Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Menderes, Ben-Gurion’un İsrael’i ziyaret ısrarını hep reddetti. O kadar öyle ki, Ben-Gurion, Menderes’in, İsrael’i gizlice ziyaret etmesine razı olduysa da, Menderes, bunu da kabul etmedi. Herhalde güvenmiyordu; İsrael tarafının bunu ağır bulduğunu düşünebiliriz. İsrael, ol tarihte dahi, kendisini, küçük bir coğrafya’da güçlü ve büyük bir devlet görüyordu. Sf. 252

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 252) kitabından birebir alınmıştır.

  • İki, İsrael, nükleer bomba imaline çalışıyordu ve Kennedy, gizli reaktörü, öğrenmişti, tam öğrenme 1960 sonundadır.

    Üç, Kennedy, 1963 yaz ayı itibariyle, İsrael’i, nükleer bomba imalini, durdurmaya çağırıyor ve olmazsa çok büyük yaptırımlar uygulayacağını, diplomatik kanallardan, açıklıyordu. 1963 yazında, kriz çok yükselmişti, sonbaharında öldürüldüğünü ekliyorum. Sf. 243

     1964 yılındaydı, Kennedy öldürülmüştü, Başbakanlık Planlama Teşkilatı’ndan, Türkiye delegasyonunda, Tel-Aviv’de yapılan bir uluslararası toplantıya katılmıştım. Yüksek düzeyde karşılanıyorduk, Golda Meir galiba Dışişleri bakanıydı, bize konuşmuştu, konuşmacılardan birisi, Yigal Allon idi, o zaman başbakan yardımcısıdır, bir işi yapmak için iki yol var, diyordu, “doğru yol” ve “yanlış yol”, hep biliyoruz. Allon, bir de “third way” eklemişti, “Jewish way”; bir de “üçüncü yol var” ve bu Yahudi yoludur” demişti, bunu hatırlıyorum. Kennedy meselesinde, “üçüncü ve Yahudi yol” Kennedy’yi öldürmek mi, bu konuda bir ek var. Sf. 243

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 243) kitabından birebir alınmıştır.

  • Devam etmeden önce bir parantez açmak zorundayım, yanlış ya da eksik anlaşılma ihtimalini ortadan kaldırmak istiyorum. Orgeneral Mengüç’un bu İsrael bağlılığının tekil olduğunu sanmak son derece isabetsiz olmalıdır; Refik Tulga, 27 Mayıs Devrimi’nin İstanbul Valisi oldu ve daha sonra Genelkurmay’da ikinci başkanlığa yükselmişti. Ofra Bengio’nun, İsrael gizli belgelerinden çıkardığına göre, Orgeneral Tulga, İsrael maslahatgüzarına, Türk Genelkurmay’ının, İsrael’e büyük bir sevgi duyduğunu, “sympathized very strongly with İsrael” demiş ve buna, “İsrael’i şartsız desteklemeyen bir tek yüksek rütbeli subayın olmadığını”, Refik Paşa, Ordu’nun bu büyük İsrael sevgisini politikada da göremediği için pek müteessirdir. Profesör Bengio’ya göre, demek ki, Ordu, İsrael ile bu sevgi ve destek dolu ilişkilerin, a kind of guardian, bir çeşit muhafızıdır. Herhalde İsrael de bunu biliyordu, sadece Washington, Londra ve Paris’te askeri ataşeleri, vardı; buna bir de Ankara eklenmiştir. O halde, Türkiye, askeri açıdan pek büyük önemdedir. Sf. 236

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 236) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ankara’da Dışişleri Bakanı Fuad Köprülüyle, yerine geçen Fatin Rüştü Zorlu ve tabii Başbakan Adnan Menderes ile çok yakın ilişkiler kurdu, aslında “ilişki” dememek gerek, daha ötedir, “içli-dışlı” daha doğrudur. Birbirine “kardeş” gözüyle bakıyorlardı, Osmani “birader” hitap ediyorlardı, şakalaştıklarını tahmin edebiliriz, Sasson’un Tel- Aviv’e gönderdiği kriptoların birisinden anladığımıza göre, Dışişleri Bakanı Köprülü, Sasson’a bir defasında, “bir gün bir Arap devlet adamı ile konuşuyorsun, sonra bir bakıyoruz o adam artık iktidarda değil” demişti.” Övüyor mu, yoksa yeriyor mu, kim bilir, biraderâne sohbetlerdir, Sasson’un temasının sonrasında, bir kısmı öldürülüyor ve diğerleri düşüyordu. Ne acı, yalnız, bu nükteyi yaparken, Köprülüzade, tabii, kendisinin bir gün bir trafik kazasına kurban gideceğini ve Zorlu ile Menderes’in idam edileceğini hiç aklına getirmiyordu. Kim getirebilir ki, imkânsızdır. Bizimki ise bir tarih’tir. Sf. 232

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 232) kitabından birebir alınmıştır.

  • Doğru, ol tarihte Osmanlı’da “siyonist” vardı ama Cohen’in, dar anlamda “siyonist” olduğunu sanmıyorum. “Bundist” ya da “Alyansist” diyebiliriz, ilki Rusya’da ve İkincisi, daha çok, Osmanlı mülkünde bir politik yol sayılmıştı; alyansist olmaları, asimilasyonu kapsamaktadır, asimile olarak iktidara ortak olmayı kastediyorlardı. Dolayısıyla alyansistleri, en fazla eksikli ve/veya bulaşık “siyonist” sayabiliriz.

    Ayrıca o tarihte Siyonizm bir devlet kurmaktan çok Filistin’de toplanmak anlamına geliyordu, bu maksatla, Filistin’e “uçmak” Siyonizm’in en önemli problemi ve tarifi ol-muştu. “Uçmak”, İbrani’de “Aliya” olmakla biz “Aliye” şeklini kullanıyorduk.  Bugünkü İsrael’e “Uçuş” anlamındadır. Sf. 220

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 220) kitabından birebir alınmıştır.

  • İbraniler ve İbrani asıllılar için “Türk” başka bir anlamdadır. Öz-türk” ilk bakışta saçmadır, ancak batini bir işaret olduğu anlaşılıyor ki, böylece “saçma” olmaktan çıkmaktadır. Sf.222

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 222) kitabından birebir alınmıştır.

  • Toynbee’nin daha sonraki güzel yakıştırması ile İngilizler kendi hırsızlık ortaklarından, Fransa’dan çalmışlardı; savaş sonrasında taksimat, ana hatlarıyla, Sykes-Picot anlaşmasına uygun olmuştu, biliyoruz. Sf. 214, 215

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 214, 215) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1960 Nisan Ayında Menderes, Sovyetler Birliğine gideceğini açıkladı. Mayıs Ayında düştü.

    1963 Yazında, Kennedy, Sovyetler’i, kendi içinde, bir sistem olarak kabul ettiğini açıklıyordu. Sonbahar’ında öldürüldü.

    Sovyetler’e gitmek ve Sovyetler’i kabul etmek, Ben-Gurion’un kabul edebileceği haller değildirler. Sonuç ile bir mantık bağı var. Sf. 195

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 195) kitabından birebir alınmıştır.

  • Devam edebilir miyim, fakat bütün bunlar o kadar önemli değil; eğer bir tek Arap ülkesiyle barış yaparlarsa, artık savaşmaları imkânsızdır. Savaş ise ekspansiyon yoludur; İsrael’in savaştan vazgeçmesi imkânsız görünmektedir. Unutmuyoruz, “Vaad Edilmiş Toprak” sınırsızdır, sınırları belirsizdir, demek istiyorum ve demek ki barış imkânsız ve kesintisiz savaş olmak zorundadır. Bu noktaya gelmiş bulunuyoruz. Sf. 177

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 177) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu dönemde, Eliyahu’nun Tel-Aviv’e gönderdiği kripto’lara inanacak olursak, Türkiye’yi yönetiyordu ve zamanın başbakanı Menderes ile aralarında bir “birader” ilişkisi kurulmuştu. Ben-Gurion-Menderes, 1958 Gizli Paktının mimarı ise, işte bu Eliyahu.

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 175) kitabından birebir alınmıştır.

  • Altmış üç yaşındaydı, “erken göçtü” diyebiliriz; yaşasaydı, beşinci kez başkanlık yarışma gireceğine kesin gözüyle bakılıyordu ve yarıştan “ansızın” çekildi, bu tespit var. Bir otopsi yapılmadı ve sade bir törenden sonra defnedildi.

    Çiftlikte bir tek doktor vardı. Daha fazla doktor çağrılmış olsaydı, Ölümü hakkında daha net ve ayrıntılı bilgilere ulaşmak mümkündü; bu tespit de daha önce yapıldı, ben aktarmış oluyorum,

    Tek doktorun teşhisi ile yetinildiği nettir ve orası Amerika Birleşik Devletleridir, Bu doktor, ölüm günü, 12 Nisan 1945 sabahı, Başkan Roosevelt’i muayene etmiş ve sağlıklı bulmuştu, bir ilaç verip vermediği konusunda bir kayıta rastlamadım. Atak geldiğinde iki mil kadar uzakta bir yüzme havuzundaydı, yetiştirdiler. Başkana önce hafif bir baş ağrısı, daha sonra şiddetli bir baş ağrısı geldi, bayıldı, yüzü kül rengine döndü. Doktor kalp uzmanıydı, yüzmeye gittiğine göre başkan pek sağlıklıydı, öyle düşünmek zorundayız, Roosevelt bilincini yitirmişti ve beyin kanamasından öldü. Hiç akla gelmediği de kesindir. Sf. 156

    Roosevelt’in, ölümünden önce ve belki de en son, “Filistin-Vaad Edilmiş Toprak” adını taşıyan bir kitap okuduğudur ve kırk ikinci sayfa açık durumdadır. Sf. 160

    Özet şudur, a- 27 Mart 1945 tarihi itibariyle, Filistin üzerine bir kitap okuyordu, b- 6 Nisan 1945 tarihinde, Arap Şeflerine, Arapların rızasını almadan bir açıklama yapmayacağını bildirdi, c-12 Nisan 1945 tarihinde, ansızın ve hiç beklenmedik bir şekilde öldü. Hepsi budur. Sf. 161

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 156 ile 161 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir de Menderes, Nisan 1960 tarihinde Sovyetler Birliğini ziyaret niyetini açıklamış ve bir bakanı öncü olarak göndermişti. O halde, düşmeyi ve ölümü hak etmiştir. O halde ölümünde, Ben-Gurion elini görmek zorundayız.

    Kennedy’nin ölümü ise aynı kategoridedir; John Kennedy, başkanlığa gelir gelmez, Orta Doğuda İsrael’in tek başına güçlenmesini sakıncalı görmüştü ve Mısır’ın popüler ve o zaman karizmatik lideri Albay Nasır’ı ciddiye alıyordu, Mısır üzerinden Araplar’a yaklaşmak istediği kesindir. Sf. 152

    Demek ki, Roosevelt, Araplara, Filistin meselesinde bir teminat verdikten tam yedi gün sonra hiç beklenmedik bir şekilde bu dünyadan ayrılmıştı. Roosevelt, yaklaşık bir çeyrek yüzyıl önce çocuk felci geçirmişti, yorgundu; ama pek sevdiği çiftliğinde dinleniyordu ve hiç kimse ölümünü beklemiyordu. Sf. 153

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 152, 153) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1936 yılında “Arap İsyanı” bir şimşek misli başlayınca ihtilaf keskinleşti ve Haganadan ayrılık netleşti, Begin, 1937 Nisan Ayında, Ezel’in kurulduğunu söylüyor ki Ansiklopedi Judaica teyid ediyor ve doğru tarih kabul etmek durumundayız. Sf. 149

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 149) kitabından birebir alınmıştır.

  • Begin in bu kitabı, “İsyan- Ergun un Tarihi”, hem hayatını anlatıyor ve hem de “irgun” tarihini veriyor, 1937 Nisan Ayına işaret etmektedir; “Jabotinskiy’yj Herzl’den sonra modern Yahudi Tarihinin “en büyük milli-siyasi önderi” olduğunu kaydederek, Ergun’un, Jabotinskiy’nin öğretisine uygun olarak kurulduğunu da vurguluyor. Bu öğretide, gizlilik, şiddet, suikast ve Arapları sürmek yerine “Demir Duvar” ile sıkıştırarak, iradelerini kırmak ve tabi hale getirmek var. 1977 yılında, bugün de hükümetin başı olan Likud ile iktidara gelen, erguncu ve terörist Begin, Ben-Gurion’a hiç değer biçmemektedir. Sf. 148

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 148) kitabından birebir alınmıştır.

  • İkinci nokta ise şudur, “ergun” ve “ezel” bizde biseksüel olarak taşınıyorlar, her ikisini de, hem iki cinste de buluyoruz; bu ise Türk isim-biliminde yoktur, bizde kural olarak, isimlerin tek cinsiyetli olduğunu biliyoruz. İsimlerde biseksüalite bir İbrani usulüdür ve bu da, Ergun’un bir ödünç isim olduğunu teyid etmiş olmaktadır. Sf.147

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 147) kitabından birebir alınmıştır.

  • Jabotinskiy, 1909 yılında, İstanbul’da aynı anda dört siyonist gazeteyi birden yönettiğini açıklıyor. Burada adlarını vermemekle birlikte, birisi, “Jeune-Turc” olmalıdır, Fransızca yayınlanan Jön-Türk Dergisi’nin başında olduğu kesin ve belgelidir. Sf.143

    O sırada Türkiye’yi Jön-Türkler yönetiyorlardı ve Jabotinskiy, “Türklerin hâkimiyetindeki bir yerde ne güneş doğar ne de ot biter” sonucuna kesinlikle ulaşmıştı. Filistin’in Yahudilerin eline tekrar geçmesi için, Osmanlı İmparatorluğu’nu parçalamak şarttır. Sf. 143

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 143) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ve iki, Britanya’nın yanında, Filistin’de, Türklere karşı harp edecek bir “Yahudi Lejyonu” düzenledi. Türkler’in Filistin’de yenilmesinde, Yahudi Lejyonunun önemli bir rol oynadığı da, hem tarihten ve hem de savaş fotoğraflarından anlaşılıyor, net bir durumdur.” Sf. 146

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 146) kitabından birebir alınmıştır.

  • O sırada Türkiye’yi Jön-Türkler yönetiyorlardı ve Jabotinsky, “Türklerin hâkimiyetindeki bir yerde ne güneş doğar ne de ot biter” sonucuna kesinlikle ulaşmıştı. Filistin’in Yahudilerin eline tekrar geçmesi için Osmanlı İmparatorluğunu parçalamak şarttır. Sf. 143

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 143) kitabından birebir alınmıştır.

  • Peki, neden bu önemli trinite değişikliğin ilki, Menachem Begin’in, Emek Partisinin iktidarına son vererek iktidarı alması olarak ortaya çıkıyor; İsrael’de ilk kez, “dini Siyonistler” hükümet oldular.

    Dinsel Siyonizm şiddet taraftarıdır ve acımasızdır.

    İki, “Komünist Papa”, Eylül 1978 tarihinde Vatikan’a geldi, Polonyalı Kardinal Karol Wojtula’dan, söz ediyoruz; Hıristiyan dünyasında laisizme ve aydınlanma fikrine büyük savaş açıyordu. Hristiyanlıkta irtica dönemi başlamıştır; Orta Çağa dönüş sayabiliriz ve Thatcher-Reagan Dönemi bunun üzerine oturmaktadır. Thatcher de Reagan da birer Orta Çağ kafası kadar ilkeldirler; adlarını koymuş oluyoruz. Üç, 1979 yılında ise İran’da Humeyni İhtilâli başarıya ulaşmıştı ve İran Şia taassubu altına girdi; Humeyni İhtilâli’nin her yerde ve her türden İslam’ı etkilemesinden şüphe edemeyiz.

    Devam ediyoruz, benim bakışımda, “tamamlama” önemli bir yere sahiptir ve Türkiye’yi yerine oturtmak durumundayız. Yetmişli yılların ikinci yarısını, Türkiye’de “Milliyetçi Cephe” Hükümetleri dönemi olarak yazmak zorundayız, İslam en mutaassıb şekliyle, milliyetçilik en ırkçı ve kırıcı formuyla, kendisini inkâr eden ve aslında intihar halinde bir burjuva demokrat partinin başkanlığında hükümet oldular; daha sonradan “tekeliyet” adını verdiğim, tekel’li diktatorya peşinde yürüdüler. İç savaşta idik ve Eylülist diktatoryayı hazırladılar, 12 Eylül 1980 tarihindedir ve İslamizasyon’un altın çağını kurdular Osmanizasyon için köprü inşa ettiler. Sf. 142

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 142) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sakıp Sabancı’yı, çocukluk yıllarımda tanırdım, yazlarımız, İskenderun’un en güzel yaylası Soğuk Oluk’ta geçerdi, daha çok poker oynardık ve sonra Liseye, Kabataş’a giderdik. O zamanlar güzel Türkçe konuşmaya özenirdi, hep birlikte İstanbul’a Lise’ye gitmemiz, özellikle güzel Türkçe sevdamızdandı. Sonra tekeliyet geldi, Sakıp, tekelleşti ve köylüce dilini taklit etmeye başladı. Sonradan köylüleşenlerdendir. Sf. 121

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 120) kitabından birebir alınmıştır.