Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Bulunduğu ortamlarda eşim tarikata bile katıldı. Düzenli namazını kılıyordu. Fransa’da daha fazla dinine bağlı oldu. Ben de Fransa’ya gittiğimde öyle bir duyguya kapıldım. Özlemin getirdiği bir şey herhalde.”

    Bu konuda Gökçen Çatlı da bir ekleme yapıyor:

    “1983 senesinde Fransa’nın Poitiers şehrinde yaşıyorduk. Babam orada İslam Derneği kurdu. Ben de Kuran kurslarına gidiyordum.”  s. 172

    Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – s. 172) kitabından birebir alınmıştır.

  • ASALA’nın önde gelen şeflerinden Agop Agopyan, 1988’de Atina’da öldürüldü.

    Agopyan suikastının örgütün iç çekişmelerinden kaynaklandığı öne sürüldü.

    Mihran Mihranvan adıyla da tanınan ve gerçek adının Musullu Bedros Ohannesyan olduğu sanılan Agopyan’ın, MOSSAD tarafından öldürüldüğü de iddia edildi. MİT’in ASALA’ya karşı MOSSAD’la ortak eylemlerinin de olduğu biliniyor.

    “Beyrut’un doğusunda, rakısıyla meşhur Zahle yakınlarındaki Ermeni kamplarına MİT birimlerinin de katıldığı operasyonlar düzenleniyor, önemli ASALA kadrolarının öldürülmesinin yanı sıra, örgüt kayıtları, üyeler, tetikçiler, destekçiler, para kaynaklarının listeleri de ele geçiyor. Ancak bunları ele geçiren MOSSAD oluyor ve bu kayıtların hepsi MİT’e verilmiyor.” s. 166

    Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – s. 166) kitabından birebir alınmıştır.

  • I. Johannes-Paulus’un papalığı otuz üç gün sürdü. 29 Eylül 1978’de öldüğünde, yanında kimse olmadan ölen ilk papa oluyordu. Otopsi yapılmadı. 1975’ten beri doktorluğunu yapmış Profesör Giovanni Rama çağrılmadı. Normal bir ölümle öldüğü açıklandı. Ölüm nedeni ve saati meçhul kaldı, dijitalinle zehirlendiği iddiaları kanıtlanamadı.  . Ama bir şey kanıtlandı: Gladio kendini merak edenleri affetmiyordu. s. 135

    Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – s. 135) kitabından birebir alınmıştır.

  • Gladio adı o tarihlerde henüz bilinmiyordu. Bu karmaşık ilişkilerin arkasında bulunan örgütün adının Gladio olduğunun anlaşılması için 1990 yılını beklemek gerekti.

    İtalyan Savcı Felice Casson, yeraltına gömülü çok sayıda silah deposu buldu ve bunların İtalyan gizli servisinin emrinde olduğunu saptayınca harekete geçti. Başbakan Giulio Andreotti’ye gizli servisin arşivlerini inceleme izni için başvuruda bulundu. Uzun süre yanıt alamayan Savcı Casson, nihayet Temmuz 1990’da bu izni alıp araştırmalarını sürdürünce, bir adı da “Süper NATO” olan, “Gladio”yu keşfetti.

    “Başbakan Andreotti, 29 Kasım 1990’da “Gladio” (Kılıç) adlı bu “devlet çetesi”ni lağvetti ama sorumluluktan kurtulamadı. Meclis’te kurulan, “Sağ Terörizmin Aydınlatılmamış Suikastları Komisyonu”nun önüne çıktı. Konu, eski askeri gizli servis SİFAR (sonradan SİSMİ) mensuplarının veya 1970’li yıllarda pek çok kez patlayıcı madde atılmasında bunlarla işbirliği yapanların; ayrıca soruşturma sırasında ipuçlarının yok edilmesine yardımcı olanların araştırılmasıydı.

    Sol terör örgütü Kızıl Tugaylar’ın Aldo Moro’yu öldürmesi olayının altından da Gladio çıktı. Sonunda İtalyan Devlet Başkanı Francesco Cossiga, “Eğer yasalar çiğnenmişse, suçlu benim’ dedi.

    Derken, NATO’ya bağlı tüm Avrupa ülkelerinde gizli silahlı gruplar örgütlendiği ve gizli cephane depoları oluşturulduğu anlaşıldı. ABD yönetimi, Sovyet Kızıl Ordusu’nun Avrupa’yı işgal edeceği varsayımıyla, NATO üyesi bütün ülkelerde gizli kontrgerilla örgütleri kurmuştu. Bu örgütlenmenin iki ayağı vardı: yerüstünde özel komanda birlikleri, yeraltında “vatanseverlerden oluşan ve kural olarak hiçbir yasaya bağlı olmayan, köylere kadar inen gizli bir örgütlenme. Sf.132

    Brüksel’deki NATO karargâhı olan bu örgütler, birbirinin peşi sıra ortaya çıkarıldı ve sorumluları yargılandı. İtalya’da “Gladio”, Almanya’da “Stay Behind” veya “Gehlen Harekâtı”, Fransa’da “Rüzgâr Gülü”, İngiltere’de “Secret; British Network Revealed”, Belçika’da “SDRA-8” veya “Glaive”, Hollanda’da “NATO Command” veya “O ve 1 Örgütü”, İsviçre’de “P-26”, Avusturya’da “Schwert”, Yunanistan’da “B-8, Sheepskin’’ veya “Kızıl Teke Derisi Örgütü”, Türkiye’de “özel Harp Dairesi” veya “Kontrgerilla” ya da son zamanlarda öne çıkan bir ad “Ergenekon”.

    Konuyla ilgilenen Alman yazar Leo A. Müller, Türkiye’deki “Gladio”yla ilgili olarak şunları yazdı:

    “Türk Gladio şubesi, ülkenin NATO’ya geçişinden bir yıl sonra kuruldu, örgüt ilk başlarda ‘anti-terör örgütü’ olarak adlandırılıyordu ve Amerikan askerî misyonuna (Jussmat) yuvalanmıştı.

    Türk gladyatörler yirmi yıldan beri ülkede terör ve işkenceye katılıyor işkenceye katılıyor. Türk gerilla örgütü, gizli NATO görevi içinde faaliyet gösteren en vahşi ve en kanlı birliklerden biriydi. Gizli örgüt 1970’li yıllarda ülkedeki güvensizlik ortamını yaratan terör saldırılarını yönetmiş ve askerî darbeye doğrudan katılmıştı. Türk gladyatörlerin finansmanı açıkça Amerikan yardımından sağlanmıştı. Türk Gladio örgütü, 1970’li yıllarda pek çok aydın ve işçi önderini katleden faşist Bozkurtlar’ın saflarından toplanmıştır.” Sf.133

    Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – Sf. 132, 133) kitabından birebir alınmıştır.

  • Calvi masonik bir biçimde öldürülmüştü. Boynuna geçirilen halata mason düğümü atılmıştı; cepleri mason sembolleriyle doldurulmuştu, hatta cinayet yeri bile simgesel özellikler taşıyordu. Calvi’nin cesedinin bulunduğu köprünün adı Blackfriairs, İngilizcede “siyah cüppeli keşiş” anlamına gelmekteydi, Calvi’nin bağlı bulunduğu İngiliz locasının adı da Blackfriairs’ti.

    Gladio, infaza imzasını atmıştı. Sf. 130

    XIX. yüzyılda kurulup sonradan yok olan “Propaganda Due” (P2) Mason Locası, 1966 yılında İtalya Büyük Şark Locası’nın o zamanki “üstadı âzâmı” Giordino Gamberihi’nin emriyle yeniden kurulmuştu. Locayı kurmakla da üstat Licio Gelli görevlendirilmişti. Sf.130

    Gelli’nin ilginç olduğu kadar karanlık bir geçmişi vardı. Alman SS’lerine katılmış, Nazilerle birlikte savaşmış, hem KGB’ye, hem CIA’ya çalışmıştı. Sf. 130

    Zirvede son iki isim, Vatikan’daki Papa’nın yanı başına yerleştirmişlerdi: P2’nin Vatikan’daki baş temsilcisi, Amerikan asıllı Kardinal Paul Casimir Mercinkus ve Vatikan’ın malî danışmanı, kara para uzmanı, Güney Amerika’daki diktatörlüklerin finansörü Michele Sindona. Sf. 131

    Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – Sf. 130, 131) kitabından birebir alınmıştır.

  • Alman istihbarat örgütüyle ilişkilerini Dr. Kannapin adında bir Alman aracılığıyla kurmuştu.

    Dr. Kannapin, Alman CDU (Hıristiyan-Demokrat Birliği) partisine mensup bir siyasetçiydi ve Alman istihbarat örgütü BND’nin eski ajanlarından biriydi. Enver Altaylı’nın Almanya’da yakın ilişki içinde olduğu kişilerden biri de, Türkeş’in çok eski dostlarından olan CIA görevlisi Ruzi Nazar’dı. Altaylı, Kannapin de Ruzi Nazar’a olan yakınlığıyla tanımıştı.

    E. Altaylı gibi Özbekistan kökenli olan Ruzi Nazar, 1941’de Kızıl Ordu’dan kaçıp Nazilere katıldı. Daha sonra da Nazi ordusunda ünlü Türkistan Birliği’ni kurdu. Sf.118

    1950’li yılların başında, Amerika’nın Sesi radyosu için program hazırladığı Münih’te, CIA ajanı Paul Henze’yle tanıştı. Henze ile Nazar, 1959’da Türkiye’nin Amerikan Büyükelçiliği’nde birlikte görev yaparlarken, Albay Türkeş’le sıkı bağ kurdular. Ruzi Nazar 1971’de Türkiye’den ayrıldı ve 1974’te Bonn’daki Amerikan Elçiliği’nde görevlendirildi. O zamanlardan beri MHP’li militanların Alman resmî makamları tarafından himayesini sağlıyordu. Sf.119

    Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – Sf. 118, 119) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çatlı yurtdışına kaçarken, birçok eylemde aktif olarak yer aldığı Türkiye’de; 1974’ten 12 Eylül 1980’e kadar 2.109’u sol, 1.286’sı sağ görüşten olmak üzere toplam 5.388 vatandaş yaşamını kaybetmişti. Sf. 117

    Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – Sf. 117) kitabından birebir alınmıştır.

  • Emekli büyükelçiye göre iki MİT’çi, Hiram Abas ve Mehmet Eymür, CIA’cı Paul Henze’yle ilişki içindeydiler.

    Olgaçay, bunun ardından ekliyor: “Bilhassa belirtmek istediğim, CIA ile masonluk arasındaki işbirliğinin kaçınılmaz olduğu, hatta bundan da öte ikisinin özdeşleşmiş bulunduğudur.”

    İtalyan Gladiosu’nun; P2 mason locası, İtalyan mafyası, Neonazi aşırı sağcılar ve CIA ilişkileri göz önüne alındığında, bizdeki durumun da çok farklı olmadığı ortaya çıkıyor: CIA ve MİT’in mason ekibi, Türk mafyası ve Ülkücüler... Sf. 116

    Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – Sf. 116) kitabından birebir alınmıştır.

  • Başbuğ ve parti yöneticileri hakkında Ankara Sıkıyönetim Askerî Mahkemesi’nde “MHP ve Ülkücü Kuruluşlar” davası açıldı. “Fikri iktidarda, kendisi hapiste” ydi.

    12 Eylül darbesinden sonra toplam 210 bin dava açıldı. 650 bin kişi gözaltına alındı. 50 idam cezası infaz edildi. 177 kişi işkencede öldü. 30 bin kişi yurtdışına kaçtı, 14 bini yurttaşlıktan çıkarıldı. Sf. 103

    Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – Sf. 103) kitabından birebir alınmıştır.

  • CİA Türkiye Masası Şefi Paul Henze, Beyaz Saray’da Situation Room diye bilinen, çok önemli gelişmeleri izleyen bölümü aradığında, “Our boys have done it” (Bizim çocuklar darbe yaptı) dedi. Sf. 99

    Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – Sf. 99) kitabından birebir alınmıştır.

  • Başta Abdi ipekçi olmak üzere Milliyet gazetesi, onurlu bir çizgi izleyerek kardeşkanına neden olan silah kaçakçılığı üzerine cesurca gidiyordu.

    O günlerde basında bir dedikodu kulaktan kulağa yayılıyordu.

    Abuzer Uğurlu’nun da yakın arkadaşı olan, Ekspres adında küçük bir gazetenin sahibi, işadamı Kemal Derinkök Milliyeti satın almak istemekteydi.

    Özellikle Abdi İpekçi, Milliyet gazetesinin satılmasına, dolayısıyla susturulmasına kesinlikle karşıydı… Sf. 85

    Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – Sf. 85) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çorum Sungurlu MHP İlçe Başkanı Şakir Babuç’un Dev-Yol’a silah satarken yakalanmasını nasıl değerlendirirsiniz?.. Sf. 84

    Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – Sf. 84) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bekir Çelenk Gaziantep’te, Suriye sınırının yakınında doğdu. 1962’de, yirmi sekiz yaşındayken, ilişki kurduğu evli kadınların öfkeli kocalarından kaçıp İsviçre’ye gitmiş, İsviçre ile Türkiye arasında kaçak saat ticaretinden kısa zamanda yükünü tutmuştu. Sf.78

    Bekir Çelenk’in işbirliği yaptığı isimler arasında dünya çapında ünlü uluslararası kaçakçılar vardı. Örneğin, faaliyetleri hakkında daha ileride ayrıntılı bilgi vereceğimiz, CIA denetiminde uluslararası silah kaçakçılığı yapan, Suriye asıllı Ermeni Henry Arslanyan (Henry Arsan). s. 78

    Abdullah Çatlı’nın Malatyalı çok arkadaşı vardı: “Yavru” diye isim taktığı ve Malatyalı Ülkücülerin lideri Oral Çelik ve Oral Çelik’in “emrindeki” Mehmet Ali Ağca, Mehmet Şener… s. 79

    Mehmet Ali Ağca da hemşerisi Abuzer Uğurlu sayesinde harçlığını, köşe başlarında kaçak Marlboro satarak sağlıyordu. Ve daha Çatlı İstanbul’a gelmeden Önce Abuzer Uğurlu’yla birlikte çalışmakta olan başka bir Ülkücü Malatyalı: Yalçın Özbey. s. 79

    Abuzer Uğurlu’nun bir eli CIA’da, diğer eli MİT’teydi. 1979 yılında İstanbul’da yapılan Babalar Operasyonu’nda aranan Abuzer Uğurlu’yu, Beşiktaş Emniyet Amirliği’ne, İstanbul Ülkü Ocakları eski başkanı Komando Mustafa ile MİT’in gözde elemanı Mehmet Eymür teslim ediyordu. MİT görevlisi, Abuzer Uğurlu’yu teslim ederken, Emniyet Amiri Sadettin Tantan’a, “Ona iyi davranın” uyarısında bulunmayı da ihmal etmedi. Bu kadar güçlü ilişkileri olan Abuzer Uğurlu doğal olarak cezaevinde fazla kalmadı. s. 79

    Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – s. 78, 79) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tesadüf: 1977 yılının Şubat ayında CIA’nın yeni başkanı Amiral Stansfield Turner Türkiye’yi ziyarete gelmişti. 

    Tesadüf: MHP lideri Türkeş’in dünürü Şahap Homriş MİT Hukuk Dairesi başkanıydı.

    Tesadüf: Türkeş’in damadı Yüzbaşı Davut Homriş ise o günlerde Özel Harp Dairesi’nde görev yapıyordu. s. 46

    Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – s. 46) kitabından birebir alınmıştır.

  • 18 Haziran 1970’te Ankara’da Ülkücülerin elindeki Site Öğrenci Yurdu’nda nöbet tutan Ülkü Ocakları Derneği üyesi Zeki Erdoğan, ülküdaşı Muzaffer Sözügüzel tarafından kazayla öldürüldü. İki Ülkücü öğrenci, Süleyman Özmen Ankara Yüksekokulu’nda çıkan kavgada, Dursun Önkuzu da Ankara Erkek Yüksek Öğretmen Okulu’ndaki çatışmada çatıdan düşerek yaşamını kaybetti. s. 29

    Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – s. 29) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kan akmaya başladı.

    İlk öldürülen kişi solcu Vedat Demircioğlu’ydu.

    16 Şubat 1969, “Kanlı Pazar”: Duran Erdoğan ve Ali Turgut 19 Eylül 1909: Mehmet Cantekin.

    23 Eylül 1969: Taylan Özgür.

    14 Aralık 1969: Mehmet Büyüksevinç ve Battal Mehetoğlu 1970’e gelindiğinde sekiz kişi yaşamını kaybetmişti. Hepsi solcuydu.

    Solcular ellerine silah almaları için adeta kışkırtılıyorlardıs. 28

    Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – s. 28) kitabından birebir alınmıştır.

  • “MHP artık Türkçü bir parti değildir” diyerek partiden kopan Ali Balseven, Ankara Kurtuluş Parkı’nda “davadan döndü” denilerek öldürüldü!.. s. 22

    Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – s. 22) kitabından birebir alınmıştır.

  • İspanya’da Franco’ya “Coudillo”;

    Almanya’da Hitler’e “Führer”;

    İtalya’da Mussolini’ye ‘Duçe”

    Türkiye’de ise Alpaslan Türkeş’e diğerleriyle aynı anlama gelen “Başbuğ” diyordu partili arkadaşları. s. 21

    Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – s. 21) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çatlılar…

    Hacı Mehmet Çatlı, Nevşehir yöresinde tanınmış bir isimdi. Tanınmışlığı mahalle mahalle dolaşarak kalaycılık yapmasından ileri geliyordu.

    Hacı Mehmet aynı zamanda şıhtı.

    Yıllar önce Nevşehir’deki Çat adlı köyde toprakları karınlarını doyurmaya yetmeyince tası tarağı toplayıp ailesiyle şehre göç etmişti.

    Hacı Mehmet, Nevşehir’e geldiğinde, kent nüfusunun üçte birini oluşturan Rumların Yunanistan’a göç etmesi nedeniyle, onlardan kalan bir konağa yerleşti…  s. 18

    Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – s. 18) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mücadele tekniklerinden birisi de şiddet hareketleri ve misillemeleridir. Ancak bu tekniğin halka uygulanışının çok hassas olduğu unutulmamalıdır.         Cihat Akyol- Tümgeneral Özel Harp Dairesi Başkanı – “Gayri Nizamî Kuvvetlere Karşı Harekât” (Silahlı Kuvvetler Dergisi, Mart 1971, s.14) s. 212

    Tehlikenin büyüklüğünü ispat yollarından biri de, eldeki hadiselerin sayısını artıracak, sanki ayaklanma kuvvetleri yapıyormuş gibi halka haksız muamele örnekleriyle sahte operasyonlara başvurula bilinir. s. 212

    Bazı ahvalde propaganda için istismar edilmek üzere mürettep olaylar meydana getirilir. İsyancıların yaptığı intibaını verecek, yağma ve katliam, ırza tecavüz olayları ele alınabilir. Ancak hemen bilinmelidir ki konu çok hassastır; yer, zaman, şekil ve mahiyeti itibariyle ustalık gösterilmezse tersine karşı koymaya zarar getirebilir. s. 213

    Kalabalık şehirlerde kışkırtıcı ajanlar organize edilip üniversite ve fabrikalara sokulurlar. Endüstri ve eğitim merkezlerini ele geçirirler. Bu ajanlar sabotaj malzemeleriyle yıkıcı harekâtta bulunurlar. Tedhiş hareketleri düzenleyerek, gaye uğruna soygunlar yaparlar, cinayet işlerler. Cahit Vural Piyade Albay (Gerillaya Giriş kitabının, “Gerillaya Karşı Mücadelede Yardımcı Faaliyetler” bölümünden)  s. 213

    Alıntı; Binbaşı Ersever’in İtirafları – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 29. Baskı Ağustos 2005 – s. 212, 213) kitabından birebir alınmıştır.