Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Çocuklarla çalışan ya da uğraşan herkes bilir ki onlar meraklıdır ve yaratıcıdır. Her şeyi keşfetmek ve ne olduğunu kafalarında canlandırmak isterler. Okulların önemli bir kısmı onlardan bunu çekip alma, yaratıcı dürtüyü önleme çabasıdır; onları bir kalıba uydurmak, belirli davranışlarla sınırlamak, düşünmelerini durdurmak ve hiç sorun çıkarmayacak hale getirmektir. Sf. 40

    Alıntı; Propaganda ve Toplumsal Zihin – Noam Chomsky, Söyleşiler; David Barsamian, Ç; Zahit Atam (Berbat bir çeviri), (İthaki Yayınları,  1. Baskı Temmuz 2014 – Sf. 40) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsanlar, eğer bilgileri olmuş olsaydı, kendileri için ne yapacaklarına karar verebilirlerdi. Sf. 17

    Alıntı; Propaganda ve Toplumsal Zihin – Noam Chomsky, Söyleşiler; David Barsamian, Ç; Zahit Atam (Berbat bir çeviri), (İthaki Yayınları,  1. Baskı Temmuz 2014 – Sf. 17) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Entelektüellerin sorumluluğu gerçekleri söylemek ve yalanları teşhir etmektir.” Sf. 10

    Alıntı; Propaganda ve Toplumsal Zihin – Noam Chomsky, Söyleşiler; David Barsamian, Ç; Zahit Atam (Berbat bir çeviri), (İthaki Yayınları,  1. Baskı Temmuz 2014 – Sf. 10) kitabından birebir alınmıştır.

  • Murad’ın gayrimeşru oğlu Bayezid Bey, o anda ağır bir ölüm yarası almış babasının bulunduğu yere en yakın olan kişiydi ve derhal buraya yanaştı. Erleri Murad’ı çadırına taşımışlardı; vakıadır ki, Murad henüz tam ölmemişti ve bu Bayezid Bey kaydını gördü. Sf.127

    Alıntı; Yakup Çelebi’nin Öyküsü – Juan Carlos Bayo, (İletişim Yayınları,  1. Basım, Kasım 2015 – Sf. 127) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kemankeşlik her şeyden çok da bir spor haline geldi ve okun menzili hakkındaki bilgiler kitaplarda yerini aldı: Bir okçu 900 gezlik (594 m.) bir mesafeye ok atabilirse hatırı sayılır bir seviyeye ulaşmış kabul edilmekteydi ve 800 metrenin üzerinde atış yapanlar da oluyordu. Bu yayın savaşlarda daha kısa mesafeler için kullanılmış olduğu aşikârdır. Sf.126

    Alıntı; Yakup Çelebi’nin Öyküsü – Juan Carlos Bayo, (İletişim Yayınları,  1. Basım, Kasım 2015 – Sf. 126) kitabından birebir alınmıştır.

  • Murad kendi birliğini birçok piyade ve süvarilerle dördüncü kısımda kurdu. Ardından kalın zincirlerle zincirlenmiş altı bin deveyi üç sıra halinde art arda dizdirdi. Sonra dünyanın en büyük gürültüsünü çıkarsınlar diye hepsini çıngıraklar ve zillerle donattırdı. Bunları en ön safa koy-durdu ki, karşı taraf saldırmak istediğinde atların develerin gürültüsünden ürksün ve düzenleri bozulsun. Sf. 126

    Alıntı; Yakup Çelebi’nin Öyküsü – Juan Carlos Bayo, (İletişim Yayınları,  1. Basım, Kasım 2015 – Sf. 126) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye’de âdet olduğu üzere, büyük bir bey kendine eş aldığında kendi memleketine varıp halkıyla şenlik yapmadan önce katiyen eşine yanaşmazdı. Sf. 84, 85

    Alıntı; Yakup Çelebi’nin Öyküsü – Juan Carlos Bayo, (İletişim Yayınları,  1. Basım, Kasım 2015 – Sf. 84, 85) kitabından birebir alınmıştır.

  • Her türlü hainlik, düzenbazlık ve sahtekârlık düşüncesinin Yahudilerde mevcut olduğu bilindiktir; bu adam da sahtekârlığı bol olanlardandı. Sf. 59

    Alıntı; Yakup Çelebi’nin Öyküsü – Juan Carlos Bayo, (İletişim Yayınları,  1. Basım, Kasım 2015 – Sf. 59) kitabından birebir alınmıştır.

  • Babası vali ve Murad’ın Baş veziri olan Muteber Ali Paşa ile aynı adı taşıyan bu genç, yirmi dört yaşında, pek zarif ve pek bilgili biriydi. Yakub Çelebi bu gence karşı öyle bir muhabbet besliyordu ki, ikisi ne gezerken, ne yerken, ne içerken, ne de uyurken birbirlerinden ayrılabiliyor, vakitlerini daima birlikte gencin babası muteber Ali Paşa’nın evinde geçiriyorlardı. Sf. 56

    Alıntı; Yakup Çelebi’nin Öyküsü – Juan Carlos Bayo, (İletişim Yayınları,  1. Basım, Kasım 2015 – Sf. 56) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu pasaj o dönemde Batı Avrupa’da Türkiye adında bir ülkenin varlığının artık zihinlere yerleşmiş olduğunu göstermektedir. Bu kavram Selçukluların 107l’de Malazgirt zaferiyle Anadolu’ya yayılmaya başlamasıyla oluşmuştur. Ortaçağ Latincesinde Turchia veya Turquia olarak bilinen kelime, Katalanca oldu. Sf. 53

    Alıntı; Yakup Çelebi’nin Öyküsü – Juan Carlos Bayo, (İletişim Yayınları,  1. Basım, Kasım 2015 – Sf. 53) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kesin olan 15 Haziran 1389’da I. Murad’ın komutasındaki Osmanlı ordusuyla, Bosna Kralı I. Tvrtko’nun yardımcı kuvvetleriyle Sırp Prensi Lazar’ın Kosovo Polje’de (Sırpça “Karatavuk Ovası”) savaştığıdır. Ayrıca her iki tarafın da çok büyük kayıplar verdiği ve her iki tarafın hükümdarının öldüğü de kesindir. Sf. 34

    Alıntı; Yakup Çelebi’nin Öyküsü – Juan Carlos Bayo, (İletişim Yayınları,  1. Basım, Kasım 2015 – Sf. 34) kitabından birebir alınmıştır.

  • 15 Mart 1311’de Büyük Katalan Birliği (Bölüğü), söz konusu paralı Türk askerlerinin yardımıyla Gautier V de Brienne’ı devirerek Atina Dükalığı’nı ele geçirdi. Sf.13

    Alıntı; Yakup Çelebi’nin Öyküsü – Juan Carlos Bayo, (İletişim Yayınları,  1. Basım, Kasım 2015 – Sf. 13) kitabından birebir alınmıştır.

  • Değerlendirmelerimizi bitirirken Halife Osman’ın sözüne bir kez daha dikkat çekelim:

    “Hz. Osman bu hali öğrenince mescide gelip minbere çıktı. Hutbe okuyup:

    -…ayrıca da Kur’an’ı yaktığımı söylüyorlar. Şundan ötürü yaktım ki onların elindeki Kur’an azıcıktı. Ve her kişi: -Benim Kur’an’ım sahihtir, doğrudur, derdi. Bense bunun üzerine hepsini toplattım, düzelttirdim. Halkın eline doğrusunu verdim. Ellerindeki yanlış olanları yaktım….” (Tarih-i Taberi, Sağlam yay. c. 3, s. 558,) Sf. 205

    Alıntı; Mushaf (Bugünkü Kur’an) Kur’an’ı Kerim midir? (Kur’an Tarihine Metin Odaklı Eleştirel Bir Bakış) – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları,  1. Basım, Eylül 2015 – Sf. 205) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bilinmeli ki en eski Mushaflardan biri olan Halife Osman’a izafe edilen Topkapı Mushaf’ında sure adları yoktur. Sf. 203

    Alıntı; Mushaf (Bugünkü Kur’an) Kur’an’ı Kerim midir? (Kur’an Tarihine Metin Odaklı Eleştirel Bir Bakış) – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları,  1. Basım, Eylül 2015 – Sf. 203) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mushaf’ta sure adları ve ayetlerin yerleri her ne kadar Müslüman âlimlerin çok büyük çoğunluğunca tevkifidir (Allah’tandır) diye kabul edilse de bu doğru değildir. En eski yazılı metinlerde ayet numaraları yoktur. Birçok surenin adı birden çoktur.

    DİB’in yayımladığı Kur’an Yolu adlı tefsirde bu konuda şunlar yazılıdır: “Ayetlerin tertibi vahye dayanmaktadır. Ayet sayısıyla ilgili farklı rakamlar, bazı ayetlerin başlangıç ve sonlarının faklı tespit edilmesi, surelerin başlarındaki besmelelerin ayet sayılıp sayılmaması ve bazı surelerin başında bulunan harflerin ayrı ayet olarak alınıp alınmaması konularındaki ihtilafa dayanmaktadır. Bu sebeplerle ayet sayılarıyla ilgili olarak (6204- 6214-6225-6236 ve 6600 gibi) farklı rakamlar tespit edilmiştir.” (Kur’an Yolu C. 1 s. 28) Sf. 202

    Alıntı; Mushaf (Bugünkü Kur’an) Kur’an’ı Kerim midir? (Kur’an Tarihine Metin Odaklı Eleştirel Bir Bakış) – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları,  1. Basım, Eylül 2015 – Sf. 202) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mekke dönemindeki ayet ve surelerde insanın Allah’a inanması ve salih ameller işlemesi vaaz edilirken, böylece bir peygamber tavrı ve söylemi söz konusuyken Medine dönemindeki ayet ve surelerde, artık bir devlet kurmuş, bu devlette kendi inanç ve ilkelerini hayata geçirme, kurumsallaştırma çabasındaki bir hükümdarın tavrı ve söylemi görülmektedir. Sf. 201, 202

    Alıntı; Mushaf (Bugünkü Kur’an) Kur’an’ı Kerim midir? (Kur’an Tarihine Metin Odaklı Eleştirel Bir Bakış) – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları,  1. Basım, Eylül 2015 – Sf. 201, 202) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kur’an tarihi derlemesi, düzenlemesi ile ilgili birçok isim Umeyye oğullarından. Hani şu çok büyük çoğunluğu İslâm’ı en sonunda ve zorla kabul etmek zorunda kalan Ebu Süfyan soyundan. Sizce bu insanlar, Kur’an’a, Hz. Muhammed’e ve onun mirasına tam bir sadakatle bağlı kalmış, hizmet etmiş olabilirler mi? Sf. 201

    Alıntı; Mushaf (Bugünkü Kur’an) Kur’an’ı Kerim midir? (Kur’an Tarihine Metin Odaklı Eleştirel Bir Bakış) – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları,  1. Basım, Eylül 2015 – Sf. 201) kitabından birebir alınmıştır.

  • Peygamberin ölümünden sonra yapılan tedvin (derleme) çalışmalarında ta başından beri peygamberin yanında bulunan Hz. Ali, Abdullah İbni Mesud, Ubey b. Ka’b gibi önemli isimler görev almamıştır. Bunların her birinin kendisine mahsus Mushafları olduğu ve bu Mushafların bugünkü Kur’an’dan farklılıklar taşıdığı hemen herkesin kabul ettiği bir gerçektir. Sf. 199

    Alıntı; Mushaf (Bugünkü Kur’an) Kur’an’ı Kerim midir? (Kur’an Tarihine Metin Odaklı Eleştirel Bir Bakış) – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları,  1. Basım, Eylül 2015 – Sf. 199) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mushaf yani bugünkü Kur’an, 7. yüzyıla ait olduğu kabul edilen Halife Osman Mushaf’ının resensiyonunun (Eski bir eserin çeşitli nüshalarına bakılarak tespit edilen en uygun metin) çok iyi bir kopyası kabul edilebilir. Ancak bu Mushaf’ın Hz. Muhammed’den gelen vahiy metninin tıpatıp aynısı olduğunu kabul etmek doğru değildir. Sf. 198

    Alıntı; Mushaf (Bugünkü Kur’an) Kur’an’ı Kerim midir? (Kur’an Tarihine Metin Odaklı Eleştirel Bir Bakış) – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları,  1. Basım, Eylül 2015 – Sf. 198) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kaynaklarda bununla ilgili olumsuz imaj uyandıran bazı bilgilerle de karşılaşılmaktadır. (…) Hz. Peygamberin kendisine yazdırdığı ayetlerde tasarrufta bulunduğu ve “Peygambere gelenin aynısı bana da geldi.” dediği nakledilir. Bir rivayette kendisi şöyle der: Hz. Peygamber bana “Azizün Hakim” yazdırırdı, ben “alimün hakim” yazayım mı derdim, o da dilediğin gibi yaz hepsi doğrudur, dedi…” (a.g.e, s. 89)

    Abdullah’la ilgili son anlatılan rivayetin senedi çok güçlü değilmiş. Ama onun İslam’dan bir dönem ayrıldığı ve Mekke’nin fethinden sonra peygamberin önce gazabını çektiği sonra affedildiği herkesçe kabul edildiğine göre ve peygamber onun öldürülmesini istediğine göre bu anlatılanın da doğru olma ihtimali vardır.

    Kaynaklara göre bugünkü Kur’an’ın yazıya geçirilmesindeki en önemli isimlerden ikisi Muaviye ve Abdullah’ın kimlik profilleri böyle.

    Hem Ubey b. Ka’b’ın Mushaflaştırma sürecinde görev almayışı ya da ona görev verilmeyişi hem de Abdullah b. Serh ve Muaviye’nin vahiy kâtipleri olarak anılması, Mushaf’ın yani bugünkü Kur’an’ın tamamen Hz. Muhammed’e ait vahiyleri içerip içermediği konusunda çok önemli soru işaretleri oluşturmuyor mu sizce de? Sf. 196, 197

    Alıntı; Mushaf (Bugünkü Kur’an) Kur’an’ı Kerim midir? (Kur’an Tarihine Metin Odaklı Eleştirel Bir Bakış) – Tunay Bayrak, (Berfin Yayınları,  1. Basım, Eylül 2015 – Sf. 196, 197) kitabından birebir alınmıştır.