Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Bu sözcük, Fransızca “magasin” ve İngilizce “magazine”, bizim “mağaza” olarak kullandığımız “mahazin” ya da “hazane” sözcüklerinden geliyor, Batılılar tarafından ilk kez İspanya’da kullanıldığını kabul edebiliriz, Arap egemenliğinden kalmadır ve “ambar” ve “depo” anlamı esastır, “mahzen” de köklerinden birisi olmaktadır. Tüccarların, çeşit çeşit mallarını depo ettikleri yer idi, çeşitlilik belirleyici olmaktadır. Matbuat ve televizyona “magazin” olarak girmesi de buradan geliyor, matbuat, torba torba ya da çuval çuval mallarını depo ediyor ve satıyorlar. Sf. 120

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 120) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dinsellik mi, eninde-sonunda öğrenme kabiliyetini tüketmek olmalıdır.

    Tarikat mı, eninde-sonunda dini bozmak’tır, demeliyiz. Diyoruz.

    Sufizm mi, tasavvuf da diyebiliriz, eninde-sonunda akıldan çıkmaktır. Sürekli vecd ya da nöbet halidir.

     Tasavvuf mu, Türkiye’de, eninde-sonunda İslam’ı judaize yoludur. İslamo-judaik bir tarik arayışıdır, öyle telakki ediyoruz. Az-çok kabal’dır  ve yerindedir.

    İslamizasyon, eninde-sonunda, Türkiye’de insanı bozmak operasyonudur. Bozuculukta, şimdi, magazin ve dizilerle yarışmaktadır.

     Sınıfîdir, bozarak, fabrikada sulh peşindedir. İslamizasyon, kolay-yönetim ve diktatoryal rejim için taban hazırlama işidir. Cahil ve tabi insan ya da yaratık imalâtı demek mümkündür ve oradayız.

    İşçilerden sürü imalâtı için, bir tertip olarak ortaya çıkıyor. Feodalite döneminde geçerli idi, bugün aynı ölçüde doğru görünmektedir; şövalye düzeni ile tarikatlar birbirinden ayrılamıyordu ve şimdi fabrikalarla tarikatları ve genel olarak sufîzmi birleştirmek esastır. Şimdi İslamizasyon’un bu yeni aşaması, fabrika düzeni ile tarikat düzeninin amalgamasyonu demektir ve hedef budur. Sf. 119, 120

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 119, 120) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ama böyle bir arayışa, değişkene ve jokere hiç ihtiyacımız yoktur; parçalı, taşralı, dışarılıklı, kentlerin tekrar köye çevrildiği, “inanıyorum, öyleyse doğrudur” ilkesinin yönetim dogması olduğu bir dönemde yönetebilmek için yeteneksiz olmak zorunludur. Sf. 100

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 100) kitabından birebir alınmıştır.

  • Acı’yı temaşa ile günaha ve dine daha çok batıyorlar. İnsanların acı’yı seyretmesi çok dinseldir ve dinselliği artırıyor; Orta Çağ’ın temel seyirliği idi, biliyoruz.

    Hıristiyanlığın temelinde ise bu temaşa var, bir Roma usulü olan çarmıha germeyi, “çar”, dört ve “mıh” çivi anlamındadır, hiç unutmak istemediler.” O kadar öyle ki, alnında ve ayaklarında çivilerle acı çeken İsa’yı “Tanrı” kabul ettiler. Bu hal, belki de İsevi dinin en yaygın din olmasının ve tarikatlara daha çok dayanabilmesinin bir nedenidir; mistisizmi içselleştirdiğini düşünebiliyoruz.

    Acı mı, insanı en çok çökerten niteliktir.

    Acı mı, insan aklının en büyük düşmanıdır.

    Korku ve acı, ayrı ayrı veya birlikte, insan aklını çökertebilmektedir.

    Halide Edip, dede, imamdan daha tehlikelidir, derken pek doğru bir yerdedir; tarikatlar insandan aklını alma mekanizmalarıdırlar. Bu nedenle tarikatçılık, bir devlet politikası konumundadır. Buradayız. Sf. 78

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 76) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türk yüksek komutanlar ve Türk büyük sermayedarlar, her problemi, daha çok İslamlaşarak ve İsrael’e daha çok yaklaşarak çözmeye çalıştılar. Tek bildikleri “İki İ”, “dönüp dönüp bina” okuyorlar. Sf. 76

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 76) kitabından birebir alınmıştır.

  • Marx, ateizm’i, Tanrıyı yerinden ederek, teorik hümanizm ve komünizm’i de, özel mülkiyeti ortadan kaldırarak pratik hümanizm’in yolunun açılması olarak görüyordu. Başka bir deyişle, dinin ortadan kaldırılması insanın özgürleşmesi ve güçlenmesidir. Tersi de doğrudur; kendisine güvenini kaybetmiş insan, dindar ve aşırı dindardır. Marx’ın görüşü budur. Sf. 75

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 75) kitabından birebir alınmıştır.

  • Başlangıcı bir yere “seküler” dinsellik diyebileceğimiz bir mekanizma ya da imalâtı koyabiliriz; “trafik canavarı” veya “enflasyon canavarı” ve hatta “borsa düşse kâbusu”, hepsi dinselliğin kaynağındadırlar. Cismani işleri kontrol dışı kaynak ve otoritelere bağlamak, yavaş yavaş yobaz yaratmaktır. 12 Eylül ile birlikte animist (ruhcu, yeniden canlanmacı) edebiyatı da buraya koyabiliriz; hepsi insan aklına saldırı oldular. Sf. 75

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 75) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsanın çok güzel olması için çok büyük olması gerekmiyor ki. Sf. 68

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 68) kitabından birebir alınmıştır.

  • Koyu dinsellik ile judaize tarikatların eksiğini tv’ler ve magazin tamamlamaktadır.

    Din ve magazin, birlikte bozuyorlar. Tekeliyet için insanı bozmak esastır ve bozucuların bozulduklarına tanıklık ediyoruz. Kuantum fiziğine uygun düşüyor ve buradan devam ediyoruz. Sf. 65

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 65) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tarihi olayları bir tarafa atarak ortaya çıkardığı insanlar açısından, 1905-1925 harikadır ve ama “tarih” olarak da, burada, 1905 Rus, 1909 Jön-Türk, Çin, İran, Meksika Burjuva-Devrimleri ile Rus Sosyalist Devrimi ve Türk Burjuva-Demokrat Devrimi de var. Sf. 59

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 59) kitabından birebir alınmıştır.

  • En değerli ürün, ortak olandır.

    Ortaklık sevmektir ve sevmek, ortaklıktır.

    Ortak iş, bir ahlaktır. Sf. 42, 43

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 42, 43) kitabından birebir alınmıştır.

  • Resim yapmasını bilmiyorum. Yazarken resim yapmaya özen gösterdim.

    Beste yapamam. Yazılı dilimizi müzikal yapmaya çalışıyorum.

    Bu dili seviyorum. Çünkü Annemden duyduğum dildir.

    Bu nedenle, bir balerinanın beli misli esnetmeyi ve inceltmeyi deniyorum.  Sf. 43

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 43) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tabii imam-hatip mezunlarının beni okumalarını kesinlikle istemiyorum. Çünkü imam-hatip, din bilgisi vermek için kurulmamış, okumayı ve öğrenmeyi ortadan kaldırmak için kurulmuşlardır.

    Bir imam-hatip mezununun tek özelliği artık öğrenme kabiliyetini kaybetmesidir.

    Bunun için kuruldular.

    Öğrenme kabiliyetleri yoktur. Sf. 23

    Öğrenmeleri imkânsızdır.

    Şemsettin Günaltay bu nedenle başlattı. Süleyman Demirel bunu bildiği için çoğalttı. Öğrenmeyi durdurdular. Öğrenme kabiliyetini kuruttular. Sf. 23

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 23) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir Nisan Ayında, 1960 yılındadır, Menderes, Sovyetler Birliğine gideceğini açıkladığı zaman, Koca İsmet Paşa, “Fatin ile Adnan Bey, tehlikeli bir oyun oynuyorlar” demişti, tarihe not düşmüştür. Düşürüleceklerini ve öldürüleceklerini biliyor muydu, bilmiyorum. Sadece bu notu gün yüzüne çıkarıyorum.

    Tarih mi yazılıyor, birisi ölümü tarihe düşürmüştür. Ben sadece çıkarıyorum. Sf. 19

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 19) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kennedy, Sovyetler Birliği’nin yaşayabilir, ayrı bir düzen olduğunu kabul ve ilan ettikten hemen sonra öldürüldü. Fesatçı Ben-Gurion, Kennedy’nin öldürüleceği zaman aralığında, başbakanlıktan ayrılma tedbirliliğini göstermişti. İsrael resmi tarihinde bu ani ve kısa ayrılık hâlâ bir “muamma” sayılmaktadır. Çözmüş oluyorum. Sf. 19

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 19) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ancak ekonomi ve hürriyet ve hukuk cephesi bir yana, bizim muhalefetimiz burada yoğunlaşıyordu, şimdi her ikisini de, millici, Osmanist ve ekspansiyonist (yayılmacı) görüyorum. İsrael gizli kayıtlarına göre, Zorlu, Menderes’i yönetmektedir ve İsrael’den uzak tutuyordu. Her ikisi de, Amerikan şemsiyesi altında, Osmanlı İmparatorluğu peşindedirler. Sf. 19

    Burada bir “Yeni Tarih” var.

    Fitneye göre, her ikisi de ölümü hak ettiler. Sf. 19

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 19) kitabından birebir alınmıştır.

  • Chomsky, merkezi Türk olan Osmanlı Devleti projesinin sona erdiğine işaret etmişti. Son, akepe hükümeti ile birlikte gelmiştir. Türk-Likud Partisi, nam-ı diğer akepe, İsrael’in sınırının Van’ın kuzeyine kadar uzamasını kabul etmiş ve bunun için kurulmuş, hükümete getirilmiştir. Sf. 17

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 17) kitabından birebir alınmıştır.

  • İbrani asıllı Müslümanların kapısındayız.

    İbrani asıllı Orgeneral Kenan Evren İslam’ın altın çağını açtı.

    İbrani asıllı Orgeneral Özkök, akepeyi hükümete oturttu.

    Kök, öz ya da oz olarak, kenandadır. Sf. 17

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 17) kitabından birebir alınmıştır.

  • Plütokrasi narsist’tir.

    Kendi şekline hayrandır. Sf. 13

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 13) kitabından birebir alınmıştır.

  • Cumhurbaşkanı güzel Türkçemize titizdir ve bu çok sevindiricidir. Ancak bizim dilimizde sıfatın isim olarak kullanılması kural olarak yoktur ve çok ayrık durumlarda rastlayabiliyoruz. Güzel Türkçemiz’de “ilki başlatmak” yoktur, bu televizyoncuların bozuk Türkçe’sidir; “ilki başlatan” veya “ilke imza atan” türünden söyleyişleri, yadırgamak durumundayız. Şinasî, Agâh Efendi, Kemâl Bey, ülkemizde pek çok yeniliği başlatmışlardı, ancak, hiçbir kitabımızda bunlar için “ilki başlatmak” sözcüklerini kullanmıyoruz. Sf. 388

    Alıntı; Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 2. Basım Kasım 2006 – Sf. 388) kitabından birebir alınmıştır.