Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Böylece Georg Wilhelm Hegel (1770-1831) kimi bakımlardan Kabbala’ya dikkat çekecek biçimde benzeyen bir felsefe geliştirdi. Hegel büyük yanlış yapmış, Yahudiliği ilkel Tanrı kavramından sorumlu, bayağı bir din olarak kabul etmişti, dolayısıyla bu ironikti. Hegel’e göre Yahudi Tanrısı dayanılmaz bir Yasa’ya sorgusuz boyun eğilmesini isteyen bir tirandı. İsa insanları bu aşağılık kulluktan kurtarmaya uğraşmış ancak Yahudiler gibi Hristiyanlar da aynı tuzağa düşmüş ve ilahi bir despot düşüncesini yüceltmişlerdi. Şimdi bu barbar tanrıyı bir yana atmanın ve insani duruma daha aydın bir bakış geliştirmenin zamanıydı. Sf. 500, 501

    Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 500, 501) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu, Ludwig Feuerbach, Karl Marx, Charles Darwin, Friedrich Nietzsche ve Sigmund Freud’un, içinde Tanrı’nın olmadığı gerçekliğin felsefî ve bilimsel yorumlarını geliştirdikleri yüzyıldı. Sf. 492

    Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 492) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye ve Yunanistan’da yaklaşık iki yüz aile Sabetay’a sadık kaldı: Onun ölümünden sonra kötülükle savaşını sürdürmek için onun örneğini izlemeye karar verdiler ve 1683’te kitle hâlinde İslam dinine girdiler. Birbirlerinin evlerindeki gizli sinagoglarda toplanarak ve Hahamlarla yakın ilişkilerini sürdürerek, gizliden gizliye Yahudiliğe bağlı kaldılar. 1689’da önderleri Abdullah Yakup (Jacob Querido) Mekke’ye hac yolculuğu yaptı ve Mesih’in dul karısı, Sabetay Sevi’nin Yakup’ta yeniden yaşama döndüğünü bildirdi. Türkiye’de, görünüşte İslami yaşamı kusursuz olarak sürdüren ama gizli Yahudiliklerine tutkuyla sarılan, küçük bir grup dönme hâlâ yaşamaktadır. Sf. 469

    Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 469) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şaşırtıcı bir biçimde, din değiştirmiş olması rezaletine karşın birçok Yahudi Mesihlerine sadık kaldı. Sf. 468

    Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 468) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sevi, Tapınağın Yıkılışı’nın yıldönümü olan 1626’da Küçük Asya’daki İzmir’de varlıklı bir Sefardik ailede dünyaya geldi. Büyürken, bugün belki de manik depresif tanısını koyabileceğimiz garip eğilimler geliştirdi. Ailesinden ayrılıp inzivaya çekildiğinde, derin keder dönemleri geçirir oldu. Bunları esrikliğe yakın bir sevinç izliyordu. Bu “manik” dönemler sırasında, bilerek ve hayret verici bir biçimde Musa Yasası’nı çiğnedi: Herkesin önünde yasak yiyeceklerden yedi, kutsal Tanrı Adı’nı ağzına aldı ve özel bir vahiyle böyle yapmasının bildirildiğini iddia etti. Kendisinin çoktandır beklenen Mesih olduğuna inanmıştı. Sonunda hahamlar buna daha fazla dayanamadılar ve 1656’da Sabetay’ı kentten sürdüler. Osmanlı İmparatorluğu’nun Yahudi toplulukları arasında gezer oldu. İstanbul’daki manik bir konuşması sırasında, Tevrat’ın kaldırıldığını bildirdi, yüksek sesle ağlayarak şöyle dedi: “Yasakları kaldıran, Kutsanmış Tanrımız Efendimiz Sensin!” 1648’de Polonya’daki kanlı Yahudi kıyımından kaçmış, artık fahişe olarak yaşamını sürdüren bir kadınla Kahire’de evlenmesi skandala neden oldu. 1662’de Sabetay, Kudüs’e gitmek için yola koyuldu: Bu sıralarda kasvetli bir hali vardı ve cinlerin kendisini ele geçirmiş olduklarına inanıyordu. Filistin’de Nathan adında bilgili, cinleri kovmakta usta genç bir haham olduğunu duydu ve Gazze’deki evini bulmak üzere yola çıktı. Sf. 466

    Başta Sabetay bunların hiçbirini düşünmüyordu ama Nathan’ın belagati sonunda onu inandırdı. 31 Mayıs 1665’te, aniden manik bir hazza tutuldu ve Nathan’ın cesaretlendirmesiyle, Mesihlik görevini bildirdi. Sf. 466

    Natan, Osmanlı İmparatorluğu’nun kentlerine olduğu gibi İtalya, Hollanda, Almanya ve Polonya’daki Yahudi cemaatlerine de iyi haberleri mektupla bildirdi ve Mesih’e ilişkin heyecan tüm Yahudi dünyasında söndürülmesi olanaksız bir yangın gibi yayıldı. Zulüm ve sürgünle geçen asırlar Avrupa Yahudilerini ana görüşten yalıtmıştı ve olayların bu sağlıksız gidişi çoğunu, dünyanın geleceğinin yalnızca Yahudilere bağlı olduğuna inanmaya koşullandırdı. Sefardimler, İspanyaya sürülmüş Yahudilerin torunları, Luriancı Kabbala’dan etkilenmişlerdi ve çoğu Dünyanın Sonu’nun yakın olduğuna inanır olmuştu. Tüm bunlar Sabetay Sevi kültüne yaradı. Yahudilik tarihi boyunca, birçok Mesihlik iddiası olmuş ama hiçbiri böylesine yoğun destek görmemişti. Sabetay hakkında kuşkuları olan Yahudilerin bunları açıkça söylemeleri tehlikeli hale gelmişti. Sf. 467

    Bütün işler durdu; Türkiye Yahudileri uğursuzca şabat günü dualarından Sultan’ın adını çıkarıp yerine Sabetay’ı koydular. Sonunda, Sabetay 1666’nın ocak ayında İstanbul’a vardığında, asi olarak tutuklandı ve Gelibolu’da hapsedildi. Sf. 467

    Asırlarca süren zulüm, sürgün ve aşağılamadan sonra, umut vardı. Tüm dünyada, Yahudiler içsel bir özgürlüğü ve kurtuluşu tattılar. Sf. 467

    Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 466, 467) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tanrı erdemi onun teolojisinin dayandığı destektir. “İnsanlar yalnızca vahiye inansalardı,” diye ileri sürer Mendelssohn, “bu Tanrı erdemiyle bağdaşmazdı çünkü çoğu insan ilahi düzenin dışında bırakılmış gibi görünüyordu.” Sf. 448

    Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 23) kitabından birebir alınmıştır.

  • Pratik Aklın Eleştirisi’nde Kant, ahlaki bir yaşam sürmek için insanların doğruluğu sevinçle ödüllendirecek bir idareciye gereksinimleri olduğunu öne sürdü. Bu görüş açısında, Tanrı sadece ikincil bir düşünce olarak ahlak sistemine eklenmişti. Dinin merkezi artık Tanrı gizemi değil ama insanın kendisiydi. Sf.450

    Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 450) kitabından birebir alınmıştır.

  • Başta özellikle bir Yahudi felsefesi oluşturma amacı olmamakla birlikte, Yahudilere çağdaş Avrupa’ya giriş yolunu açan Alman filozof Moses Mendelssohn’du (1726-1786). Sf. 447

    Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 447) kitabından birebir alınmıştır.

  • Spinoza ateist olarak kabul edilmişti ancak, İncil’in Tanrısı olmamakla birlikte, bir Tanrı’ya inanmıştı. Sf. 445

    Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 445) kitabından birebir alınmıştır.

  • Voltaire, Ferney’de kapısının üst sövesinde “Deo Erexit Voltaire”490 yazılı kitabesiyle bir şapel yaptı ve Tanrı yoksa onu uydurmak gereklidir diyecek kadar ileri gitti. Felsefe Sözlüğü’nde, insan için tek Tanrı’ya inanmanın sayısız tanrıya inanmaktan daha akılcı ve doğal olduğunu tartıştı. Sf. 444

    Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 444) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hermann Samuel Reimarus (1694-1768) gerçekten de İsa’nın eleştirel bir biyografisine girişti: Reimarus, İsa’nın yalnızca ilahi bir devlet kurmak istediğini ve kurtarıcılık görevi başarısızlığa uğrayınca ümitsizlik içinde öldüğünü öne sürdü. İsa’nın Dört İncil’inde, insanlığın günahlarının bağışlanması için geldiği iddiasının asla bulunmadığını belirtti. Batı Hristiyan dünyasının temelini oluşturan bu düşünce, yalnızca Hristiyanlığın sahici kurucusu olan Aziz Pavlus’a bağlanabilirdi. Sf. 439

    Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 439) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İnsanoğlunun boş inançlara düşkün ateşli yönü, din konularında her zaman gizemleri sevmek ve o yüzden en az anladığından en çok hoşlanmak olmuştur.” Hristiyan inancından bu ıvır zıvırı çıkarmak Newton için bir tür sabit fikir haline gelmişti. Sf. 436

    Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 436) kitabından birebir alınmıştır.

  • Üçüncü Hint Babür İmparatoru, 1560-1605 yıllan arasında hüküm sürmüş olan Ekber’in hoşgörü ve işbirliği ruhu ve bütün inançlara gösterdiği saygı çok çarpıcıdır. Hindulara gösterdiği duyarlılıkla vejetaryen olmuş, çok sevdiği avcılığı bırakmış ve doğum gününde veya kutsal Hindu mekânlarında kurban kesilmesini yasaklamıştır. 1575’te bütün dinlerden bilim adamlarının buluşup Tanrı üstüne tartışabilecekleri bir “İbadethane” kurmuştur. Sf. 380, 381

    Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 380, 381) kitabından birebir alınmıştır.

  • Safevi Hanedanı’nın kurucusu Şah İsmail 1503’te Azerbaycan’da iktidara geçmiş ve iktidarını batı İran ve Irak’a yaymıştır. Sünniliği sürüp çıkarmaya kararlıdır ve Şiileri daha önce pek kalkışılmamış bir insafsızlıkla amaçları için zorlamıştır. Sf. 377

    Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 377) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1244’te Mevlana, Şemseddin (Şemsi Tebrizi) adlı gezgin bir dervişin etkisi altına girmiş ve onu, kuşağının kâmil insanı olarak bilmiştir. Gerçekten de Şemseddin, Peygamberin yeniden dirilmişi olduğuna inanıyor ve “Muhammed” olarak adlandırılmasında ısrar ediyordu. Kuşkulu bir ünü vardı ve kendisinin bu tür önemsiz şeylerin üstünde olduğunu düşünerek şeriata uymamakla tanınıyordu. Mevlana’nın öğrencileri Efendilerinin açıkça görünen düşkünlüğünden haklı olarak endişeye kapılmışlardı. Şems bir ayaklanmada öldürülünce, Mevlana teselli bulmaz hale geldi ve kendisini daha fazla mistik müzik ve dansa verdi. Sf. 352

    Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 352) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tarikatın kurucusu öğrencileri tarafından Mevlana (Efendimiz) olarak adlandırılan Celaleddin Rumi’dir (1207-73) Orta Asya’da Horasan’da doğmuş fakat Moğol ordularından Konya’ya kaçmıştır. Sf. 351

    Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 351) kitabından birebir alınmıştır.

  • Muhyiddin Arabi’nin öğretilerinin çoğu Müslüman için fazlasıyla muğlak olduğu doğrudur ama sıradan insanlara kadar süzülüp ulaşmışlardır. Sf. 350

    Sufi şeyhin halk üstünde geniş etkisi vardır ve genellikle Şii imamlara benzer biçimde bir aziz gibi saygı görür. Bu dönem siyasal ayaklanmaların da zamanıdır: Bağdat halifeliği dağılmakta, Moğol akınlarıyla bir biri ardına Müslüman şehirleri yağmalanmaktadır. Halk, feylesofların uzak ve ulemanın kuralcı Tanrısından ziyade, daha somut ve sevgi dolu bir Tanrı aramaktadır. Sf. 350, 351

    Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 350, 351) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bazı yorumcular Kur’an’da dendiği gibi inananlar Tanrı’yı cennette göreceklerse O’nun fiziki varlığı olması gerektiğini iddia ettiler. Sf. 255

    Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 255) kitabından birebir alınmıştır.

  • İbn Hanbel, Tanrı hakkında herhangi bir akılcı tartışmaya girmeyi reddediyordu. Sf. 253

    Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 253) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şia’nın farklı dalları bu tanrısal ardışıklığın izini farklı farklı sürdü. Örnekse, On İki İmam Şiileri Ali’nin Hüseyin kolundan on iki torununu kabul etti ve 939’da son torun imam saklanarak ortadan kayboldu; soyundan gelen kimse olmadığından kol böylece sona erdi. Sf. 250

    Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 250) kitabından birebir alınmıştır.