamını kaybetmişti. Sf. 117

    Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – Sf. 117) kitabından birebir alınmıştır.

  • Emekli büyükelçiye göre iki MİT’çi, Hiram Abas ve Mehmet Eymür, CIA’cı Paul Henze’yle ilişki içindeydiler.

    Olgaçay, bunun ardından ekliyor: “Bilhassa belirtmek istediğim, CIA ile masonluk arasındaki işbirliğinin kaçınılmaz olduğu, hatta bundan da öte ikisinin özdeşleşmiş bulunduğudur.”

    İtalyan Gladiosu’nun; P2 mason locası, İtalyan mafyası, Neonazi aşırı sağcılar ve CIA ilişkileri göz önüne alındığında, bizdeki durumun da çok farklı olmadığı ortaya çıkıyor: CIA ve MİT’in mason ekibi, Türk mafyası ve Ülkücüler... Sf. 116

    Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – Sf. 116) kitabından birebir alınmıştır.

  • Başbuğ ve parti yöneticileri hakkında Ankara Sıkıyönetim Askerî Mahkemesi’nde “MHP ve Ülkücü Kuruluşlar” davası açıldı. “Fikri iktidarda, kendisi hapiste” ydi.

    12 Eylül darbesinden sonra toplam 210 bin dava açıldı. 650 bin kişi gözaltına alındı. 50 idam cezası infaz edildi. 177 kişi işkencede öldü. 30 bin kişi yurtdışına kaçtı, 14 bini yurttaşlıktan çıkarıldı. Sf. 103

    Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – Sf. 103) kitabından birebir alınmıştır.