Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • İmam hatip liseleri, her iktidar döneminde siyasetin ana malzemelerinden biri oldu.

    1951-1959 Adnan Menderes Hükümeti 19 adet.

    1962-1963 İsmet İnönü Hükümeti 7,

    1965-1971 Süleyman Demirel Hükümeti 46 adet,

    1974-1975 Bülent Ecevit Hükümeti 29 adet,

    1975-1978 Süleyman Demirel Hükümeti 233 adet,

    1978-1979 Bülent Ecevit Hükümeti 4 adet,

    1979-1980 Süleyman Demirel Hükümeti 36 adet,

    1984-1989 Turgut Özal Hükümeti 90 adet,

    1990-1992 Mesut Yılmaz Hükümeti 23 adet,

    1992-1994 Süleyman Demirel Hükümeti 12 adet,

    1994-1995 Tansu Çiller Hükümeti 13 adet,

    1995-1997dönemi hükümetleri zamanında ise 97 adet imam hatip lisesi açıldı. Sf. 87

    Alıntı; İmamın Ordusu – Ahmet Şık,  (Kırmızı kedi Yayınları,  2. Baskı Haziran 2017 – Sf. 87) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2024); 1950 öncesi ile ilgili istatistikler yok.

  • Asker tüm yurdu imam hatiplerle ördü

    12 Eylül cunta idaresi dönemiyle devam eden süreçte 1982 Anayasası’nın 24. maddesiyle din eğitimi devlet güvencesi altına alınıp seçmeli olarak okutulan din dersleri, ilk ve orta dereceli okullarda zorunlu hale getirildi. 1979-80 döneminde Süleyman Demirel’in açtığı 36 imam hatip lisesine, darbenin hemen ardından askeri yönetim 35 tane daha ekledi. 1982’ye kadar sadece bir tane İlahiyat Fakültesi varken 1982’den sonra hızla artarak sayı 21’e çıkarıldı. 1983’te 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Yasası’nda değişikliğe gidilerek imam hatip lisesi mezunlarına tüm fakülte ve yüksekokullara girme hakkı tanındı. Böylece imam hatip lisesi mezunlarına bürokrasinin tüm kapıları açıldı. Klasik imam hatip liselerine İngilizce eğitim veren Anadolu imam hatip liseleri eklendi. 1984-97 arasında 235 imam hatip lisesi açıldı. Sf. 87

    Alıntı; İmamın Ordusu – Ahmet Şık,  (Kırmızı kedi Yayınları,  2. Baskı Haziran 2017 – Sf. 87) kitabından birebir alınmıştır.

  • 14 Ekim 1980, Diyarbakır konuşması: “Dinsiz millet düşünülemez. Dinimize sımsıkı sarılmalıyız.”

    15 Ocak 1981, Hatay konuşması: “12 Eylül yönetimi sadece sözlerle yetinmedi. MSP’lilerin bile başaramadığı, din derslerini okullarda mecburi hale getirdi.”

    15 Ocak 1981, Konya konuşması: “Tanrısı bir, Kuranı bir, peygamberi bir, aynı sesleniş ve yakarışla namaz kılanları birbirinden koparmaya imkân yoktur.” Sf. 86

    Alıntı; İmamın Ordusu – Ahmet Şık,  (Kırmızı kedi Yayınları,  2. Baskı Haziran 2017 – Sf. 56) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Fethullah Gülen milliyetçidir. Komünizmle mücadele derneklerinde yetişmiş ve siyasallaşmış bir kişidir. 1960’ların komünizmle mücadele derneklerinin bir ürünüdür Gülen. Derin devlet, kendi denetimi altında oldukça her şeyi makbul görür. Bir şey onun denetimi dışına çıktığı anda tehdit unsuru haline gelir. Gülen’in altın nesil yetiştireceğiz diye bir iddiası var. Burada inanılmaz bir Müslüman Türk elitizmi söz konusu. Aynı Cizvit papazları gibi..,

    “Biz okullarda altın nesil yetiştireceğiz. Sonra bu elit nesille dünyaya hâkim olacağız, dünyayı yöneteceğiz” düşüncesi bu.” Sf. 85

    Alıntı; İmamın Ordusu – Ahmet Şık,  (Kırmızı kedi Yayınları,  2. Baskı Haziran 2017 – Sf. 85) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye’nin darbeler tarihinin de kanıtladığı gibi her darbenin ardından hayata geçirilen Darbe Harekât Planı henüz ortaya çıkmış değil. Darbe girişiminin lider kadrosunun kimler olduğunu, başarılı olunması halinde iktidarın kimler tarafından hangi hiyerarşi ve işbölümü içerisinde kullanılacağını, devlet yönetiminin kimlerden oluşacağını, hangi kurum ve kuruluşlara kimlerin atanacağını gösteren ayrıntılı planlara ulaşılamadı. Sf. 74

    Alıntı; İmamın Ordusu – Ahmet Şık,  (Kırmızı kedi Yayınları,  2. Baskı Haziran 2017 – Sf. 74) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye Gazetesi yazarı Fuat Uğur’un 21 Nisan’daki “Cemaatçi askerlere son uyarı: Tavuk ‘Tar’da Sayılır!” başlıklı ikinci yazısı ise çok açık biçimde darbe planının izlendiğim aktarmaktaydı. “Devlet onları izliyor. İstihbaratıyla, tüm silahlı kuvvetler hiyerarşisi olarak komuta kademesiyle, hükümetiyle, emniyetiyle, halkıyla, siyasetçisiyle, STK’larıyla bir bütün olarak devlet ‘suç’ işlemelerini bekliyor. Yani TAR üzerinde hizalanmalarını. Teker teker sayacaklar hepsini,” diye yazan Uğur, darbe hazırlıklarının bilindiğim anlatıyordu. Sf. 71

    Alıntı; İmamın Ordusu – Ahmet Şık,  (Kırmızı kedi Yayınları,  2. Baskı Haziran 2017 – Sf. 71) kitabından birebir alınmıştır.

  • Darbe gecesi Jandarma Genel Komutanı olan Orgeneral Galip Mendi ise Çıray’ın yönelttiği aynı soruya, “Ben de basında okudum Sayın Milletvekili,” dedikten sonra şu yanıtı veriyordu: “Bir defa eğer öyle bir darbe girişimi haberi aldıysa Genelkurmay, otomatikman bütün kuvvet komutanlarını haberdar etmesi lazım, muhtemelen öyle bir şey değildi, bilemiyorum. Ancak, bana 16.00’da ne davetiye geldi, Genelkurmay Karargâhından ne de herhangi bir kurumdan bir bilgi geldi. Olağanüstü bir durum yoktu. Zaten olağanüstü bir durum olsa düğüne gitmem mümkün değil yani hani. Dolayısıyla, bilgim olmadı.” Sf. 69 

    Alıntı; İmamın Ordusu – Ahmet Şık,  (Kırmızı kedi Yayınları,  2. Baskı Haziran 2017 – Sf. 69) kitabından birebir alınmıştır.

  • Abdülkadir Selvi’nin Hürriyet gazetesindeki köşesinde de işlendi. Herkesin kolaylıkla kahraman ilan edildiği o günlerde Selvi, 4 Ağustos tarihli yazısında, meçhul binbaşının darbeyi ihbar etmiş olmasına rağmen TSK’den ihraç edildiğini duyuruyordu. Sf. 65

    Alıntı; İmamın Ordusu – Ahmet Şık,  (Kırmızı kedi Yayınları,  2. Baskı Haziran 2017 – Sf. 65) kitabından birebir alınmıştır.

  • Erdoğan iki önemli şey söylemişti. Konuşmasının başında, kalkışma hazırlıklarının saatler öncesinden tespit edildiği anlamına gelen “Bugün bildiğiniz gibi öğleden sonra bir hareketlilik ne yazık ki silahlı kuvvetlerimizin içinde mevcuttu,” cümlesini belki de ağzından kaçırmıştı. Erdoğan’ın ağzından kaçanlar bununla da sınırlı kalmamış, darbeden sonra OHAL ilanıyla ve kanun hükmünde kararnamelerle devletin yeniden inşa sürecinin başlayacağının işaretini de vermişti: “Bu hareket, Allah’ın bize büyük bir lütfudur.” Sf. 62

    Alıntı; İmamın Ordusu – Ahmet Şık,  (Kırmızı kedi Yayınları,  2. Baskı Haziran 2017 – Sf. 62) kitabından birebir alınmıştır.

  • İzmir merkezli soruşturmayı yürüten Sava Okan Bato, eğer 15 Temmuz kalkışması olmasaydı ertesi sabah erken saatlerde TSK içindeki Cemaat örgütlenmesine yönelik büyük bir operasyon karan almıştı. Birkaç yüz subayın bu operasyonlarda gözaltına alınacağı konuşuluyordu. İddia edilen o ki, söz konusu soruşturma ve gözaltılardan haberdar olan Cemaat mensubu askerler başka bir tarihte yapılması planlanan darbeyi öne çekmiş ve 15 Temmuz gecesi kanlı kalkışmayı başlatmıştı. Sf. 19

    Alıntı; İmamın Ordusu – Ahmet Şık,  (Kırmızı kedi Yayınları,  2. Baskı Haziran 2017 – Sf. 19) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Gülen Cemaati ordu ve bürokrasi içinde gerçekten bu kadar iyi örgütlenmişse, darbe yapmaya ihtiyacı var mıydı?” diye de sorabilirsiniz. Ama daha önemlisi, Cemaat 7 Şubat 2012 tarihli MİT ve 17/25 Aralık 2013 tarihli yolsuzluk soruşturmalarında AKP ve Erdoğan’a yönelik niyetini açık ettiği halde, 248 insanın hayatım kaybetmesine yol açan darbe girişiminin neden önlen(e)mediği en meşru sorudur. Sf. 17

    Alıntı; İmamın Ordusu – Ahmet Şık,  (Kırmızı kedi Yayınları,  2. Baskı Haziran 2017 – Sf. 17) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Naziler komünistler için geldiğinde sesimi çıkarmadım; çünkü komünist değildim. Sosyal demokratları içeri tıktıklarında sesimi çıkarmadım; çünkü sosyal demokrat değildim. Sonra sendikacılar için geldiler, bir şey söylemedim; çünkü sendikacı değildim. Benim için geldiklerinde, sesini çıkartacak kimse kalmamıştı.” Martin Niemöller Sf. 7

    Alıntı; İmamın Ordusu – Ahmet Şık,  (Kırmızı kedi Yayınları,  2. Baskı Haziran 2017 – Sf. 7) kitabından birebir alınmıştır.

  • Khmer’in düşüşünün nedenlerinden biri, güçlü düşmanların ortaya çıkmasıydı. 1200’lerden itibaren, hem Taylandlılar hem de Vietnamlılar güneye doğru bastırdılar. Sf. 667

    Bir diğer sebep, Khmer ekonomisindeki değişimdi. Artık odak noktası, ilk baştaki gibi iç bölge tarımı değil, Güneydoğu Asya kıyısında Çin, Hindistan ve İslami bölgeler arasında deniz ticaretiydi. Sf. 667

    Alıntı; Çöküş (Toplumlar Başarısızlığı ya da Başarıyı Nasıl Seçerler) – Jared Diamond, Çeviri; Barış Baysal,  (Pegasus Yayınları,  1. Baskı Şubat 2019 – Sf. 667) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir ticari ataşe olarak Zhou, Angkor ile Çin arasındaki ticaret ile özellikle ilgileniyordu. Angkor’dan Çin’e giden ana ürünleri miktar sırasına göre şu şekilde listeliyor: parlak mavi balıkçıl tüyü, fildişi, gergedan boynuzu, balmumu, ahşap tütsü, kakule, reçine, lake, tıbbi yağ ve biber. Çin’den Angkor’a gelen başlıca ithalat ürünleri ise şöyleydi: altın, gümüş, ipek kumaş, konserve ürünler, verniklenmiş tepsiler, seladon porselen, cıva, kâğıt ve barut yapımı için güherçile. Sf. 664

    Bir köle kaçar ve yakalanırsa yüzüne mavi bir işaret dağlanıyor; dahası boynuna demir bir boyunluk veya kollarına ve bacaklarına prangalar takılabiliyor.” Sf. 663

    Alıntı; Çöküş (Toplumlar Başarısızlığı ya da Başarıyı Nasıl Seçerler) – Jared Diamond, Çeviri; Barış Baysal,  (Pegasus Yayınları,  1. Baskı Şubat 2019 – Sf. 538) kitabından birebir alınmıştır.

  • Antik Maya yaşamı hakkında kim bilir neler öğrenebilirdik! Zhou’nun neler gördüğünü birazcık olsun aktarmak istiyorum. ‘Kamboçya’nın Adetlerine İlişkin Anılar’ adlı kitabından birkaç alıntı yapacağım.

    Aşırı gösterişli lüks mimari üzerine: “Başkentin merkezinde altın bir kule (Bayon) var… Bunun doğusunda iki altın aslanla desteklenmiş altın bir köprü var… Sf. 662

    Alıntı; Çöküş (Toplumlar Başarısızlığı ya da Başarıyı Nasıl Seçerler) – Jared Diamond, Çeviri; Barış Baysal,  (Pegasus Yayınları,  1. Baskı Şubat 2019 – Sf. 662) kitabından birebir alınmıştır.

  • Aramızda çok yaygın bir söz var: ‘Tanrı yeryüzünü yarattı, Hollandalılar ise Hollanda’yı’ Bu topraklara ‘polder’ diyoruz. Bunları binyıl kadar önce kazmaya başladık. Bugün, hâlâ sızmaya devam eden suyu sürekli pompalamak zorunda kalıyoruz. Eskiden polderlerdeki suyu dışarı atan pompaları çalıştırmak için rüzgâr değirmeleri kullanırdık. Şimdi, onun yerine buharlı, dizel ve elektrikli pompalar kullanıyoruz. Her polderde, ayrı pompa hatları var. Önce denize en uzak pompadan başlıyor, nihayetinde en son pompa suyu nehre ya da okyanusa boşaltıyor. Hollanda’da, bir başka söz daha var: ‘Düşmanınla iyi geçinmek zorundasın çünkü o kişi senin polderindeki pompayı işleten kişi olabilir.’ Sf. 646, 647

    Alıntı; Çöküş (Toplumlar Başarısızlığı ya da Başarıyı Nasıl Seçerler) – Jared Diamond, Çeviri; Barış Baysal,  (Pegasus Yayınları,  1. Baskı Şubat 2019 – Sf. 646, 647) kitabından birebir alınmıştır.

  • Teröristler konusunda, pek çok siyasal suikastçının, intihar bombacısının ve 11 Eylül teröristlerinin cahil ve çaresiz değil, eğitimli ve zengin olduğunu söyleyebilirsiniz. Bu doğru ancak yine de destek ve hoşgörü talebi içindeki çaresiz bir toplumdan geliyorlardı. Sf. 644

    Alıntı; Çöküş (Toplumlar Başarısızlığı ya da Başarıyı Nasıl Seçerler) – Jared Diamond, Çeviri; Barış Baysal,  (Pegasus Yayınları,  1. Baskı Şubat 2019 – Sf. 644) kitabından birebir alınmıştır.

  • Nüfusun dikkatini iç sorunlardan uzaklaştırmaya çalışan otoriter rejimlerin komşu uluslara saldırması sonucunda ülkeler arasında savaşlar da çıkabiliyor. Sf. 643

    Alıntı; Çöküş (Toplumlar Başarısızlığı ya da Başarıyı Nasıl Seçerler) – Jared Diamond, Çeviri; Barış Baysal,  (Pegasus Yayınları,  1. Baskı Şubat 2019 – Sf. 643) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çevresel tahribatlar bize hem kısa hem de uzun vadede büyük maliyetler çıkarıyor. O kirlilikleri temizlemek veya önlemek uzun vadede ve çoğunlukla kısa vadede de dev miktarlara mal oluyor. Aynen bedenimiz gibi, çevremizi de korurken, hastalığı en baştan önlemek sonradan ortaya çıkan hastalıkları iyileştirmekten daha ucuz ve avantajlı. Sf. 628

    Alıntı; Çöküş (Toplumlar Başarısızlığı ya da Başarıyı Nasıl Seçerler) – Jared Diamond, Çeviri; Barış Baysal,  (Pegasus Yayınları,  1. Baskı Şubat 2019 – Sf. 628) kitabından birebir alınmıştır.

  • Akuakültürle yetiştirilen balıklar düzenli olarak kaçıyor, yabanıl balıklarla çiftleşiyor ve yabanıl balık stokuna zarar veriyor çünkü çiftlikte yetiştirilen balık türleri yaban hayatında yaşama şansı düşük olan hızlı büyüyenler arasından seçiliyor. Çiftlik somonlarının yaşama şansı yabanıl somonlara göre elli kat düşük. Sf. 610

    Alıntı; Çöküş (Toplumlar Başarısızlığı ya da Başarıyı Nasıl Seçerler) – Jared Diamond, Çeviri; Barış Baysal,  (Pegasus Yayınları,  1. Baskı Şubat 2019 – Sf. 610) kitabından birebir alınmıştır.