Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Bu görüşe göre borsa, insan evladının bu güne kadar yarattığı en hızlı ve etkin veri işleme sistemidir. Sf. 386

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 353, 354) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dataizm iki farklı bilimsel akımın yarattığı büyük sarsıntının kesişiminden doğdu. Charles Darwin’in Türlerin Kökeni’ni yayımlamasından yüz elli yıl sonra; yaşambilimleri, organizmaları biyokimyasal algoritmalar olarak değerlendirmeye başladı. Bu büyük gelişmeyle eş zamanlı olarak, Turing Makinesi’nin üzerinden geçen seksen yılın ardından, bilgisayar bilimciler gittikçe karmaşıklaşan algoritmalar yaratmayı başardı. Bu iki önemli gelişmeyi birleştiren Dataizm, aynı matematik kanunlarının hem biyokimyasal hem de elektronik algoritmalara uygulanabildiğini gösterdi. Sf. 383

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 353, 354) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yükselen en ilginç din, ne tanrılara ne de insana hürmet ediyor, sadece veriye tapıyor: Dataizm diniSf.381

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 381) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU; Data yerine veri kelimesi kullanılıyor ama mâlumat kelimesi daha uygun gibi.

  • Homo Deus insani özelliklerinin bir kısmını koruyacak ve en karmaşık algoritmalara karşı kalesini koruyabilmesini sağlayacak, sürümü yükseltilmiş fiziksel ve zihinsel yetilerin de keyfini sürecektir. Zekâ bilinçten ayrıldığı ve bilinci olmayan zekâ tehlikeli bir hızla ilerlediği için insanların oyunda kalabilmelerinin yolu, yorulmadan kendi zihinlerinin sürümünü de yükseltmelerinden geçiyor. Sf. 366

    Birinci Bilişsel Devrim’in zihinsel yenilikleri Homo sapiens’e özneler-arası âleme giriş izni verdi ve bizi gezegenin hâkimi yaptı. İkinci bilişsel devrim de Homo deus’a hayal bile edilemeyecek yeni âlemlerin anahtarını teslim ederken bizi de galaksinin lortlarına dönüştürebilir. Sf. 366

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 366) kitabından birebir alınmıştır.

  • Herkesin standart bir fiziksel ve zihinsel sağlık seviyesine sahip olabileceği ve olması gerektiği varsayıldığı için hastayı iyileştirmek eşitlikçi bir projeydi. Doktorun görevi normun altına düşenlerin sorunlarına çare bulmak, onların da “herkes gibi” olmasını sağlamaktı. Sağlıklıyı geliştirmekse aksine elitist bir projedir. Herkese uyan evrensel bir standart olduğu fikrini reddederek bireylere diğerlerinden daha iyi olmalarını sağlayacak ayrıcalıklar vermeyi amaçlıyor. Sf. 362

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 362) kitabından birebir alınmıştır.

  • 2016’nin başı itibarıyla dünyadaki en zengin altmış iki insanın varlığı en yoksul 3,6 milyarınkine tekabül ediyor! Dünya nüfusunun 7,2 milyar olduğu düşünüldüğünde, altmış iki milyarderin, toplam nüfusun yarısının varlığına sahip olduğu anlamına geliyor bu. Sf. 361

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 361) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şimdiye kadar liberalizmin karşı karşıya olduğu üç tehditten ikisini inceledik. İlk tehdit insanların değerlerini tamamen kaybetmesi üzerine kuruluydu. İkinci tehditse, insanların topluluk halinde değerlerini koruyacaklarını ancak bireysel otoritelerini yitirerek dış algoritmalar tarafından yönetileceklerini söylüyordu. Sistem senfoniler bestelemenizi, tarih öğretmenizi ya da bilgisayar kodları yazmanızı isteyecek, ancak bu alanlarda her zaman sizden daha yetkin olacak ve yine sizin için en önemli kararları verirken siz de bu durumdan hoşnut olacaksınız. Bizi mutlaka kötü bir geleceğin beklediğini söylemiyorum, ama nihayetinde liberalizm-sonrası bir dünyada yaşayacağız.

    Gelelim liberalizm karşısında yükselen üçüncü tehdide. Bazı insanlar vazgeçilmez olmaya ve sırları çözülemez kalmaya devam edecek ve bu insanlar sürümleri yükseltilmiş dar bir süperinsan eliti oluşturacak. Bu süperinsanlar duyulmamış yeteneklerin ve görülmemiş bir yaratıcılığın keyfini sürerken, bu sayede dünyadaki en önemli kararların çoğunu almaya devam edecekler. Onlar sistemin hayati gerekliliklerini yerine getirirken, sistem onları anlayamayacak ve yönetemeyecek. Çoğu insanın sürümü yükseltilemediğinden çoğunluk bilgisayar algoritmaları ve süperinsanlar tarafından yönetilecek ve giderek daha alt bir sınıfa mensup olacaklar. Sf. 359, 360

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 359, 360) kitabından birebir alınmıştır.

  • Başka bir ifadeyle Facebook’ta üç yüz kez beğen ikonuna tıklamışsanız algoritma fikirlerinizi ve isteklerinizi eşinizden bile daha iyi tanıyabilir.

    Bazı alanlarda Facebook algoritması insanın kendisini bile alt edebiliyor. Katılımcılardan madde kullanma sıklıkları ya da sosyal ağlarının genişliği hakkındaki değerlendirmeleri istendiğinde algoritmanın tahminlerinin kişilerin kendi hükümlerinden daha isabetli sonuçlar verdiği görüldü. Sf. 353, 354

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 353, 354) kitabından birebir alınmıştır.

  • Böylesi özverili bir rehberlik hizmeti alabilmek için yapmamız gereken tek şey, her insanın bir birey olarak iyiyi, güzeli ve anlamlıyı ayıracak bir özgür iradeye sahip olduğu fikrini terk etmektir. İnsanlar anlatıcı benliklerinin yarattığı öykülerle yönlendirilen otonom varlıklar olmaktan çıkarak devasa bir küresel ağın ayrılmaz parçaları hâline gelecektir. Sf. 351

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 351) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kahneman’ın soğuk su deneyindeki gibi siyasette de anlatıcı benlik doruk-son kuralını takip eder. Yaşananların çoğunu unutarak yalnızca uç örnekleri hatırlar ve son zamanlarda olanlara orantısız bir ağırlık verir.

    Geçen seçimden beri başbakanın politikalarından şikâyet etmiş, yakaladığım herkese “bu adam sonumuzu getirecek” diye yakınmış olabilirim. Gel gör ki seçimden aylar önce vergi indirimine giden hükümet cömertçe para harcar, etkin kampanya sürecinde beynimdeki korku merkezlerine tehdit ve vaadin dengeli bir bileşimiyle hitap edebilecek en iyi metin yazarlarıyla çalışır. Seçim sabahı keyfimi kaçırarak zihinsel süreçlerimi etkileyen bir nezleyle uyanırım ve bu yüzden tüm seçenekleri bir kenara bırakarak güvenlik ve istikrara tutunmayı tercih ederim. Buyurun işte, “hepimizin sonunu getirecek adam”ı kendi ellerimle makamına geri oturturum.

    Benim yerime oy kullanması için Google’a izin vererek kendimi bu kaderden azat edebilirdim. Sf. 352

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 352) kitabından birebir alınmıştır.

  • 23andMe şirketine 99 dolarcık ödemeyi kabul ettiğinizde, size küçük bir paket yolluyor. Paketteki test tüpünün içine tükürüyor ve Mountain View, California’daki adreslerine geri postalıyorsunuz. Tükürüğünüzden DNA’nıza ulaşılıyor ve sonuçlara internet üzerinden erişebiliyorsunuz. Karşılaşabileceğiniz muhtemel sağlık sorunlarını ve kellikten körlüğe doksandan fazla genetik yatkınlığınızı sıralayan bir listeye sahip oluyorsunuz. “Kendinizi bilmek” daha önce hiç bu kadar ucuz ve kolay olmamıştı. Sf. 349, 350

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 349, 350) kitabından birebir alınmıştır.

  • Google bu zahmetli süreci dakikalar içinde sonuçlandırabilir. Yapması gereken tek şey Londralıların elektronik postalarında ve arama motorunda kullandıkları kelimeleri, hastalık belirtilerinin bulunduğu veri tabanıyla karşılaştırmaktır. “Baş ağrısı”, “ateş”, “mide bulantısı” ve “hapşırma” kelimelerinin Londra’daki elektronik posta yazışmalarında ve aramalarda günde ortalama 100 bin defa tekrarladığım varsayalım. Google sayının 300 bine yaklaştığını fark ettiği anda teşhisi koyacaktır: Bingo! İşte size grip salgını. Sf. 349

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 349) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yaşam bilimlerine göre:

    1.Organizmalar birer algoritmadır ve insanlar bölünemez bireyler değildir. Pek çok farklı algoritmanın bir araya gelmesiyle ortaya çıkan insanların tek bir iç sesi ve tek bir benliği yoktur.

    2.İnsanı meydana getiren algoritmalar özgür değildir. Genler ve çevresel baskılarla şekillenir, deterministik ya da rastlantısal kararlar verirler ancak özgür değildirler.

    3.Buradan yola çıkacak olursak, teoride benim dışımda bir algoritmanın beni benden daha iyi bilmesi ve anlaması mümkün olabilir. Bedenimi ve beynimi oluşturan her sistemi denetleyen bir algoritma tam olarak kim olduğumu, ne hissettiğimi ve ne istediğimi bilebilir. Sf. 342

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 342) kitabından birebir alınmıştır.

  • Gelecekte liberalizmin karşısında yükselecek ikinci büyük tehdit; sistem, insanlara gereksinim duysa bile, bireylere ihtiyacın kalmayacak olmasıdır. İnsanlar bestelemeye, fizik öğretmeye veya yatırım yapmaya devam edecek ama sistem insanları onların kendilerini anladıklarından çok daha iyi anlayarak önemli kararları onlar adına alabilecek, dolayısıyla bireyleri otoritelerinden ve özgürlüklerinden mahrum bırakacak.  Sf. 341

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 341) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sanayi Devrimi 19. yüzyılda devasa bir şehirli proletarya yarattı. Yeni işçi sınıfının benzeri görülmemiş ihtiyaçları, umutları ve korkuları karşısında kimse bir çözüm bulamadıkça sosyalizm yayıldı. Liberalizm, sosyalist planların en iyi yanlarını alarak sonunda sosyalizmi yenilgiye uğratmayı başardı. 21. yüzyılda biz de yeni ve devasa bir işsiz sınıfının doğuşuna tanık olabiliriz. Bu sınıf, ekonomik, siyasi, hatta sanatsal üretimde herhangi bir rolü olmayan, toplumun refahına, gücüne ve şanına hiçbir katkı sunamayacak insanlardan oluşacak. Bu “işe yaramaz sınıf” işsiz olmakla kalmayacak, istihdam edilemez de olacak. Sf. 339

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 339) kitabından birebir alınmıştır.

  • Peki, insanlar ne yapacak? Sanat sıklıkla nihai kutsal sığınağımızdır. Sf. 337

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 337) kitabından birebir alınmıştır.

  • 2010’da ABD nüfusunun yalnızca yüzde 2’si tarımda, yüzde 20’si sanayide çalışırken yüzde 78’iyse hizmet sektöründe çalışıyor, doktorluk, öğretmenlik, tasarımcılık gibi meslekler icra ediyordu. Algoritmalar insanlardan daha iyi teşhis etmeye, öğretmeye ve tasarlamaya başladığında ne yapacağız? Sf. 323

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 323) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsanlar, ekonomik değerlerini yitirmek üzereler, çünkü zekâ bilinçten ayrılıyor.

    Bugüne kadar yüksek zekâ her zaman gelişmiş bir bilinçle birlikte anıldı. Yalnızca bilince sahip varlıklar, satranç oynamak, otomobil kullanmak, hastalıklara teşhis koymak ya da teröristleri belirlemek gibi yüksek zekâ gerektiren işleri yapabiliyordu. Artık bu tür görevleri insanlardan çok daha iyi yapan ancak bilince sahip olmayan yeni zekâ türleri geliştirmeye başladık. Tüm gelişmeler kısa bir süre sonra bilinci-olmayan algoritmaların bir ağın noktalarını birleştirme konusunda insan bilincini aşabileceğini gösteriyor.

    Bilimkurgu filmleri genellikle insan zekâsına yetişecek ya da onu aşacak bilgisayarların bilinç geliştirmek zorunda olduğunu varsayar. Ancak gerçek bilim bambaşka bir yönde ilerliyor. Süperzekâya doğru ilerleyen birden fazla yoldan yalnızca birkaçı doğrudan bilinçten geçiyor, inorganik bilgisayarların evrimi, bu darboğazların etrafından dolanarak bambaşka ve çok daha kestirme bir yoldan süperzekâya varabilir.

    Bu noktada karşımıza yeni bir soru çıkıyor: Zekâ mı yoksa bilinç mi daha önemlidir? İkisi bir arada olduğu müddetçe, hangisinin daha kıymetli olduğunu sorgulamak felsefeciler için öylesine bir meşgaleden ibaretti. Ancak 21. yüzyılda bu soru siyasi ve ekonomik bir meseleye dönüşüyor. Ordular ve şirketler açısından değerlendirildiğinde cevabın çok net olması insanın gerçeklikle yüzleşmesini sağlıyor: Zekâ olmazsa olmaz hâle gelirken bilinç zorunlu olmayan bir tercih artık. Sf. 323, 324

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 323, 324) kitabından birebir alınmıştır.

  • Takip eden iki yüzyıl boyunca demokrasinin kendini savunma refleksi açık ve netti: İnsan haklarını savunmak gerekir, çünkü demokratik ülkelerdeki işçilerin ve askerlerin performansı, diktatörlüklerdeki işçilerin ve askerlerin performansından daha yüksektir. İnsanlara siyasi haklar tanımak motivasyonlarını artırır ve yetkiyi ele almaları için onları teşvik eder. Bu formül hem meydanlarda hem de fabrikalarda sorunsuz işlemektedir.

    1869-1909 yılları arasında görev yapan Harvard Rektörü Charles W. Eliot, 5 Ağustos 1917’de New York Times’a. şöyle yazmıştı: “Demokratik ordular aristokrasinin komuta ettiği, zorbalıkla yönetilen ordulardan daha iyi savaşır […] kitlelerin, yasaları belirlediği, kamu görevlilerini seçtiği, barış ve savaş meselelerini çözdüğü ulusların orduları, ulu Tanrı’nın emri doğrultusunda doğuştan gelen hakları sayesinde başa geçmiş bir zorbanın ordusundan daha iyi çarpışır.” Sf. 320, 321

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 320, 321) kitabından birebir alınmıştır.

  • 21. yüzyılda görülen üç uygulamalı gelişme, bu inançları tarihe gömebilir:

    1.İnsanlar ekonomik ve askeri değerlerini yitirecek, böylelikle ekonomik ve siyasi sistem insanlara bu kadar değer vermeyi bırakacak.

    2.Sistem kitlesel olarak insanlara değer vermeye devam edecek ama bireyler önemsizleşecek.

    3.Sistem bazı özgün bireylere değer vermeye devam edecek ancak bu özgün insan toplulukları kitlelerden farklı olarak sürümleri yükseltilmiş yeni bir süper insan eliti oluşturacaklar. Sf. 319

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 319) kitabından birebir alınmıştır.