Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Birileri neden bu mekanizmaları açıklıyorsun diye kızıyor; bu mekanizmanın neden böyle işlediğini anlamaya çalışmaktan çekiniyor; korkuyor. Hayır, öyle çalışmıyor da diyemiyorlar; çünkü doğada, ahlak, şeref, eşitlik, merhamet, demokrasi, acıma ve biz insanların önem verdiği erdemlerin hiçbiri bulunmuyor. Kendine özgü bir işleyiş sistemi var. Evrimciler bunun böyle olduğunu açıklamaya kalkışınca da, belirli ahlak kurallarına kitlenmiş kitleler bu araştırıcılara ateş püskürüyor. Sanki bu sistemi evrimciler kurmuşlar gibi… s. 343

    Alıntı; Evrim (Atomaltı Parçacıktan İnsana Türlerin Görkemli Yolculuğu  – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  6. Baskı Mayıs 2018 – s. 343) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yaratılışı savunmanın hiçbir toplumda cezası olmadı; ancak evrimi savunanlar şu ya da bu şekilde suçlandı. Sf. 338

    Alıntı; Evrim (Atomaltı Parçacıktan İnsana Türlerin Görkemli Yolculuğu  – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  6. Baskı Mayıs 2018 – Sf. 338) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ey kara cüppeli, senin gündüzün gece

    Taş atma dünyayı bilmek isteyenlere

    Onlar Yaratanın sanatı peşinde

    Seninse aklın abdest bozan şeylerde. Ömer Hayyam. Sf. 337

    Alıntı; Evrim (Atomaltı Parçacıktan İnsana Türlerin Görkemli Yolculuğu  – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  6. Baskı Mayıs 2018 – Sf. 337) kitabından birebir alınmıştır.

  • Örneğin bir zamanlar Amerikan üniversitelerinden atılan Dirsh denen bir -sözümona- biyokimyacının yazıları Milli Eğitim Bakanlığımızın da gayretleriyle Türkiye’deki dogmatik-evrim karşıtı üniversite hocalarına tercüme ettirilip, çoğaltılarak tüm öğretmenlere dağıtıldı ve bu kişi Türkiye’ye getirtilip il il gezdirilerek konferanslar verdirildi; tutucu belediyeler gereken tüm yardımları yaptı. Sf. 327

    Alıntı; Evrim (Atomaltı Parçacıktan İnsana Türlerin Görkemli Yolculuğu  – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  6. Baskı Mayıs 2018 – Sf. 327) kitabından birebir alınmıştır.

  • Evrimciler bir şeyi anlamalı. Bilim adamları agnostik olmak zorundadır. Yani çalışma alanı ölçülebilir, sayılabilir, tartılabilir, gözlenebilir ve hesaplanabilir şeylerdir. İnanmak, müspet ve gerçek sosyal bilimlerin mantığını içermeyen, müspet ve gerçek sosyal bilimlerin kullandıkları araştırma yöntemlerini kullanmayan bir alandır. Her ikisini aynı kulvarda koşturmaya kalkışmak akıldışılıktır. Sf. 324

    Alıntı; Evrim (Atomaltı Parçacıktan İnsana Türlerin Görkemli Yolculuğu  – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  6. Baskı Mayıs 2018 – Sf. 324) kitabından birebir alınmıştır.

  • En uzak mesafe, ne Afrika’dır

    ne Çin, ne Hindistan, ne seyyareler,

    ne de yıldızlar, geceleri ışıldayan.

    En uzak mesafe, iki kafa arasındaki mesafedir.

    Birbirini anlamayan… Can Yücel. Sf. 321

    Alıntı; Evrim (Atomaltı Parçacıktan İnsana Türlerin Görkemli Yolculuğu  – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  6. Baskı Mayıs 2018 – Sf. 321) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ölümden sonra yaşadığını bildiğimiz tek şey, geride bırakılanlardır. Sf. 318

    Alıntı; Evrim (Atomaltı Parçacıktan İnsana Türlerin Görkemli Yolculuğu  – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  6. Baskı Mayıs 2018 – Sf. 318) kitabından birebir alınmıştır.

  • Din, birçok insan için en azından bilmediği konularda merak duygusunun ortaya çıkardığı rahatsızlığı gidermek için ortaya çıkmış bir olgudur. İhtiyaç gidermek için ortaya çıktığına göre, dünya üzerindeki insanların ihtiyaçları, bu bağlamda özlemleri ve korkuları farklı olduğuna göre, farklı bölgelerde farklı dinlerin ortaya çıkması ve benimsenmesi sosyal bir gerekliliktir ve sosyal evrimin bir sonucudur. Sf. 317

    Alıntı; Evrim (Atomaltı Parçacıktan İnsana Türlerin Görkemli Yolculuğu  – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  6. Baskı Mayıs 2018 – Sf. 317) kitabından birebir alınmıştır.

  • Canlılık, organize ve belirli görevleri yapan bir sistem olarak sahneye çıkmadı. Birkaç on dizilimden oluşan bir molekülün (RNA olarak bilinen) kendini çoğaltma yeteneği kazanmasıyla yola çıktı. Buna moleküler evrim diyebiliriz. İnorganik moleküllerden daha soma canlılığın temellerini oluşturacak, kendi kendine ya da basit aracılar kullanmak suretiyle kendini çoğaltabilecek, bugünküne göre çok daha basit organik (biz buna organoyik diyoruz) moleküllerin oluşmasıyla evrimleşme başladı. Zamanla gelişti. Ne zaman ki, çevre koşullarını algılayacak (duyu almaçları) ve tepki gösterecek organizasyonu (uyarılabilme) kazandı, o zaman canlı adım aldı. Yani canlılık koşmaya, canlı olmayan moleküllerle başladı. Sf. 297, 298

    Alıntı; Evrim (Atomaltı Parçacıktan İnsana Türlerin Görkemli Yolculuğu  – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  6. Baskı Mayıs 2018 – Sf. 297, 298) kitabından birebir alınmıştır.

  • Evrim karşıtlarının düşüncelerini paylaşan başka üniversiteler (!) de var. Örneğin; Medine Üniversitesi. Bizimkiler ne söylüyorsa onlar da aynı şeyi söylüyor. Daha fazlasını da söylüyorlar. Örneğin 2006 yılında çıkardıkları bir kitapta, evrim karşıtlığıyla ilgili hemen hemen aynı şeyleri söylemenin yanı sıra, dünya dönmez, kâinat dünyanın çevresinde döner, dünyanın döndüğüne inanan ve söyleyenlerin malı müsadere edilmeli, kendisi de öldürülmelidir. Sf. 315

    Alıntı; Evrim (Atomaltı Parçacıktan İnsana Türlerin Görkemli Yolculuğu  – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  6. Baskı Mayıs 2018 – Sf. 315) kitabından birebir alınmıştır.

  • Evrim yoktan var edilmeyi tartışmaz ve savunmaz; var olanın nasıl daha karmaşık (daha doğru bir yaklaşımla daha başarılı) hale dönüştüğünü açıklar. Sf. 278

    Alıntı; Evrim (Atomaltı Parçacıktan İnsana Türlerin Görkemli Yolculuğu  – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  6. Baskı Mayıs 2018 – Sf. 278) kitabından birebir alınmıştır.

  • Evren yaratılmamıştır; hep vardı; hep var olan bir şeyin yaratılmasını kurgulamak da anlamsızdır. Sf. 276

    Alıntı; Evrim (Atomaltı Parçacıktan İnsana Türlerin Görkemli Yolculuğu  – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  6. Baskı Mayıs 2018 – Sf. 276) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu dünyada hakkını alamayan kişi, hıncını öbür tarafta alacağını söyleyen düşüncelere eğilim duymuştur. İşte dinleri ayakta tutan, insanoğlunun bu hıncı olmuştur. Sf. 275

    Alıntı; Evrim (Atomaltı Parçacıktan İnsana Türlerin Görkemli Yolculuğu  – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  6. Baskı Mayıs 2018 – Sf. 275) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hâlbuki otçul bir hayvanın yavrusu, doğumdan birkaç dakika sonra anasını izleyecek biçimde doğuyordu; yani sinaspları hemen hemen tamamlanmış olarak; ancak bir insan yavrusunun kendini doğada kurtarması neredeyse 1-2 on yıldan önce gerçekleşmiyordu. Bu süre içinde hem yavrunun hem de ananın korunmaya, özenli bakıma gereksinmesi vardı. Bu, hayvanlar âleminde rastlanmayan bir durumdu. Özellikle âdet gören dişi, kan kokusundan dolayı yırtıcıların hedefi oluyordu. Yardım için erkeğe gereksinme doğmuştu; ancak erkek sadece üreme dönemlerinde çiftleşmek için kızana gelmiş dişiye yaklaşabiliyordu. Erkeği, ana-yavru birliğine bağlamak için kökten bir değişikliğe gerek duyulmuştu. Dişi, atalarında görülen senede bir defa kızana gelme eylemini sıklaştırmaya ve diğer primatlarda da görülen 28 günde bir âdet görmeyle erkeği bu birliğe bağlamaya başladı. Böylece insan soyunda sürekli çiftleşebilme özelliği ve sonunda da buna bağlı olarak erkeğin dişiye sıkı sıkı bağlandığı evlilik kurumu gerçekleşti. Sf. 268

    Alıntı; Evrim (Atomaltı Parçacıktan İnsana Türlerin Görkemli Yolculuğu  – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  6. Baskı Mayıs 2018 – Sf. 268) kitabından birebir alınmıştır.

  • Büyüme sürebilirdi; ancak bir fiziki yapımız buna daha fazla izin vermedi. O da dişilerdeki çatı kemiği aralığıydı. Sf. 267

    Beyin büyümeye devam edebilirdi. Ancak o zaman büyük başın bu aralıktan çıkabilmesi için kalçaların da enine genişlemesi gerekiyordu. Genişleyebilirdi; ama fiziki bir kural bunu engelliyordu, üyeler orta -median- çizgiden ne kadar uzakta bağlanırsa iki yana yalpalayarak yürüme o denli artıyor ve koşma hızı düşüyordu. O da yırtıcılara av olma demekti. Dikkat edilirse yırtıcılar avlarının peşinde koşarken ayaklarını karın altındaki orta çizgiye yaklaştırarak adım atarlar ve böylece hızlarını artırırlar. Sf. 267

    Alıntı; Evrim (Atomaltı Parçacıktan İnsana Türlerin Görkemli Yolculuğu  – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  6. Baskı Mayıs 2018 – Sf. 267) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bundan yaklaşık 6.5 milyon yıl önce Güneydoğu Afrika’da ayağa kalkmış, merak duygusu oldukça gelişmiş, “insansılar” dediğimiz bir tür sahneye çıktı (Pliyosen). Ardipithecus dünyaya hoş geldin!!! Sf. 266

    Alıntı; Evrim (Atomaltı Parçacıktan İnsana Türlerin Görkemli Yolculuğu  – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  6. Baskı Mayıs 2018 – Sf. 266) kitabından birebir alınmıştır.

  • Elin bu şekilde değişimi alet yapımını ve yaratıcılığı tetiklemeye başlayınca, beyinde başparmağa ayrılan yer gittikçe büyümeye başlıyor ve günümüzde beynimizin 1/3’ü başparmağa ayrılacak bir yapıya dönüşüyor. Sf. 264, 265

    Alıntı; Evrim (Atomaltı Parçacıktan İnsana Türlerin Görkemli Yolculuğu  – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  6. Baskı Mayıs 2018 – Sf. 264, 265) kitabından birebir alınmıştır.

  • Burada yaşayan primat türlerinin bir ya da birkaçı, gittikçe seyrekleşen ormanlardaki ağaçlardan yere inmek ve yırtıcılardan korunmak için de zaman zaman dikelerek çevreyi gözetlemek zorunda kalıyor. Böylece ilk ayağa kalkış denemesi ilkel de olsa başlatılıyor.

    Getirdiği yararlar nedeniyle teşvik ediliyor ve ayağa kalkmış olanlarda ön üyeler serbest hale geçerek alet yapımı için kullanılır hale dönüşüyor.

    Primat evrimini incelediğimizde, başparmağın ilkellerde diğer parmakların yanında tutularak kanca gibi salınım hareketlerinden, başparmağın her parmak ucuna ayrı ayrı değecek düzeye nasıl dönüştüğünü izleyebiliyoruz. Bunun bilim dilindeki adı “Hassas Tutuştur” ve alet yapımının en önemli adımıdır. Sf. 264

    Alıntı; Evrim (Atomaltı Parçacıktan İnsana Türlerin Görkemli Yolculuğu  – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  6. Baskı Mayıs 2018 – Sf. 264) kitabından birebir alınmıştır.

  • İki birey karşı karşıya gelince yassı vücutlarını birbirine karşı gelecek şekilde konumlandırırlar ve bu sırada dikleşmiş bir çift penislerini karşısındakinin vücuduna (herhangi bir yerine) batırmaya çalışırlar. Spermini karşısındakinin vücuduna ilk döken birey erkek olur; spermi alan da dişi kimliğine bürünür. Erkek olan uzaklaşır ve herhangi bir başka görev yüklenmez. Spermi alanın davranışı değişir, beslenme, yumurta yeri arama ve duruma göre yumurtaları koruma için çok daha fazla enerji harcamaya başlar.

    Erkekler arasındaki kavga belki de bu aşamada başladı; çünkü gen bencildir yaklaşımından yola çıkarsak birey daha az enerji harcamak ve daha rahat yaşamak için erkek kimliğine ulaşmayı ön plana alır ve bu nedenle bir zamanlar bireyler arasında başlayan erkek dişi kavgası, sonunda erkek-erkek kavgasına dönüşür. Sf. 245, 246

    Alıntı; Evrim (Atomaltı Parçacıktan İnsana Türlerin Görkemli Yolculuğu  – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  6. Baskı Mayıs 2018 – Sf. 245, 246) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eğer ölümsüzlük başlangıçta canlının özelliği olsaydı, yaşam tümüyle ortadan kalkacaktı; çünkü bir bakteri 24 saat içinde 200 milyar, birkaç gün içerisinde de dünyanın ağırlığı kadar birey meydana getirecekti. Bakteriler tekhücreliler tarafından ve kazayla tekhücreliler yine diğer organizmalar tarafından ve yine kazayla yaşamlarını yitirirler. Herhangi bir iç nedenle ölüm ortaya çıkmaz. Potansiyel olarak ölümsüzdürler. Sf. 240

    Alıntı; Evrim (Atomaltı Parçacıktan İnsana Türlerin Görkemli Yolculuğu  – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  6. Baskı Mayıs 2018 – Sf. 240) kitabından birebir alınmıştır.