Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Uzun namlulu silahlarla Alevilerin evleri tarandı, ev ve işyerleri yakıldı. Sivil unsurlar, özel harp tekniği olarak kaçırdıkları Alevilere önce işkence yapıyor ardından da öldürüyordu.

    Solcu ve Alevilerin, saldırılar karşısında mahallelerine çekilerek barikat kurmaları sonucu Kahramanmaraş’a oranla kayıp az oldu; 52 ölü, yüzlerce yaralı. Sf. 265

    Çorum katliamında saldırganların büyük bir bölümünün elinde uzun namlulu silahlar vardı. Bu kadar silah nasıl elden ele dolaşıyordu? Silahların kaynağı neydi?

    Bu sorular hâlâ yanıtsız.

    Ama Özel Harp Dairesi‘nin o dönemdeki taşra örgütlerinden biri de Çorum’daydı. Bu olayla ilgili olmasa da akla hemen Sabri Yirmibeşoğlu’nun şu sözü bu durumda çok anlam kazanıyor:

    “Sovyet işgaline karşı sivillerin kullanması için silahlar gömdük.” Sf. 265

    Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 265) kitabından birebir alınmıştır.

  • Güvenlik güçleri ortada yoktu!

    Saldırıların sonu gelmiyordu. Camilerde “Komünistler üç din kardeşimizi şehit etti. Oruç ve namazla hacı olunmaz. Bir Alevi öldüren beş sefer hacca gitmiş gibi sevap kazanır” şeklinde vaazlar verildi. Ve 23 Aralık 1978’de Alevilerin yaşadığı mahallelerin etrafı sarıldı. Önde maskeli ve bu kez silahlı sivil unsurlar, arkalarında ise “Aleviler camileri yakıyor, Aleviler sularımızı zehirledi” rivayetleriyle galeyana getirdikleri baltalı, kazmalı, kürekli, sopalı kalabalıklar vardı.

    Evleri yakıyor, içindekileri hunharca katlediyorlardı. Yaktıkları, yıktıkları evler tıpkı 6-7 Eylül olaylarında olduğu gibi önceden kırmızı boyayla işaretlenmişti. Ve saldırganların ellerinde cephanelik denebilecek kadar silah vardı. Bu silahları nereden gelmişti?

    Günlerce süren katliamın manzarası korkunçtu: 

    Ortadan ikiye ayrılan çocuklar, gözleri tornavidayla oyulan yaşlılar, karnı deşilen hamile kadınlar, tecavüz edildikten sonra kafası baltayla kesilen kadınlar, ağaçlara asılan gençler, diri diri yakılanlar…

    Devlet görevlilerin hiç müdahale etmediği ve üç gün kesintisiz süren katliamın bilançosu da korkunçtu:

    111 ölü, bini aşkın yaralı. Sf. 262

    Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 262) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bombalı paketlerin ilk adresi Malatya Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu’nun eviydi. Fendoğlu, 12 Nisan günü kendisine gönderilen bombalı paketi açarken, gelini Hanife Fendoğlu ve iki torunuyla birlikte parçalanarak yaşamını yitirdi. Fendoğlu’nun solcular tarafından öldürüldüğü propagandasıyla halk galeyana getirildi ve Alevilerin evleri yakıldı, dükkânları yağmalandı. Olayın üzerinden 20 yıl geçtikten sonra gerçek ortaya çıktı; o gün Malatya’da Abdullah Çatlı da vardı. Sf. 255

    Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 255) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ancak katliam sırasında öğrenci olan bir grup avukatın dava dosyasını kapatmaya niyeti yoktu. Avukatlar, 1995’te 16 Mart Davası’nın yeniden görülmesi için bir basın toplantısı düzenleyerek olayla ilgili bilgi ve belge sahibi olan herkese yardım çağrısında bulundu.

    Çağrıya yanıt aynı yıl hiç beklenmeyen bir adresten geldi. Elazığlı ülkücü Zülküf İsot’un ülküdaşı ve hemşerisi Latif Aktı tarafından bir kahvede öldürüldüğünün açıklanması katliamı yeniden gündeme getirdi.

    Oğullarının, konuşmasından korkan ülkücü arkadaşları tarafından öldürüldüğünü söyleyen İsot ailesi, sır perdesini araladı.

    İsot’un annesi Sultan İsot, “Yedi öğrenciyi öldürenlerden biri de benim oğlumdu” dedi, ablası Remziye Akyol ise diğer zanlıların adını verdi:

    “Katliamı kardeşim Zülküf İsot, Latif Aktı, Sıddık Polat ve polis memuru Mustafa Doğan yaptı. Bombalar Mustafa Doğan’ın bulunduğu polis otosundan atıldı. Emri de MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş verdi!” Sf. 246

    Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 246) kitabından birebir alınmıştır.

  • Toplantıda iki de işadamı vardı: Sakıp Sabancı ve Halit Narin.

    Her iki işadamı CHP’nin iktidar olmasını engellemek aynı isimlerin içinde yer aldığı Namık Kemal Ersun Darbesinin toplantılarına da katılmışlardı.

    Her iki orgenerale de ordudan ayrıldıklarında Sakıp Sabancı sahip çıktı! Sf. 244

    Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 244) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ankara 1 Nolu Askeri Mahkeme 1985’te Türk hukuk tarihine geçen bir karar verdi:

    “Sanık İbrahim Çiftçi’nin maktul Doğan Öz’ü taammüden öldürdüğü mahkememizce sabit görülmüş, ancak Askeri Yargıtay Daireler Kurulu kararları mahkememizi bağlayıcı nitelikte bulunduğundan sanık İbrahim Çiftçi hakkındaki 7/8’lik oyçokluğuna dayanan bozma ilamına uyularak, sırf bu hukuki zorunluluk nedeniyle sanık İbrahim Çiftçi’nin beraatına karar verilmiştir.”

    Mahkeme, İbrahim Çiftçi’nin Doğan Öz’ün katili olduğunu kabul ediyor ama ceza veremiyordu.

    Çiftçi tahliye edildi. Sf. 242

    Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 242) kitabından birebir alınmıştır.

  • İkinci Milliyetçi Cephe Hükümeti 21 Temmuz 1977’de kuruldu. Sf. 233

    Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 226, 227) kitabından birebir alınmıştır.

  • Onca cinayet, suikast girişimleri ve 1 Mayıs katliamına rağmen 5 Haziran 1977 seçimleri yapıldı.

    Beklendiği gibi kontrgerillanın üzerine giden Bülent Ecevit’in partisi, CHP birinci çıktı seçimlerden.

    CHP; 213, AP; 189, MSP; 25, MHP; 16, CGP; 3, Demokratik Parti ise 1 milletvekili çıkardı.

    Bu rakam CHP’nin tek başına iktidar olması için yeterli değildi, 13 eksiği vardı. Sf. 232

    Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 226, 227) kitabından birebir alınmıştır.

  • Süleyman Demirel bu bilginin MİT’ten geldiğini açıkladı. (1) Uğur Mumcu ise bilginin MİT tarafından değil Tercüman gazetesi sahibi Kemal Ilıcak tarafından Demirel’e verildiğini yazdı. Ilıcak’a bu bilgiyi aktaran ise Alman İstihbarat Örgütü’nün Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgenin şefi olan Dr. Hans Ekart Kannapin’di. O dönemde Alparslan Türkeş’in hep yanında olan Kannapin, ülkücülerin CIA ilişkisini sağlayan kişidir. Sf. 226, 227

    Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 226, 227) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2015); Ecevit’e suikast yapılacağı bilgisi

  • “Hükümet yetkililerinden, yarın Taksim Meydanı’nda yapacağımız mitingde şahsıma suikast düzenleneceğine dair bir bilgi aldım. Can güvenliğimin sağlanamayacağını söylüyorlar. Ben de sizlere sesleniyorum devlet can güvenliğinizi sağlayamayacakmış, o yüzden mitinge gelmeyin ama ben ve eşim yarın Taksim Meydanı’nda olacağız.”

    Ecevit’in bu açıklaması halkı öyle bir etkiledi ki ertesi gün Taksim Meydanı’nı yüz binlerce kişi doldurdu. Seçim kampanyalarının en kalabalık mitingi oldu. Sf. 226

    Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 226) kitabından birebir alınmıştır.

  • Milliyetçi Cephe Hükümeti’ndeki anlaşmazlıklar ciddi boyutlara ulaşınca AP ile CHP’nin anlaşması üzerine erken seçim kararı alındı: 5 Haziran 1977 Sf. 213

    Erken seçim kararının alındığı günden seçime kadar 133 kişi öldürüldü. Tabii öldürülenlerin tamamına yakını solcuydu. Sf. 214

    Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 213, 214) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye’deki nükleer başlıklar özel depolarda saklanıyordu ve bu depolar Amerika’nın korumasındaydı. Türk subayları bu başlıkları bırakın kullanmayı, bakamıyorlar bile. O dönemde Genelkurmay Başkanı, Hava Kuvvetleri Komutanı dâhil hiçbir Türk subayı göremiyordu bu depoları.

    Biri hariç!

    Amerikalıların nükleer başlıklarının ve depoların kodlarını verdiği isim Sabri Yirmibeşoğlu’ydu.

    Hem topçu birliklerde hem de Hava Kuvvetleri’nde var. Onlar SAS deposu dediğimiz gizli depolardaydı. Türk subayları girip de sayamazdı. Hatta Kara Kuvvetleri Komutanı Cemal Tural gezmek istemiş, sokmamışlar. Ama bir gün kasayı açık bırakmışlardı, oradan bilgileri almıştım. Ama bunlar Amerika’nın korumasında, kullanacağın zaman Amerika kod bildiriyor sana. Sf. 208, 209

    Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 208, 209) kitabından birebir alınmıştır.

  • Özülker’e göre asıl tehlike ülkücülerdi. Bu nedenle ülkücüler Özülker’in MİT’in başında bulunmasından büyük rahatsızlık duyuyorlardı. Sf. 207

    Denetlemeye Erzurum’dan başlayan Özülker, 27 Eylül 1974 günü Samsun’a geçti. Ancak aynı gece bu kentte kaldığı otel odasında ölü bulundu. Denetlemeye birlikte gittiği ve o gece otelde kalan kişi ise MİT Ankara Bölge Başkanı Albay Süleyman Yenilmez’di. Sf. 207

    Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 207) kitabından birebir alınmıştır.

  • Alayın istihbaratından sorumlu olan Yirmibeşoğlu, Türk Mukavemet Teşkilatı’nın yer üstüne çıktığı ve kanlı olayların başladığı 1963 yılında adadaydı. Sf. 201

    Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 201) kitabından birebir alınmıştır.

  • Adada görev yapan özel harpçi subayların neredeyse tamamı general oldu; Kemal Yamak, Sabri Yirmibeşoğlu, Engin Alan, Hasan Kundakçı, Doğan Beyazıt, Cumhur Evcil. Sf.198

    Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 198) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Dönemin Özel Harp Dairesi Başkanı) Kemal Yamak’a göre ise Bülent Ecevit yıllarca anlattıklarının aksine brifingden sonra Özel Harp Dairesi’nin genişletilmesini istedi:

    “Sayın Başbakan (Bülent Ecevit) Genelkurmay Başkanına (Semih Sancar) döndü ve kadar iyi bir teşkilat ve ne kadar ulvi bir görev paşam’ dediler ve “Acaba bu teşkilatlanmayı yaygınlaştırarak çoğaltsak. Buna mukabil ordumuzun barış kadrosunda önemli bir azaltmaya gitsek, nasıl olur? Bu tür bir uygulamanın çok büyük ekonomik yararları da olacaktır. Yapılabilir mi?” dediler. Tatmin olmuşlardı. Sonunda çok önemli ve milli bir görevi yapan bu teşkilatı desteklemenin görev olduğunu, istenilen mali desteğin önemli olmadığını ve sağlanabileceğini, kesilen eğitim ve öğretim desteği için gerekirse Fransa ve Almanya gibi Batı Avrupa devletleri ile temas kurulabileceğini ifade ile bize teşekkür ederek ayrıldılar. Sf. 192

    Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 192) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Bülent Ecevit Anlatıyor;)

    “Onun için Genelkurmay’dan bu paranın ne amaçla istendiğini sormak zorunda kaldım. ‘Özel Harp Dairesi için’ dediler. O güne kadar böyle bir dairenin adını bile duymamıştım. Daha önce onlara parayı ABD veriyormuş. Bir anlaşmazlık çıktığı için ödeneği kesmişler. Özel Harp Dairesinin nerede bulunduğunu sordum “Amerikan Yardım Heyetiyle aynı binada” yanıtını aldım.

    Ecevit, duydukları karşısında hayrete düşmüştü: Sf.189

    Ecevit, “ulusal güvenlik için kurulduğu” söylenen ama ülkenin başbakanının dahi varlığından haberdar olmadığı Özel Harp Dairesi hakkında hemen bir brifing istedi. Sf.190

    Ecevit’i asıl dehşete düşüren ise Özel Harp Dairesi’nin “sivil unsurlarının da bulunduğunu öğrenmesi oldu: Sf. 191

    Brifingden sonra Ecevit ile Milli Savunma Bakanı Haşan Esat Işık, Özel Harp Dairesi’nin sivil uzantılarını ortadan kaldırmaya karar verdiler. Sf. 191

    Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 189 ile 191 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • MSP’nin lideri Necmettin Erbakan’dı. Darbeyle Milli Nizam Partisi’nin kapatılmasından sonra Erbakan yurtdışına çıkmıştı.  Ama 12 Mart darbesini gerçekleştirenler olası seçimde AP’nin tek başına iktidara gelmesini önlemek için Erbakan’ı Türkiye’ye geri çağırdılar. Bunun için Muhsin Batur ve Turgut Sunalp İsviçre’ye gidip Erbakan’a gelmesi durumunda kendisini koruyacakları güvencesi verdiler. Bu güvenceyle dönen Erbakan I972’de MSP’yi kurdu. Sf. 187

    Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 187) kitabından birebir alınmıştır.

  • Önceki bölümlerde belirtildiği gibi Amerika, yardım kuruluşu JUSMMAT aracılığıyla kuruluşundan itibaren Özel Harp Dairesi’nin giderlerini karşılıyordu. Bu amaçla daireye her yıl bir milyon dolar veriyordu. 1974’te kadar bu paranın Özel Harp Dairesi’ne verilmesinde bir aksama yaşanmadı. Sf. 187

    Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 187) kitabından birebir alınmıştır.

  • 14 Ekim de yapılan seçimlerde CHP birinci parti çıktı. 186 milletvekili çıkartan CHP, tek başına çoğunluğu sağlayamamıştı. MSP 49, CGP 13, MHP 3 ve BP 1 milletvekilliği almıştı. Sf. 186

    Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 186) kitabından birebir alınmıştır.