Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Mehmetçik’i bile kullanmışlardı: İstanbul’daki 66. Zırhlı Tugayı’nda yaşanmıştı… İlaç firması elemanı ifadesinde bunu şöyle anlattı:

    -“Her bir celp döneminde birliğe katılan yeni erlere mantar taraması planladık. Ortaya çıkacak yumuşak doku ve hafif travmalar için “Antienflamatuar” tercih edilecek. 2004 sonuna kadar üç celp döneminde minimum 3 bin 500 Oceral krem, 4 bin Oceral solisyon ve 3 bin 500 kutu Tılcotü satışı hedefliyoruz.”

    Bu ilaç pazarlamacı, “ilaç gözlem çalışması” adı altında yapılacak bu iş için, yetkililere vermek üzere 7 milyar 5 milyon liralık GIMA alışveriş çekine ihtiyacı olduğunu merkezine bildiriyor. “Çeki gönderin, bu iş tamam” diyor… Sf. 524

    Alıntı; Kara Kutu (Yüzleşme Vakti) – Soner Yalçın, (Kırmızı Kedi Yayınevi,  1. Basım 2019 – Sf. 524) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir ilaç şirketi çalışanı, Aydın Koçarlı Sağlık Ocağı’na hamile kadınların boyunu ve kilosunu ölçen terazi alınması karşılığında, -bebeğin vitamin ve mineral gereksinimini karşılayan- “Pronatal” adlı ilacın kullanılacağı sözünü veriyor! Hatta sadece gebeler için değil, gebe olsun olmasın anemisi olan herkese “Pronatal” yazılacağı da özellikle belirtiliyor. Sf. 523

    Alıntı; Kara Kutu (Yüzleşme Vakti) – Soner Yalçın, (Kırmızı Kedi Yayınevi,  1. Basım 2019 – Sf. 523) kitabından birebir alınmıştır.

  • Küresel dünya devi Roche ilaç şirketinde ortaya çıkanlar dudak uçuklatıyordu:

    “Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Onur Bey, 150 kişilik davetli topluluğunun Hilton Otel’deki eğlence için 850 YTL olan disko giriş ücretini finanse etmemizi istedi. Onur Bey bize çok yakın, (ilaç firması) Schering Plough’a mesafelidir. (Kemoterapi ve Hepatit-C ilaçları) Roferon-A ve Pegasys’e tam olarak destek vermektedir. Pegasys’in piyasaya çıktığı hafta, dört hastanın (Schering Plough’un ilacı) PegIntron raporunu Pegasys’e çevirmiştir…”  Sf. 523

    Alıntı; Kara Kutu (Yüzleşme Vakti) – Soner Yalçın, (Kırmızı Kedi Yayınevi,  1. Basım 2019 – Sf. 523) kitabından birebir alınmıştır.

  • Küresel dünya devi Roche ilaç şirketinde ortaya çıkanlar dudak uçuklatıyordu:

    Roche çalışanı K.E’den E.Ç’ye gönderilen e-posta: “Mıntıkam dahilinde bulunan U. Eczanesi sahibi B.U, P… Hospital yanında inşası devam etmekte olan binada açmak istediği diyaliz merkezi için 50 diyaliz makinesi istiyor. Bir yıl sonraki hedefi bu diyaliz ünitesindeki hasta sayısını 200’e ulaştırmak ve isteğinin karşılanması halinde daimi olarak hastalara Neo- Recormon kullandırtmaktır.” Sf. 522

    Alıntı; Kara Kutu (Yüzleşme Vakti) – Soner Yalçın, (Kırmızı Kedi Yayınevi,  1. Basım 2019 – Sf. 522) kitabından birebir alınmıştır.

  • Küresel dünya devi Roche ilaç şirketinde ortaya çıkanlar dudak uçuklatıyordu:

    Roche çalışanı CC’den Ö.K’ya: “Siyami Ersek Hastanesinden Dr. B.Ç firmamızdan bilgisayarı için plazma monitör talep etmektedir. Hekim ürünlerimizin en büyük destekçisi olup, heyet raporu konusunda da her zaman yardımcı olmaktadır. Bu plazma monitörün fiyatı da 350 dolar+KDV olup, piyasadaki en düşük fiyattır.” Sf. 522

    Alıntı; Kara Kutu (Yüzleşme Vakti) – Soner Yalçın, (Kırmızı Kedi Yayınevi,  1. Basım 2019 – Sf. 522) kitabından birebir alınmıştır.

  • Küresel şirketler dudak uçuklattı

    Küresel dünya devi Roche ilaç şirketinde ortaya çıkanlar dudak uçuklatıyordu:

    -Roche çalışanı A.K’nın e-postası: “Her merkez sağlık ocağında hipertansiyon, obezite, diyabet polikliniklerinin açılmasını sağlamalı ve bu sağlık ocakları Roche Sağlık Ocakları haline getirilmelidir. Bu konuda gerekiyorsa Sağlık Bakanlığı ile temasa geçilmesi ve projenin tüm Türkiye’de yaygınlaştırılmasının büyük avantaj sağlayacağı kanaatindeyim.”

    -Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. E.G. yeni yapılan onkoloji hastanesi için ilaç firmalarına şöyle masraf listesi çıkartıyordu: “Novartis, BMS, Lilly ve Aventis firmalarının her biri 30 bin dolar verecek ve bir hemşirenin bir yıllık maaşı ile sigortasını karşılayacak.” Nedense Profesör Roche ilaç firmasından ise 35 bin dolar istiyordu! Sf. 521

    Alıntı; Kara Kutu (Yüzleşme Vakti) – Soner Yalçın, (Kırmızı Kedi Yayınevi,  1. Basım 2019 – Sf. 521) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir ilaç şirketi, Ankara’daki kamu hastanesinin kardiyoloji bölümü başkam profesöre kalp hastalarına takılan her stent başına 750 dolar ödüyordu!

    Doktorların günlük işlerinin takibi, araçlarının bakımı, taşıt vergileri, ev kiralan, elektrik-su borçlarının ödenmesi, bir yerden diğerine taşınmaları, kooperatif taksitleri yatırılarak ev sahibi olmalarını ilaç şirketleri finanse edilmişti.

    Ankara’daki Mesa, Sardunya, Angora gibi lüks konut sitelerinden ev-daire alan tıp profesörlerinden bazılarının ödeme taksitleri ilaç şirketleri tarafından düzenli olarak ödeniyordu.

    Aynı ABD örneğinde okuduğumuz gibi hiçbir üniversite soruşturma dosyalarında adı geçen tıp profesörlerinin davranışını tıp etiğine aykırı bulmadı! Üniversite senatoları dosyalarda suçlanan tıp profesörlerinden hiçbiri hakkında soruşturma izni vermedi. Oysa… Belgelere göre, tıp adamlarının aileleri ile birlikte tıbbi kongre adı altında gezilere götürülmesi; ve kredi kartı borçlarının ödenmesi bir yana, bazı profesörler için özel “harcırah dosyaları açılması bile belgelendirilmişti. Sf. 519

    Alıntı; Kara Kutu (Yüzleşme Vakti) – Soner Yalçın, (Kırmızı Kedi Yayınevi,  1. Basım 2019 – Sf. 519) kitabından birebir alınmıştır.

  • İşte, Bakan Yaşar Okuyan, yeni protokol yapılmasını isteyince büyük dirençle karşılaşmış ve çareyi Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne başvurmakta bulmuştu.

    Sen misin şikâyetçi olan!

    Sen misin kamuoyuna açıklama yapan!

    “İyileştirici nitelikli tıbbi malzeme alımlarına ilişkin olarak ihaleli alım sistemine geçildi. Tıbbi malzeme satıcısı firmalar, aralarında birlik oluşturarak, idare ve diğer firmalar üzerinde baskı kurdular ve ihaleler kilitlenme noktasına geldi…”

    Soruşturma sürerken 2002 yılı Ağustos ayı başında -özellikle partisi ANAP yönetimiyle bu konuda hiç anlaşamayan- Yaşar Okuyan bakanlıktan istifa etti. Sf. 517

    Alıntı; Kara Kutu (Yüzleşme Vakti) – Soner Yalçın, (Kırmızı Kedi Yayınevi,  1. Basım 2019 – Sf. 517) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Eva” Türkiye’de ne arıyordu?

    Eskişehir’e neden sıklıkla gidiyordu?

    İsrail’e kaçan Bondy, dünyada henüz piyasaya çıkmamış reni kalp pilini denemek için “kobay cenneti” Türkiye’ye gelmişti! Türk hastalar üzerinde denenen bu çalışmaları için yaklaşık 20 civarında Türk doktordan oluşan bir “bilimsel çalışma” ekibi kurmuştu…

    Devletin bilgisi dışında yapılan bu çalışmanın dikkat çekmemesi için Eskişehir’deki bir hastane üs olarak seçilmişti. Çalışma grubundaki Türk doktorlar Eskişehir’de belli tarihlerde bir otele yerleşiyor; hafta sonları hastanede özel olarak yaptırılan kardiyoloji laboratuvarındaki deneylere katılıyordu. “Eva” da özel otomobiliyle çalışmaları denetlemek için Eskişehir’e gidiyordu…

    Ayrıca Türk hastalar üzerinde izinsiz ilaç denemeleri yaptırmıştı. Özellikle hastalar üzerinde yapılan izinsiz denemeler, İsrail kökenli firmalar tarafından gerçekleştirilmişti…

    “Eva”nın evinde ele geçirilen bir belgede, dünyada henüz piyasaya sürülmemiş kalp pilinin 200 hasta üzerinde deneneceği bilgisi vardı; “AIDA 2 projesi” kapsamında önce hayvanlarda denenmesi gereken “Kapa 700” adlı kalp pilinin, polis operasyonuna kadar 40 Türk hasta üzerinde denendiği belirlendi. Sf. 511, 512

    Sadece Eskişehir değil; “Zeta” marka stent, Türkiye’de, henüz satışa sunulmadan Ankara Tıp Fakültesi’nde hastalar üzerinde denenmişti!

    Kalp hastalarına en fazla stent takılan yer, Ankara’daki bir Özel hastaneydi. Yine SSK’lı hastalara takılan stent ya da kalp pillerinin yüzde 91’ine bu işlem, özel hastaneler ya da üniversite hastanelerinde yapılıyordu.

    Kalp rahatsızlıkları için kalbe birden fazla stent takılması dünyada çok az rastlanan durum. Türkiye’de ise hastanelerde yapılan uygulamalarda hekimlerin, bir hastaya dördün çok üzerinde stent uyguladıkları görülüyordu. Müfettişlerin yaptıkları araştırmaya göre, firmalar kuramlardan haksız para tahsil etmek için, doktorlar hastalara gereksiz stent takıyordu! Bu nedenle…

    Belgelere göre 1999-2001 döneminde ilaç firmaları 18 özel hastaneye “komisyon” adı altında yüzde 20-30 oranında (toplam 13,5 trilyon lira) ödeme yapmıştı.

    Bu sebeple… Sadece İstanbul’daki EKG ve MR cihazlarının toplamı, tüm İngiltere’deki EKG ve MR cihazlarından fazlaydı! Hastaları bu gibi cihazların bulunduğu yerlere sevk eden doktorların çoğu bu şirketlerden “prim” alıyordu!

    Dünyada anjiyo yapılmasına karar verilen hastaların en çok yüzde 15’inde yanılma söz konusu oluyordu. Oysa Türkiye’de özel hastanelerde ve kurum hastanelerinde bu oran yüzde 50’ye kadar yükseliyordu. Her iki anjiyodan biri, haksız para talep etmek için yapılıyordu! Bir anjiyonun sosyal güvenlik kuramlarına maliyeti ise 900 milyon liraydı. Sf. 512, 513

    Eva Türk doktorlarına hasta başı 124 avro veriyordu. Çeşitli kod isimler verdiği birçok araştırma projesi yürütüyordu. Bu sebeple de yurtdışından para geliyordu. Sf. 513, 514

    Örneğin, kalp hastalarına takılan Batı’da maliyeti 25 dolar olan stentleri Türkiye, 1994-2000 yıllan arasında fiyatı 2.450 dolara almıştı!

    1992-1997 döneminde sadece 3.500 stent kullanan Türkiye; 1999 ile 2002’de 70 bin stent ithal etmişti. Sf. 515

    Alıntı; Kara Kutu (Yüzleşme Vakti) – Soner Yalçın, (Kırmızı Kedi Yayınevi,  1. Basım 2019 – Sf. 511 ile 515 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Fabrika dönemi” başladı. Eczacıbaşı ve İbrahim Etem gibi yerli ilaç fabrikaları Marshall yardımlarından sağlanan 1,5 milyon TL ile kuruldu. O tarihe kadar Türkiye ilaç üretiminin yüzde 95’ini yerli şirketler yapıyordu. 1970 yılına gelindiğinde Türkiye ilaç sektöründe yabancı yatırımları itibariyle dünyadaki ilk 16 ülke arasında dördüncü sıraya yükseldi. Sf. 507

    Alıntı; Kara Kutu (Yüzleşme Vakti) – Soner Yalçın, (Kırmızı Kedi Yayınevi,  1. Basım 2019 – Sf. 507) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sadece baş ağrısı değil, “her derde deva” diye tanınan “Gripin” adını bilmeyen azdır! Üzerinde “Necip Akar” adı yazılıydı. 1924’te Eczacılık Mektebi’ni bitiren Necip Akar Yeşilköy’de eczane açarak mesleğe başladı. Sf. 502

    Alıntı; Kara Kutu (Yüzleşme Vakti) – Soner Yalçın, (Kırmızı Kedi Yayınevi,  1. Basım 2019 – Sf. 502) kitabından birebir alınmıştır.

  • Üç Avusturyalı beraberlerinde tıbbi ecza, kitaplar ve bazı aletlerle 3 Aralık 1838’de İstanbul’a gelerek sarayda göreve başladı. Bunun üzerine saray sağlık heyetine eczacı / ispeçyar, eczacı yamağı, eczacı çırağı gibi önceleri bulunmayan sağlık görevlileri dâhil edildi. Sf. 498, 499

    Temmuz Devrimi ilk adımı attırdı 24 Temmuz 1908 II. Meşrutiyet/Temmuz Devrimi’yle Osmanlı da Türk sermaye birikimi” için çalışmalar başladı. Meslek mensupları aralarında Türk birlik ve yardımlaşmayı sağlamak için cemiyetler kurdu. Sf. 501

    Alıntı; Kara Kutu (Yüzleşme Vakti) – Soner Yalçın, (Kırmızı Kedi Yayınevi,  1. Basım 2019 – Sf. 498 ile 501 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sadece kozmetik ürünler değil, 1980-1990 arasında ilaç ihtiyacının yüzde 80’ini yerli üretim ile karşılayan bir Türkiye vardı! Aynı tarım-gıda sektörü gibi sağlık hizmetleri de yabana tekellerin inisiyatifine bırakıldı. Sf. 496

    Türkiye’de ilaç konusunda çalışan “ulusal laboratuvar” sayısı sadece bir adet!

    Türkiye bu derece nasıl dışa bağımlı ülke oldu? Sf. 497

    Alıntı; Kara Kutu (Yüzleşme Vakti) – Soner Yalçın, (Kırmızı Kedi Yayınevi,  1. Basım 2019 – Sf. 496, 497) kitabından birebir alınmıştır.

  • Evet maalesef…

    İktidarlar Türkiye ilaç pazarını küresel şirketlere adeta ikram etti. Bu nedenle, yerli firmaların çoğu, küresel firmalarla rekabet edemeyip ya fasoncu oldu ya da fabrikasını yabancıya satarak sektörden çıktı. Türkiye ilaçta (ve tıbbi gereçlerde) uluslararası tekellere bağımlı hale geldi. Sf. 495

    Alıntı; Kara Kutu (Yüzleşme Vakti) – Soner Yalçın, (Kırmızı Kedi Yayınevi,  1. Basım 2019 – Sf. 495) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye’de en pahalı ilk yirmi ilacın tamamı ithal ediliyor: On bir ilaç ABD menşeili firmalardan; altısı İsviçre ilaç şirketlerinden ve üçü ise Fransızlardan almıyor… Sf. 494

    Alıntı; Kara Kutu (Yüzleşme Vakti) – Soner Yalçın, (Kırmızı Kedi Yayınevi,  1. Basım 2019 – Sf. 494) kitabından birebir alınmıştır.

  • 2003 yılında ilaç tüketimi yüzde 40 oranında artış gösterdi.

    2004 yılında ağırlığı ilaç olan eczacılık ürünleri ithalatı 2,5 milyar dolar olarak gerçekleşti. Yılda 5 milyar dolara yakın petrol ithal ettiğimiz düşünüldüğünde, petrol ithalatının yarısı kadar da ilaç ithal edildi! Bu rakamlar ilerleyen yıllarda uçuşa geçecekti… Sf. 485

    Alıntı; Kara Kutu (Yüzleşme Vakti) – Soner Yalçın, (Kırmızı Kedi Yayınevi,  1. Basım 2019 – Sf. 485) kitabından birebir alınmıştır. (453 – Kara Kutu – Soner Yalçın – Sf.484) (Sağlık – Siyasi – Emperyalizm – Erdoğan)

  • AKP’nin kendi modeliymiş gibi övündüğü -Dünya Bankası dayatması- “Aile Hekimliği” sağlıkta özel sektörün temelini oluşturan ve neoliberal sistemin vazgeçilmez kâr unsuru oldu. Sf. 484

    Alıntı; Kara Kutu (Yüzleşme Vakti) – Soner Yalçın, (Kırmızı Kedi Yayınevi,  1. Basım 2019 – Sf. 484) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye, “sağlıkta küreselleşme” projesine 7 Ekim 1988 tarihinde kanun hükmünde kararname ile dâhil oldu. Dünya Bankası tarafından ortaya atılan; “Çok Taraflı Yatırım Garanti Sözleşmesi (MIGA)nin” altına imza koyan Türkiye, MIGA’nın kurucusu olarak şu kısıtlamalara tabi oldu:

    “-Yabana şirketler hakkında, yatırımın mülkiyetinden veya denetiminden veya elde edeceği önemli çıkardan mahrum edecek şekilde, idari ve hukuki tedbir alamazsınız…

    “-Yabancı şirketler ve yatırımların sözleşmelerini herhangi bir şekil ve gerekçeyle ihlal edemez, tanımamaya kalkışamazsınız…” Sf. 479

    Alıntı; Kara Kutu (Yüzleşme Vakti) – Soner Yalçın, (Kırmızı Kedi Yayınevi,  1. Basım 2019 – Sf. 479) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1989 yılında ne oldu biliyor musunuz; DPT kendi yapacağı sağlık sektöründe master planı hazırlama görevini Price Waterhouse şirketine verdi!

    Tabii ki bu işbirliğini dayatan Turgut Özal’dı.

    Tabii ki perde arkasında Dünya Bankası vardı.

    Neler oluyordu? Türkiye’de sağlık, serbest piyasanın inisiyatifine nasıl bırakıldı? Sf. 476

    Alıntı; Kara Kutu (Yüzleşme Vakti) – Soner Yalçın, (Kırmızı Kedi Yayınevi,  1. Basım 2019 – Sf. 476) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hitler’in Propaganda Bakam Joseph Goebbels ne demişti: “Yalan ne kadar büyük olursa inananlar o kadar çok olur!” Sf. 436

    Alıntı; Kara Kutu (Yüzleşme Vakti) – Soner Yalçın, (Kırmızı Kedi Yayınevi,  1. Basım 2019 – Sf. 436) kitabından birebir alınmıştır.