Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • (Elisee Reclus, “Lazistan, Ermenistan ve Kürdistan” çev. “Miyapan”, Vağarşabad, 1893, Alıntı;)

    “Ermeni ve Kürt yaylalarında yaşayan aşiretlerde tüm Müslüman ve Hıristiyan tarikatlarının yanı sıra Mazdaizm’den bilinçsiz izler de vardır. Kızılbaşlar (bu kelime Afganistan ve birçok Doğu ülkesinde Pers ırkına ait insanlar için kullanılır) çoğunlukla Kürt’tür. Bu tarikata ait 400.000 insanın 15 bini Türkmen soyundandır. İki-üç aşiret de kendilerini Arap adlandırır. Başlıca nüfusları Fırat havzasının ortasında, Kirmeli kıyısında ve yukarı Kızılırmak vadisinde yaşayan Kızılbaşlar, Müslümanlarca bir Hıristiyan tarikatı olarak görülür; çünkü onlar da şarap içer, kadınlarını örtmez, vaftiz ve komünyon [kutsal ekmek] ritüellerini uygularlar. Diğer tarikatlara kıyasla komşularınca kesinlikle dışlanan Kızılbaşlar, doğru mu yalan mı bilinmez, ışık söndürülünce cinslerin tam bir karışıklığının hüküm sürdüğü ve bundan kaynaklanarak çırah söndüren adıyla da genelde anılmalarına neden olan gece kutlamaları düzenlemekle suçlanırlar.” Sf. 180

     Alıntı; Dersim (Seyahatname) – Antranik, Ermeniceden Çeviren; Payline Tomasyan, (Aras Yayıncılık, Kasım 2012, Sf. 180) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kureşanlılar: Dersim’de tek başlarına etkin bir aşirettir. Onların dışında kimsenin dini lider olmak gibi bir gücü ve hakkı yoktur. Sf. 179

     Alıntı; Dersim (Seyahatname) – Antranik, Ermeniceden Çeviren; Payline Tomasyan, (Aras Yayıncılık, Kasım 2012, Sf. 179) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sultan bu sefer Dersim ormanlarını yakmaya, tüm o yüce dağları çıplaklaştırmaya karar verdi. Amacına ulaşmak için Batum’dan Dersim’e, Trabzon üzerinden büyük miktarda petrol getirtti. Her şey hazır olduktan sonra, Kuzuçan ve Çarsancak’tan başlayarak petrolü ormana serpip ateşe verdiklerinde, herkesi şaşkına çeviren bir şey oldu; bu sefer de doğa Osmanlılara karşı çıktı. Hava bulutlandı, dağlar karardı, ardından korkunç bir sağanak, dolu ve yağmur, şiddetli rüzgârla birlikte Osmanlıların girişimini boşa çıkardı. Bu şaşırtıcı olay karşısında Osmanlılar takdiri ilâhinin Dersimlilerden yana olduğu kanısına vardılar.

    Sultan istemese de yumuşadı, Sf. 170

     Alıntı; Dersim (Seyahatname) – Antranik, Ermeniceden Çeviren; Payline Tomasyan, (Aras Yayıncılık, Kasım 2012, Sf. 170) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sultan silah zoruyla Dersim’i kendisine bağlayıp emellerine alet edemeyeceğini anladı. Diğer Kültlere yaptığı gibi, daha önceden planladığı son bir yola başvuracaktı, Yeniçeriliği, Hamidiye Alayı adıyla tekrar kuracaktı. Sf. 168

    Reislerin bir kısmı sultanın önerilerini reddedip çetelerini toplayıp çevredeki köy ve kasabalara saldırdılar, talan edip ateşe verdiler, insanları kılıçtan geçirdiler.

    Sultan hem şaşırdı hem de öfkelendi. Bu sefer birkaç tabur asker ve 8-10 dağ topu teslim ederek Fazlı Ferik ve Derviş Müşir paşalara Dersim’e gidip bu dizginsiz Kürtleri, Bulgaristan’da yaptıkları gibi, dize getirmelerini emretti. Bulgarları kırmakla ünlenmiş olan bu iki yüksek rütbeli paşa, büyük bir hiddetle İstanbul’dan Dersim’e doğru yol aldılar. Eğin şehrine varınca, Fırat’ın sağ kıyısına (1887-1888) orduyu konuşladılar; ertesi günü de üstlendikleri cellatlık görevini yerine getireceklerdi. Sf. 169

    Müşir Paşalar hiç sonuç alamadan, boyunları bükük, İstanbul’a döndüler ve sultana, Dersim’in korku salan heybetli dağlar ve ormanlarla kaplı bir doğaya sahip, tarifi imkânsız bir konumu olduğunu; ormanlardaki her bir ağaç ve dalın Osmanlı ordusuna karşı bir adım bile geri atmadan savaşan bir asker olduğunu; o ormanlar var oldukça Dersim’in yenilmez kalacağını anlattılar.

     Alıntı; Dersim (Seyahatname) – Antranik, Ermeniceden Çeviren; Payline Tomasyan, (Aras Yayıncılık, Kasım 2012, Sf. 169) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu durum altı-yedi yıl sürdü, ta ki sultan sonunda sürdürdüğü bu uzun savaşların isyankâr Dersimde boyun eğdiremeyeceğini ve bir yarar da sağlamadığını hissedene kadar. Tersine, Dersimlilerin içlerindeki savaşçı ruhu daha da körüklemiş, Osmanlı devletine yarar getireceğine iki, üç katı zarar vermiş oldu. Çabalarının böylece tümüyle boşa gittiğini görünce Dersim vilayetini dağıtmak zorunda kaldı. Yani devlet otoritesini tanımış olan yerlerin büyük küçük tüm yöneticilerini Dersim’in civarındaki vilayetlere bağladı. Mesela Tercan ve Kuzuçan’ı Erzincan mutasarrıflığına. (Erzurum vilayetine) bağladı; Hozat’ı vilayetlikten mutasarrıflığa (Harput vilayetine bağlı) indirdi ve kaymakamlarca yönetilen Pağ, Mazgirt, Kızıl-Kilise, Peri ve Çemişgezek’i bu mutasarrıflığın yetkisine verdi; ama bu kasabalardan uzak kalmış Dersim’in doğusundaki bazı köyleri Kiğı kaymakamlığına bağladı. İsyankâr tutumlarını sürdüren Dujik ve Kuti Deresi ise tamamen bağımsız kaldılar. Sultan sonunda bir avuç dağlıyı durdurmakta başarısız oldu. Onlar ise isyankâr hayatlarına ve baskınlarına devam etmekteler. Sf. 168

     Alıntı; Dersim (Seyahatname) – Antranik, Ermeniceden Çeviren; Payline Tomasyan, (Aras Yayıncılık, Kasım 2012, Sf. 168) kitabından birebir alınmıştır.

  • Komutan Paşa evvelce, yani Dujik-Baba’yı alır almaz hemen Sultan II. Abdülhamid’e “Dersim kaleleri alındı ve ıslahat kabul olundu” diye haber ulaştırmıştı. Ama bu son mağlubiyeti bildirmedi ve Dersim’i tümüyle zapt edilmiş, Osmanlı’ya bağlanmış gibi gösterdi. Sultan da Dersim’i vilayet ilan etti ve 400-500 haneden ibaret bir köy olan Hozat’ı da vilayet merkezi yaptı. Burada üç-dört tabur talimli ve düzenli Osmanlı askeri her daim hazırdı.

    Vilayet ilan edildikten sonra Hozat dağlı Dersimliler için artık bir “sürçme taşı” na döndü. Dersimliler güçlerini gruplara bölerek Dersim’in Osmanlı’ya bağlanan tüm bölgelerinde sürekli isyan çıkarmaya başladılar. Osmanlı Devletine görünüşte tabi olma sözü vermiş olanlar da isyanlara katıldılar. Bu çeteci gruplar öylesine gözü kara idiler ki, sık sık Hozat, Pağ ve Kızıl-Kilise’ye saldırıyor, Osmanlı görevlilerini kılıçtan geçiriyor, bütün kışlaları, cephanelikleri, genelde devlet mallarını talan ediyorlardı. Osmanlı yönetimi ise onca kuvvetine rağmen bu çeteci grupları püskürtmekte yine de başarısızdı; zira izole bir halde yalnızca şehirleri mekân tutmuştu ve bir adım dahi uzaklaşacak halde değildi. Sf. 167

     Alıntı; Dersim (Seyahatname) – Antranik, Ermeniceden Çeviren; Payline Tomasyan, (Aras Yayıncılık, Kasım 2012, Sf. 167) kitabından birebir alınmıştır.

  • (1877) Osmanlılar sadece Munzur’u geçmek için çok büyük kayıp verdiler ve bir kez daha başarılı olamadılar. İçlerinden Arnavut bir binbaşı, elinde Osmanlı bayrağı, “Padişahım çok yaşa,” diye bağırarak zar zor Munzur’un öbür tarafına geçti, ama bu cesur hamlesiyle esir düştü. Kürtler, Osmanlı bayrağına tükürmesi için onu zorladılar, ama -zaferin zaten kendilerinde olduğunu düşünerek- buna yanaşmadı. Yüksek kayalıklardan aşağı yuvarladılar onu. Sf. 166

     Alıntı; Dersim (Seyahatname) – Antranik, Ermeniceden Çeviren; Payline Tomasyan, (Aras Yayıncılık, Kasım 2012, Sf. 166) kitabından birebir alınmıştır.

  • Rusya ilk defa halkların özgürlüğü için Osmanlı halifelik tahtında oturan Sultan Mahmud’a karşı savaş açınca ve büyük bir cesaretle onun gücünü dağıtıp, Yunanistan da bağımsızlık ilan edilince, Sultan Mahmud çok geniş bir alana yayılmış olan imparatorluğundaki irili ufaklı çeşitli halkların hızla Yunanistan’ı örnek alabileceklerini, bunun da kutsal halifelik tahtını tehlikeye düşüreceğini hissetti.  Sf. 155

    Yıllar geçti ama başkalarının yanı sıra, isyankâr Dersim de Osmanlının hep gözü önündeydi; Osmanlı yönetimi Dersim’in Müslüman olduğunu düşünüp gerektiğinde ondan yardım alabileceğini de zannediyordu, ama nafile. Dersimliler Osmanlılara yardım etmemekle kalmayıp zarar da veriyorlardı, onlara düşmandılar; kısacası, en ufak bir fırsatta tüm çevre köy ve kasabaları, hatta memleketi kanla yıkamaya hazırdılar. Sf. 157

    Tam o sıralarda Rusya ve Türkiye arasında yeniden savaş çıkmıştı (1855-1856). Osmanlı ordusu Ermenistan’dan geçerek doğuya, Rusya’ya ilerleyecekti. Savaş alanına varmadan önce, aniden Dersim’e saldırdı, dağları bombalayarak, ormanları yakarak gücünü gösterdi. Sf. 157

    (1877 Türk-Rus savaşı). Osmanlı Devleti epeydir üstüne titrediği ve kendisine bağımlı kıldığını sandığı Dersim’den savaş için vergi veya asker istedi. Ama vergi ve asker vermeye hiç niyeti olmayan II. Şah Hüseyin Beg sultana koşullar öne sürmeye başladı:

    “Biz savaş için vergi ödeyemeyiz, askeri de bir şartla veririz. Dersimli kuvvetler arasına hiçbir yabancı (Osmanlı) asker veya komutan katılmayacak. Dersim’in ayrı ordusu olacak ve emir komutası bende olacak.” Sf. 160 

     Alıntı; Dersim (Seyahatname) – Antranik, Ermeniceden Çeviren; Payline Tomasyan, (Aras Yayıncılık, Kasım 2012, Sf. 155 ile 160 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dersim hakkında sadece 120 yaşındaki ihtiyar büyükannemin anlattığı çeşitli masal ve olayları hatırlıyoruz. Büyükannem, çoğu kez Dersim Beglerine “takavor” [kral] derdi. Bundan hareketle, yarım yüzyıldan da daha geriye gidildiğinde, Dersim’in tamamen özerk olduğu sonucunu çıkarabiliriz; ancak devlet sayılacak düzenli kanunları yoktu. Sf. 155

     Alıntı; Dersim (Seyahatname) – Antranik, Ermeniceden Çeviren; Payline Tomasyan, (Aras Yayıncılık, Kasım 2012, Sf. 155) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dersimliler Ermenilerin hep kendilerine dost olduklarını söyler. Hatta anlattıklarına göre, bir Ermeni papaz İmam Hüseyin’i evinde saklamış. Müslümanlar onu öldürmek istemişler ama papaz onu vermemiş. Hem de kendi yedi evladının kafasını kesip tek tek İmam Hüseyin’in başı diye göstermiş. Son evladının yüzü biraz benzermiş imama. Böylece hem İmam Hüseyin’in sağ kalmasını, hem de dini baskıdan kurtulmalarını sağlamış. Sf. 149

     Alıntı; Dersim (Seyahatname) – Antranik, Ermeniceden Çeviren; Payline Tomasyan, (Aras Yayıncılık, Kasım 2012, Sf. 149) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kızılbaşlar Osmanlıların deyişiyle Rafızi’dir. (dinsiz, batıl itikatlara inanan). Osmanlılar ise Kızılbaşlar nezdinde kokuşmuş Müslümanlardır veya tüm Kürtler nezdinde Horomlardır (Rum dölleridir). Sf.148

     Alıntı; Dersim (Seyahatname) – Antranik, Ermeniceden Çeviren; Payline Tomasyan, (Aras Yayıncılık, Kasım 2012, Sf. 148) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dersimlilerin kendilerine has hekimlikleri vardır. Dersim’in dağlarında yetişen bütün otlar ismiyle ve özellikleriyle her Dersimli tarafından bilinir. Her ot veya çiçek bir hastalık içindir ve yerliler genellikle otları o hastalıkların ismiyle de anarlar. Mesela kordnug khod [siğil otu] siğili olana yedirilir ve siğil derhal yok olur. Kosi khod [uyuz otu] da hastaya yedirilir veya kaynattıkları suyla yıkadıklarında hasta iyileşiverir. Cerrahlıkta ise fazla söze gerek yok, Dersimliler birinci sırayı alır. Kılıç veya kurşun yarası için menengiç zamkı, balmumu, siyah zeytin ve başka şeyler katarak bir merhem hazırlarlar; böylece üç-dört günde yara iyileşir. Eğer kurşun vücutta kalmışsa, bir fareyi yarıp yaranın üzerine bağlarlar, dört-beş dakika geçmeden kurşun dışarı gelir; fare bulunmadığı takdirde kurşun çıkana kadar yarayı emerler. Sf. 145

     Alıntı; Dersim (Seyahatname) – Antranik, Ermeniceden Çeviren; Payline Tomasyan, (Aras Yayıncılık, Kasım 2012, Sf. 145) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dersim’de, bilhassa Dujik taraflarında çok sayıda Ermeni yaşar. Tamamen özgür ve her türlü vergiden muaf olan bu Ermeniler, Mirakyanlar olarak bilinirler. Nüfusları 7.000 kişiyi bulan Mirakyanlar savaş sırasında, her zaman hazır bekleyen, 3.000 kadar cesur, Kürtler gibi savaş deneyimi olan askere sahiptir. Sf. 131

    Kadınlar erkeklerle aynı sofraya oturmaya yeltenmezler, “Yakışık almaz, kadınlar ve kızlar mütevazı olmalı,” vs. denir. Sf. 136

    Erkekler genelde 15-22 yaşlarında mutlaka evlenmiş olurlar; kızlar ise 12-16 yaşlarında evlenirler.

    Kızların eşini seçme ve kendisi için seçilene itiraz etme gibi hakları yoktur. Sf.138

    Onun için yetişkin delikanlılara aileleri şöyle öğütlerler:

    “İyi ananın kötü kızını al Bir gün yuvarlanır, döner Anası gibi olur.

    Ama kötü ananın iyi kızını alma Bir gün yuvarlanır döner anası gibi olur.

    Kenarına bak kumaşı al Anasına bak kızını al…” Sf.139

    Kız gelin olduktan sonra, mavi veya rengârenk leçeklerle örter yüzünü ve artık damattan başka kimseyle konuşmaya hakkı yoktur. Gelin bu şekilde senelerce kimselerle konuşmaz; genelde 25-30 yıl kayınpeder ve kayınvalideye kesinlikle konuşmadan gelinlik yapar, ta ki onlar bir hediye vererek kendileriyle konuşmasına -o da çok az olur ya- izin verene dek. Sf. 143

     Alıntı; Dersim (Seyahatname) – Antranik, Ermeniceden Çeviren; Payline Tomasyan, (Aras Yayıncılık, Kasım 2012, Sf. 131, 143) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dersimliler vicdanlı, merhametli, vazifelerine çok bağlı insanlardır. Güçsüze yardım etmek, fakire acımak, aç olanı doyurmak, üstü başı olmayanı giydirmek ve düşmanı affetmek veya cezalandırmak sevaptır. Sf. 129

    Zaman zaman sevdiği kız yüzünden başı belada olan sevgililer olur; çeşidi dini veya siyasi aşılmaz engeller karşısında sevdikleri kızla evlenemez, bu nedenle kaçmak zorunda kalır ve Dersim’e sığınırlar. Dersimliler nice fedakârlıklarla onlara kol kanat gererler. Bazen Dersim’e sığınanın peşine düşenlerle kanlı çatışmalara da girerler. Dersimliler, ellerine düşen biri “nişanlıyım” derse, kendilerinin azılı düşmanı da olsa, ona kıymazlar. Dulları ve yetimleri kollar, hele yetimin, “yazıktır” der, kılına bile dokunmazlar. Dersimliler kadınlara karşı da çok saygılı davranırlar. Bir kadın, anında tüm Dersimlilerin silaha sarılmalarını ya da derhal silah bırakmalarını sağlayabilir. Ölüm kalım meselesi olan kanlı savaşlarda tabii kadınlar da yer alırlar. Ama yine de karşı taraf kadınlara kesin tüfek doğrultmaz, korkutmak için bile kılıç kaldırmaz, kadına silah doğrultmak veya el kaldırmak hem erkeklik için büyük ayıp, hem de çok günahtır. Sf. 130

     Alıntı; Dersim (Seyahatname) – Antranik, Ermeniceden Çeviren; Payline Tomasyan, (Aras Yayıncılık, Kasım 2012, Sf. 129, 130) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dersimliler aynı zamanda güneşe, aya, çeşitli parlak yıldızlara (gezegenler), şafağa, günbatımına, havanın çeşitli durumlarına, her birine birer anlam yükleyerek huşuyla taparlar. Aynı şekilde ateşe, suya, toprağa, taşa, oduna, bitkiye, ağaca vs. de inanır, tapınırlar. Sf. 125

    Kuraklık yıllarında, yeni ölmüş birinin kafasını (ölü yakınlarından gizli) keserler ve götürüp nehrin veya gölün kıyısına gömerler ki yağmur yağsın. Eğer haddinden fazla yağmur yağarsa, dursun diye, khaçergatı yağmurun altına bırakırlar. Sf. 126, 127

    Gökyüzünde kuyruklu bir yıldız gözüktüğünde Tanrı’dan bir bela geleceğinin işaretidir. Bir yıldız kaydığında ise birinin öldüğünün işaretidir; çünkü herkesin bir yıldızı vardır gökyüzünde; hayatının ışığıdır o, sönüverir birden.

    Eğer hatmi çiçeği kapanırsa dolu yağar.  Sf. 127

     Alıntı; Dersim (Seyahatname) – Antranik, Ermeniceden Çeviren; Payline Tomasyan, (Aras Yayıncılık, Kasım 2012, Sf. 125 ile 127) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dersimlilerce sayılacak en kutsal şey erkândır (amentü veya Musa’nın asası). Biri Musa’nın asasına küfür etmeye cüret etse Dersimliler fena halde öfkelenir, hatta ölümle tehdit ederler. Seyitlere ve dedelere göre Musa atalarıdır ve kimi de kendilerinin, özellikle seyit ve dedelerin onun soyundan geldiğini iddia ederler. Sf. 123

     Alıntı; Dersim (Seyahatname) – Antranik, Ermeniceden Çeviren; Payline Tomasyan, (Aras Yayıncılık, Kasım 2012, Sf. 122) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dersimlilerin kendine özgü, hiçbir kitaba bağlı kalmadan, sözlü olarak aktardıkları bir dinleri vardır. Ama bu dine ne ad verilir bilemiyoruz. Ne Hıristiyan, ne Müslüman ne de Musevi. Hepsinin karışımı; eski ve yeni tüm dinlerin karışımı. Görünüşe göre Museviliğe daha yönelimlidirler. Museviliğe ait dini ritüeller hemen büyük ölçüde onlarda da görülür ama Tanrı tarafından gönderilen tek kutsal kişinin Ali olduğuna inanırlar. Ali kadar İsa’yı da sayarlar. Çünkü seyitler ve dedeler derler ki “Allah tarafından gönderilen aynı azizi Hıristiyanlar İsa olarak gördüler, biz de Ali olarak. Öyle ki bizim ve sizin aranızda büyük din farkı yok, farklı olan adlar, İsevi ve Alevi.” Sf. 122

     Alıntı; Dersim (Seyahatname) – Antranik, Ermeniceden Çeviren; Payline Tomasyan, (Aras Yayıncılık, Kasım 2012, Sf. 122) kitabından birebir alınmıştır.

  • Burada, kendi kökenleri hakkında bizzat Dersimlilerin görüşlerinden bazılarını da ekleyeyim. Hepsi olmasa da büyük bir kısmı, atalarının Ermeni olduğu görüşündedir.

    Buna tamamen kanaat getirmişlerdir ve karşılarındakini de bu görüşlerinde hiçbir acayiplik olmadığına ikna etmeye çalışırlar. Yolculuğum esnasında meşhur bir seyidin yanında misafirdim. Onların gelenekleriyle ve geçmişleriyle ilgileniyordum. Ataları hakkında bilgi rica edince seyit şunları anlattı:

    “Atalarımızın Ermeni olduğuna dair şüphemiz yoktur, çok kanıt var. Dedem anlatırdı, büyük dedesinin amcası Havlor Surp Garabed manastırının başrahibi olmuş. Ondan kalan ve bizim elimize ulaşan birkaç kitap kutsal birer miras olarak nesilden nesile aktarılır. Sf. 120

     Alıntı; Dersim (Seyahatname) – Antranik, Ermeniceden Çeviren; Payline Tomasyan, (Aras Yayıncılık, Kasım 2012, Sf. 120) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bütün Dersim’de, ayrı ayrı aşiretler halinde, 200 bin dolayında İslam olmayan Kürt yaşar. Bunlara genellikle Kızılbaş adını verirler. Bunların bir bölümüne de Çırak söndüren (1) derler. Bugüne değin hangi ırka veya millete ait oldukları, yani hangi soydan geldiklerine dair somut bir kanıt yok. Şimdiye kadar hemen tümüyle başına buyruk kalarak, yurdumuzda bir tür cumhur idaresiyle yaşamaktadırlar. Sf. 118

     Alıntı; Dersim (Seyahatname) – Antranik, Ermeniceden Çeviren; Payline Tomasyan, (Aras Yayıncılık, Kasım 2012, Sf. 118) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2022); Antranik burada çırak söndüren derken, mum söndürme olayından bahsediyor. Birkaç aile bir araya gelip mum söndürerek eşlerini değiştirdiklerini kastediyor. Bu mum söndürme Yahudiler ve Sabetaylar için de iddia ediliyor.

  • Dujik veya Movses Khorenatsi’ye göre Arüdz; Dujik-Baba dağının adıyla anılan Dujik, Kuti Deresi’nin güney batısında, Ovacık’ın doğu sınırının yakınındadır. Burası bağımsız Dersimin en büyük bölgesidir. Dujik’te 65-70 bine yakın Kızılbaş Kürt yaşar; çeşitli aşiretlere bölünmüşlerdir. En büyük aşiret reisi aynı zamanda Dersimin genel dini lideri Kureşanlılar aşiretinden Seyit İbrahim Beg’dir. 35-40 bin kadar silahlı genç her an düşmana karşı koymaya hazırdır. Dersim’in bu bölümünde ayrıca Mirakyan aşiretinden de Ermeniler vardır. Genellikle Havlor’da ve Havlor Surp Garabed manastırında yaşarlar; sayıları yedi-sekiz bin kadardır. Sf. 114, 115

     Alıntı; Dersim (Seyahatname) – Antranik, Ermeniceden Çeviren; Payline Tomasyan, (Aras Yayıncılık, Kasım 2012, Sf. 114, 115) kitabından birebir alınmıştır.