Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Bu doğru değildir. Biyolojik açıklama, suçluları aklamayacaktır. Beyin bilimi, hukukun işlevlerini engellemeyecek, aksine adli sistemi geliştirecektir. Toplumun düzgün biçimde işleyebilmesi için, aşırı saldırgan, empati yoksunu ve dürtülerini denetleyemeyen suçluların sokaklardan toplanması devam edecek ve bu kişiler yine hükümetin denetimine verilecektir. Sf. 194

    Alıntı; İncognito (Beynin Gizli Hayatı) – David Eagleman, Türkçesi; Zeynep Arık Tozar, (Domingo Yayınları, 17. Baskı Haziran 2016 – Sf. 194) kitabından birebir alınmıştır.

  • Aslına bakılırsa, olgunlaşma dediğimiz şey de bundan ibarettir. Genç beyinlerle yetişkin beyinler arasındaki temel fark, alın loblarının gelişmişliğinde yatar. İnsanda prefrontal korteksin yirmili yılların başlarına kadar tümüyle gelişmemesi, dürtüsel ergen davranışlarının altında yatan temel nedendir. Alın lobu, bazen toplumsallaşma organı olarak da nitelendirilir; çünkü toplumsallaşma dediğimiz olgu da, aslında en ilkel dürtülerimizi bastırmak için uygun devreleri geliştirmekten ibarettir. Sf. 187

    Alıntı; İncognito (Beynin Gizli Hayatı) – David Eagleman, Türkçesi; Zeynep Arık Tozar, (Domingo Yayınları, 17. Baskı Haziran 2016 – Sf. 187) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir vatandaşın toplumla yeniden bütünleşmesine yardım ederken güdülen etik hedef, davranışlarının, toplumun gereksinimleriyle uzlaşmasına olanak tanımak için onu mümkün olduğunca az değiştirmektir. Bu önerimizin çıkış noktası, beynin, farklı nöron gruplarının birbiriyle yarıştığı bir rakipler takımı olduğu bilgisidir. Bunun bir yarışma olması, sonucun taraflardan biri lehine gelişebileceği anlamına gelir. Sf. 185

    Alıntı; İncognito (Beynin Gizli Hayatı) – David Eagleman, Türkçesi; Zeynep Arık Tozar, (Domingo Yayınları, 17. Baskı Haziran 2016 – Sf. 185) kitabından birebir alınmıştır.

  • Moinz’e Nobel Ödülü kazandıran frontal lobotomi, suçlu davranışlarının düzeltilmesinde artık doğru bir yaklaşım olarak görülmemektedir.

    İyi ama lobotomi suça engel oluyorsa, neden uygulanmasın? Bu noktadaki etik sorun, bir devletin, vatandaşını ne ölçüde değiştirmesine izin vermek gerektiğidir. Sf. 185

    Alıntı; İncognito (Beynin Gizli Hayatı) – David Eagleman, Türkçesi; Zeynep Arık Tozar, (Domingo Yayınları, 17. Baskı Haziran 2016 – Sf. 185) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ortak bilinç içinde hâlâ yaşamakta olan bir korkuyu da unutmamak gerekir bu arada: “frontal lobotomi”. Başlangıçta “lökotomi” adı verilen lobotomi ameliyatlarının mucidi, beynin alın (frontal) loblarını bir neşterle devre dışı bırakarak suçlulara yardım edilebileceği düşüncesiyle yola çıkan Egas Moniz idi. Prefrontal korteksin (ön-alın korteksi) bağlantılarının kesilmesinden ibaret olan bu basit sayılabilecek ameliyatın sonucu, önemli düzeyde kişilik değişimi ve olası zihinsel gerilikti.

    Ameliyatı bazı suçlular üzerinde deneyen Moniz memnuniyetle fark etti ki, yöntem gerçekten de onları sakinleştiriyordu. Hatta sakinleştirmekle kalmayıp kişiliklerini tümüyle sıfırlıyordu da. Sf. 184

    Alıntı; İncognito (Beynin Gizli Hayatı) – David Eagleman, Türkçesi; Zeynep Arık Tozar, (Domingo Yayınları, 17. Baskı Haziran 2016 – Sf. 184) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir başka deyişle, ortada ölçülebilir bir beyin sorunu olması, sanığa karşı hoşgörülü bir yaklaşımı da beraberinde getirir. Suçlanması gereken aslında o değildir.

    Ama elimizde biyolojik bir sorunu saptamaya yetecek teknoloji yoksa, pekâlâ suçlayabiliriz o kişiyi. Bu da bizi tartışmanın kalbine; sorumlu tutulabilirliğin, özünde yanlış bir soru olduğuna götürecektir. Sf. 177

    Alıntı; İncognito (Beynin Gizli Hayatı) – David Eagleman, Türkçesi; Zeynep Arık Tozar, (Domingo Yayınları, 17. Baskı Haziran 2016 – Sf. 177) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu savunma, kişi bir davranışı “otomatize” halde gerçekleştirdiğinde öne sürülür; diyelim ki, bir araç sürücüsünün, sara krizi nedeniyle arabasını kalabalığın içine sürmesi durumunda. Eğer avukat, eylemin gerçekleşme nedeninin müvekkilinin kontrol edemediği bir biyolojik süreç olduğunu iddia ederse, otomatizm savunmasını kullanmış demektir. Sonuçta, ortada bir suç eylemi varsa da, eylemin ardında herhangi bir seçim yoktur. Sf. 173

    Alıntı; İncognito (Beynin Gizli Hayatı) – David Eagleman, Türkçesi; Zeynep Arık Tozar, (Domingo Yayınları, 17. Baskı Haziran 2016 – Sf. 173) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ama yine de, hiç kimse fiziksel olmayan varlık (özgür irade) ile fiziksel varlığın (beyin maddesi) etkileşimi problemini doğru biçimde çözmenin yolunu henüz bulabilmiş değildir. Sf. 169

    Alıntı; İncognito (Beynin Gizli Hayatı) – David Eagleman, Türkçesi; Zeynep Arık Tozar, (Domingo Yayınları, 17. Baskı Haziran 2016 – Sf. 169) kitabından birebir alınmıştır.

  • Söyleyebildiğimiz kadarıyla, beyindeki bütün etkinlikler, son derece karmaşık ve her şeyin birbirine bağlandığı dev bir ağ yapısı içinde, yine beyindeki başka etkinliklerce yönlendirilir. Bu ister iyi bir şey olsun, ister kötü bir şey, sonuçta nöral etkinliğin kendisinden başka hiçbir şeye yer bırakmaz, yani makine içinde bir hayalete hiç yer yoktur. Aynı şeye tersi yönden bakarsak, eğer özgür iradenin, vücudun eylemleri üzerinde herhangi bir etkisi olacaksa, bunu sürmekte olan beyin etkinliklerini etkileyerek gerçekleştirmek zorundadır ki, bunun için de en azından bazı nöronlara fiziksel olarak bağlanmış olması gerekir. Ancak beyinde, kendisi de ağın başka bölümlerince yönlendirilmeyen bir nokta göremiyoruz. Aksine, beynin her bir parçası diğer beyin parçalarına sıkı biçimde bağlı olup onlar tarafından yönlendirilmektedir. Bu durum ise, hiçbir parçanın bağımsız, dolayısıyla da “özgür” olmadığına işaret eder. Sf. 169

    Alıntı; İncognito (Beynin Gizli Hayatı) – David Eagleman, Türkçesi; Zeynep Arık Tozar, (Domingo Yayınları, 17. Baskı Haziran 2016 – Sf. 169) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sözgelimi, obez bir insan görmek, Tourette sendromlu kişiyi “Şişko!” diye bağırmaya zorlayabilir. Düşüncenin yasaklanmışlığı, onu bağırarak dile getirme zorunluluğunu doğuran niteliğin ta kendisidir. Sf. 165

    Alıntı; İncognito (Beynin Gizli Hayatı) – David Eagleman, Türkçesi; Zeynep Arık Tozar, (Domingo Yayınları, 17. Baskı Haziran 2016 – Sf. 165) kitabından birebir alınmıştır.

  • ABD’de Yılda İşlenen Şiddet Suçlarının Ortalama Sayısı

          Suç                                          Genleri Taşıyanlar.           Genleri Taşımayanlar.

    Ağır cezayı gerektiren saldırı                 3.419.000.    .    .   .    .    .435.000

    Adam öldürme.    .   .    .    .    .    .    .        14.196.    .    .    .    .    .   1.468

    Silahlı soygun.    .    .    .    .    .    .    .   2.051.000.    .    .    .   .      157.000   

    Cinsel saldırı.    .    .     .     .    .    .    .      442.000.    .    .    .    .    .  10.000

    Alıntı; İncognito (Beynin Gizli Hayatı) – David Eagleman, Türkçesi; Zeynep Arık Tozar, (Domingo Yayınları, 17. Baskı Haziran 2016 – Sf. 151) kitabından birebir alınmıştır.

  • Nasıl biri olacağınızla ilgili ihtimaller bile çocukluğunuzdan çok öncesine, varoluş anınıza dayanır. İnsan davranışlarında genlerin önemli olmadığı görüşündeyseniz, şu inanılması güç gerçeği bir düşünün: Eğer belirli bir gen grubuna sahipseniz, bir şiddet suçu işlemeniz olasılığı yüzde sekiz yüz seksen iki oranında artar. Sf. 160

    Alıntı; İncognito (Beynin Gizli Hayatı) – David Eagleman, Türkçesi; Zeynep Arık Tozar, (Domingo Yayınları, 17. Baskı Haziran 2016 – Sf. 160) kitabından birebir alınmıştır.

  • Öyleyse gerçek “siz” kimdir aslında? Fransız deneme yazarı Michel de Montaigne’in ifadesiyle “Kendimizle aramızdaki fark, bir başkasıyla aramızdaki fark kadar büyüktür.” Sf. 151

    Alıntı; İncognito (Beynin Gizli Hayatı) – David Eagleman, Türkçesi; Zeynep Arık Tozar, (Domingo Yayınları, 17. Baskı Haziran 2016 – Sf. 151) kitabından birebir alınmıştır.

  • Teknoloji, bugüne kadar demokratik mimari fikrinden -yani rakipler takımı kavramından yararlanmış değildir. Bilgisayarınız binlerce özelleşmiş parçadan oluştuğu halde bunlar ne işbirliğine gider, ne de tartışır. Benim varsayımım ise, rakipler takımı mimarisiyle özetlenebilecek çekişme temelli demokratik bir yapının, biyolojiden esinlenmiş düzeneklerden oluşan yepyeni ve bereketli bir dönemi başlatacağı yolundadır. Sf. 150, 151

    Alıntı; İncognito (Beynin Gizli Hayatı) – David Eagleman, Türkçesi; Zeynep Arık Tozar, (Domingo Yayınları, 17. Baskı Haziran 2016 – Sf. 150, 151) kitabından birebir alınmıştır.

  • Siz de mutlaka fark etmişsinizdir ki, bir sırrı açık etmenin nedeni, genellikle yalnızca açık etmiş olmaktır; yoksa tavsiye istemek değil. Dinleyici, olur da sırla birlikte ortaya dökülen soruna bariz bir çözüm görüp bunu önerme gafletinde bulunursa da, anlatanı öfkelendirmekle kalır yalnızca. Çünkü anlatıcının aslında tek derdi sırrını anlatmaktır. Sırrı anlatmak, başlı başına çözümün ta kendisidir çoğu zaman. Sf. 149

    Alıntı; İncognito (Beynin Gizli Hayatı) – David Eagleman, Türkçesi; Zeynep Arık Tozar, (Domingo Yayınları, 17. Baskı Haziran 2016 – Sf. 149) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ancak rakipler takımı çerçevesinde sır denen şeyi kolayca tanımlayabiliriz: Sır, beyinde rekabete tutuşmuş taraflar arasındaki mücadelenin bir ürünüdür. Beynin bir bölümü bir durumu açığa vurmak isterken diğeri istemez. Beyinde rakip tarafların (açığa vurma taraftarlarıyla saklama taraftarlarının) oylarının birbirine karşılık gelmesi, sırrı tanımlar. İki taraf da sırrı söylememekten yanaysa elimizde yalnızca sıkıcı bir gerçek, iki taraf da sırrı söylemekten yanaysa da yalnızca iyi bir öykü var demektir. Rekabetin çizdiği çerçeve olmadan, sırrı tanımlamamız da mümkün olmayacaktır. Sır deneyiminin bilinçli olarak yaşanmasının nedeni, rekabetten kaynaklanmasıdır. Sıradan bir deneyim olmadığı için, onunla uğraşmak üzere şirket başkanının yardımına başvurulur.

    Sırrı açığa vurmamanın ana nedeni, bunun olası uzun dönemli sonuçlarına ilişkin duyulan endişedir. Bir dostunuz sizin hakkınızda kötü düşünebilir, sevgiliniz kırılabilir, toplumdan dışlanabilirsiniz. Sf. 148

    Alıntı; İncognito (Beynin Gizli Hayatı) – David Eagleman, Türkçesi; Zeynep Arık Tozar, (Domingo Yayınları, 17. Baskı Haziran 2016 – Sf. 148) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sır kavramını ele alalım. Sırlarla ilgili olarak bilinen temel şeylerden biri, sır tutmanın beyne zarar verebildiği gerçeğidir. Psikolog James Pennebaker ve meslektaşları, tecavüz ve ensest kurbanlarının ister utanç ister suçluluk duygusuyla olsun, sırlarını kendilerine saklamayı tercih ettiklerinde olanları incelediler. Yıllar süren çalışmalardan sonra Pennebaker “olayı başkalarıyla tartışmamanın ya da kimseyle paylaşmamanın, deneyimin kendisinden daha zarar verici olabileceği” sonucuna varmıştı.47 Sırlarını itiraf eden ya da yazan kişilerin sağlığı iyiye gidiyor, doktor ziyaretleri azalıyor ve stres hormonu düzeyleri ölçülebilir bir düşüş gösteriyordu. Sf. 147

    Alıntı; İncognito (Beynin Gizli Hayatı) – David Eagleman, Türkçesi; Zeynep Arık Tozar, (Domingo Yayınları, 17. Baskı Haziran 2016 – Sf. 147) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu kurgulama süreci, yalnızca ayrık beyin hastalarıyla sınırlı değildir. Onlarınki gibi sizin beyniniz de vücudunuzun hareketlerini yorumlar ve bu bağlamda öyküler kurgular. Psikologlar, bir şey okurken bir yandan da bir kalemi dişleriniz arasında tutarsanız, okuduğunuz şeyi daha komik bulduğunuzu keşfetmişlerdir. Bunun nedeni, beynin yorumunun yüzünüzdeki gülümsemeden etkilenmesidir. Kambur durmak yerine dik oturursanız, kendinizi daha mutlu hissedersiniz. Beyniniz, ağız ve omurganızın yaptığı bu hareketlerin, sizin neşenizden kaynaklandığını varsayar. Sf. 137

    Alıntı; İncognito (Beynin Gizli Hayatı) – David Eagleman, Türkçesi; Zeynep Arık Tozar, (Domingo Yayınları, 17. Baskı Haziran 2016 – Sf. 137) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çocuk, beyninin yalnızca yarısı kaldığı halde iyidir; yani yer, okur, konuşur, matematik çalışır, arkadaş edinir, satranç oynar, anne babasını sever ve iki yarım küreli bir çocuğun yapabileceği başka her şeyi yapar. Ancak beynin herhangi bir yarısının çıkarılması gibi bir durumun söz konusu olamayacağını da belirtelim. Beynin ön ya da arka yarısı çıkarılan bir kişinin yaşamasını bekleyemezsiniz. Ama sol ve sağ yarımlar, birbirinin birer kopyası gibidir. Birini alsanız bile öbürü nasılsa oradadır; üstelik işlevleri de pek değişmemiş olarak. İki siyasi parti gibidir bu iki yarım. Sf. 127, 128

    Alıntı; İncognito (Beynin Gizli Hayatı) – David Eagleman, Türkçesi; Zeynep Arık Tozar, (Domingo Yayınları, 17. Baskı Haziran 2016 – Sf. 127, 128) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eski Yunanlar yaşamla ilgili olarak bu bakış açısını yakalayan bir benzetme yapmışlardı: Bir arabacısınız ve iki tekerlekli at arabanız güçlü kuvvetli iki at tarafından çekiliyor. Beyaz at aklın, siyah at tutkunun temsilcisi. Beyaz at sizi sürekli olarak yolun bir tarafına, siyah at da diğer tarafına çekmeye çalışıyor. Sizin işiniz dizginleri sıkıp ikisini de kontrol altında tutmak; çünkü yolun ortasından ilerlemeye devam etmenizin tek yolu bu. Sf. 117

    Alıntı; İncognito (Beynin Gizli Hayatı) – David Eagleman, Türkçesi; Zeynep Arık Tozar, (Domingo Yayınları, 17. Baskı Haziran 2016 – Sf. 117) kitabından birebir alınmıştır.