Şeytan Ayetleri öyküsü ne Kur’an’da ne de herhangi eski sözlü veya yazılı kaynakta yer alır. Peygamberin en yetkin biyografisi olan İbn İshak’ın Siret’inde de yoktur. Ancak onuncu yüzyılın tarihçisi Ebu Cafer ül Taberi’nin (öl. 923) eserinde sözü edilir. Taberi, Muhammed’in, tanrıçaların kültünü reddettikten sonra kendisiyle aşiretinin çoğunluğu arasında gelişen gerginlikten rahatsız olduğunu ve “Şeytan”dan aldığı ilhamla, benat’ullah’a (1), melekler gibi şefaatçiler olarak saygı göstermeye izin veren bazı sahte ayetler sarf ettiğini anlatır. “Şeytan” ayetleri adı verilen bu cümlelerde üç tanrıça Allah’la eşit değil fakat insanlar adına O’na aracılık yapabilecek daha küçük ruhsal varlıklardır. Taberi’ye göre daha sonra Cebrail, Peygamberce bu ayetlerin şeytan kaynaklı olduğunu ve Kur’an’dan çıkartılmaları gerektiğini, onların yerine benat’ullah’ın yansıtım ve hayal ürünü olduğunu bildiren şu ayetlerin konmasını söylemiştir. Sf. 230, 231
Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 23) kitabından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN NOTU (1) (2018); Benat; Arapça put, kukla demek. Benat’ullah, Allah’ın kuklaları, Allah’ın putları yani kutsal putlar demek ki bunlardan kasıt da Kâbe’deki Lat, Menat ve Uzza’dır.