Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Kazanlı Moskof Mûsâ Carullah Beykiyef adındaki din yobazı Osmanlılar zamanında yazdığı kitabında bakınız ne diyor:

    “Allah’ın, Peygamberi vâsıtasıyla gönderdiği İslamiyet, ilim üzerine kurulmuş idi. İnsan hayatını düzeltiyor, sosyal nizâm kuruyordu. Medenî hareketleri birer birer bildiriyordu. Adâlete ve menfaate dayanan bir iş hayatı kuruyordu. Böyle iş hayatı İslamiyet’in kuvvetini arttırdı. Kıtalara yayıldı. Sonraları İran’daki zevk, eğlence, sefahat, Müslümanlar arasına yayıldı. Bundan sonra, daha büyük bir fitne ortaya çıktı. Yalnız düşünce ve teorilere dayanan Yunan felsefesi tercüme olundu. İş ve madde üzerinde çalışmak durdu. Şeriat yalnız teorik, vehim ve hayâle dayanan bir hâl aldı. Müslümanların saf imanı (tlm-i kelâm) denilen dedikodularla karmakarışık oldu. Böylece sosyal, ekonomik ve medenî çalışmalar durdu. Câmilerde, medreselerde evlerde ve her yerde boş, fâidesiz teorilerle, düşüncelerle vakit geçirildi. Müspet ilimleri kötüleyen kelâm kitapları her tarafa yayıldı.” Sf. 9

    Alıntı; Dinde Reformcular (Din Yobazları ve Fen Yobazları) – Hüseyin Hilmi Işık, (Kırmızı kedi Yayınları,  2. Baskı Haziran 2017 – Sf. 9) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sabri Uzun’a göre cemaatçi olan devlet memuru şerefsizdir. Bir insan hem devlette memur, hem cemaatteyse o kişi fahişedir. (1) Devletle nikâhı olan bir kişi, eğer cemaatle yatağa giriyorsa o kişi fahişedir. Cumhuriyet rejiminde bireyin özgürlüğü esastır. Bireysel özgürlüğünü cemaatlere teslim etmiş olan ve biat kültürünü benimsemiş insan bir bağ ot için yük taşıyan eşeğe benzer. Özgür olmayan insan, devletin memuru da olamaz. Devlet memuru 657 sayılı yasaya tabidir, ama cemaatin memurunun kanunu, kitabı ve kuralı yoktur. Sf. 254

    Alıntı; İmamın Ordusu – Ahmet Şık,  (Kırmızı kedi Yayınları,  2. Baskı Haziran 2017 – Sf. 254) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (2024); Bir devlet memuru sadece Cemaat’e değil, herhangi bir siyasi görüş ve inanca bağlı olup da o inanç ve ideolojiye yada o kesime göre işini yapıyorsa da ahlaklı biri değildir.

  • Dönemin Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral’ın görevlendirmesiyle, başında yardımcısı Osman Ak’ın bulunduğu bir ekip, aralarında Çankaya Köşkü, Başbakanlık, Milli Güvenlik Kurulu, Genelkurmay Başkanlığı, Milli İstihbarat Teşkilatı, Jandarma Genel Komutanlığı, Yargıtay, siyasetçiler, yargı mensupları ve gazetecilerin de bulunduğu kişi ve kurumlara ait 963 telefonu illegal biçimde izleme ve sorgulamaya tutup dinlemeye almıştı. Sf. 183

    Alıntı; İmamın Ordusu – Ahmet Şık,  (Kırmızı kedi Yayınları,  2. Baskı Haziran 2017 – Sf. 183) kitabından birebir alınmıştır.

  • Fethullah Gülen ve cemaati hiçbir lakabı kabul etmezler. Her zaman radikal İslam’dan farklı olduklarını vurgularlar. “Biz farklıyız radikal İslamcılardan farklıyız, bize hoşgörü ile davranmazsanız radikal İslam güçlenir.” derler. Sf. 179

    Alıntı; İmamın Ordusu – Ahmet Şık,  (Kırmızı kedi Yayınları,  2. Baskı Haziran 2017 – Sf. 179) kitabından birebir alınmıştır.

  • Gülen Pensilvanya Eyalet Mahkemesi kararını temyize götürdü. Temyiz mahkemesi Gülen’in çok büyük ve etkili bir dinci ve siyasi hareketin bir lideri olduğuna ABD’de yaşamasının Birleşik Devletlerin menfaatine olduğuna hükmederek Yeşil Kart başvurusunu kabul etti. Sf. 170

    Alıntı; İmamın Ordusu – Ahmet Şık,  (Kırmızı kedi Yayınları,  2. Baskı Haziran 2017 – Sf. 170) kitabından birebir alınmıştır.

  • Cemaat’i soruşturmakla görevlendirilen Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral, 1997 yılında dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz tarafından göreve getirilmişti. Saral, il emniyet müdürü olduktan sonra kendisi gibi Trabzon Of’lu olan Osman Ak’ı da, Artvin’den getirtti ve Osman Ak’ı istihbarattan sorumlu Ankara emniyet müdür yardımcı vekili yaptı. Sf. 164

    Alıntı; İmamın Ordusu – Ahmet Şık,  (Kırmızı kedi Yayınları,  2. Baskı Haziran 2017 – Sf. 164) kitabından birebir alınmıştır.

  • İhbarlar üzerine Emniyet’te örgütlü Cemaat’le ilgili soruşturma)?! başlatan İDB, Ankara Emniyet Müdürlüğü’nden tahkikat yaparak bilgi vermesini istemişti. Saral’ın yazılarında ise çalışma yapılıp bilgi göndermek yerine, çalışmanın nasıl yapılması gerektiğinin metodu anlatılıyordu. Sf. 164

    Alıntı; İmamın Ordusu – Ahmet Şık,  (Kırmızı kedi Yayınları,  2. Baskı Haziran 2017 – Sf. 164) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Gülen’in Cemaatine talimatı;)

    11.Kesinlikle hiçbir vakit namazı işyerinde kılınmayacak. Cem edilecek. Yatsı namazında evde topluca kılınacak.

    12.Çöp kutularından boş bira kutulan ve içki şişeleri toplanacak. Evdeki çöpler dışarı konduğunda, bu şişe ve kutulardan birkaç tanesi çöpün görünen kısımlarına konacak.

    13.İşyerinde kendi Cemaatimizden başka bir grubun ya da Cemaat’in elemanlarının başı derde girdiğinde, kesinlikle yardım edilmeyecek. Hatta görmemezlikten gelinecek.

    14.İşyerinde lehimizde ve aleyhimizde cereyan edecek tüm konular, anında bağlı olunan imama bildirilecek.

    15.Önceden hanımlarının başları açık olup, sonradan kapananlar, eşlerinin başlarını açacak. Eşinin başını açan her eleman, eşiyle beraber birim amirlerinin görebileceği yerlere gidecek. Mesela; polis evine yemeğe veya bayramda bayramlaşmaya.

    16.Önceden hanımlarının başları kapalı olsa dahi, önemli yerlerde çalışanlar mutlaka eşlerinin başını açacak. Sf. 160

    20.Son alınan duyumlarda MİT, EGM’de çalışan tüm amir sınıfı personelin adreslerini tespit etmiş ve bu amirlerin evlerine giderek bir adres sorma bahanesi ile kapılar çalınıp, hanımlarının kapalı olup olmadığını tespit etmektedir. Bu nedenle evlerde kadınlar başı açık duracak ve kapı çalındığında başlar açık olarak kapılar açılacaktır. Sf. 161

    Alıntı; İmamın Ordusu – Ahmet Şık,  (Kırmızı kedi Yayınları,  2. Baskı Haziran 2017 – Sf. 161) kitabından birebir alınmıştır.

  • Gülen hakkında 1992’de polisin hazırladığı rapor, DYP’nin iktidar ortaklığı döneminde Emniyet Genel Müdürü olan Mehmet Ağar tarafından hükümsüz sayılarak işleme konmamıştı. Sf. 147

    Alıntı; İmamın Ordusu – Ahmet Şık,  (Kırmızı kedi Yayınları,  2. Baskı Haziran 2017 – Sf. 147) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eski Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, 1985’ten sonra Türkiye’nin Washington Büyükelçiliğinde iki yıl görev yaptı. Özel harp ve istihbarattan sorumlu emniyet müdür yardımcılığı görevlerinde bulundu. 2004’te Trabzon’a emniyet müdürü olarak atandı. Akyürek’in Trabzon emniyet müdürü olarak görev yaptığı 2004 yılının başından Mayıs 2006’ya kadar olan süre içerisinde kentte öldürme, linç girişimi ve bombalama dâhil çok sayıda olay meydana geldi. Sf. 145

    Alıntı; İmamın Ordusu – Ahmet Şık,  (Kırmızı kedi Yayınları,  2. Baskı Haziran 2017 – Sf. 145) kitabından birebir alınmıştır.

  • Fethullahçı olarak bilinenler kendilerini “ülkücü, laik, demokrat” kimliğiyle gizliyor ve Cemaat’ten olmayanları İDB’den uzaklaştırmak için “irticaa, tarikatçı, Fethullahçı” suçlamalarıyla ihbar mektupları yazıyorlardı. Bu durum öyle bir hale gelmişti ki kim Fethullahçı kim değil bilinemiyordu. Bu şekilde hazırlanmış kimi listeler de bizzat Cemaat7 e yakın olan kişilerce kamuoyuna sızdırılıyor ve bu şekilde gerçekten Cemaat mensubu olanların gizlenmesini de sağlıyordu. Sf. 144  

    Alıntı; İmamın Ordusu – Ahmet Şık,  (Kırmızı kedi Yayınları,  2. Baskı Haziran 2017 – Sf. 144) kitabından birebir alınmıştır.

  • TMK’nin 1. maddesinin de, bir fiilin terör suçu olması için birden fazla kişinin silahlı olarak örgütlenip cebir ve şiddet içeren eylemler yapmasını şarta bağladığını anımsatan üst düzey emniyetçi, “Bu nedenle Cemaat örgütlenmeleri TMK kapsamına da girmez. Sf. 142

    Alıntı; İmamın Ordusu – Ahmet Şık,  (Kırmızı kedi Yayınları,  2. Baskı Haziran 2017 – Sf. 142) kitabından birebir alınmıştır.

  • (2015’de İşçi partisine üye olan, Gülen’in Sağ kol Nurettin Veren anlatıyor;)

    “1990 öncesi halktan toplanan himmet ye talebe bursu adı altında her vilayetten, her ay> kayıtsız ve makbuzsuz olarak toplanan paraların yüzde 15’i “Kutsal Hoca’nın hakkı olarak” örtülü ödenek tahsisiyle kendisine bölge imamları aracılığıyla gidiyordu. ABD’deki çiftlik de bu paralarla alındı.” Sf. 119

    “Ben de kendisine “Bu dinlediklerinizin içinde ne gibi mahsurlu bir şey var ki… Bunu bize sorabilirsiniz. Fakat Müslümanlıkta, değil telefon dinlemek, birisinin penceresinden içeriye bakmak bile günahtır. Bunu siz anlatmıştınız,” dedim. Sözlerim üzerine Gülen, şu karşılığı verdi: “Ben sizin cüzdanlarınıza bile baktırırım. Bu benim hakkım.” İşte Gülen, eskiden bu yana çok büyük bir istihbarat ağını kurmuştu. Fakat biz çok geç anlamıştık. Bu durumu İlhan İşbilen’e gidip anlattım. Telefonlarımızı dinlettiğini söyledim. O da 35 senedir, Gülen’le beraber aynı binada, Altunizade’de ve Bornova’da kalan ilk arkadaşlardandır. Dedi ki “Odalarımıza bile dinleme cihazı konulmuş. Ben buldum,” dedi ve bunu bana gösterdi. Ben o zaman anladım ki, Fethullah Gülen korkunç bir istihbaratçı ve teşkilatçıydı.” Sf. 119

    Alıntı; İmamın Ordusu – Ahmet Şık,  (Kırmızı kedi Yayınları,  2. Baskı Haziran 2017 – Sf. 119) kitabından birebir alınmıştır.

  • Emniyet’in yürüttüğü bir soruşturma sonunda hakkında dava açılmasını takiben Fethullah Gülen 21 Mart 1999’da “sağlık kontrolü” gerekçesiyle ABD’ye “hicret” etmek zorunda kaldı. Sf. 115

    Alıntı; İmamın Ordusu – Ahmet Şık,  (Kırmızı kedi Yayınları,  2. Baskı Haziran 2017 – Sf. 115) kitabından birebir alınmıştır.

  •  “İster Mülkiye’de çalışan arkadaşlarımız olsun, ister Adliye’de çalışan arkadaşlarımız olsun herkes için söz konusudur bu. Sivrilmeden, mevcudiyetinizi hissettirmeden çok ilerilere gitmek. Mutlaka riayet edilmesi lazım. Müslümanların belli bir noktaya ve kıvama gelecekleri âna kadar bu şekilde hizmete devam etmeleri şarttır. Erken vuruş diyeceğim çıkışlar yaparlarsa, dünya Cezayir’deki gibi başlarını ezer. Zayiata meydan verilmemeli.” Sf. 113

    “Yanlış bir şey yapan, kıvama ulaşılmadan özleriyle tam bütünleşmeden gereken mesafe alınmadan bir kısım erken huruç diyebileceğim çıkışlar yaparlarsa, dünya başların ezer. Anayasal müesseselerdeki kuvveti cephenize çekmeden her adım erken. Kıvama ereceğiniz âna kadar dünyayı sırtınıza alıp, taşıyabilecek güce ulaşacak âna kadar, o kuvveti temsil edeceğiniz şeyler elinizde olacağı âna kadar, Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki kuvveti cephenize çekeceğiniz âna kadar her adım erken sayılır.” Sf. 114

    Alıntı; İmamın Ordusu – Ahmet Şık,  (Kırmızı kedi Yayınları,  2. Baskı Haziran 2017 – Sf. 113, 114) kitabından birebir alınmıştır.

  • Gülen, 12 Eylül 1980’den bir hafta önce, son kez vaaz verdiği camiye kendisini dinlemeye Turgut Özal’ın geldiğini, sonra da baş başa konuştuklarını anlatmıştı. İşte o Özal 1986’da başbakanken, açılışını Cumhurbaşkanı olarak Kenan Evren’in yaptığı “Kendi Okulunu Kendin Yap kampanyasını başlatmışta. Özal vakıfların ve derneklerin de özel teşebbüs olarak okul açabilmesi için yasal düzenlemeye gidince, Gülen’in İzmir Bozyaka’da imamlık yaparken yalandan ilgilendiği Kuran kursu öğrencileri için 1977’de açtığı yurt, Yamanlar Koleji adıyla okula çevrilerek yıllar sonra tüm dünyaya yayılacak okullar zincirinin de başlangıcı oluyordu. Sf. 110

    Alıntı; İmamın Ordusu – Ahmet Şık,  (Kırmızı kedi Yayınları,  2. Baskı Haziran 2017 – Sf. 106) kitabından birebir alınmıştır.

  • MSP teşkilatları Fethullah Gülen Cemaati’nin gelişmesinde hayli etkindi. MSP’liler her yerde Fethullah Gülen’in propagandasını yapıyorlardı. MSP’lilere göre, Fethullah Gülen, diğer Nurcular gibi değildi, aslında MSP’liydi ama açıkça siyaset yapmıyordu. Sf. 106

    Alıntı; İmamın Ordusu – Ahmet Şık,  (Kırmızı kedi Yayınları,  2. Baskı Haziran 2017 – Sf. 106) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ege Bölgesi’nde çok güçlü olan Yazıcılar grubu ise Milliyetçi Hareket Partisi’ne destek vererek kendilerine yeni bir kanal açmayı hedefledi. Fethullah Gülen Cemaati’nin temellerini attığı bölgede güçlü olan Yazıcılar Ta birlikte Milliyetçi Hareket Partisi’ne desteğini açıkladı. Gülen görüşlerine yakın olan dinci partileri değil, çıkarlarına hizmet edecek partileri destekleyeceğinin ilk işaretini böylece vermişti. Sf. 105

    Alıntı; İmamın Ordusu – Ahmet Şık,  (Kırmızı kedi Yayınları,  2. Baskı Haziran 2017 – Sf. 105) kitabından birebir alınmıştır.

  • 4 Aralık 2001 tarihli “Müşterek Nokta” başlıklı yazısında da Gülen bu ideolojik düşmanlıkla hayata geçirilen derneğin nasıl açıldığını şöyle anlatır:

    “…Ve yine bu devreye ait bir teşebbüs de Erzurum’da Komünizmle Mücadele Derneği’ni açma teşebbüsümüz oldu. O güne kadar sadece İzmir’de vardı. İkincisi de Erzurum’da bizim gayretlerimizle açılacaktı. İsmi Ali’ydi, bir arkadaşı İzmir’e gönderip tüzük getirttik. Derneği kuracaktık. Ben bir vaazdan sonra anons ettim ve gençlerle Caferiye Camii’nin önünde toplandık. Gayemiz komünizme karşı örgütlenmekti.” Sf. 100

    Alıntı; İmamın Ordusu – Ahmet Şık,  (Kırmızı kedi Yayınları,  2. Baskı Haziran 2017 – Sf. 100) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1982-84 yılları arasında yurtdışında bulunan hemen tüm Diyanet İş’leri Başkanlığı kadrolarına verilen aylık 1100 doların Rabıta (İslam Dünyası Birliği) tarafından ödenmesi kabul edildi. Rabıta, ABD-Suudi Arabistan şirketi ARAMCO tarafından kurulmuş ve tüzüğünde amacının İslam ülkelerinde şeriatı getirmek olduğunu ilan etmiştir. Yine Rabıta tarafından kurulan İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) bünyesinde yer alan Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi’nin (İSADAK) dördüncü yöneticisi de cunta lideri Kenan Evren oldu. Faysal Finans’a, Al Baraka’ya, İslam Kalkınma Bankası’na çalışma izni verildi. 1984’te Al Baraka-Türk kuruldu. Sf. 88

    Alıntı; İmamın Ordusu – Ahmet Şık,  (Kırmızı kedi Yayınları,  2. Baskı Haziran 2017 – Sf. 88) kitabından birebir alınmıştır.